Skip to content

iyi yerli dizi nasil olmalidir, hangileridir?

4 replies · 133 views

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Mar 23, 2005, 05:53 AM#19153

iyi yerli dizi nasil olmalidir, hangileridir?

bir suredir yeni bir ise baslamis bulunuyorum. bu yeni isim calistigim ikinci dizi isi olacak. biraz da bu nedenle yerli diziler zaman zaman gecimimi sagladigim bir sektor oldugu icin "mumkun oldugunca" yakin takibim altindadir. anlamak ve cozumlemek icin can atan iletisim fakultesi mezunu yanima da sinemaseverligimden gelen "iyi drama pesinde olma" acligina da iyi gelsin istedim hep.

calistigim dizinin ozelde pek bir anlami yok benim icin. is etigim geregi dogrudan dogruya onun adini anmak istemiyorum. herhangi bir hinlik pesinde degilim. fakat "isi ne olursa olsun isini en iyi yapmak isteyen adam" yanim da beni ozellikle yeni isimin heyecaniyla dizileri daha da iyi anlama cabasina yoneltiyor. yerli dizileri konusmak isteyebilecegim (ve belki cogu zaman mecburen dinlemeyi) yazarak konusan baska internet arkadaslarim yok maalesef.

bu tartismanin icinin carpisan dolu dolu fikirlerle dolmasini diliyorum.

Last edited: Mar 23, 2005, 12:26 PM (2)

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Mar 23, 2005, 06:40 AM#19154

artik asil sadede gelecek olursak...

yerli dizi endustrimizin artik oturmaya baslayan uretim duzeni (ve hatta duzensizligi) yesilcamdan miras bir duzen. uretim iliskilerinin tum bicimlerini burada gorebiliyoruz. gelismis olabilecegini soyleyebilecegimiz her anlamiyla en "batili" birimleri odaginda teknoloji olan bolumler (postproduksiyon, ekipman, lojistik). fakat insan kaynaklari anlaminda her ne kadar alayli-mektepli ayrimi mektepliden yana hizla artsa da kose baslarinda daima yesilcami gorebilirsiniz. dagitim ve basyapimci gucleri televizyonun emrinde oldugu icin bu iliskileri cok farkli bir deformasyona ugratmis. bu durum olumlu ve olumsuz yanlari beraberinde tasiyor. televizyon herseyi daha sistamatize ederek kurumsallasmaya ve profesyonellige yoneltse de televizyonun daima hafif bir arac olmasi da icerigin cok geri plana itilmesine neden oluyor. ama beri yandan pek cok yeni seyin denenmesine de artik o yol veriyor.bunu iyi kullanan endustrinin cesitli birimleri kucuk ve ince tatlar yasamamiza yol acabiliyorlar.

butce acisindan pek cok yerli dizinin yillik butceleri bir kac filmin butcesine rahatlikla yetebilir. (hatta bazilarinin haftalik butcesiyle buradakiler guzelce de iki film ceker.) haftada milyonlarca dolarlik reklam pastasina sahipler. populer kulture yildiz yetistiriyorlar. bu yildizlar baska gelirlere de neden oluyor. boylece kultur icerisinde son derece derin yerlere sizabiliyorlar. toplumsal yanilsamalara yol acabilecek kadar gucluler. nispeten daha entellektuel kesim icin bu nedenlerle hem ucuz hem de tehlikeli bulunuyorlar.

yillardir "yerli film olsun camurdan olsun" diyebilecek kadar "yerlisinemasever" bir kitle, artik kendisiyle bulusamadigi icin yerli film azginligini, sadece televizyon karsisinda binlerce defa yayimlanan eski filmlerle dindirmek zorunda kaliyordu. yerli diziler bu filmleri yeni oyuncularla, guncellik cilasi cekilmis konularla, biraz daha ozene bezene, (hepsi icin bu gecerli degil tabi) hem de sündüre sündüre izleme firsati verdi.

elbette bu durum sinemamiza da yansidi. dizi endustrusuyle icice yeni bir sinema sektorumuz olusmak icin cirpiniyor. buyuk bir ekonomik kriz cikmaz ise hatiri sayilir bir sinema endustrimizin olusacagina inaniyorum. ibreler onu gosteriyor.

yerli dizinin iyisi nasil olur konusunu tartisirken dizi endustrisinin, hem bir drama oldugu icin estetik ve gramer sorunlarindan, hem de nihayetinde bir ticari urun oldugundan televizyonun dogasindan kopartilarak tartismak saglikli olmaz sanirim. bu nedenle televizyon dizilerini ne sadece film gramerine bakarak yerin dibine batirmak ne de ticari olarak goklere ciktigi icin onu cok basarili kabul etmek bu tartismaya hic bir yarar saglamayacaktir.

artik uzunca bir sure hic bu kadar uzunca yazmayabilirim. hatta belki hissedilebilir aralar hic yazmayabilirim. buna cok vakit yok cunku. ve inanin bana bu sektorde calisan insanlarin pek cogu icin internete bu kadar zaman ayirmak uykularindan ciddi bir feragat etmek anlamina geliyor. oysa iclerinde pek cok buralarda yazarak boyle guzel tartismalar yurutebilecek kadar keyifli insanlar var. bu dizileri konusacaksak bu olanaksizlari da konusmak gerek ayrica.

budur benim uzuun girizgahim.

ME
melodicali
Joined: Apr 03, 2005
4 posts
Apr 03, 2005, 12:27 PM#19350

60-70 lerdeki samimiyet kokusu olsun,belki birazcik 80 lerin cilginligi eklenebilir, gunumuz mizahi ile birlessin bunlar ... oyuncularin gozu para pul sohret amaci gutmesin, gercek oyuncular olsun oyunda, gozleri dolar yesili olanlar degil yanil.. ( ulkemizde tam anlamiyla kendini sahneye- sinemaya-oyunculuga vermis insanlarda var).. gina geldi ayni yuzlerden ( tiksinc yuzler ( kendi adima bu cumle).... konusu bagimsiz olabilir , taklit olmasin aman.. senaryo akici olsun, illa ki gercekci olmasina gerek yok, ucuk seyler olabilir, hayal kurmayi da ozledik cunku.... . . . ... dicek cok fazla seyim var aslinda, . . ..ayrintilara girersek bitmez . . . . . .. . . ama ozetle boyle projeler isterim kendi adima . .. . . . .nacizane goruslerimin bi kismi bunlardir....

KA
kafakoparan
Joined: Jan 19, 2004
119 posts
Apr 07, 2005, 07:21 PM#19450

istisnalar hariç öylesine bir genellemedir,belli bir tutarlılık yoktur,kafaya göre öylesine yazılmıştır,yazan sorumluluk kabul etmez:)
iyi bir yerli dizi:
1-öncelikle renkli olmalı,renkli derken basbayaği renkli.(bu arada önceki dönemleri anlatacam diye renkleri soldurup kasmamalı insanı, mizansenin versin o havayı)
2-çok da renkli olmamalı.(yani illa sarı tonlarını bol kullanıp seyirciyi etikileyecem deye kasmamalı,mizansenin versin o havayı)
3-senaryo ve karakterlere göre tutarlı olmalı(yane mafya adamı eve gelip karısından azar yemez,o kadar para saf emekle kazanılmaz,ki bir çok dizide zenginler iyi yürekli haram yemez vb dir,yok böyle bih şey,40 sol ayakla futbol oynayan bir anda sağlak olmaz,ama bizim dizlerde karakterler gecekonduda bile yaşasa,güzel türkçe konuşur,her şeyden haberdardır,bir kız görünce centilmen olur vb..)
4-yine konuya ve temaya bağlı olarak 3. boyuta geçsek iyi olur.yani yalan rüzgarı modunda kafadan diyaloglar eğer dizinin senaryosu iyi değilse adamı deli ediyor en azından beni,bir değişiklik ulu manitu!
5-her iyi karakter dibine iyi olmak zorunda değildir,çünkü böyle biri yoktur(bırak mizansenin konuşsun)
6-her kötü karakter de dibine kötü değildir(yok böyle bih şey)
7-illa ortası da olmak zorunda değildir.
8-içerik olarak aile draması,mafya üçgeni,mahalle anlatısından artık sanki daha farklı daha ayrıntılı alanlara kaymalıyız gibi bir his var bende.yani aynı masada toplanıp sevgi içinde konuşan 10-12 kişi her dizide vardır,bu sayı sabittir,zenginlik katar.(bırak gözlerin konuşsun)
9-iyi bir dizi illa iyi olmak zorunda değildir,yani kötü dizilerde iyi olabilir.bu çelişkili gibi gözükebilir,zaten çelişkili.
10-iyi bir dizi hayat gibi karakterlerini değiştirmelidir,çünkü diziyse ve hayatı insanı anlatıyorsa bunu yapmalıdır,ama madde 3 ü yani tutarlılığı da göz önüne alarak yapmalıdır bunu.değişim yoksa zaten düz duvarı da izleriz her hafta.
11-illa yeni konu bulacam diye kasmak da gereksiz,ama konusuz da kalmamak lazım(bırak dizlerin titresin)
12-iyi bir dizide kesin 70 yaşında bir karakter olmalı,bir gün flashback yapmanız gerekirse çok işe yarar.hani yaşamasa bile görür falan:))) (bırak aksın gözlerin)
13-iyi bir dizi hede hödö de mödöle bu jene pa vousellez de atansiyon,ich liebe dich et si sinyor....

SO
SOLAS
Joined: Jul 09, 2002
236 posts
Apr 13, 2005, 02:54 PM#19672

Her ne kadar cevaplarını tahmin edebilsem de son zamanlarda aklıma takılan bazı sorular var. Onları paylaşmak istedim:
Şimdi bir şekilde birileri bir proje, senaryo vs. üretip bir dizi çekmeye başlıyorlar. Dizi bir tv kanalında yayınlanmaya başlıyor ama sadece 2-3 bölüm sonra bile yayından kaldırılıyor. Bu nasıl oluyor? Nasıl oluyorsa oluyor ama mantıksız olmuyor mu?
Haftanın tüm günlerinin muhtelif miktarda dizilerce paylaşıldığı bir ortamda ve son zamanlarda varlığına inanmaya başladığım ''Rating Mühendisliği'' nin aşmış çabaları sonucu pek çok dizi daha 1 sezonu bile tamamlamadan ortadan kalkıyor acaba eskiden en azından 13 bölüm flm izleyebileceğimize inandığımız ortam artık bir efsane mi oldu?? (sanırım evet)
Bir dizi çekmek için bir projenin yaratılması bu kadar kolay mıdır ki günümüz televizyonları adete mezbahaya dönmüştür??
**Şimdilik ez-cümle söyleyeceklerim bu kadar sorularım gelir ama....

You need to log in to post a reply.