Skip to content

j. carpenter

2 replies · 206 views

CO
costanza
Joined: Mar 31, 2004
314 posts
Oct 09, 2004, 04:10 PM#15198

j. carpenter

(edit: pardon diyerek başlamam gerek; böyle bir başlık varmış zaten: http://www.sinefil.org/forum/viewtopic.php?t=322 )

kariyerine büyük hedeflerle başlamıştı ama korku sinemasını değiştiren genç bağımsız yarı yolda kaldı.
hafif kült dark star'dan sonra ilk gerilim filmi, kült klasiği assault on precinct 13 geldi. Takip eden, yine düşük bütçeli başyapıt halloween, korku sinemasının anahtar filmlerinden.

Arada gerilim eyes of laura mars'ı yazıyor. (bugün oldukça eskimiş bir film olmakla beraber; en kötüsü, filmin sonuna her nedense bir B. Streisand şarkısı monte edilmiş. Cıyaklama başlayınca irkilerek o panikle anında playerınıza doğru atılıp bir tekmeyle aleti kırıp o fenalığı susturmak istiyorsunuz, ama şuurunuzun baskın çıkmasıyla stop butonuna soğukkanlılıkla ulaşmayı başarıyorsunuz.)
The Fog'da da Halloween gibi ağırlık atmosferde. bu filmi de bazı yerlerde korku klasikleri arasında anılsa da, senaryo yetersizliğinden, çok uzatılan sahnelerden dolayı keyifsiz bir iş. Ama takip eden kült escape from n.y., gayet başarılı, karanlık bir aksiyon/bilimkurgu. bu sefer özel efektlere daha çok ağırlık verilen *the thing * ise muhteşem. Bu filmde, güzel bir kadın vasıtasıyla araya romantizm sokuşturulması gibi amerikalıların gına getiren trükleri yok; son anına dek hiç aman vermeyen kusursuz bir korku filmi. Artık böyle filmler yapmıyorlar.

sonra düşüş başlıyor. Christine etkisiz bir uyarlama. Burdaki araba korkutucu bir varlık değil, sadece bir... araba. Memur olarak çalıştığı, basit bir 80ler spielberg filmi kılıklı Starman'i hemen geçmek istiyorum. hong-kong'a ve b-filmlere saygı sunan 'trash'imsi big trouble in little china, çocukça hokus pokus numaralarına yaslandığından yine çok iyi bir iş değil. yine de bu 'light' yapım, belki biraz da eskimiş olduğundan bugün biraz eğlence vaat ediyor tekrar izleyişlerde.

yapım sorunları kendisini, yaratıcılığı engelledikleri için büyük stüdyolarla çalışmama kararı almaya götürüyor (yalnız çok vakit geçmeden carpenter kaypaklığını gösterecektir). bu ikinci bağımsızlık dönemi bir-iki iyi film çıkardı. bu tavrın ürünü *prince of darkness * gayet sağlam, the thing'e yakın bir korku filmi. they live ise, parlak bir fikri (aslında mesela ballard'ın da önceden kullandığı düşünülürse o kadar orjinal değil) geliştiremeyip ucuz bir 80ler video aksiyonuna dönüşen, yetersiz senaryolu bir film. ortasında dakikalarca güreş tutuşulan bir filmin toplumsal eleştirilerini ciddiye almak zorlaşıyor.

*memoirs of an invisible man * işte bahsedilen kaypaklığın filmi, herhalde nakit ihtiyacından he denmiş bir stüdyo yapımı. izlemediğim *escape from l. a.*de stüdyolardan kopamadığının başka bir göstergesi.
in the mouth of madness, kusurları bulunmakla beraber the thing'den sonra çektiği en iyi korku filmi. Gerçeküstüne meyleden bir lovecraft 'homage'ı. village of the damned gayet zayıf bir çevrim; vampires vasat işlerinden; ghosts of mars bomboş senaryolu, özensizce çekilmiş bir 'mars'ta rock müzikle yaratık kıçı tekmeleme' filmi.

bu saatten sonra carpenter'dan çarpıcı korku filmleri beklemek fazlaca iyimserlik gibi görünüyor.

Last edited: May 05, 2005, 04:33 PM (3)

EL
eliza bennet
Joined: Apr 05, 2004
396 posts
Oct 11, 2004, 08:17 AM#15214

Ben bizim evde "Halloween'i izlerken uyuyan insan" olarak adlandırılırım kardeşim tarafından.
Yazdıklarını okuyunca hep kötü Carpenter filmleri izlemişim ben galiba.

Escape from New York Korku filmi değil hakikaten ancak çok sıkı bir film ve bu tarz "karanlık aksiyon" sevenlere şiddetle tavsiye edilir. Snake kesinlikle harika bir karakter.

Fog ve **Christine ** bana birşey vermedi ancak Christine'nin kitabını muhakkak okuyun eğer korku seviyorsanız.

Big Trouble In Little China yı ise ben acayip severim, bunun sebebi de oradaki komedi ve action dozunun tam bana göre ayarlanmış olması

Şimdi yazdıklarını okuyunca Thing ve In the Mouth of Madness'ı izleyesim geldi.

The Eyes of Laura Mars'ı sevdim ben (zaten bende garip bir Faye Dunaway hayranlığı vardır küçüklüğümden beri) ayrıca Barbara Streisand'a laf etmeyiniz lütfen ne güzel sesi var ok bazı şarkıları romantik olmayan insanların tahammül sınırlarını zorlayabilir tabii ama örneğin ben filmin sonundaki o şarkıyı hiç hatırlamıyorum bile.

CO
costanza
Joined: Mar 31, 2004
314 posts
Oct 12, 2004, 10:15 AM#15234

streisand hatırladığım kadarıyla filmde değil, sondaki yazılarda çalıyodu neyse ki. beğenilere saygısızlık etmeyeyim, sadece celine dion ve streisand'ı görünce/duyunca dağılıyorum ben. hele bunlar düet de yapmıştı bi kere!
evet, in the mouth of madness'ı, özellikle the thing'i kesin izleyin.

You need to log in to post a reply.