Kadir Kıymeti Bilinmeyen veya Abartılan filmler
14 replies · 338 views
Kadir Kıymeti Bilinmeyen veya Abartılan filmler
pornografi ve erotizm başlığında aklıma düşen "Lucia El Sexo" filmi bana bu başlığı açma fikrini verdi.Bence anlatım açısından ve hikayesiyle nerdeyse bir başyapıt gibi duran film , porno film muamaelesi görmüştü.
Sinema tarihinde hakettiği yerde olduğunu ve olmadığını düşündüğümüz filmler var. Bazıları gereğinden fazla abartılmış bazılarının da kıymeti bilinememiş.Bu filmleri paylaşalım tabi nedenleriyle.
Nedeniyle dememin sebebi polemiğe çok açık bir topic olacağını düşündüğüm için, yoksa tabi ki düz listelerde yapabilirz.
Mesela Monster's Ball. Filmi neredeyse başyapıt ilan edenler oldu. Çok işlenmiş bir konuyu yeniden ele alan ve kötü olmayan bir dramdı. Berry'in oyunculuğunda ki tarif edilemez tatları ise ben alamadım. Başkalarından hiçbir farkı yoktu.Bazı sinema yazarlarımızda filmi yılın en iyilerinden biri yaptı.Özgün bir tarafı olmayan ve siyasi nedenlerden ötürü Oscar alan bu film hakettiği yerin çok üstünde duruyor bana göre.
Braveheart şüphesiz iyi bir film ama şu konumunu hakediyormu ? Bir efsane oldu. En çok abartılan filmler listesinde çok iyi film olmasına rağmen başa güreşir.
Aynı şekilde Gladyatör.
Nedense hep Oskarlı filmler geliyor aklıma!..
Last edited: Apr 29, 2004, 12:55 PM (1)
yojimbo wrote:
Bastaci yapilan bok:
Titanicaynen bende uyuz olmuştum o kadar abartılmasına
titanic filminin balon yapılmasına katılıyorum.ben daha filmi tam olarak izleyemedim bile,jenerik müziğini duydukça afakanlar basıyooo.
Zaten insanlar vizyona girmeden önce de o celine dion'un ruh daraltan klibi,müziği ve filmin bolca dönen fragmanları sayesinde filmin başı,finali vs. hakkında herşeyi biliyorlardı.
Ha şu konuda bir case study olabilir:Bir şeyin reklamını yapmanın bokunu çıkarmak ve satışta başarılı olmak konusunda.
iki tüketici grubu yarattı,
a)koşulsuz sevenler(ürünün avukatı olanlar)
b)irrite olan tüketici
shattimento wrote:
titanic filminin balon yapılmasına katılıyorum.ben daha filmi tam olarak izleyemedim bile,jenerik müziğini duydukça afakanlar basıyooo.Zaten insanlar vizyona girmeden önce de o celine dion'un ruh daraltan klibi,müziği ve filmin bolca dönen fragmanları sayesinde filmin başı,finali vs. hakkında herşeyi biliyorlardı.
Ha şu konuda bir case study olabilir:Bir şeyin reklamını yapmanın bokunu çıkarmak ve satışta başarılı olmak konusunda.
iki tüketici grubu yarattı,
a)koşulsuz sevenler(ürünün avukatı olanlar)
b)irrite olan tüketici
ne yalan söyliyim banada afakanlar basıyordu
büyük tepki çekmeyi hatta hakaretlere boğulmayı göze alarak titanic'i bi kaç konuda savunmak istiyorum.tamam bu film benimde en sevdiğim 850 film listesine girmez,celine dion'u duyunca benide afakanlar basıyo,genç kızların di caprio için ağlama partileri düzenlediğini bilmek kusma isteği uyandırıyo falan filan ama bu "titanik ne iğrenç filmdi ama dimi" rahatlama seşınlarından o kadar bıktımki tarihin bu en çok nefret edilen filminin(nefret etme nedenleri-şişirildikçe şişirilen pazarlama maliyetleri-saçma sapan bi di caprio "mit"inin oluşturulmaya çalışılması-genç kızlarda I.Q. düştükçe filme olan ilginin artması-dünyanın en gereksiz organizasyonu akademi ödüllerinde kazanılan 11 oskar vb....)artık sinema tarihinin en "under-rated"(türkçede tam bi karşılık bulamıyorum)filmlerinden biri olduğunu düşünmeye başladım.yani açarsak teknik olarak bence şahane bi iş çıkarmış olan james cameron'ın böyle sahneler çekmesi için gerekli olan maliyet arttıkça yapımcının hasılatı garantiye almak için pazarlamaya,irrite ediciliğe abanması,zannımca james cameron'ın çıkardığı işin (filmin bütününden bahsetmiyorum) çok fazla hafife alınmasına,aşağılanmasına neden olmuştur.bu yüzden bu büyük yönetmenin hatrına filmi aşağılarken daha dikkatli olalım,olmayanları uyaralım diyorum.

:))
Bir filmi bugün seyrettiğinizde sizi sarmayabilir,hatta yarıda bırakıp cıkarsınız ama başka bir zamanda seyrettiğinizde sevebilirsiniz bile.
Filmi seyrederken ki ruh haliniz,aklınızın nerelerde olduğu yada filmden beklentileriniz zamanla değişebilir.
Titanic için güzel bir harmandı ama soundtrack yüzünden kustum diyebilirim.Ayrıca yönetmeninde bu film yüzünden hollywooddan sürülmesi
de bu film için ödenen bedeli gösterir.
English Patience sinemada sevmedim ancak tv den seyredebildim.
Bence harcanan filmler arasında Being There (Peter Sellers,1979) başta gelir.
Tabiki sinema filmi yada aslında hayatınızdaki herşeyle ilişkiniz ;o materyalle karşılaştığınız andaki moodunuzla çok alakalı.Bu işin bireysel bir boyutu.E sinema ticari bir sanatsa/ya da kabul etmeyenler varsa/Hollywood ticari sanat olması üzerinden yürüyorsa ve pazarlama tekniklerini bu kadar ustaca kullandıklarını/hatta oscar ödüllerini bile bu tekniklerle yönlendirilebildiğini iddia ediyorlarsa/olayın seyirciyi irrite etme (ki bu bireysel değil) raddesine vardığı düşünülmeli idi.
Bu yönetmeni bağlar mı hayır bağlamaz,onun şanssızlığı diyelim.
Ama her filmle ilişkimiz, o anda düşündüklerimiz,etkilendiklerimiz,içinde bulunduğumuz psikolojikortam (hiçbiri bireysel değil/toplum olarak) ile ilgili .ve o şartlar altında değerlendirilip,hayatımızdaki yerine yerleştiriliyor.
Bu açıdan bakıldığında evet teknik anlamda Titanic'e haksızlık yapmış olabiliriz/fakat öykü gerçekten çok zırlak/fazla dramatize edilmişti.
TRT 2'de dönen siyah-beyaz bir Titanic vardı-bilmem hatırlarmısınız-benim hala favorim odur.
braveheart ve saving private ryan(sevmiyorum kardeşim savaş filmlerini)
kubrick fanlarını delirtme pahasına "eyes wide shut" diyecem.
ve "geçmişi olmayan adam"
underrated olarak da hanekenin funny games i
You need to log in to post a reply.