The Aviator
12 replies · 305 views
hayırlısıyla yarın
giden birisi yorum yapabilir mi??açıkçası gitmeye korkuyorum kötü çıkar diye..
dün seyrettim filmi...öncelikle scorsese tutarlı bir biyografi filmi çekmiş...çok fazla kendinden bir şey katmasada film çok sağlam bir yapıda...senaryoda boşluk yok film tıkır tıkır işliyor...hollywood un biyografileri ne hale getirdiğini düşünürsek (akıl oyunları faciası) scorsese bu işin altından çok iyi kalkmış bence.. gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz...her ne kadar kendinen çok fazla şey katmamış desemde özellikle uçak sahneleri tipik scorsese kamera açıları ve kesmelerinden nasibini almış...son olarak "gangs of new york" tan çok daha iyi bir film "the aviator"...
İster 7 dakika isterse 170 dakika olsun yönetmen filmde bir yerlerde sürekliliği sağlayamazsa, eğer bu bir tercih meselesi değilse, sıçrama olur.
Aviator amcanın birden nasıl tepetaklak olduğunu, ruhsal saplantılarının bir anda enden gün yüzüne çıktığını, Hepburn abladan neden ve nasıl ayrıldığını anlamadım.
Scorsese'nin bu filmi yalnızca dicaprio'nun oynamayı beceremediği America'yı kuran hastalıklı adamın obsesyonları yüzünden çektiğini düşünüyorum. Buysa, her ne kadar film biyografi olursa olsun, metinde filmin ilk yarısıyla ikinci yarısı arasında kopukluk yaratıyor.
Gangs of New York'a gelince. Orada hiç olmazsa filmi kurtarmak üzere halihazırda olan Danil Day Lewis vardı. The Aviator'da eksikliği hissedilmiş.
yukarıda yazdıklarından sonra açıkçası senin filmi nasıl bir gözle izlediğinden kuşkuya düştüm
Aviator amcanın birden nasıl tepetaklak olduğunu, ruhsal saplantılarının bir anda enden gün yüzüne çıktığını, Hepburn abladan neden ve nasıl ayrıldığını anlamadım.
bende senin bunu nasıl anlayamadığını anlayamadım....film üç bölümden oluşuyor...bunlar aviator amcanın (senin deyiminle aslen bu tarz, filmlerle ilgili nükteli alaycı yorumları çok öküzce bulurum ..üstüne alınma senden çok daha alaycı yapanlar var) yaptıkları,ilişkileri ve yaptıklarının sorgulanması ....hepburn le olan ayrılığının ilk kıvılcımı aslında "hughes" un onun evinde yemeğe gitmesi ile başlıyor ..bilindiği gibi filmde buna çok değiniliyor..."howard hughes" hastalık derecesinde titiz bir insan ve bu uğurda çoğu şeyi sıfırlayıp baştan başlamayıda yapabilen bir insan elbiselerinin hepsinin yakması ,çalışanlarını işten kovması ve bütün planlarını yırtıp atması...yani temizlik onun için hepburn den çok daha önemli...hepburn cephesinden bakarsak olaya..."hughes"un aşırı derecede işine odaklanan tavrı ve yukarıda bahsettiğim saplantısı "hepburn"in "hughes"a olan bakış açısının zamanla değişmesine sebep oluyor...birde üstüne üstlük hergün gazetelerde başka bir kadınla görüntülemesi tuzu biberi oluyor ve doğal bir şekilde ayrılıyorlar...."hughes" un kendini odaya kapatması ise ben yaşadığı travmatik kazanın eseri olduğunu düşünüyorum..çok bel bağladığın hayalini kurduğun bir şeyin uzun uğraşlar sonunda (ki bu uzun uğraşlara filmde yeterince değiniliyor bence) fiyaskoyla sonuçlanması her insanda bir bozukluk yaratabilir bu normal bir şey bence...bir nevi o odada yaptıklarınmı sorguluyor bir çıkış yolu arıyor...bir nevi dinleme bir meditasyon aslında o odada bulunduğu süre...muteşem bir dönüşün planını o odada yapıyor bir nevi...ve başarıyorda...filmin sonunda da anlaşılacağı üzere gerçekten tutkulu bir insan yaptıklarından hiç bir zaman tatmin olmaz ve bir keşfettikçe yeni bir şeye başlama ihtiyacı duyarız ve bu böyle sürer gider...gerisi filmin jeneriğinde çalan jazz şarkısıdır...
Özür
Uyarılarından sonra filmi bir kez daha kontrol etme gereksinimi duydum.
Filmi izlerken bir kopukluk hissedip eksik cd'im olup olmadığını kontrol etmiş, sonra da Scorsese amcanın hızlı bir geçiş yaptığını düşünerek üstünde durmamıştım.
Fark ettim ki, senin yazdığın kısımları izlememişim maalesef. Bundan dolayı da filmin kopuk olduğunu düşünmüşüm. Neredeyse 30 dk.'sını kaçırmışım. Yani asıl kopuk olan benmişim. Kusura bakma.
Öküzlük mevzuuna gelince -sakın üsütüne alınma-; nice öküz tanıdım boynuzu yoktu, nice boynuz gördüm altında öküz yoktu. Amcanın adı gerçekten aklıma gelmediği için çabucak öyle yazmıştım. Zaten İngilizce isimleri yanlış yazmantansa amcalı, abili kısaltmaları yeğliyorum.
Yine de filmde özellikle oyunculukla ilgili yargımın değişeceğini sanmıyorum. Dicaprio'nun spastik çocuğu oynadığı ilk filminden bu yana adam akıllı bir oyunculuk çıkardığını görmedim.
Gerisi jam session bittikten sonra...
ben bu kate blancehtt'a bi defa daha hayran kaldım, olay budur
maalesef kendi adıma aviator'ın oscar adaylığında ne aradığını anlayabilmiş değilim hala - ha tabii bir oyun kurucu, tekel kırıcı, liberal ve hollywood'le teması olan bir amca olması haricinde elbette-
fekat bir spoiler olaraktan belirteyim ki şu konuya feci takıldım;
abicim bi çocuk sırf anası onu yıkarken temizlikten söz etti diye temizlik hastası olur mu? bu kadar basit mi? o zaman biz ölelim bizim aileler daha psikopattı, elma verirlerse yeme, içinde uyutucu ilaç vardır, iki sokak aşağı inme çingeneler kaçırır hede hödö valla tam olmasa da gene sağlıklı insanlar olarak aldık hayattaki yerimizi. ben ilk başta o kadının el çekiminden filan sanki daha sapıkça bir durum var diye düşünmüştüm açıkçası. bence bu problemli bir durum.
You need to log in to post a reply.