sofia coppola
10 replies · 184 views
sofia coppola
virgin suicides'dir, lost in translation'dir sevdigim filmler... edilgen karakterleri mevcut ve sade.. simdi sofia coppola film yapmak icin babasinin kanatlarina siginan simarik bir kiz mi yoksa iyi bir yonetmen mi? ( daha dogrusu iyi bir yonetmen adayi mi?)
virgin suicides kendi listemde uzak durulması gerekenlerde yer alıyor...o küflenmiş beş para etmez "ahlakçı" mesajları sevmedim sevemem de....
sofia coppola da ben zerre yetenek göremiyorum...her iyi yönetmen baba yönetmen evlat dölleyecek diye bir kaide yok sonuçta...
sermest wrote:
virgin suicides kendi listemde uzak durulması gerekenlerde yer alıyor...o küflenmiş beş para etmez "ahlakçı" mesajları sevmedim sevemem de....sofia coppola da ben zerre yetenek göremiyorum...her iyi yönetmen baba yönetmen evlat dölleyecek diye bir kaide yok sonuçta...
kesinlikle katılıyorum.
benden baska seven yok mu bu kadini? .. yani en iyi senaryo oscarini babasinin hatrina verdi diyosunuz akademi..
yalnızca lost in translation üzerine bir tartışma şu başlıkta da yapılmış:
http://www.sinefil.org/forum/viewtopic.php?t=1095&highlight=coppola
virgin suicides'ı izlemedim. bu nedenle sofia coppola üzerine yalnızca lost in translation'da gördüklerimi söyleyebilirim. filmin ilk yarısı oldukça özgün açılımlara gebeyken ikinci yarısını tipik hollywood dramasına bağlaması beni üzdü. oysa ilk yarısından sonra araya çıkarken ne kadar umutluydum.
İki filmden sonraki fikrim bu hatunun yaramaz olduğu. Belki bundan sonra güzel bir film yaparsa onu bilemem.
çok iyi bir sinemacı, filmleri yeterince anlaşılmıyor bence, yada olduğundan fazla anlam yüklenmeye çalışılıyor...lost in translation ,içinde kendi adıma çok etkilendiğim duygusal anlar barındıran bir filmdi...genel anlamdada başyapıt düzeyinde bir filmdi..diğer filmini seyretmedim ama o iyidir sanırım...sonuç olrak iyi yolda ilerleyen ve o yolda ilerlemeye devam etmesini umduğum bir kişi...
Lost in Translation kayda değer bir filmdi.Filmin sakin ve durağan atmosferinin arkasında darmadağın bir dünya portresi dikmişti gözlerini seyirciye.Ve ince bir mizahla süslenmiş keyif dolu bir diyalogtu benim için film.Üstelik gerek oyuncu yönetimi ve oyuncu seçimi,gerekse filmin benlediği mekan;o mekanın içine yoğrulmuş minicik hayatlar filmi zenginleştirmiş ve filmi bir nevi ''yemekten sonra afiyetle yenilen bir tatlı'' misali tamamlamıştı.Burada ''yemek'' kendi adıma ''Virgin Suicides'' olur.Pek doyurduğu söylenemez ama yemekten önce yense tatlı şişirirdi mideyi.Bu yüzden izlememiş olanlara fazlaca beklentiye girmeden ama gereken özeni göstererek izlemelerini tavsiye ediyorum.Bence yeni nesil Coppola,anası babası kim olursa olsun,takip edilmeli.Daha iyi işler çıkarabileceğini hissediyorum.
Oscar konusuna gelince,biraz abartıydı bence de.Ama söz konusu olan Akademi olunca,şaşmamak lazım,he demek lazım.(O akademi ki film olsa tagline'ı ''I'm the king of the world'' olurdu.)
Son olarak,fiction'ın alıntı yaptığı mesajına katılıyorum.
Lost in Translation kayda değer bir filmdi.Filmin sakin ve durağan atmosferinin arkasında darmadağın bir dünya portresi dikmişti gözlerini seyirciye.Ve ince bir mizahla süslenmiş keyif dolu bir diyalogtu benim için film.Üstelik gerek oyuncu yönetimi ve oyuncu seçimi,gerekse filmin benlediği mekan;o mekanın içine yoğrulmuş minicik hayatlar filmi zenginleştirmiş ve filmi bir nevi ''yemekten sonra afiyetle yenilen bir tatlı'' misali tamamlamıştı.Burada ''yemek'' kendi adıma ''Virgin Suicides'' olur.Pek doyurduğu söylenemez ama yemekten önce yense tatlı şişirirdi mideyi.Bu yüzden izlememiş olanlara fazlaca beklentiye girmeden ama gereken özeni göstererek izlemelerini tavsiye ediyorum.Bence yeni nesil Coppola,anası babası kim olursa olsun,takip edilmeli.Daha iyi işler çıkarabileceğini hissediyorum.
Oscar konusuna gelince,biraz abartıydı bence de.Ama söz konusu olan Akademi olunca,şaşmamak lazım,he demek lazım.(O akademi ki film olsa tagline'ı ''I'm the king of the world'' olurdu.)
Son olarak,fiction'ın alıntı yaptığı mesajına katılıyorum.
You need to log in to post a reply.