Skip to content

kitap değerlendirmeleri

13 replies · 220 views

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 07:53 AM#17951

kitap değerlendirmeleri

arkadaşlar, bu başlık altında sermest'in dvd tanıtımları başlığı altında yaptığına benzer bir şey yapmak istiyorum. daha önce sinema kitaplığıyla ilgili bir başlık açılmış (Kitaplık) ancak ben de dahil herkes yalnızca kitap ismi vermiş bu başlık altında. oysa yayınevi ve yazar bilgilerini de içeren kısa değerlendirmeler iyi bir kaynak olurdu. hem yeni kitapları haber veririz, hem de elimizde bulunanları dieğrlerine tanıtarak onların da alıp almamaları konusunda fikir sahibi olmasını sağlarız. ne dersiniz?

Last edited: Feb 15, 2005, 08:35 AM (1)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 08:01 AM#17952

uzak

yazar: nuri bilge ceylan
yayınevi: norgunk

arka kapaktan:

"Sinemada bir fikri olmak ender bir olaydır." Nuri Bilge Ceylan hayatın içinde karşılığı olan sahici fikirlerle kuruyor sinemasını... bir duygu parçacığının tetiklediği, işlenmeyi bekleyen, çeşitlemelere, gelgitlere açık bir ışınma anı... bir fikir...

Çekim öncesi yönetmenin elindeki senaryo, işte böyle bir fikri söküp almaya çalışmıştır hayattan, onu görüntülerin diline aktarmadan önce sözcüklere, işaretlere, seslere, mekânlara, zamanlara yaymıştır... Bu yüzden senaryo bir edebiyat türü değil, bir haritadır daha çok.

Mayıs Sıkıntısı'nda olduğu gibi, Uzak'ın senaryosunu da çekimden önceki son haliyle, hiçbir yerine dokunmadan yayınlıyoruz. Nuri Bilge Ceylan sinemasında bir fikrin perdeye akmadan önce nasıl bir süreç katettiği daha iyi görülecek böylece.

Uzak, dünya sinemalarını dolaştı, başta Cannes olmak üzere katıldığı çeşitli festivallerden sayısız ödülle döndü, üzerine birçok dilde eleştiri yazıları yazıldı, önemli sinema dergilerine kapak oldu... işte bu uzun yolculuğun tanığıdır bu kitap. İç ve dış basında çıkan yazılardan, Ceylan'la yapılmış söyleşilerden geniş bir seçki sunuyoruz okurlara...

benim düşüncelerim:
aslında kitabı nuri bilge ceylan başlığı altında da tanıtmıştım (nuri bilge ceylan). kitapta yalnızca senaryo yok. senaryonun yanı sıra filmden kareler, yerli ve yabancı basından değerlendirme ve yorumlar da yer alıyor. özellikle yabancı basından yorumlar uzak'ın jüri büyük ödülünü değil de altın palmiye'yi alması gerektiği yönünde. senaryoda da filmde görmediğimiz bazı kısımlar var. ceylan, belli ki o kısımları çekimler sırasında gereksiz bulmuş. senaryo ile film arasındaki farkı görmek için de iyi bir kaynak bu kitap. özenli bir baskı ve düzgün çevirilerle satışa sunulmuş. fiyatı bence biraz yüksek (22YTL), ama ceylan'ın sinemasını seviyorsanız almaya değer bir kitap.

Last edited: Feb 15, 2005, 03:25 PM (2)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 08:07 AM#17953

bir wim wenders kitabı

yayıma hazırlayanlar: hamdi arslan, ethem olcay, şenol erdoğan
yayınevi: es

arka kapaktan:

Sinemanın endüstri batağına saplanmamış çok az sayıdaki "gerçek sinemacılardan, Yeni Alman ve Dünya Sinemasının devlerinden birisi Wim Wenders... Görüntü yazınını; Yol, Zaman ve Rock N' Roll üçgeninde kuran bu önemli adam, çektiği tüm filmlerinde ne kadar çeşitlemeye giderse gitsin, oluşturduğu özünden asla ödün verip uzaklaşmamış bir isim.

Wenders'in 'Amerikan Rüyası' ile başlayan bu kitap, onun bulunması zor ilk dönem avangard kısa metraj filmlerinden yola çıkarak, çektiği tüm belgesel ve kurmaca filmleri zevkli bir okuma ile okuruna sunuyor.

benim düşüncelerim
wim wenders'in nasıl bir yönetmen olduğu ayrı bir tartışmanın konusu. ancak bu kitap özensiz baskısından başlayarak oldukça kötüydü. her sayfada ortalama 4 yazım yanlış vardı (abartmıyorum, isteyene gösterebilirim, hepsini işaretledim). ayrıca kitap wim wenders'in yaptıklarına yönelik derinlikli bir incelemeden çok filmlerinin bir tanıtımı biçimindeydi. yayıma hazırlayan zatlar bir film okuması falan yapmamışlar. izledikleri filmlerle ilgili akıllarına gelenleri sıralamışlar. sonra bir sonraki filme geçmişler. bütünlükten oldukça uzak bir kitap olmuş. keşke çok az olan sinema yayıncılığı bu türden kitaplara değil de daha nitelikli şeylere ayırsa bant genişliğini. kitabın tek artısı, yayıma hazırlayanların, wenders'in bulunması güç olan bazı filmlerine ulaşıp onları da izledikten sonra kitabı yazmaları. ama olmamış işte...

Last edited: Feb 15, 2005, 03:29 PM (1)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 08:13 AM#17954

film çözümlemesinde jungcu yaklaşım

yazar: luke hockley
çevrimen: simten gündeş
yayınevi: es

arka kapaktan:

İmgelerden örülü bir yaşamı sürdüğümüz, bilinen en büyük gerçeklerdendir; Jung'un ruhbilim yaklaşımı da temel olarak bu imgeler bütünüdür.

Sinema için, 'ruhbilimsel bir araçtır' ifadesini rahatlıkla kullanmak mümkündür; beyaz perde, izleyicinin hareketsizliği ve karanlıkta oluşu sebebiyle yoğun bir ses etkinliğini de katarak görüntüye odaklanmamızı sağlayıp, izdüşümlerin ruhbilimsel bir süreç oluşturmasına yol açar. Bir anlamda seçtiğimiz filmde yansıyan bizim ruhsal portremiz ile ilintilidir.

Görüntülerin insanda ruhsal yansımalar oluşturduğunu bilen Jung, bu anlamda hastalarına resimler yaptırırdı. O'na göre: "Görüntü, tümüyle ruhbilimsel bir durumun sıkıştırılıp, küçültülmüş anlatımıdır".

Sonuç olarak, sinema imgelerle ilintilidir, imgeler ise ruhbilimsel önem taşır. Film kuramı, tarihi boyunca ruhsal çözümlemeden yararlanagelmiştir ve bu kitap birincil olarak bu iki noktanın arasındaki ilişkileri ortaya koyar.

Yazar eserinde, Jung ile film kuramını buluşturmak, film çözümlemesine yeni bir bakış getirmek, filmleri kültürel ve ruhbilimsel açılardan yeniden konumlandırmak ve filmin yapısına bu anlamlarda bakmamız noktalarından hareketle önemli bir göstergebilimsel çözümleme örneği sunuyor.

benim düşüncelerim:
kitaptaki örneklemeler fazlasıyla sınırlı kalmış kanımca. özellikle film noir'ın dışına çıkılmamış. jung'un psikoloji kuramından sinemaya bir bakış yöneltmeye çalışmış yazar. bu konuya merak salanlar için türkçe'de benzeri pek yok galiba. çeviride simten gündeş "öztürkçe" kullanmaya çalıştığı için okuma biraz zorlaşmış. ama bu çabasını taktir etmek gerek. benim türe (film noir) ilgim olmadığı için biraz sıkıldım. herkesin ilginç şeyler bulabileceği bir kitap olmuş.

Last edited: Feb 15, 2005, 03:32 PM (1)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 08:26 AM#17955

sinemada anlam ve anlatım

yazar: oğuz adanır
yayınevi: alfa

arka kapaktan:
İlk kez on beş yıl önce basılmış olan bu metin, belli bir arayış sürecinin ilk önemli aşaması olarak kabul edilebilir. Bu metin, Türkiye'de sinemanın neden üst düzey bir evrensel çizgi yakalayamadığı gibi temel bir sorudan hareketle ortaya çıkmıştır.

Türkiye'de zihniyet ile sanatsal süreç arasındaki ilişkilere ilk kez bu kadar yakından bakılmış olan bu metinde, sinema bağlamında bu ilişkiler -ilk bölümde- belli bir akademik çizgide kurulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, yazarın o sıralarda yoğun bir şekilde ilgilendiği sinema göstergebiliminde özgü yapısal bir yöntemle iki film çözümlenmiş ve karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde de yine yapısalcı sayılabilecek yaklaşımdan esinlenerek yerel sinema konusunda kimi sosyokültürel ve az çok estetik sayılabilecek çıkarsamalarda bulunulmuştur.

benim düşüncelerim:
oğuz adanır'ın görüşlerine katılmıyorum. bu nedenle kitabı kendi bulunduğu yerdeki konumu açısından değerlendirmem güç. bendeki baskısı kitle yayınları arasından çıkmıştı. şimdi alfa yeniden basmış kitabı. kitabın özgün bir değerlendirme olduğunu söylemeliyim. ancak sonuçta, öne sürülen tezlere katılmıyorum.

Last edited: Feb 15, 2005, 03:34 PM (1)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 08:33 AM#17956

sinemada göstergeler ve anlam

yazar: peter wollen
çavirmenler: zafer aracagök, bülent doğan
yayınevi: metis

arka kapaktan:
Sinema kuramı ve eleştirisinin temel yapıtlarından biri olan Sinemada Göstergeler ve Anlam, sinema dilini kavramada yeni ve verimli yönlere çeken okurunu -film seyircisini salt seyirci olmaktan çıkıp filmi okumaya davet eder. Peter Wollen, özellikle Eisenstein, Hawks, Ford ve Godard'ın sinemasına yoğunlaşarak, genel göstergebilim çalışmalarının sinemaya uyarlanmasının ilk örneğini vermiştir.

İlk kez 1989 yılında yayımladığımız kitabın uzun süredir baskısı yoktu, aranıyordu -bu yeni basımına yazarın Lee Russell adıyla New Left Review dergisinde yayımlanmış yazılarını da Lee Russell'ın yazarla yaptığı 1997 tarihli söyleşisini de ekledik.

benim düşüncelerim:
kitap her şeyden önce biraz eski. bu nedenle değerlendirdiği yönetmenlerin son filmlerini kapsamıyor. durum böyle olunca, diyelim kubrick'in, godard'ın filmlerine ilişkin değerlendirmeler o dönem için doğru olsa bile, bugünden bakıldığında eksiklikler taşıyor. ancak temel kuramsal alt yapısının oldukça sağlam olduğunun altı çizilmeli. ayrıca kitaba eklenmiş bulunan makaleler de eski olmalarına karşın yararlılar. her sinefilin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap bence. (bu arada çeviri de oldukça iyi, baskı da her zamanki metis kalitesinde)

Last edited: Feb 15, 2005, 03:35 PM (1)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 08:48 AM#17960

minimalizm ve sinema

yazar: pelin özdoğru
yayınevi: es

arka kapaktan:
Minimalist sinema üzerine dünya çapında yapılan ilk etraflı çalışma olan bu eser, sinema tarihinde avant-gardist hareketlerin izini sürerek başladığı yolculuğunda, çeşitli sanat disiplinlerindeki minimalist yaklaşımlara uğrayarak sonunda sinemaya varıyor. Popüler sinemanın karşısına koyduğu sanat sineması anlayışı içine yerleştirdiği minimalist sinemayı irdelerken, Ozu'dan Jarmusch'a dünya sinemasından bu akım içinde ürün veren yönetmenleri inceliyor ve tam filmografilerine yer veriyor. Zen Budizminden elektronik müziğe uzanan bu keyifli yolculuğun her durağında sinema var...

Popüler kültür adı altında gelip geçici çılgınlıkların, çığırtkanlıkların yaşamın her yanını sardığı günümüzde, insan en az iki yüzyıldır disiplin altına alınamayan temposuyla, kentin de, metropolün de tanımları değişti, adeta her yer metropolitan zihniyetli insanlarla dolu; yabancılaşmış, aceleci, medeni maskeli ilgisizliklerle dolu ama her an patlamaya hazır skandallar arayan açgözlülükler, fırsatçılıklar... Foucault'nun uyardığı gibi uyanık kalmak zorunda olan entelektüeller ve bir de sanatçılar belki, unutmak üzere olduğumuz durup düşünme zeminlerini arayabilirler. Pelin'in "seçkin sadecilik" dediği minimalist yaklaşım, sessizce varlığını sürdürüyor ve üstelik kentin kalabalık sinema salonlarında pek olmasa da, insanlık tarihinin sayfalarında "görünür" olmaya devam ediyor.
Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu

benim düşüncelerim:
kitap bence biraz daha hacimli olmalıymış. çünkü bu boyutlarda bir kitapla hem minimalizm akımının tarihini hem de bunun sinemaya yansımalarını incelemeye çalışmak her şeyin eksik olmasına neden oluyor. her bir yönetmene yalnızca iki-üç sayfa ayrılmış. her bir yönetmne için 15-20 sayfa yer ayrılan, minimalizmin tarihinin de daha ayrıntılı ele alındığı bir genişletilmiş yeni baskısı yapılsa isminden bekleneni daha fazla karşılayacak sanırım kitap.

Last edited: Feb 15, 2005, 03:36 PM (1)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 09:04 AM#17962

senaryo kuramı

yazar: semir aslanyürek
yayınevi: pan

arka kapaktan:

Dramaturjik Otobiyografi
Sahne 01.İç - Gün
Antakya, yıl 1956. Annem 13. kez doğum yapıyor.

  • Merhaba yaşam, ver elini mücadele...
    Annem yediği balıktan zehirleniyor, üç gün aç kalıyorum.
    Ablam doğum yapıp imdadıma yetişiyor, annem iyileşene kadar bana süt anneliği yapıyor.
    Sahne 5. Dış - Gün
    Kuduz bir köpek beni ısırıyor. 40 gün karnıma iğne yapılıyor.
    Sahne 9. Dış - Çok karanlık
    Dokuzumdayım. Kızkardeşim 5 yaşındayken yanıyor.
    Kahroluyorum. Taş yontmaya başladım. Artık harçlığımı kazanıyorum.
    Sahne 23. İç, dış-Gece, gündüz
    Yaptığım heykel SSCB'den burs kazandırıyor.
    Artık Moskova Devlet Sinema Enstitüsü öğrencisiyim.
    Altı yılda üç kısametraj çekiyorum.
    Sahne 30. Hücreler, koridorlar vs. zaman belli değil.
    Türkiye'ye dönüyorum. 55 gün gözlerim bağlı sorgulanıyorum. 55 günde 5,5 kez WC'ye giriyorum.
    Sahne 30. devam 46. Piyade Alayı. Gece ve gündüz 1,5 yıl sakıncalı piyadelik yapıyorum ve ne şehit olabiliyorum, ne de gazi.
    Sahne 34. Haydarpaşa kampüsü. İç-Gün
    M.Ü.G.S.F. STV'de ev kirası karşılığı memurluk başlıyor....
    Sahne 36. Moskova. İç dış-Gece ve gündüz.
    İnşaat taşeronu bir yapımcı buluyorum. İlk uzun metrajımı çekiyorum. Allah kimseye çektirmesin, benim çektiğim gibi.

42'ye geliyorum, yer-dünya, zaman-çok karışık
Belli belirsiz bir yolda yürüyorum, nereye gidiyorum, bilmiyorum...
-Semir Aslanyürek-

1986 yılının sonlarına doğru SSCB Devlet Sinema Enstitüsü (VGİK) Oyunculu Film Yönetimi Fakültesi'nden mezun olup Türkiye'ye döndükten sonra, senaryoların hâlâ 1930'lu yılların yazım yöntemiyle yazıldıklarını gördüm. Yani sayfa ortadan bir çizgiyle ikiye bölünüyor, sol tarafa filmsel olayın metni, sağ tarafa da diyalog ve sesle ilgili notlar yazılıyor. Elime geçen birkaç senaryoyu incelediğimde ise, asıl sorunun biçimsel olmaktan çok ötede olduğunu ve senaryoların herhangi bir kompozisyondan yoksun, diyalektik gelişmeye yatkın olmayan mekanik bir hareketin şematik bildiriminden ibaret olduklarını fark ettim. Yazar bu kitabında senaryonun yazımındaki inceliklere ve tekniklere dikkati çekiyor. Kitap, sinema dramaturjisi, film senaryosunun kompozisyon sorunları, film senaryosunun biçimsel sorunları başlıklı üç bölümden oluşuyor. (Tanıtım Yazısı'ndan Alıntı)

benim düşüncelerim:
sanırım türkçe'de bu alandaki ilk kaynaklardan birisidir bu kitap. oldukça başarılı bulmuştum bu kitabı. bir senaryo yazmak için gerekli olabilecek bütün noktları açıklığa kavuşturmaya çalışmış yönetmen. bunda da oldukça başarılı olmuş. senaryo yazımında yapılmaması gerekenleri çok iyi ortaya koymuş. bir senaryo örneği de koyarak, ilk senaryosunu yazmak isteyenler için bir başucu eseri haline gelmiş. bütün senarist adaylarına öneriyorum.

Last edited: Feb 15, 2005, 03:37 PM (1)

QU
quantino
Joined: Nov 09, 2004
102 posts
Feb 15, 2005, 02:16 PM#17975

çeviride simten gündeş "öztürkçe" kullanmaya çalıştığı için okuma biraz zorlaşmış.

o kadının bende film olgusu: kuram ve uygulayım yaklaşımları diye bir kitabı vardı. öztürkçeyi severim ve desteklerim ama kitap tam bir işkenceydi. bazı bölümleri atladığım halde okuyana kadar canım çıkmıştı. çok karmaşık şeyler anlatmıyordu belki ama her cümlede birkaç tane ülküsel öz, sözceleme, görünçlük(sahne demekmiş), bütünce, anakalıp yapısı veya düzengeç gibi sözler olan bir metni düşünsenize. her cümlede kitabın sonundaki sözlüğe başvurmak zorunda kalmak. ingilizce okurken bu kadar yorulmuyorum, sözlüğe bile bakmıyorum da.

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 02:30 PM#17976

quantino wrote:
o kadının bende film olgusu: kuram ve uygulayım yaklaşımları diye bir kitabı vardı. öztürkçeyi severim ve desteklerim ama kitap tam bir işkenceydi. bazı bölümleri atladığım halde okuyana kadar canım çıkmıştı. çok karmaşık şeyler anlatmıyordu belki ama her cümlede birkaç tane ülküsel öz, sözceleme, görünçlük(sahne demekmiş), bütünce, anakalıp yapısı veya düzengeç gibi sözler olan bir metni düşünsenize. her cümlede kitabın sonundaki sözlüğe başvurmak zorunda kalmak. ingilizce okurken bu kadar yorulmuyorum, sözlüğe bile bakmıyorum da.

sözünü ettiğim çeviri senin söylediğin kadar zorlayıcı olmasa da, dile alışmak biraz zaman alıyordu. bence de türkçe'nin kullanılması doğru, ama okuyucular için yeni olabileceği kestirilen bir türkçe kavramın yanında belki ingilizcesi, ya da "eski" türkçe'yle karşılığı verilse, okuma çok daha kolaylaşacağı gibi okurların yeni sözcüklere ısınmaları da sağlanabilir.

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 03:12 PM#17977

1968 ve sinema

yazar: ertan yılmaz
yayınevi: kitle

arka kapaktan:
Sinemanın gerçeklikle dolaysız ilişkisine en iyi örnek olarak 1960'lı yıllar verilebilir. Çünkü 1960'lar aynı zamanda egemen ile muhalifin büyük bir kapışmaya girdiği dönemdir. Bu dönemde içinde yaşanılan durum sorgulanmış ve giderek itiraz edilmiştir. Başı, sonu, yöntemi, getirdikleri, götürdükleri ne olursa olsun 1968 diye nitelenen tarihin en önemli özelliği "itiraz"dır.

benim düşüncelerim:
sinema siyaset ilişkisinin oldukça başarılı biçimde inceleyen bir kitap. önce dönemin nesnel koşullarını anlatan ertan yılmaz, daha sonra bu koşulların sinema alanına etkilerini inceliyor. kurduğu bağlntıları iyi temellendiriyor ve geniş bir perspektiften bakıyor. bütün sinefillere öneririm bu kitabı.

Last edited: Feb 15, 2005, 03:38 PM (1)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 03:16 PM#17978

avrupalı yönetmenler

yazarlar: rekin teksoy, seçil büker, sevin okyay, ertan yılmaz, alim şerif onaran, canan uluyağcı, kurtuluş özyazıcı, alin taşçıyan, fetay soykan, nazlı bayram.
yayınevi: kitle

arka kapaktan:
İnsanların biraraya gelerek ortaklaşa yapıtlar oluşturmasının çok zor olduğu ülkemizde bu kitabı yayına hazırlayabilmek bizi çok mutlu etti. Kitabın yazarları herhangi bir kural ya da kısıtlama olmaksızın seçtikleri yönetmeni yazdılar. Filmlerini zevkle seyrettiğiniz yönetmenler hakkında bilgi sahibi olmanın bu filmleri daha iyi algılayabilmek olanağını sağlayacağı kanısındayız.

benim düşüncelerim:
aslında arka kapak güzel açıklıyor söylemek istediklerimi. pek çoklarının beğendiği avrupalı yönetmenlerin her birine ayrı bir bölüm ayrılmış ve her bir yönetmen ayrı bir yazar tarafından ele alınmış. benim sık sık geri dönüp baktığım bir kitap olmuş avrupalı yönetmenler. bu kitaptan çok şey öğrendim.

Last edited: Feb 15, 2005, 03:39 PM (1)

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 03:20 PM#17979

sinema ve tarih

yazar: marc ferro
yayınevi: kesit

arka kapaktan:
"Sinema ve Tarih: bu iki terim arasındaki yakınlık ve kapsadıkları iki alem arasındaki ilişki öylesine belirgin bir hale geldi ki, kendi başına alındıkta, bu başlık artık şaşırtmıyor. Bununla birlikte, bin dokuz yüz altmışlı yılların başlarında, filmleri birer belge olarak incelemek ve böylece toplumun bir tür karşı-çözümlemesine yönelmek düşüncesi öne sürüldüğü zaman, üniversite çevreleri galeyana geldiler. Bugün film, arşivlerde de araştırmalarda da yurttaşlık hakkını kazanmıştır." Tarihin gerçekten de en başat aracısı konumundadır Sinema. Ne ki, tarihçiler, sinemanın, düpedüz aleni bir söylem bağlamında, tarihe içkin olana erişmek üzere paha biçilmez bir belge ve belgesel yapımlarıyla olduğu kadar öyküsel filmleriyle de muhteşem bir arşiv olduğunun yeni yeni farkına varıyorlar. Annales Okulu'ndan gelme bir tarihçi olan Marc Ferro, bu farkına varışın, hiç şüphesiz büyük öncüsüdür.

benim düşüncelerim:
sinema ve tarih arasındaki bağlantıyı derinlemesine inceliyor marc ferro bu kitabında. kimi düşüncelerine katılmasam da öne sürdüğü özgün görüşler kitabı benim için ilgi çekici kılmıştı. sinema ile tarih arasındaki dolaylı ve dolaysız bütün ilişkileri ele almaya çalışan yapıt pek çok soru soruyor ve bu sorulara derinlikli yanıtlar veriyor.

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 15, 2005, 03:25 PM#17980

deneysel sinemanın kısa tarihi

yazar: sabri kaliç
yayınevi: hil

arka kapaktan:
Endülüs Köpeği filmi kaç dakikadır?
Charles de Noailles kimdir?
Bunuel'in Altın Çağ filmi üzerindeki yasak kaç yılına dek sürmüştür?
Yaptığı bir tek deneysel filmle sinemada çığır açan Fransız ressam kimdir?
Andy Warhol'un Empire filmi kaç dakikadır?
Video-Sanat nedir?
Türk deneysel sinemacılar kimlerdir?

benim düşüncelerim:
sinemanın tarihiyle ilgili çalışmların hâlâ yeterli sayıda olmadığı türkçe'de böyle bir alanda bir tarih çalışması olması çok sevindirici. bütün iyi filmleri "deneysel" olarak tanımlayan kaliç, sinemanın kısa tarihi boyunca ortaya çıkan belli başlı sinema deneylerini ele alıyor ve bu küük kitabın hacmi içerisinde oldukça iyi bir iş çıkarıyor. deneysel ve kısa filmle ilgilenen bütün sinefillere öneririm.

You need to log in to post a reply.