punch drunk love
14 replies · 404 views
punch drunk love
Paul Thomas Anderson'un bu filmini izledik daha yeni. gercekten cok guzel bir film.
Adam Sandler ve Emily Watson dokturmusler. kadinlar erkekleri dunyanın en aciz ve gucsuz yaratıkları yapabilecegi gibi bir gun bir kadin yuzunden erkek super bir kahramana bile donusebilir, anlıyoruz bu filmde. "hem romantik, hem eglenceli hem de cok avrupali bir film izlemedim ne zamandir" diyen varsa bulsun izlesin derim.
outsider wrote:
bir kere bu yüzde yüz amerikan filmi. hem de sapına kadar yani. o duygu taskinligi esnasında gözde kacırmıs olduk galıba,ıleteyım dedım...
yok yok o kadar amerikali bir film degil bence. ama tabi avrupa sinemasini sizin kadar iyi taniyan biri degilim.
arkadaşlar bir iletişim kazasını önlemek adına:
Galiba Martin "avrupa sineması" tabirini kullanırken tarz olarak demek istedi, yapım olarak değil (ki ben ona da katılmıyorum)
Bu filmi ben izlediğimde fena değil filan demiştim ama şimdi geri dönüp baktığımda biraz daha olumsuz düşünceler içindeyim. Sandler kesinlikle kötü bir aktör değil ama senelerdir hep aynı filmlerde aynı rolü oynadığı için artık kafamda kemikleşen karakteri silecek bir performans gösteremedi bana kalırsa. Film'de tamamen onun üzerine olduğu için bunu aşamazsanız (ki ben aşamadım) tam anlamıyla zevkine bakmak zor.
Bir Boogie Nights veya Magnolia ile yanyana bile gelmez bu film bence.
benim bu tarz olayına çok kafamtakıldı...yani sinemada avrupa yada amerikan tarzı adı altında iki sistemmi mevcut..bir örnek veriyim gus van sant diye amerikalı bir yönetmenin 2002 yapımı "gerry" ismli bir filmi var..birde michelangelo antonioni diye italyan bir yönetmen var onunda 1966 yapımı blow up diye bir filmi var ..bu iki filmi izleyenler bilir ...iki filminde ele aldığı konuyu işleyiş tarzı nerdeyse birbirinin aynısıdır..şimdi blow up bir amerikan filmimi yoksa gerry bir italyan filmimi...sinemanın bence kıtalara ayrılmış belli tarzları yoktur sadece her yönetmenin sinemaya kendilerince belli bir bakış açısı vardır ...şunuda belirtiyim sinemanın tarihsel akımlarınıda reddetmiyorum çünkü onlar daha sonraki sinemacılara ilham kaynağı olmuştur...
yani sinemada avrupa yada amerikan tarzı adı altında iki sistemmi mevcut..
kısa cevap: evet, var esasen. sistem değil tabii.
bir örnek veriyim gus van sant diye amerikalı bir yönetmenin 2002 yapımı "gerry" ismli bir filmi var..
mesela gus van sant hadisesini "auteur" sineması kapsamında, avrupa sinemasını da ayrıca değerlendirmek daha mantıklı geliyor.
--
corci boy (avrupa filmleri yazın, bırakın yankileri!)
gus van sant filmlerin birer "hollywood" ornegi olmadigi(hem yapim hem yonetim acisindan) dusunuldugunde, antonioni ile ortaklastiracak noktalar bulunabilir, bolelikle ikisininde amerikan ya italyan filmi olmasi'sinemayi sanat yapan filmler ve yapmayan filmler acisindan bakildiginda onemsizlesir bence...
her turlu iste avrupa ve amerika tarzi diye tarzlardan bence soz etmek mumkun. belki de tarzdan cok "yaklasim" da diyebiliriz. ikisinin cok derin bir analizini yapabilmem pek mumkun olmasa da populer kultur urunlerinde bile bu ayrismayi gorebilecegimizi soylemek mumkun. avrupa populer muzikleri ile amerika populer muziklerine soyle bir goz atinca bile bu ortaya cikabiliyor.
martin'e aynen katılıyorum. bu ayrım her alanda var, neden modern amerikan müziği yerlerde sürünüyor diye hiç mi düşünmediniz?
gus van sant filmlerin birer "hollywood" ornegi olmadigi..., antonioni ile ortaklastiracak noktalar bulunabilir, 'sinemayi sanat yapan filmler ve yapmayan filmler acisindan bakildiginda onemsizlesir bence...
önceki argümanla aynı yere çıkıyo; aynı cevap:
mesela gus van sant hadisesini "auteur" sineması kapsamında, avrupa sinemasını da ayrıca değerlendirmek daha mantıklı geliyor.
başka açıdan bakmanız, her zaman bir avrupa/amerika ayrımı olduğunu değiştirmeyecek ama bu, aksini iddia edip amerikalıların zevksiz ve salak insanlar olduğunu gözardı etmeye yol açacaksa, lüzumsuz bir siyaseten doğruculuk olur bu.
mesela david lynch de has amerikan filmleri yapar, çok da güzel yapar ama ayrım hala vardır.
corc (yankee go home!)
benim itiraz ettiğim nokta ,amerikada her yapılan her iyi filmin avrupa sinemasına benzetilmesi ..sanki avrupa sineması sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi..bugün avrupada işe yaramaz bir çok boktan film çekiliyor..ve bazı çok bilmiş sinema entelleride "ben amerikan filmi izlemem" tribiyle o filmlere gidiyorlar...avrupa sineması gerçekten çok iyidir...ama şimdiye baktığımızda artık fransada bir godard,truffaut,kieslowski ..italya'da ,de sica,visconti,antonoini,fellini..almanya'da fassbinder..ispanya'da..bunuel ve isveçte'de bir bergman yok artık ...ve avrupa sineması gözle görülür bir düşüşte bunu sinema yazarların avrupa sinemasının merkezi cannes film festivalindeki izlenimlerinden bile anlıyabilirsiniz...buna karşın şu an amerikada ...lynch,darren aranofsky,gus van sant ,coen brothers,david fincher,tarantino,cronenbergh gibi yönetmenler var ve hala çok sağlam film çekiyorlar...
bu filmde avrupa filmi tadi aliyorum dedigimde amerikan tadindan tiksiniyorum sonucuna nasil vardiniz sasdim dogrusu. elbette amerikadan cok iyi isler izliyoruz. ustelik hollywood'un hikaye anlatabilme kabiliyetine de hayranimdir.
You need to log in to post a reply.