Ağlayan Çayır
8 replies · 220 views
Ağlayan Çayır
uzun süredir merakla beklediğim filmdi sonunda 1 kopyada olsa vizyona girdi....aslında bugün görmeyi planlıyordum ama bayram nedeniyle kalabalık olur diye gitmedim...pazartesi görecez kısmetse...ayın 29 'unda da ustanın 95 tarihli "ulis'in bakışı" bilgi üniversitesinde gösterilecek...tam bir "angelopoulos" haftası olucak ...
-film beyoğlu alkazar sinemasında.12,00-15,00-18,00-21,00 seanslarında
walla giriyo .)) ankaraya gelir mi ki..
film gerçekten bir şaheser ..."angelopoulos" dönemin siyasal süreci içerisinde politik olmadan kişisel bir aşk hikayesi anlatıyor..fakat bu aşkın yazgısını belirleyende yine dönemin politik süreci oluyor...fotoğrafı andıran görüntüler ve yumuşak kamera hareketleriyle oluşturulmuş uzun sekanslarla tam bir "angelopoulos" başyapıtı...
Angelopulos'un kimilerince sıkıcı bulunan uzun planları ve yavaş temposu beni her zaman büyülemiştir. teo abimiz her filminde olduğu gibi bu filminde de sinema perdesine nasıl şiir yazıldığını dosta düşmana gösteriyor. çok klişe olacak ama gerçekten adamın çektiği her bir sahne bir fotoğraf karesi gibi. özellikle veda sahnesi filmden çıkınca uzun süre beynimde dönüp durdu. dönem dönem yurdumuza çıkarma yapan saçmasalak yunanlı şarkıcıları baştacı edenler karanindrou'nun "eternity and a day" ve "ulysses gaze" den sonra bu filmde de yaratmayı sürdürdüğü şaheserlerden haberdar mıdır acep diye de sormak gerekir yetkililere.
Birinci yarısıdan uyumadan çıkmayı başaranlar ikinci yarıda büyülenmiş olarak çıkacaklarından emin olabilirler :)
bu yunan milletinde de böyle bir ruh hali var sanırım... "Kızıla boyalı saçlar"ı ıstırap içinde okuduğum ilk üçyüz sayfasından sonra inanılmaz bir tada dönüşmüştü de şaşkına çevirmişti beni...
gözlerimi sık sık zoom in dediğin olaya kaydığını hissetsem de sanırım bu şiirin ritmi gibi bir şeye dönüşüyor, bu tarz içinde...
filmde görüntülerden etkilenmemek mümkün değil.ancak ben yönetmenin tasarladığı sahneler üstüne bi hikaye kurguladığını hissettim. sel alan bi şehrin , başlangıçtan filmin sonuna kadar aşama aşama harap oluşu ve filmin sonundaki acıyı da yine o harabede yaşamamız bana hikayenin en etkileyici tarafı gibi geldi. ancak bazı sahneler o kadar filmin bütünün önüne geçiyordu ki samimiyetini kaybetmesine yol açıyordu filmin. niko amca, beyaz çarşaflar. ve illa ki kanlı ellerin bu çarşafları kirletmesi bana hiç samimi gelmeyen sahnelerden biriydi mesela. filmin bi bütünlüğü yoktu. fotoğraf karesi gibi kareler vardı evet ama onlar filmin içinde sadece birer kare. onlar fotoğraf eseri ise eğer ayrı değerlendirilir. ama bu bi sinema filmi. kısacası belli sahneleri ağzım açık izleyip hayran oldumsa da sinemasal haz açısından tatmin oldum diyemem. eğer hikayesi, karakterleri biraz daha samimi olsaydı en iyilerimin içine girecekti...
You need to log in to post a reply.