Crimes and Misdemeanors üstüne geveleme
5 replies · 212 views
Crimes and Misdemeanors üstüne geveleme
TV gösterimi bahanesiyle üstüne birkaç şey karalamak istedim.
Felsefi temelleri Woody Allen’ın diğer filmlerinde de şekillendirdiği, hayatın anlamı, evrende yerimiz, ve ölüm temaları üzerinde toplanan bir film.
Bu film Woody’nin kafasındaki düşüncelerini kusursuz şekilde derli toplu bir hikaye akışı içerisinde kaydırabildiği bir başyapıttır benim gözümde. Film temelde iki paralel hikaye anlatıyor, Judah(Martin Landau) ve Cliff(Woody Allen)’in hikayeleri ve dokundukları yan karakterler.
Hayatlarını yorumlayış biçimlerini kökten değiştiren olaylar ve sonunda bir araya gelip yapılan bir hesaplaşma. Filmde genelde Woody’nin filmlerinde görüldüğü üzere akışı bozup araya yumuşakça giren flashbackler ve hayal sahneleri hikayenin örülüşünde çok etkili. Judah’ın ahlakı ikilemini yaşadığı gece Ben’le kafasında yaşadığı hesaplaşma bir Bergman filminden süzülen bir sahne gibiydi.
Varoluşçu problemlerini vardırdığı nokta filmde, aşık olduğu kadını bu gerçek dünyanın algılarında kaybeden Cliff’in durumuyla paralellik gösteriyor. Üzgün, bıkkın, anlamsız gözlerle etrafına bakan ve içine daldıkça daha da kopup gittiği bir gerçek dünya Cliff’in filmin sonunda başbaşa kaldığı yer. Her ne kadar filmdeki aydın Louis Levy’nin söyledikleri Woody’nin ağzından çıksa da, filozofun intiharı içine düşüp de çıkamadığınız çelişkileri yansıtıyor aslında.
Filmin galipleri Judah ve Lester için, ve Woody’e göre baş galip olan Ben için ortaya koyduğu hikaye; belki de Tanrının her koşulda gerçeğe tercih edilir varlığını olumluyor. En azından mutlu olmak için bir yerlere dayanma ihtiyacı; o dayanakların varolup olmadığıyla ilgisi olmayan bir ihtiyaç.
Gittikçe körleşen Ben üzerinden inancın bireyi getirdiği durum dehşet bir metaforla anlatılmış, ama asla olumsuz bir yargı olarak değil bana göre. Çünkü Ben mutlu olmaya devam ediyor. O küçücük, karanlık dünyasında inancıyla, özüne duyduğu sevgiyle ayakta kalmak bir yana koşup dans edebilecek durumda (son sahnede göründüğü gibi). Kendi kendine yapılan bir hesaplaşma Woody’nin yansıttığı burada. Gerçek hayat bir şekilde kendi boşluklarını kendin doldurmaktan ibaret. Eksikliğini hissettiğin duyguların ya da imgelerin yerine başka bir şeyler koymak, ve kendini tam hissetmek.
Gerçek ve film dünyası filmde sürekli vurgu yapılan bir başka ilişki. Hitler muhabbetinde olduğu gibi tarihi kazananların yazacağı fikri, Lester gibi kazananların toplum önünde bilinçli bir şekilde baş mevkileri tutacağı gerçeği kaçınılmaz bir şekilde nihilizmi ya da anarşizmi çağrıştırıyor.
Filmin sonlarında Judas’nın dediği gibi, gerçek aslında daha kirli bir şeydir, herkes bunun biraz farkında olsa da kendi afyonunu bulup başkalarına koklatmalısın kendi gerçeğini, başka türlü bir varoluş mümkün değil diyerek ve çelişkilere devam ederek bitiriyorum.
Tamamen düşünsel olarak çağrışımlarımı anlattım, bu kadar düşünceyi toparladığı ve tetiklediği için de bir kez daha saygı duydum bu filme.
cnbce sayesinde hesapladım tam 16 tane "woody allen" filmi seyretmişim...kendilerine teşekkürü bir borç bilirim...."suçlar ve kabahetler" ise izlediğim en tuhaf woody allen filmiydi çünkü film tür itibari ile çok farklı bir noktada duruyordu....film dramatik yönünü kuşkusuz "allen" in en ciddi filmi olan "interiors" dan almış...mizahi yönü ise bana kendi adıma "allen" in en sevdiğim filmi "annie hall" u anımsattı...bu sentez bence filmi çok farklı bir noktaya getiriyor ....çünkü filmin sonunda malum profosörümüzün mutluluk kavramı üzerine söylediklerindende anlıyoruzki aslında filmin anlattığı iki hikayede birbirinin aynısı ...fakat biri bize dramatik gelirken öbürü gayet komik ve eğlenceli gözüküyor...herkesin mutluluk anlayışı ve hayattan aldığı zevk farklıdır.... biri işlediği cinayetten vicdan azabı duyacakken diğeri bunu unutup hayatına aynen devam edebilir...her şey bu kadar açık aslında...
fiction wrote:
cnbce sayesinde hesapladım tam 16 tane "woody allen" filmi seyretmişim...kendilerine teşekkürü bir borç bilirim...."suçlar ve kabahetler" ise izlediğim en tuhaf woody allen filmiydi çünkü film tür itibari ile çok farklı bir noktada duruyordu....film dramatik yönünü kuşkusuz "allen" in en ciddi filmi olan "interiors" dan almış...mizahi yönü ise bana kendi adıma "allen" in en sevdiğim filmi "annie hall" u anımsattı...bu sentez bence filmi çok farklı bir noktaya getiriyor
Çok yerinde bir tespit olmuş sonuna kadar katılıyorum
"woody" nim bizde en son gösterime giren filmi "ufak sahtekarlıklar" dı ....ondan sonra sırasyla ..."akrebin laneti","hollywood ending","anything else" ve en son kurgusu devam eden "melinda and melinda" yı çekti ...bunlardan "akrebin laneti" ni "cine5" vermişti ..."hollywood ending"22. istanbul film festivalinde gösterilmişti..."anything else" eğer araştırırsanız korsan -dvd sini bulabilirsiniz ...sinema gazetisinin 2000 yılında verdiği 90 yıllar panaromasında 90 larda en çok filmi gösterime giren yönetmen "woody allen" tam 15 filmi gösterime girmiş...son filmlerinin gösterime çıkmamasının nedenini bende anlamıyorum ...minör dağıtımcılar mesala "1 film " 2-3 kopyada olsa gösterime sokamazmı ..."woody allen" gibi kemikleşmiş bir hayran kitlesine sahip bir yönetmenin filmini sinemada izleyecek olan bir çok insan çıkacaktır ...
woody'nin son filmlerinin gösterime girememesinin nedeni hem ünlü bi yönetmen olması hem de ünlü oyuncularla film çekmesi yüzünden filmlerinin pahalıya satılması tahminimce... yani bi woody filmini sinemaya çıkan şirketin para kazanma ihtimali birza az, onun için filmleri direkt olarak tv'ye satılıyo... bu arada bildiğim kadarıyla da anything else'in de türkiye'de bi dağıtımcısı yok şu ana kadar...
crimes and misdemeanors yani suçlar ve kabahatlere gelirsek de bana kalırsa bu filmin en ilginç özelliği woody allen'ın hayatı boyunca yaptığı iki tür sinemasını birleştirmesi...yani sulu komediye kaçan anlatımıyla, durum komedisinden yararlanarak oluşturduğu absurd kişilikler ve olaylar üzerine yaptığı sinemayla kadın erkek ilişkileri, entellektüel kesimin bitmek bilmeyen yaşam çıkmazlarını anlattığı tarz filmlerin ikisini de bu filmde bulmak mümkün… parallel kurguda gelişen iki hikaye ve bu iki hikayenin filmin sonunda bir araya gelmesi bence woody’nin yıllardır yaptığı iki tür sinemasına kendince yaptığı bir gönderme…
You need to log in to post a reply.