Skip to content

ferzan özpetek

14 replies · 331 views

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 02, 2005, 03:45 PM#17549

ferzan özpetek

özpetek'in iki filmi forumda daha önce tartışılmış (cahil periler ve karşı pencere). ancak ben yine de özpetek için ayrı bir başlık açmak istedim, genel olarak sineması üzerine konuşabilmek için.

benim bu iki filmi zileme sıram kronolojik sıranın tersiydi. karşı pencere görüntü yönetimi, oyunculuk gibi konularda oldukça beğenimi kazanmışsa da senaryoyu başarısız bulmuştum. izlemekten hoşlanacağım türden bir film değildi (biraz amiyane olcak ama: baydım). daha sonra yönetmene bir şans daha verip cahil periler'i izledim. film baştan sona klişelerle doluydu bence (bu ilk izlenimimdi filmle ilgili). bunlardan aklıma gelenler: koray'ın volkswagen minibüsü, filmin sonunda düşen bardağın kırılmaması (bu bir klişe değil ama nedense rahatsız etti bu ifade biçimi), kimse tarafından tavlanamayan koray'ın, esas kadına sırılsıklam aşık olması (bunlar hollywood'un çok kullandığı şeyler olduğundan çok sıkıcı geldi belki de)... sonuç olarak özpetek'in sinemasını pek çok olumlu özelliğine karşın beğenmedim. anlattıkları hiç ama hiç ilgimi çekmedi (bu yüzden ne kadar iyi anlattığı benim için tali bir sorun haline geldi). böyleyken böyle...

SO
SOLAS
Joined: Jul 09, 2002
236 posts
Feb 02, 2005, 06:57 PM#17559

...kendileri bana hep buralardan çok italya'ya aitmiş gibi gelir...gerçi kendisi bir röportajında ''Yeşilçam''dan çok etkilendiğini ve filmlerinin hep eski Türk filmlerinden izler taşıdığını da söylemişti ama ne bileyim mesala ''Harem Suare'' yi izlediğimde ben burdan değilde dışardan bir gözün gördüklerini izliyormuşum gibi gelmişti(belki de gözlerim bozuk olduğu için bana öyle gelmiştir,,,)
ne bileyim eli yüzü düzgün filmlerdi izlediklerim, ortak temalar-ortak bir görsel yapı farkediliyordu filmlerinde....ama ne bileyim işte ;
O, yaz tatillerinde yurt dışından memlekete gelen güzel oyuncaklara sahip,elinden çikolatası eksik olmayan uzak bir akraba-komşu çocuğuydu, bizimse patlak topumuz ,toz-topraktan bir arsamız vardı...sonraları hiç gelmez oldu sonra bir baktık ki....

DO
dopey
Joined: Jul 03, 2002
914 posts
Feb 02, 2005, 08:21 PM#17561

kendisi bu ay haftalıkta yırtma öyküsünü yazmış. üniversiteden sonra ünlü yönetmenlerle milliyet sanat için röportaj yapıyormuş. açılmış bertolucci ye oda 'olur bakarız' demiş üstad sonra önüm açıldı diye buyurmuş öbür taraf hep açıkmış zatii. severim ben filmleri ama çok değil.

sermestçim acaba senin bahtın ferzan gibi açık olabilir mi ? :)

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Feb 03, 2005, 09:14 AM#17575

bence ferzan beyde hafiften anglosakson bir duruş var...yani bertolucci üstadın karşısında üzüm şarabını yudumlayan bir yandan da 68 parisini soru olarak yönelten bir adam var...

şayet ben çıksaydım bernardo amcamın karşısına açardım boğma rakıyı,yanına beyaz peynir turuncu kavun...bir de müzik koyardım arkaya müzeyyen senar söylesin biz efkarlanalım...

oryantalizmin hası var bende...aslında batıda şimdi daha fazla alaka görüyor bu taraflar...

olur mu ki?

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 03, 2005, 09:40 AM#17576

kesinlikle ticari başarı kazanır. ama düşünsel boyutunun pek serinlikli olabileceğini düşünümüyorum. oryantalist öğeler, örneğin, kurosawa'nın japon kültürüyle ilgili öğelerini kullandığı gibi kullanılırsa ancak bir yere varabilir. yoksa sürekli kendisine gönderme yapan bir kısır döngü oluşur. ama rivayet muhtelif tabii.

FI
FistandantiLuS
Joined: Jun 02, 2002
67 posts
Feb 04, 2005, 04:03 AM#17613

oryantilizm pazarlamasından genel olarak hoşlanmamakla birlikte niyeyse bu abiye biraz daha yakın duruyorum. içerden oryantalizm yapması, kör kör gözüm parmağına olması mı yoksa çizdiği (misal) istanbul'a inanması mıdır bilemem. yani adam kendi oryantalizminden kendi büyüleniyormuş gibi görünüyor gözüme. görülür bazı bazı gurbet kuşlarında diyeceğim ne diyim. neticede öyle yada böyle tasvip ediyoruz kendisini.

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 04, 2005, 12:49 PM#17623

Re: ferzan özpetek

darxoul wrote:
benim bu iki filmi zileme sıram kronolojik sıranın tersiydi. karşı pencere görüntü yönetimi, oyunculuk gibi konularda oldukça beğenimi kazanmışsa da senaryoyu başarısız bulmuştum. .

şimdi haklı olduğun noktalar var ama şunuda unutmamak gerekir...bir sinema filminde anlattığın hikayenin yazdığın senaryonun ne kadar önemi vardır...uzun süredir aklımı kurcalayan bir konudur bu bir filmde hikayeninin güzelliğinin bir önemi varmıdır..elbette senaryo bir film için hayati önem taşıyan bir konudur senaryonun önemini elbette yadsıyamayız.. ancak bana göre bir filme sadece bana ne bıraktı gibi bir gözle bakarsak ,sinemanın edebiyattan hiç bir farkı kalmaz...sinemayı edebiyattan ayıran en önemli unsur görselliğidir ,oyunculuğudur ,kamera kullanmıdır..yani bir filmde ne anlatıldığı değil neyin nasıl anlatıldığı önemlidir bence...sinema bir yönetmenlik sanatıdır ve bir film çekilirken o filmin teknik ve düşünsel ayrıntıları her şeyin üstünde olmalıdır bence...biz neden tarantino'yu yıllardır dilimizden düşürmüyoruz..çünkü o herşeyden önce bize özlü söylemek yerine sinema keyfi yaşatıyor..güya başarısız bir senaryosu var diye eleştirilen brian de palma'nın son filmi femme fatele bence bir başyapıttır ve sinema okullarında ders olarak okutulmalıdır...kısacası ben bir filmi izlerken o filmin beni sürüklemesini
bir parçamın filme girmesini isterim ..izlerken yaşamalıyım filmi...bu duyguları bana hissetirmeyen film benim için bir vakit kaybıdır sadece...

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 04, 2005, 01:10 PM#17624

fiction'ın söylediklerine diyecek fazla bir şeyim yok. kendi bakışını olabildiğince açık biçimde ortaya koymuş. ben de aynı biçimde kendi görüşümü öne sürmeye çalışmıştım. sinemayı bir düşünme aracı olarak tahayyül ediyorum. benim için bu yönde bir ağırlığı olmayan filmler de ikinci planda kalıyor dolayısıyla. tarantino'yu ve femme fatale'i pek beğenmem ben de. sinemanın bir "görsel şölen" olması, çok fazla ilgimi çekmiyor eğer anlatılan ilgimi çekmediyse. belki bunda görselliğe dönük popüler ilginin de bir etkisi vardır. sinemanın araçlarını iyi kullanmak güzel, ama bu araçları kullanarak ne yaptığın çok önemli bence.

QU
quantino
Joined: Nov 09, 2004
102 posts
Feb 04, 2005, 02:22 PM#17632

fiction'a katılıyorum ben. femme fatale de beni benden alan bir filmdir ayrıca. konuyla ilgili kubrickin düstur edindiğim sözü vardır onu da burada tekrarlıyorum: "bir film kurmaca edebiyattan çok müzik gibidir, veya öyle olmalıdır. ruhsal durumların ve duyguların ilerlemesi şeklinde olmalıdır. tema, duygunun gerisindedir, anlam, hepsi daha sonra gelir". ben bunu çok yararlı buluyorum ve sinemada sanatın ne olabileceğinin cevabı olarak görüyorum.
müzik, basit bir ses dizisi olmasına karşın dünyadaki en sihirli şeylerden biri. insanda daha önce tatmadığı ve çok güçlü duyguları uyandırabilir ve hatta sözel karşılığı olmayan bir anlam bile üretebilir. sinema da bunu görüntüyle yapmaya çalışır. ferzan özpetek de bunu en iyi yapan yönetmenlerden biri olarak haklı bir başarıya sahiptir.

popüler sinemada bu duyguların sömürülmesi veya kaba bir görselliğin estetik diye yutturulması ayrı bir mesele.

dolayısıyla filmin hikayesinin veya felsefi, edebi altyapısının ve altmetinlerinin öncelikli olarak seyircinin kafasında bir kıvılcım çakmak açısından önemi var. seyircinin ilgisini artırmak veya tatminini sağlamak, seyircide belli bir izlenim bırakmak gibi yararları var. kamera hareketlerinin oyunculuğun işlevi de benzer. fakat asıl olan ve önce gelen yönetmenin seyirciye yaşatığı deneyim, aktardığı duygular. tabi burada "deneyim" derken bir hollywood filminin görüntü ve ses deneyimini kastetmediğimi söylememe gerek yok sanırım çünkü bu deneyimin niteliği ve özgünlüğü de önemli. filmin eleştirisini yaparken "ben sevdim işte" deyip işin içinden sıyrılamıyorsunuz yani.

fictionun kafasındaki soruların benim kafamdaki çözümü budur kısaca.

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 04, 2005, 02:40 PM#17637

aslında tartışmayı ferzan özpetek tartışması olmaktan çıkarmak istemiyorum. belki yeni bir başlık açmayı düşünebiliriz bu konuda, ama kısa bir yanıt vereyim:

quantino kubrick'ten alıntılayarak:

"bir film kurmaca edebiyattan çok müzik gibidir, veya öyle olmalıdır. ruhsal durumların ve duyguların ilerlemesi şeklinde olmalıdır. tema, duygunun gerisindedir, anlam, hepsi daha sonra gelir"

diyor.

benim savunduğum yönetmenin bir şeyler anlatmaya çalışmasından çok bir şeyleri anlamaya çalışmasıydı. sinemayı bu anlamda düşünsel bir faaliyetin aracı olarak adlandırmıştım. aynı sözcükler, yada notalar gibi sinema dilinin de (bir sinema dilinden söz edilebildiği sürece) düşünsel bir etkinliğin öznesi ya da nesnesi değil, ama aracı olmasının önemli olduğunu vurgulamak istemiştim. özpetek'e (yalnızca özpetek'e değil, tabii) yönelik eleştirim de buradan harekt ediyor. o, bence yalnızca bana pek de çekici görünmeyen bir hikayeyi duygusal biçimde anlatıyor.

bir arkadaşım özpetek'i kadınların daha iyi anladığını söylemişti. belki tam öyle değil, ama bunda bir gerçek payı var sanırım.

SH
shattimento
Joined: Dec 18, 2003
311 posts
Feb 04, 2005, 04:14 PM#17642

evet evet aradığım kelime deneyimdi.

ben daha önce de belirttiğim gibi sinemanın görsel şölen olmasına inanan kanattayım.burdan diğer unsurların önemini yadsıdığım anlaşılmasın yalnızca öncelik sırasında 1 numara bana göre görsellik.

ve aslında görsellik dışında filmin toplamda bana hissettirdiği ki filmi izleyip üzerinden zaman geçtiğinde sevdim mi yada sevmedim mi sorusunun cevabı genelde bana toplamda hissettirdiği duygudan çıkıyor.
bu da deneyime karşılık gelen taraf.

ve ne kadar klışeleri kullansa da anlatım tarzı ferzan özpeteği farklı ve hatırlanır kılıyor.müzik+görüntü kullanımını da çok başarılı buluyorum.kendimi yakın hissettiğim bir yönetmen.her filminden çıktığımda kendi kendime evet evet ben sinemayı çok seviyorum diyorum.

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 04, 2005, 04:50 PM#17645

darxoul wrote:
bir arkadaşım özpetek'i kadınların daha iyi anladığını söylemişti. belki tam öyle değil, ama bunda bir gerçek payı var sanırım.

bence arkadaşının dar bir bakış açısı var...neye dayanarak bunu söylüyor merak ediyorum...ben cinsiyeti erkek olan birisi olarak ferzan'ı çok iyi anlıyorum...anlıyanda bir çok erkek tanıyorum...neyse yazdığınız güzel şeyler ,ben tartışmayı fazla saptırmadan sinemanın amacı üstüne biraz düşünmek istedim sadece..."darxoul" senin bakış açına saygı duyuyorum yalnız senin sevdiğin şeyin sinema olduğundan şüpheliyim....

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 04, 2005, 05:02 PM#17646

"darxoul" senin bakış açına saygı duyuyorum yalnız senin sevdiğin şeyin sinema olduğundan şüpheliyim....

peki nedir benim sevdiğim şey? görüntü kullarak bir şeylerin üzerine düşünmek bana sinemadan başka bir şeyi hatırlatmıyor. bazı şeyleri edebiyatla anlatamazsınız (onların üzerine sözel cümleler kullanarak düşünemezsiniz). ancak imajlar size bu alanda düşüncenizi geliştirme olanakları sunarlar. ben buna sinema diyorum. sinemanın geriye kalanını silip atıyor değilim. ama üste koyduğum yönetmenler böyle yönetmenler. şimdi diyebilirsiniz ki özpetek de öyle yapıyor. ama işte özpetek'in üzerine düşündüğü şeyler benim ilgimi çekmiyor.

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 08, 2005, 11:13 AM#17735

şimdi senin yazdığın yazıda çok değişik bir anlam var...yani sen sinemayı edebiyatın yan kolu olarak mı görüyorsun...yani edebiyatta düşlenemeyen şeyler sinemada anlatılsın onun dışında,edebiyata layık görülmeyen şeyler sinemada anlatılmasın...ben bunun gibi kendimce korkunç anlamlar çıkardım yazından...öncelikle şunu söylemek istiyorum,sinema edebiyatın yan kolu değildir aralarında hiç bir ilişki yoktur tamamen farklı sanat dallarıdır...kişiden kişiye değişen değer yargıları vardır sen edebiyat ın sinemadan daha önemli olduğunu düşünebilirsin..bende aynı doğrultuda sinemanın edebiyattan daha önemli olduğunu düşünüyorum,yani benim için film izlemek kitap okumaktan daha değerlidir...son olarak sinema çok karışık bir sanat dalıdır sizi sabit bir düşünce anlayışında tutamaz, mutlaka farklı şeyler ortaya koyarak sizi hep yanıltır..bazı filmlerde görsellik bazılarında içerik ön plana çıkar,fakat asıl önemli olan şey o filmin her şeyden önce sinemanın gereksinimlerini yerine getirmesidir...

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 08, 2005, 11:48 AM#17738

fiction wrote:
şimdi senin yazdığın yazıda çok değişik bir anlam var...yani sen sinemayı edebiyatın yan kolu olarak mı görüyorsun...yani edebiyatta düşlenemeyen şeyler sinemada anlatılsın onun dışında,edebiyata layık görülmeyen şeyler sinemada anlatılmasın...ben bunun gibi kendimce korkunç anlamlar çıkardım yazından...öncelikle şunu söylemek istiyorum,sinema edebiyatın yan kolu değildir aralarında hiç bir ilişki yoktur tamamen farklı sanat dallarıdır...kişiden kişiye değişen değer yargıları vardır sen edebiyat ın sinemadan daha önemli olduğunu düşünebilirsin..bende aynı doğrultuda sinemanın edebiyattan daha önemli olduğunu düşünüyorum,yani benim için film izlemek kitap okumaktan daha değerlidir...son olarak sinema çok karışık bir sanat dalıdır sizi sabit bir düşünce anlayışında tutamaz, mutlaka farklı şeyler ortaya koyarak sizi hep yanıltır..bazı filmlerde görsellik bazılarında içerik ön plana çıkar,fakat asıl önemli olan şey o filmin her şeyden önce sinemanın gereksinimlerini yerine getirmesidir...

kesinlikle ösylemek istediklerimi söyleyememişim o zaman. sinemayı edebiyatın bir kolu olarak görmediğim gibi ikisi arasında bir önemlilik karşılaştırması da yapmaya çalışmıyorum aslında. yalnızca bu iki sanatı olanakları bakımından değerlendirip, sinemada sevdiğim şeyi anlatmaya çalışmıştım. bu durmda fiction'ın söyledikleri benim savunduklarıma karşı şeyler değil. ben sinemayı bir düşünme biçimi olarak görüyorum (edebiyat, resim, heykel, müzik gibi). bunu söylemeye çalışmıştım.

You need to log in to post a reply.