Skip to content

Sideways

13 replies · 244 views

MO
morrison
Joined: Feb 08, 2005
50 posts
Feb 25, 2005, 01:19 PM#18386

Sideways

Imdb link: http://www.imdb.com/title/tt0375063/

Alexander Payne'in iki altın küre kazanan filmi Sideways'i dün izledim. Müzikal komedi dalında ödül alan film Oscar'ın da güçlü adaylarından. Bununla birlikte çok sakin bir anlatımı olan, komediyi daha çok humor tadında ele alan bir film Sideways.

İçinde aksiyon olmayan, küçük bir şeyi küçük bir şeymiş gibi anlatmak derdinde olan filmde Paul Giamatti çok güzel bir oyunculuk sergilemiş.

Ülkemizde sayıları çok fazla değildir ama Hayyam hayranı şarap tutkunları için enfes bir film olmuş. Bütün film bir haftalık yolculuk boyunca güzel şaraplar peşinde dolaşmakla geçiyor.

Filmin konusu ve yönetmenin tutumunu ele alan bir yazı için bkz.: http://www.beyazperde.com/sinekritik/900

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Feb 25, 2005, 01:23 PM#18387

election ve about schmidt şahsi kanaatimce çok iyiydi....
sideways daha izleme fırsatını bulamadım ama beni hayal kırıklığına uğratacağını da hiç sanmıyorum...

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Feb 25, 2005, 01:28 PM#18390

bir de ilk filmi citizen ruth var...fakat tüm arayışlarıma rağmen bulmak nasip olmadı bu filmi...

EL
eliza bennet
Joined: Apr 05, 2004
396 posts
Feb 28, 2005, 08:44 AM#18468

bu mesajda bazı sahneleri açık ediyorum ona göre

Ben çok sevdim Sideways'i. Oyunculuk her bakımdan harika, senaryo güzel, mekanlar çok güzeldi. Filmde bir kaç tane çok sevimli (negatif anlamda) sahneler biraz eğri durmuştu (örneğin MEN, çocuğun gece kalkması, boynuzlu kocanın takibi vs.) ama Giamatti'nin parayı yürütme sahnesi, Giamatti ve Madsen'in terastaki konuşması gibi sahneler olayı bitirdi benim açımdan. Daha önce sadece Election filmini izledim (ve çok sevdim) Tamamen abartısız, kendi halinde ve acayip keyifli bir seyri olan bu filmi, bu tarz size hitap ediyor ise şiddetle tavsiye ederim.

Birde hoşuma giden herkesin fıstık gibi olmaması oldu (genelde Amerikan filmlerinde öyle oluyor da), -

P.S: Ben Virginia Madsen'e Candyman'de aşık olmuştum ve bu filmde de inanılmaz çekici buldum kendisini ama yine de hatunun güzelliğinin doğal ve kusurları ile beraber ve arkasında sıkı bir oyunculuk gücü ile sunuluşu çok keyifliydi. Niye bu kadın daha çok filmde oynamıyor şaşıyorum doğrusu.

VI
ving
Super Moderator
Joined: Sep 28, 2002
876 posts
Mar 02, 2005, 09:58 AM#18597

en iyi film oscarı adayları arasında kanımca en iyisi...
hoşça vakit geçirilecek bir film olmadan çok daha öte, küçük bi hikayeden büyük bi film çıkmış...
Paul Giamatti'nin oscara aday olmaması büyük bi ayıp ama Ned & Stacey'den beri çok özlediğimiz Thomas Haden Church'ü tekrar görmek süperdi...

son olarak outsider kardeşime sormak isterim:
Did you drink and dial?

OU
outsider
Joined: May 08, 2002
650 posts
Mar 02, 2005, 11:24 AM#18602

put the fuckin cell behind the wall. mate... hector did the same, with the gun is in hand!

Miskinadam
Miskinadam
Joined: Feb 15, 2005
526 posts
Mar 23, 2005, 07:56 AM#19155

Kişisel deneyimlerimden yola çıkarak kadınlara Paul Giamatti (Miles) gibi yaklaşan adamların kaybetmeye mahkum olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. "Hadi canım ordan" diyenleri duyar gibiyim. Bu forumun erkek üyeleri çoğunlukta, erkeklerden de Thomas Haden Church (Jack) gibi olanlar çoğunlukta. Hal böyle olunca bu mesajımın anlaşılabileceğine dair inancım yok denecek kadar az.

Şarabı severim ama pek anlamam, varsa bağcı kırmızı, yoksa kulüp kırmızı, o da yoksa kutu efes alırım. Kadınları şaraptan daha çok severim ama hiç anlamam. Kadınlar şarap gibidir yıllandıkça güzelleşir diye bi laf var mıydı, yoksa şimdi ben mi uydurdum, bunu bilemeyecek kadar da sarhoşum. 35-40 arası formunu korumayı başarmış olanlar favorimdir.

Konuya dönecek olursak, Sideways'te beni en çok vuran taraf Miles'ın Maya'ya (Virginia Madsen) yaklaşımı oldu. Adamın bi kadın peşinde koşma gibi bi derdi yok (böyle olabilmeyi çok isterdim). Üstüne üstlük kendisiyle ilgilenen kadınlardan da bihaber (işte burada ona benzediğimi sanıyorum). O şarabın derdine düşmüş bi kere, gerisini boşver. Neyse, buraya daha sonra döneceğiz.

1 hafta sonra evlenecek bi adamın, ne kadar redddedilemez olursa olsun başka bi kadınla yatmasını anlayamıyorum. Belki de erkeklerin yüz karasıyım ama sonsuza dek birlikte olacağına dair söz vereceğin birine bu şekilde ihanet etmeyi benim aklım almıyor. Sanırım Miles yerine ben olsam kendimi daha fazla tutamayıp okkalı bi tane indirerek Jack'in burnunu kırma şerefini Stephanie'ye bırakmazdım.

Şimdi kara kara bu yazdıklarımı nasıl toparlayacağımı düşünüyorum. Eternal Sunshine of the Spotless Mind başlığına yazdığım mesajın ardından aldığım övgüler beni daha fazla yazmam konusunda gaza getirdi. Anlaşılan o ki büyük bir sıçışın başlangıcındayım. Ama olsun, başladım bi kere ve bitireceğim.

Miles'ın Maya ile şarap üzerine yaptığı sohbeti hatırlıyorum. Benim hoşlandığım bir kadınla filmler hakkında konuşmama çok benzer. Aynı samimiyet, benzer ifadeler... Miles sadece konuya ilişkin fikirlerini dile getiriyor. Maya'yı kazanmak adına özel bi çaba harcamıyor. O sohbetin ardından onu yatağa atmak gibi bi amacı da yok. Bu ihtimal belki aklından geçiyor ve onu heyecanlandırıyor ama sohbetin esas amacı bu değil. O kendi dilinden konuşan birisi ile tanışmaktan yeterince memnun, o an daha fazlasını istemiyor. Dürüst davranıyor, sır tutamıyor, gerçekleri anlatıyor ve kaybediyor. Burada başa dönüyoruz.

Yok, bu mesaj bi yere varmayacak, en yiyisi burda bitirmek. Saçmaladıysam affola...

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Mar 23, 2005, 08:40 AM#19157

alexander payne gerek election da gerek about schmidt de gerekse sideways de olsun filmografisinin büyük bir bölümünde 2000 li yıllarla birlikte erkek toplumun feodal kalelerinin bir bir yıkıldığını gösteriyor seyircilere...

her birimizin yavaş yavaş kumlaştığını bir fiskeyle yıkılacak hale geldiğimizi ince bir alayla filmlerinde vermekten geri kalmıyor.fakat bu bakışı ortaya koyarken de bunu anti feminist bir gözlükle yapmıyor.yani yönetmen,yeni dünyanın içinde kendisine daha fazla yer bulan kadınları eleştirme tenkit etme yoluna gitmiyor.tam tersine asırlardır erkek toplumun çizmiş olduğu sınırlara koyduğu dikenli tellerin bizzat inşa edenler tarafından çıkarılmaya çalışıldığını ama her defasında dikenlerin yaralar açtığına işaret ediyor...

payne,bu üç film izlenmeden yorumlanırsa eksik kalır...

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Mar 23, 2005, 08:46 AM#19158

sermest wrote:
alexander payne gerek election da gerek about schmidt de gerekse sideways de olsun filmografisinin büyük bir bölümünde 2000 li yıllarla birlikte erkek toplumun feodal kalelerinin bir bir yıkıldığını gösteriyor seyircilere...

her birimizin yavaş yavaş kumlaştığını bir fiskeyle yıkılacak hale geldiğimizi ince bir alayla filmlerinde vermekten geri kalmıyor.fakat bu bakışı ortaya koyarken de bunu anti feminist bir gözlükle yapmıyor.yani yönetmen,yeni dünyanın içinde kendisine daha fazla yer bulan kadınları eleştirme tenkit etme yoluna gitmiyor.tam tersine asırlardır erkek toplumun çizmiş olduğu sınırlara koyduğu dikenli tellerin bizzat inşa edenler tarafından çıkarılmaya çalışıldığını ama her defasında dikenlerin yaralar açtığına işaret ediyor...

payne,bu üç film izlenmeden yorumlanırsa eksik kalır...

gerçekten harika bir yorum.

bir de filmi izlerken kapıldığım garip bir hissiyat var benim. sanki bir yerlerden "dude" da ortama dahil olacakmış gibi geldi bana film boyunca. yani benzer bir atmosfer hissettim ben filmin içinde. acaba küçük hikaye büyük film oılayının lezzeti bir noktada benzeşiyor mu diye düşünedurdum filmden sonra.

EL
eliza bennet
Joined: Apr 05, 2004
396 posts
Mar 23, 2005, 12:52 PM#19163

rai, çok ilginç ama bende aynı şeyi hissettim, sanki Dude bir yerlerden çıkıp gelecekmiş gibi geldi (hatta sanki adam en sonunda o şişeyi açtığında baya baya bekledim)...

Tabi bunun mantıklı bir açıklaması olmayacağına karar verip, üzerinde düşünmedim ben.

Bu arada About Schmidt'i hiç izleyesim gelmemişti ama sermest'i ve onu onaylayan rai'yi dinleyip izleme fırsatı çıkarsa pas geçmeyeceğim.

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Mar 23, 2005, 01:09 PM#19166

bizde bir dude hastalığı mı var diye düşünmeden edemedim.tam olarak değil de benzer bir şeklini ben de hissettim ne gariptir ki...bu arada rai,inceliğin için teşekkürler...

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Mar 23, 2005, 02:19 PM#19171

ekşi sözlukte de bir kaç kişi aynı hissiyata kapıldığını yazmış.
o vakit şöyle bir sinefil looser night yapıp sideways'le başlayıp big lebowski'yle, şarapla başlayıp white russian'la devam etmek var.

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Mar 23, 2005, 02:59 PM#19175

miskinadamla martini labut yapar, outsiderı yuvarlayıp deviririz labutları... ne güzel olur...

MO
morrison
Joined: Feb 08, 2005
50 posts
Mar 23, 2005, 04:13 PM#19189

Kırkayaklar keçi kadar olsaydı ne paça çorbası içerdik, di mi?

You need to log in to post a reply.