Nasıl yapmalı?
13 replies · 486 views
Nasıl yapmalı?
Çernisevski'nin zamanında yazdığı iki ciltlik bir romanı vardır. Konu, başlığını direkt olarak o kitabın birincisinden alıyor. Yani bu konu başlığı altında bir birimizin kafasını, kaşını yararak (bizim üslubumuz ya ! ) Türkiye Sineması nın nasıl geliştirilebileceğini konuşalım. Şöyle ki ben kendi adıma ne yaparsam bu sanatı hak ettiği yere taşımada bir tuğla koymuş olurum. Yada hani hep diyoruz ya "herkesin niyeti yönetmen olmak" ona benzer ve temelde benim yöremdeki ağalık düzenini arkasına alan bir söz vardır..: "Sen ağa ben ağa, peki ya ağırdaki ineği kim sağa" diye. Evet olay tam bu değilse bile bunun çevrelerinde bir yerlerde. O nedenle şunu diyorum. Herkesin kendi yeteneğine uygun bir şekilde sinemanın içerisinde yer alması nasıl sağlanabilir. Örneğin; ilk olarak kısa film çekmek aklıma düştüğünde ilgimin hep odağında olan ve Internet de hep savunduğum korsan piyasayla alakalı bir şeyler çekmek gelmişti. Bu konuda bir sürü arkadaşla sohbet ettim. Hem de bu işin ayak işlerini yapanından tutunda bu işi sen yapıyorsun dediklerine kadar. Ne oldu? Sonunda çekme aşamalarına geldiğimde karşıma kim çıktıysa senaryo ve yönetime ortak olmaktan ziyade tamamen kendi eline almaya varacak bir tavır içine girdi. Bende geri adım attım. Attım çünkü neticede o film benim isteğim şey olmayacaktı. Benim mesajımı taşımayacaktı. Bu nedenle daha küçük benim kontrolümde olan projelere yöneldim.
Netice itibariyle gelmeye çalıştığım nokta şu ki; yukarıdaki paragrafta buram buram benim egom da kokuyor. Yani sonradan baktığında bu biraz daha netleşiyor.eee? Eeesi şu ki bunların önüne nasıl geçip adam akıllı bir ekip olma yoluna gideceğiz. Yani kim patron olacak. Yada kimin "fikrine hizmet etmiş" olduğumuzu düşündüren soruları nasıl gidereceğiz? Böyle yığınla soru var kafamda. Eh ben oturup evde de bunlara cevaplar bulabilirim ama konuştuğumuz şey şiir, resim, müzik(bir yere kadar) değilse tabii ki bir ekipten söz ediyor olacağız ki bu noktada Özcan deniz başlığında sık sık gelinen o sosyolojik çıkarımlara ihtiyacı çıkıyor ortaya. Ben lafı daha fazla uzatmadan sıradaki arkadaşa teslim edeyim de bakalım (belki bundan önce kaç başlıkta değinilen bu konuda) bir yerlere varabilecek miyiz.?
şahsi kanaatim, esas maksat film çekmekse, anlatılacak bir dert bir tasa bir olay olduktan sonra, ve de gerekli olan sinema sevgisi olduktan sonra bir film çekilir, sinema yapılır... gerisi yalandır, ekip mekip halledilir, sorunlar çözülür...
Atatürkün ilk ve orta dreceli okullarda pek bi meşhur muabbeti vardı:)
-silah yok?
-bulunur
-ordu yok?
-bulunur
-düşman çok?
-yenilir...
ben şuna çok inanıyorum. anlatacak iyi bir hikayen ve hazırda senaryon varsa gerisini halletmek için işin yarısını bitirmişsin demektir. küçük bütçeyle çekilebilecek bir film için ekip de bulunur, oyuncu da, malzeme de. bunlar gerçekten iyi hikaye ve senaryoya göre daha kolay elde edilebilecek şeyler. Ama en önemlisi insanların o projeye inanması. Yoksa şu an sinefil'i silkelesek hemen bir ekip kurabiliriz bence.
bu konu guzel ve onemli bir konu.. soyleyecek sozum var lakin yazmaya vaktim yok.
hemen sunu soyleyeyim carcabuk:
ben sorunun para ve malzeme olduguna inanmayanlardanim. paranoidandronide katilmaktayim.. birisinin cok inandigim projesi oldugunu bileyim elimden ne geliyorsa fazlasiyla yaparim. sponsor bulmaksa sponsor aramak, senaryo calismalarina destek atmaksa atmak.. neyse ne.. insanlarin once "film cekme" atesinin yanina ".... filmini cekme" atesini koymalari gerek.. hemen hemen herkes film cekmek isiyor. ama o kadar... nasil bir film, ne anlatacak, uslubu ne olacak vs.. sorulariyla pek hasir nesir olunmuyor. bence soyleyecek sozun, anlatilacak seylerin uzerinde durmak lazim evvela.. gerisi corap sokugu gibi gelir. inandigimiz bir proce olsun ulasabilecegim pek cok yetenekli oyuncu var. sag olsunlar hali hazirda yapimcilik yapan pek cok arkadasimiz var. bir kac guzel yonetmenle baglantimiz var. baglanti yoksa da bulunur, kurulur...
herşey iyi güzel de bütün söylenenlerin kapısı iyi senaryoya çıkıyor yada ben böyle anladım. yani türkiye aslında ekip ve ekipman sorununu hal etmiş durumda. yalnız yaşar kemal gibi yazarları yok ve senaryo üretemiyor bu nedenlede biz film yapamıyoruz a geliyor. bence bu çok saçma. saçma çünkü bu ülkede başka bir yerde az rastlanır mitoloji, tarih var. filme çekilecek o kadar çok şey var ki Sinan çetin in elinde heba olup gidiyor. bu ülke kaç tane işte sensin diyebilinecek konuyu heba etti bilimiyorum. ama lütfen kalkıp ta bana bizim sorunumuz inandığımız ve bizi bir yere götürecek senaryo yok demeyin. bu gün (mem û zin i izleyenler bilirler ) Ehmedi Xani 'nin o güzelim romanını telef edilmiştir. sinefili silkelesek bir ekip çıkar diyorsunuz. bende biraz zor çıkar diyorum. ekip olmak öyle internette sanal bir şekilde hal edilecek bir olay değildir. gerçekçi olalım ve ayaklarımız yere bassın derim.
Martin senin söylediklerine gelince. bak kardeş bir arkadaşımız bu sitede sponsor arıyorum diye ilan verdi değil mi? ve bir süre sonra açılan hesaba aslında hiç kimsenin para yatırmadığını da söyledi. bunlar tamam. erken sonuçlandırdı. haberimiz olmadı gibi bahanelere diyeceğim yok. ama öyle ahım şahım yardımlar da yapmamız mümkün değil. çünkü bizlerin de maddi durumumuz malumdur. malumdur diyorum çünkü senin gibi zamanının çoğunu sinefil başında geçiren bir arkadaşın büyük paralarla iç içe olmadığını tahmin etmek güç olmasa gerek. bir projede hemen hemen en güç durumu yaratan söyediklerinizin aksine kaliteli bir ekip ve bu ekibi bir arada tutacak güç olan paradır. insanları bir arada tutması yönüyle değil bir ekibi ticari bir amaç için bir araya topluyorsan onları bir arada ancak para tutabilir. ....
Atatürk hep bir şeyler söylemiş ve söylemeye devam edecektir de !!!
öncelikle elmalarla armutları karıştırmamak lazım...
bir arkadaşın sponsorluk arayışına iyi niyetimizle yardım etme isteğimizle,
güzel bir senaryoyu çekmeye girişmek için ekip toplamak arasında dağlar kadar fark var. biz türkiye'de malzeme yok dememiştik, ya da ben...
iyi senaryomuz yok dedik...
aha işte senaryo dediniz de ekip çıkmadıysa böyle karamsar olmanızı anlayabilirim tabi ama böyle bir şey ortaya koymadan bence peşin hüküm vermeyin. sadece benim çevremde bedavaya öğrenci işlerine sırf yardım etmek amacıyla ışık götüren, bilfiil çalışan arkadaşlarım var. profesyonel olarak kurgu yapan, yönetmen yardımcılığı yapan arkadaşlarım var. bunların hepsi de iyi senaryo olursa koşa koşa gelecek insanlar. oyuncu bulmak da sorun değil. bunları neden yazıyorum, çünkü gerçekten iyi bir şey olursa bu sanal ortam diye görülen sinefil'den sürüsüyle adam çıkar. üstelik şimdi daha da güçlendik. sinefil buluşması sayesinde sanal gerçeğe dönüştü. kontaklar kuruldu, bağlar güçlendi...
hala aynı şeyi savunuruyorum, elinizde gerçekten iyi bir hikayeniz varsa
paylaşın, sonucu beraber görelim... ha olmazsa tükürdüğümü yalar, özrümü dilerim ama en azından denemiş oluruz.
not: umarım çok sert bir üslup olmamıştır. niyetim bu değil. sadece ateşli bir ruhla yazdığım için böyle:)
Last edited: May 06, 2004, 03:26 PM (1)
paranoidandoind kardeş üslubunun ne kadar sert olduğunun benim için bir önemi yok. ben şuna önem veririm : söylemek istediğin bir şeyler varsa onu açıkça ifade edersin bende senin fikrine kendimce anlamlar biçer ve uygun cevabı yazarım. yok kalkar ukalaca cümcecikler kurulursa... adam yerine koyup cevap yazmamak en iyi cevaptır.
şundan emin olki öyle hayali şeyler düşünüp senaryolar üreterek yazılar yazmıyorum. bir öğretmen arkadaşım yazdığı senaryoyu filme çekmek için öğretmenliği bırakmış altı yedi aydır istanbulda sponsor arıyor ama yok. niye acaba?
çünkü.. çünküsüne neden gireyim ki sizin zaten gemileriniz var ben neden karpuzlarla başınızı ağrıtayım ki :(
N@N wrote:
şundan emin olki öyle hayali şeyler düşünüp senaryolar üreterek yazılar yazmıyorum. bir öğretmen arkadaşım yazdığı senaryoyu filme çekmek için öğretmenliği bırakmış altı yedi aydır istanbulda sponsor arıyor ama yok. niye acaba?
çünkü.. çünküsüne neden gireyim ki sizin zaten gemileriniz var ben neden karpuzlarla başınızı ağrıtayım ki :(
belki de arkadaşının senaryosu kötüdür, ya da yanlış yerlerde, yanlış yollardan, yanlış bir iş yapıyordur. ben iddia ederim ki bu ülkede film çekmeyi bir tutku derecesinde isteyen her insan öyle ya da böyle onu çeker. hatta beğenmezse daha iyisini tekrar çeker. yeter ki senaryo senaryo olsun. "karpuz kabuğundan gemiler yapmak" filmi de bunun en güzel örneğidir.
üstelik paranoidandroidin dediği gibi güzel bir senaryo için bedava çalışacak bin tane profesyonel teknik eleman var bu ülkede. dünyanın hiç bir yerinde bulamayacağın bir şeydir bu. eksikleri varsa fazlaları da var sistemin. yani karpuz kabuğundan gemiyi yapmaya başladıktan sonra, güzel olacağına inanan herkes küreğini kapar gelir, sen de motorum yok diye üzülmezsin.
N@N, önce senin yazdıklarını yanlış anladığımı sanmıştım. Ama senin bu başlığın altına attığın bütün mesajlarını okudum. Sen "Türkiye'nin sinema sektörünü nasıl kalkındırırız?" diye düşünerek bu başlığı açmamışsın. Sinefil olarak nasıl biraraya geliriz de bir projenin altına imza atarız diye sormuşsun. ben de buna cevap verdim. Türkiye'deki sinema sektörünün ahım şahım bir büyüklükte olmadığını sen de biliyorsun ben de. Yani senin herhangi bir arkadaşın 6 ay çalışıp senaryo yazdı diye bunu satamadıysa onun sorunudur. bunun benim sana anlattıklarımla hiçbir alakası yok. Bu zaten, sen ya da arkadaşın o senaryoyu sinefile göndermedikçe hiçbirimizi alakadar etmez. Ne yani okumadığım bir senaryo ve tanımadığım bir adam için suçluluk duymamı ve üzülmemi mi istiyorsun. Olamayacağını sen de biliyorsun. ben sadece ve sadece; tekrar söylüyorum: sinefil, inanacağımız iyi bir senaryo varsa biraraya gelir ve bir şeyler çeker, diyorum.
bunda alınacak ve bozulacak ya da surat asıcak bir şey de görmüyorum. sana yönelik kötü bir niyetim, duygum vs. yok. sen çözüm önerisi istedin. yani başlığı açarken demek istiyorum. ben de aklımdakini yazdım. senin inandığın bir kısa film senaryosu varsa gönder sinefil e, bakalım, konuşalım. sonra çekmeye uğraşalım. sağlıcakla kal...
epeydir foruma sadece "bir arkadasa bakip cikicam" durumunda takilabiliyorum. malum hayat bir yandan tum hiziyla devam ediyor ve ekmek parasi kazanmak zorundayiz. :-) boyle olunce icine girmis oldugum tartismalarda kacak dovusuyor gibi algilnmak istemem.
n@n'in actigi tartisma cok farkli bir yere kaymis sanki. fakat bir arkadasin film cekme sorunu uzerinden genellemeye varmak bizi cok tehlikeli yerlere sürükler bizi.
ben temel problemimizin para olmadigini israrla one surerken para problemimizi hallettigimizi ve imkan bollugu icinde oldugumuzu soyleyecek kadar cahil degilim bu konuda. film cekmeyi kafasina koymus, kendi düsünsel zemini netlestirmis, sinemayla olan iliskisini kendi icinde daha tutarli bir bicimde tanimlamis kisilerin film cekebilmenin tum yollarini kullanabileceklerini ve tikanmisligi asacak yaratici formulleri de gelistirebileceklerini soylemeye calisiyorum.
gece gun bir arkadasla sohpet ederken soz fransiz yeni dalga hareketinden acildi. bu hareketteki gibi acaba "kamerayi sokaga cikartan", dusuk maliyette filmler cekmeye tesvik edecek bir kultur ortami yaratmanin imkani nasil olur cinsinden bir sohpte tutusmustuk. olur olmasina da.. yeni dalgayi hazirlayan etkenleri iyi anlamak lazim boyle dusunebilmek icin. chier du cinema dergisi, fransiz sinematek'i, IDHEC gibi kurumlar o ulkede sinemanin entellektuel duzeyde tartisilmasini sagladi. sinefillerin sinema dusuncesi ve kulturu ile beslenmesini sagladi. ne yapmak istedigini gayet iyi bilen sinefillerin de uretim surecine gecmeleri zor olmadi. oncelikle bu ulkede de o sartlarin olusturulmasina gayret etmek gerek. cok kaba ve arabesk bir bicimde soyleyecek olursam "cile cekmeden film cekilmiyor"..
tipki yeni dalgayi olusturan donemde oldugu gibi teknolojik gelismeler endustrinin carklari disina cikilabilmesine buyuk olanaklar sagliyor. o donemde 16 ve 8mm formatlarin kullanima girmesi film cekmek isteyen sinefillerin isini nasil kolaylastirdiysa bugun de dijital teknoloji ayni olanaklari sunuyor. fakat dedigim gibi once dusunsel temellerin olusmasi gerekiyor. kamera ve yeterli donanima sahip olunca iyi sinemaci olunmuyor otomatik olarak. bir dusunsel zemine ve perspektife ihtiyac var.
ben internetin gucunu cok onemsiyorum. bu tip siteler sayesinde sinefillerin ihtiyac duydugu sinerjileri yaratmak mumkun. kendi adima film cekmek icin henuz gerekli olgunluga ulasmis hissetmiyorum kendimi. lakin yasamin izin verdigi surece benzer duygularai, heyecanlara ve bakis acisina sahip kisilere destek olmaktan da cok buyuk bir tatmin duyarim.
bu calakalem yazi icin ozur dilerim. aklimdan gecenleri ortaya dokuverdim.
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=3365&tarih=11/05/2004&ek_tarihi=08/05/2004
bu yazıyı haftasonu okudum. bu başlık altında yaptığımız yazışmalar aklıma geldi. o yüzden herkesin okumasını istedim. hiçbir ard niyet beslemiyorum yani:)
ama umudumuzu yitirmeyelim...
bu konuyu nasıl görmedim bilmiorum ama şimdi gördüm neyse:)
her şey o kadar birbirinin içine geçmiş durumdaki nerden başlayacağimi bilemiorum.şöyle ki,ilk olarak düşünsel zemini senaryo,fikir ve mesaj bağlamında toparlayabilmiş olan 'aylak' yönetmen we ekip,filmine başlayıp bitirebilir mi?
2.ci olarak, sölemek istediğini söyleyeceksin cünkü taviz vermeyi sewmeyen bir insansın,ama ekipman ve gerekli mali destekten yoksun olarak filmini çektin,sana ilk gülecek olan ve sırtından vurmak isteyenler senin sektöründen we akademik camiandan adamlar olacak.hadi bunu da geçelim.
3.sölemek istediğini ve vermek istediğin mesaji da içeren bir filmi para vb bularak teknik imkanları da arkana alarak cok güzel bir film yaptın,içine sindi yani.hadi dağit bakalım? bir kaç arkadasın ya da 500-600 kişi hariç o filmi binlere milyonlara ulaştır?
4.hadi bu sektör durumunu da geçtik artık onu da aştın,istediğin filmi yaptın ve dağittin bütün saolnlarda oynadı.senin mesajını önemseyen 'kütle' haline gelmemiş bir kitle(sayıca fazla olan insan topluluğu anlamında kullanıldı) var mı?
5.tamam bunu da geçtik.diyelim ki senin filminin vermek istediğini alacak olan 'topluluk' da var.ee zaten bu olsa biz burda tartişior olmazdık.ewet bu son madde biraz saçma oldu.
neyse sorun az biraz,kaba olarak saptandı kabul edersek çözüm için bir kaç seçenek war(tabe bunlar kişisel fikirler,belirteyim de sonra birileri çıkıp, yaaa kardeşim polemik yapma falan filan diyo, adamı kıl edio, neyse dewam edelim))
çözüm1=taviz verme durumu(akılcı taktik)
ordan burdan herkesin gönlünü hoş tutma durumu,biraz kendinden verecen biraz karşıdan alacan falan.puan 7(türkiye için mantıklı)
çözüm2=bana ne ben istediğimi yaparım modu(özgürüm,dağitirim yaparım taktiği)
hiç bir sansüre ya da aman biri filmimi beğenirmi endişesine kapılmadan bi şeyler başarmayı umma falan filan.puan 8(türkiye için önerilmez,kosla ile belki:P)
çözüm3=yaa kardeşim ben de para war yurtdışı bağlantisi falan yaparim bi şeyler ayaği(benzerleri denenmekte ama yine de sorunlu bir yol)
bazı kuruluşlardan ya da mali kaynaklardan çeşitli sebeplerle para yardımı alma,filmi çekme dağitimda we ulaşimda daha az sorun yaşama durumu.puan 6(ehhh fena değil ama 1. ye yakın sayılır)
çözüm4=offff be film çekip de napacam ticaret yapacam ben vakası(?)
çözüm5=cevre,topluluk dayanışması ve inançla festival vb seyler yönelip bi şeyleri az da olsa değiştirmeye çalişma modu(2. maddenin ılımlı hali)(bu da türkiye için önerilmez,tasavvuf yolu daha mantıklı,en azından tanrı yı bulursun falan belki)(puan 7)
çözüm6=ya biz tartişalim edelim taşlar yerinden oynar belki durumu(oynar ewet neden oynamasın ki:P,mesela hindistan da mı ne nasıl kavallan yılanlar oynuo aynen onun gibi)(bu film çekmeyle alakalı olmadı pek ama altyapı acısından önemli tabe)puan 6
çözüm7=ne yani öle mal gibi duralım mı isyani!!!!(tabi bu da saçma oldu bi yerden başlamak lazım)puan 5
kısaca ben bayaği yazdım ama işin doğrusu galiba bir arpa boyu gittim we çözümler dediğim şeyler bile sorunların açıklamalı yansımalarıydı.belki de sorun kafamda çözüm için herhangi bir açık bile bulamamış olmam.ama yok durum bu kadar umutsuz olamaz.olmamalı.
ama aklıma şimdi gelen şey gayet soyut ve genel olan bir şey 'zaman' oldu.çözüm 'zaman ve insan'!.ve tabi ki zaman süreci içinde 'çaba'.
bitti.fin!
You need to log in to post a reply.