chaplin
3 replies · 121 views
chaplin
dün akşam modern zamanlar'ı izledim (modern times). "1936 yılında yapılmış bir film nasıl eskimez?" sorusuna yanıt vermiş chaplin. 1929'daki büyük kapitalist krizin etkilerini bütün filmin içerisine ne kadar da güzel yaymış. o sahneler ne kadar etkileyici. filmin başından sonuna kadar "capture" yaptım. yakın zamanda izlediğim bir diğer filmi "the great dictator". özelllikle amerika'da hitler faşizmine yönelik olarak çekilen çok az sayıda filmden biri. herkes büyümekte olan tehlikeyi görüğü halde bir şey söylemezken chaplin gözünü budaktan sakınmayıp anlatıyor derdini (1940). daha sonra mccarthy amerikası'ndan da aynı gözüpeklik yüzünden ayrılmak zorunda kalıyor. bu adam dün gece beni gerçekten güldürdü. ve gerçekten gülerken sergilediği politik duruşla büyüledi.
chaplin izlencelerime bir yenisini de dün akşam ekledim: the kid (1921) ve a dog's life (1918). evet, modern times ya da great dictator kadar başyapıt düzeyinde filmler değiller. ama büyük yeteneğin izleri kendisini ne kadar açık belli ediyorlar. türkiye'de (ve muhtemelen başka ülkelerde) melodramların taklit ede ede bitiremediği konuları görüyoruz ikisinde de (özellikle the kid). ama sinemanın o ses olmadığı zamanlarının görüntüyü ve hareketi kullanma biçimi oldukça etkileyici.
izlediğim filmlerin pek çoğunda chaplin'in aynı zamanda film müziklerini de yapmış olduğunu ayrıca belirtmek isterim.
modern zamanlar,altına hücum,kid bu filmler gerçekten chaplin eşsiz mizah duygusunun dışavurumu olduğu kadar içerdikleri alt metinlerlede sinemanın özünde ne kadar zengin bi anlatı sanatı olduğunun işaretidirler
ama benim içinde graet dictator özel bir yere sahiptir
hitler ve onun faşizmini top, tüfek, mermi, kan, vs. kullanmadan eleştiren(hem de bunları kullanan filmlerden çok daha etkili) nadir filmlerdendir
bu anlamda chaplinin sinema sanatına kattığı en değerli yapıtlardandır
not:faşizmi bu üslüpla anlatan bir diğer film de teneke trampet tir
izlemediyseniz şiddetle tavsiye olunur
You need to log in to post a reply.