eraserhead
2 replies · 137 views
eraserhead
forumda geçmişte özellikle david lynch sineması üzerine çeşitli tartışmalar olmuş (bkz. http://www.sinefil.org/forum/viewtopic.php?t=892&postdays=0&postorder=asc&start=0 ve http://www.sinefil.org/forum/viewtopic.php?t=366&start=0&postdays=0&postorder=asc). ancak bu tartışmalarda eraserhead pek söz konusu edilmemiş. belki her bir film için yeni bir başlık açmak herkes tarafından gerekli görülmeyebilir (hele ki lynch sinemasından pek hoşlanmayanlar tarafından). ancak lynch'e tönelik daha doğru bir bakış geliştirebilmek için bunun yararlı olabileceğini düşünüyorum.
filmle ilgili ilk düşüncelerimi paylaşmak istiyorum:
film henry'nin uykuya dalmasıyla başlıyor. bu nedenle daha sonra olanları bir düş gibi -ya da lynch sinemasının bazı başka örneklerinde olduğu gibi kahramanın hayatı/olayları algılaması gibi değerlendirebiliriz. filmin başından sonuna kadar en dikkat çekici unsurlardan bir tanesi sürekli her yerde karşımıza çıkan sperm, fetüs benzeri şeyler )ben bunlardan ilkini gördüğümde en çok bir omurgaya benzettim, bir omurilik soğanı ve omurganın tamamı gibi, hayır sarhoş değildim). henry, kız arkadaşının evine gidiyor ve onun hamile olduğunu öğreniyor. bu olay henry'nin hayatını bir kabusa dönüştürüyor. daha sonra henry'nin evinde henry, mary (meryem ana? -henry ve mary aralarında bir cinsel ilişki olup olmadığı sorusuna nasıl yanıt veriyorlar?) ve yeni doğmuş çocuğu görüyoruz (bunu yeni doğmuş bir çocuk değil de henüz doğmamış çocuğun henry'nin kafasında uyandırdığı imaj gibi de düşünebiliriz sanırım). bu çocuk fikri filmin omurgasını oluşturuyor (hayır omurga takıntım da yok). radyatörün içindeki kadın (lady in the radiator) henry'ye sürekli olarak cennette her şeyin iyi olduğuyla ilgili bir şarkı söylüyor. henry, kendisinin iyi olduğuna inandığından öldüğünde cennete gideceğini düşünüyor olmalı. ve ölüm için onun bulabildiği tek çare (radyatördeki kadının yukarıdan düşen spemrleri/fetüsleri öldürmesi hanry'yi mutlu ediyor, henry spermlerinin/fetüsün ölmüş olmalarını diliyor). çocuğun sürekli olarak ağlıyor olması henry'nin rahatsızlığını bize kadar taşıyor. filme eşlik eden endüstriyel gürültü ile henry'nin çalışmıyor olması (tatilde) bir karşıtlık oluşturuyor (bir de filmin başında bir erkek tarafından çalıştırılan makineyi anımsatıyor).
film daha pek çok çağrışımla, imgeyle vs. yüklü. yalnızca bir giriş olsun diye ilk aklıma gelenleri sıraladım. belki yavaş yavaş ortak bir okumaya dönüşebilir bu başlık.
costanza wrote:
blue velvet, twin peaks gibi filmlerde, özellikle amerikayla alakalı alaycılıkla karışık eleştirel denebilecek açılımlar görüyorum ama darxoul'un sadece günlük hayatın ve aileyle falan ilgili bazı endişelerin farklı bir ifadesi gibi gördüğüm eraserhead'de sistemle ilgili ne gibi bir eleştirel damar bulduğunu merak ediyorum.
aslında eraserhead üzerine ortak bir okuma yapabileceğimizi düşünerek bir başlık açmıştım, ancak forum pek rağbet görmedi bu deneme (eraserhead). kendi görüşlerimi özetlemeye çalışayım (spoiler içeriyor olabilir):
henry yabancılaşmış, iletişimsizleşmiş, hiçbir şey yapamayan, elinden hiçbir şey gelemeyen, üzerindeki baskılardan bunalmış, ancak bunları kaldırıp atamayan bir adam. film boyunca sıkça duyduğumuz fabrika gürültüleri, henry'nin bu ruh halini açıklıyor biraz da. bir de bunun üzerine mary'nin ailesinin aşkam yemeği davetiyle karşılaşıyor. burada bay x'in anlattıkları da fimin sistemle ilgili olduğu düşüncemi geliştirmeme neden oluyor. otuz yıl boyunca tesisatçılık yaptığını söyleyen bay x'in anlatacak hiçbir şeyi kalmadığını, etrafa salak sırıtışlar fırlattığını görüyoruz. ruhu alınmış gibi davranıyor bay x sürekli. ama "fabrika" lafını duymasıyla celallenmesi bir olur. küfürler eder, bağırıp çağırır.
henry sürekli kıstırılmış gibidir. mary ile olan beraberliği de bu kıstırılmışlığa tuz birber eker. kendi evinde de kıstırılmıştır artık. dolayısıyla, evlilik, aile, günlük hayat gibi konularda .ok şey söyleyen filmde, bence lynch bu söylediklerini bir şekilde "fabrika"ya da bağlıyor.
eraserhead'in baştan aşağı bir sistem eleştirisi olduğunu iddia etmiyorum zaten. yalnızca sisteme başlanan noktalar görüyorum. yukarıda saydıklarım da filmde benim düşüncelerimi desteklediğini düşündüğüm öğeler. dilerseniz bu film üzerine okuma denemesini ilgili başlıkta da sürdürebiliriz.
çok otobiyografik bir film erserhead...lynch gençliğinde kasten yada yanlışlıkla bir kızı hamile bırakmış ve genç yaşta dünya evine girmek zorunda kalmış..buda onun ruhunda bir tahribat yaratmış doğal olarak...bu tahribat'ta ona erserhead'ı çekmek için büyük ilham vermiş olduğu söyleniyor... lynch'in yine gençliğinde kaldığı yerin yakınında morg varmış ve devamlı ağır bir tahta kokusu etrafı kaplarmış..fabrika olayınında ordan geldiği söylenebilir...
You need to log in to post a reply.