gallipoli
12 replies · 217 views
gallipoli
Bir TÜRK tarafından Gelibolu belgeselinin yapıldığını ilk duyduğumda uluslar arası platformda sesimizi duyurabileceğimiz ve tarihimizi anlatabileceğimiz iyi bir araç olacağını düşündüğümden çok sevinmiştim.Reklamlarından biraz umutlansam bile filmin sitesine girdiğimde ve fragmanı indirip izleyince gözüme çakan GALLİPOLİ ismi nedeni ile uyanan kuşkularım filmle ilgili yaptığım araştırmadaki yorumları gördüğümde ve edindiğim CD’ler yolu ile filmi izlediğimde haklı çıktı ve sevincim kursağımda kalarak bir üzüntüye dönüştü.
Başlangıçta çocuklarımı ve tüm yakınlarımı götürmeyi düşündüğüm bu film için harcayacağım Türk Liralarının hangi amaca hizmet edeceği hakkındaki kuşkularım nedeni ile bu filmi sinemada izlemeye gitmedim, Hürriyet ve İstiklalimizi şehitlerimizin kanlarına borçlu olduğumuzu düşünen şerefli bir “TÜRK” ve “TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI” olarak “PROTESTO AMACI İLE SİNEMADA BİLET ALARAK İZLEMEYECEĞİM.” Yakınımdaki ve ulaşabileceğim HERKESİN BU FİLMİ SİNEMADA BİLET ALARAK İZLEMESİNE ENGEL OLMAYA ÇALIŞACAĞIM.
Aşağıda bir Anzak Subayı’nın sözleri yer almaktadır.
ANZAK'LIDAN
Biz Çanakkale'den Türk'lerle savaşarak ve binlerce insanımızı kaybederek, Kahraman Türk milletine ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık.Bütün Avustralyalı'lar Mehmetçiği kendi evlatları gibi sever,onun mertliği,vatan ve insan sevgisi, siperlerdeki dayanılmaz heybeti ve cesareti, bütün Anzaklı'ları hayran bırakan yurt sevgisi, insanlığın örnek alacağı büyük hasletlerdir. Mehmetçiğe Minnet ve Saygılarımla... Lord CASEY(Eski Anzak Subayı, Avustralya Genel Valisi)
Yeni Zelandalı General Godley, ülkesindeki Albay Chaffley'e 1940 ta yazdığı mektupta düşmanları Türkleri şu sözlerle anlatıyor: "Türk'ün dürüst bir savaşçı olduğu bir gerçektir. Türk askeri Alman askerinden daha iyi ve çok cesur bir savaşçı. O gerçekten müthiş bir düşman.
Ne yazık ki, bir “TÜRK” olan Sayın Tolga Örnek bir Anzak subayı olan Lord CASEY yada Yeni Zelandalı General Godley kadar bile TARAFSIZ VE DÜRÜST OLAMAMIŞTIR.
KÖTÜ ÖRNEK örnek olmaz sözünün doğruluğunu ispatlamış olan SAYIN TOLGA ÖRNEK ile birlikte çevresindekiler ve arkasındakilere rant sağlamamak ve değerlerimizi ayaklar altına almak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmemek adına SİNEMADA BİLET ALARAK İZLEMEYECEĞİM ve SİNEMADA BİLET ALARAK İZLEMEK İSTEYENLERE DE ENGEL OLMAYA ÇALIŞACAĞIM.
Bir kere filmin fragmanında izlediğim “GALLİPOLİ” adı yeterince fikir veriyor.Fragmandan, izlediğim filmden ve eleştirilerden anladığım kadarı ile bu filmin adına “KAHRAMAN ANZAK”ta denebilirmiş ve daha uygun olurmuş.Tek taraflı düşünce ile çekilmiş olan filmle ilgili en üzücü taraf ;bunun BU ÜLKENİN ŞEREFLİ ORDUSUNUN BİR ASKERİNİN OĞLU OLAN bir “TÜRK” tarafından sanki “SAVAŞTA BULUNMUŞ ANZAKMIŞÇASINA” yapılmış olmasıdır.
Bir kere bizim askerlerimizin %5 okuma yazma oranı tamamen yanlıştır.”Çanakkale Savaşı”nda yurdumuzun bir çok okumuş yazmış, eğitim görmüş, elit denebilecek vatan evlatları gönüllü olarak okullarını, işlerini ve her şeylerini bırakıp cepheye koşmuş, ülkemizin en üst düzeyde okumuş aydınları da cesaret ve vatan sevgilerine rağmen bazı imkansızlıklar nedeni ile kahramanca şehit olmuş ve neredeyse elit tabakanın tamamı da yok olmuştur.Yani bizim askerlerimizin %5 okuma yazma oranı tamamen ve kocaman bir yalandır.
Sayın Tolga Örnek en azından “BU ÜLKENİN ŞEREFLİ ORDUSUNUN BİR ASKERİNİN OĞLU OLMAK (Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek) SIFATI” ile 6 yıl içinde bu araştırmayı yapamamış mıdır?Uzunca bir süre uğraşmasına rağmen GEREKLİ TARAFSIZ İNCELEMEYİ YAPMADAN kendi vatanı da olan, Vatanımızı işgale yeltenen üç-beş “düşman” askerinin yazdığı söylenen mektupları baz alarak bu tür tek taraflı ve gerçek dışı bir film yapıp okuma yazma bilmediğini iddia ettiği, vatan uğruna okullarını bırakıp topluca cepheye giderek şehit olan “Tıbbiye Mektebi öğrencilerinin” ve bu uğurda canlarını feda eden 253 bin vatan evladının ruhlarını incitmeyi ne uğruna göze almıştır?
Yoksa Çanakkale’de yoktan var edip aç, susuz, ayakkabısız, her türlü imkansızlık içinde düşmana karşı şavaşarak “HAYASIZCA AKINA KARŞI GÖĞSÜNÜ SİPER EDEREK” ve canlarını verip şehit olarak bu vatanı İŞGALCİLERE KARŞI savunup “YURDUMA ALÇAKLARI UĞRATMAYAN”, cephede ve cephe gerisinde 253 bin şehit veren Türk Ordusu ve Türk Mileti’nin döktüğü kanları çiğneme uğruna Şerefli Türk Ordusunun bir komutanı ve bir TÜRK ASKERİ olan babası ile mi hesaplaşmaktadır?
Film de Anzak askerinin anıları verilirken, onların "vatan için öldükleri" sözünün geçtiğini duydum.
NE VATANI ?
Yurdumuza göz diken İngiliz emellerine alet olarak yurdumuzu işgale yeltenen İngiliz’in uzak akrabası Anzak Askeri, ülkesinden kaç bin kilometre uzakta hangi vatan için ölmüştür?
Anzak askerlerinin "vatan için öldükleri" işlenirken asıl olarak Vatanını savunan Türk Askerinin duyguları, Vatanın kutsallığı ve şehitliğin yüceliği işlenmemiştir.Anzak askerinin dini, milli, manevi duyguları işlenirken Türk Askeri bu yönde hiç ele alınmamıştır.Türk Askerinin bu tür değerleri yok mudur ki işlemeye gerek görülmemiştir?
Tolga Örnek’in deyimi ile “savaş karşıtı” olduğu söylenen bu film; gerçekten savaş karşıtı bir düşünce ile yapılmış olsaydı yurdunu her ne pahasına savunanları silmeye çalışmak yerine, hain emellerle yurdumuza saldıranlar yüceltilmez yerden yere vurulurdu.VATANI, MİLLETİ, NAMUSU VE BAYRAĞI UĞRUNA SAVAŞMAK VE GEREKİRSE CANINI VEREBİLMEK, ŞEHİT OLABİLMEK EN KUTSAL GÖREV VE ERDEMLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR.Bu duyguya karşı olarak Tolga Örnek’in deyimi ile “savaş karşıtı” olduğu söylenen bu tür filmlerle gençliğin beynini yıkamaya çalışmak yurdumuza yönelik olası bir savaşın ön hazırlığımıdır acaba?
Çanakkale’yi geçemeyenlerin hastalıklar, sinekler, pislik, doğa şartları vb. nedenlerle başarısız olmuş gibi gösterildiği filmde kahramanca savaşarak düşmanı durduran Seddülbahir'in Ertuğrul Koyu’ndaki 9. Tümen'in 26. Alayı'nın 3. Taburu, Çanakkale müdafaasındaki yararlığı ile meşhur bir asker olan Orgeneral Cevat ve saymaya kalkarsak bu yerin yetmeyeceği tümgerçek unsurlar nerededir? Öncelikle Milli mücadelenin önderi Mustafa Kemal olmak üzere, Nusret mayın gemisi, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda ayakta kalabilen vinci bozuk olan tek topun 215 Okkalık mermisini üç kez kaldırarak namlunun ucuna sürmüş olan Seyit Onbaşı, Türk Askerinin yaralı taşıyan hiçbir sıhhiye ye ateş etmemesi hatta düşman hatlarından yaralı bir yüzbaşının feryatlarına kendi saflarından kimse yardıma koşmazken bir Türk Askerinin onu kucağına alıp onların mevzilerine yakın bir yere bırakması, öleceklerini bile bile gözlerini kırpmadan vatan uğruna şehitliğe koşan ordumuz, milletimiz ve 253 bin şehitimizin akıttığı kanlar neden gerektiği gibi anlatılmamıştır?
Yurdumuzda Çanakkale Savaşının canlı şahitleri vardır.Bunlar neden aranıp bulunmamış ve anılarına itibar edilmemiştir?
Beyler! topla tüfekle teknoloji ile GEÇEMEDİKLERİ ÇANAKKALE’Yİ bu tür yollarla VE GAFLET, DELALET HATTA HIYANET İÇİNDE OLAN BAZI TÜRK VATANDAŞLARI VASITASI İLE ZAFER KAZANDIĞIMIZ VE DESTANLAŞAN BİR SAVAŞIMIZDA HEP BAŞARISIZMIŞIZ GİBİ İZLENİM ÇIKARARAK GEÇMEYE ÇALIŞMAKTADIRLAR. LÜTFEN DİKKATLİ OLALIM!
GEÇMEYE ÇALIŞTIKLARI ŞEY MANEVİ DEĞERLERİMİZDİR!
Bu topraklar üstünde hür yaşayan her vatandaşımız ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE borçlu olduğunu unutmamalıdır!Bizler "Gelibolu" şehitlerinin torunlarıyız.Bu tür oyunlara gelmeyelim.Çocuklarımıza, gençlerimize şanlı tarihimizi ve Kurtuluş Savaşımızı anlatalım öğretelim.Bu tür masum görünen düşman unsurlarının çocuklarımız ve gençlerimizin beyinlerini yıkama girişimlerini bertaraf edelim.
LÜTFEN BU FİLMİ PROTESTO EDELİM VE İZLEMEYİ DÜŞÜNENLERE GERÇEKLERİ ANLATARAK ENGEL OLMAYA ÇALIŞALIM.
SebatÇelik sece2005@hotmail.com
belgeselin türk'e türk propagandası izlemek isteyenler için pek uygun bir seçim olmadığı ortada. bazı matematiksel aksaklıklar dışında gayet başarılı bir belgesel. çanakkale savaşını iki taraflı bir trajedi olarak algılayan insanlar için izlenesi. elin polonyasına yemen'ine savaşmaya giden türk askeri kahraman şehit, ailesine güzel bir gelecek sağlamak için kendi yaşamını masaya süren anzaklar it köpek; o örnek verdiğin tıbbiye mektebi öğrencilerinin çoğunun hain diye anılan ermeniler ve rumlar olduğunu bilir mi acaba bu satırları yazan şahsiyet; hadi ordan derim ben böyle büyük harfle nutuk atan tiplere!
geçelim artık bu şovenist ayakları- yok çanakkale şehitleri sayesinde bu ülke bugünkü durumunda. - kardeşim tamam sokmadık adamları bu ülkeye- ama sonra onlar elllerini kollarını sallayarak girmediler mi bu ülkeye. ingilizin oyunuyula ölen anzaklar ( dünyanın en alakaya maydonoz savaşı) onlara karşı savaşan anadolulular. öf yahu öf. 1915 yılında kruvazörler mayın gemileri ve bilmem kaç bin kilometre öteden ithal (bok yoluna gitmek için yaratılmış garibanlar) askerlerle Tşşak geçtiler bizle. şimdi ise avrupa birliğine girme sürecinin bekçileri, imf temsilcileri ve anlaşmları, kıçımıza doğru dönme eğiliminde olan diplomatik yönergelerle dalga geçmekteler bizle. şimdi biz bu filmi protesto edince bunlar değişecek mi secaattin söle bana. değişmeyecek ?
öle acıklı bir savaştı ki bu savaş... tek tesselimiz her millet ölen insanların öldükleri anda baş koydukları bir gaye için ölmüş oldukları düşünmeleridir. hepsinin tanrı gani gani rahmet versin huzur içinde uyusunlar. R.I.P
Last edited: Apr 11, 2005, 01:50 PM (1)
bazen keşke okuma yazma oranımızı %5 te sabitleseymişiz de, en azından hem algı kudretini haiz olmayanlar, kongrede kürsü devirerek eğlenen zihniyetlerin muadilleri ve benzeri şüreka ellerinde kalem veya klavyelerle ortalığa desteksiz kelime saçmasaymış diyorum.
çanakkale'ye böylesine bir ilgi duyanların anafartalar kahramanından hiçbir şey öğrenmemiş olmaları da ne yaman çelişkidir. "bizim evlatlarımız olmuşlardır" cümlesi tanıdık gelir belki de hatırlamalarına yardımcı olur.
ayrıca ortaya yanarlı dönerli saptama bırakırken insanın o husustaki cehaletini açık edecek kullanımlardan kaçınması çıkarına olur. aksi takdirde okuyan daha selamün aleyküm sallamamaya başlar okuduğu şeyi. ha eğer haritada anzak diye bir diyar bulan olursa o zaman oralıları "anzaklı" diye çağırabiliriz elbet.
yahu bir de gallipoli yazmasına içerlemiyor mu sece bey. merak ediyorum gelibolu ismi nerden geliyor? gallipoli isminden alınıyorsan gelibolu da dememek gerekmez mi. ikisi de yunanca değil mi bunların. hatta metinde 50 kere geçen anadolu kelimesi de yunanca değil mi?
zaten almanya yenildiği için bizim de yenik sayıldığımız bir savaş hakkında konuşmuyor muyuz ne farkeder...
rai wrote:
zaten almanya yenildiği için bizim de yenik sayıldığımız bir savaş hakkında konuşmuyor muyuz ne farkeder...
bu cümleyi görmeyeli ne kadar olmuş. nostaljiye gömüldüm bir an. orta okul tarih kitablarının tozlu kokusu geldi burnuma. devletleri ve savaşı bir saklambaç oyunu anlatır gibi anlatan zihniyete bu gün bile hastalık derecesinde hastayım.
aslında bizim yenik sayılmamızın sebebi birinci dünya savaşında çanak çölek patlamasından ileri gelmiştir. ebe olan osmanlı arrab yarım adasının kıvrımına saklanan italyanları alman olarak gördüğünden dolayı birinci dünya savaşında çanak çömlek patlamıştır. en andaval oyuncu olan almanyanın yalakası olduğumuz içi bizde yenik sayılıp. mahalleden dışlanmışızdır.
GALLIPOLI-ANZAK'LI
Irenicus wrote:
ayrıca ortaya yanarlı dönerli saptama bırakırken insanın o husustaki cehaletini açık edecek kullanımlardan kaçınması çıkarına olur. aksi takdirde okuyan daha selamün aleyküm sallamamaya başlar okuduğu şeyi. ha eğer haritada anzak diye bir diyar bulan olursa o zaman oralıları "anzaklı" diye çağırabiliriz elbet.
Sayın Irenicus,engin bilgilerinize rağmen okuyacak olanları aydınlatmak için affınıza sığınarak aşağıdaki açıklamayı yapacağım.
ANZAC : (Australian and New Zealander Army Corps ) kelimesi Avustralya-Yeni Zelanda Ordu Birlikleri anlamına gelen kelimelerin ilk harflerinden (A-N-Z-A-C) oluşmuştur. Ayrıca Avustralya ve Yeni Zelanda meclisleri istedikleri taktirde SAVAŞA TARAFSIZ KALABİLECEKLERİ HALDE İngiliz hükümetinden gelen 29 Temmuz 1914 tarihli bir şifre sonucu Avustralya veYeni Zelanda’dan “ANAVATAN (İNGİLTERE) İÇİN SAVAŞMAK ÜZERE (Goben ve Breslaw (Yavuz ve Midilli) adlı Alman savaş gemilerinin, 27 Ekim 1914'te Karadeniz'e açılıp Sivastopol ve Odesa'yı bombalaması üzerine 27 Ekim 1914'te fiilen 5 kasım 1914’te resmen savaşa giren) OSMANLI DEVLETİ DAHA SAVAŞA GİRMEMİŞKEN GÖNÜLLÜLÜK ESASINA GÖRE DÜZENLENMİŞ VE İNGİLTERE’NİN EMRİNE VERİLİP MISIR’DA ASKERİ KAMPLARDA EĞİTİLEREK BEKLETİLEN BİRLİKLERİN ORTAK ADIDIR.”
18 Mart 1915’de müttefik kuvvetleri Çanakkale Boğazında bir yenilgi ile karşılaşınca, denizden yapılacak saldırıyla deniz yolunun açılamayacağını, bununla birlikte karadan da bir çıkarma yapılması gerektiğini ve duyulan ihtiyacın karşılanması için de Anzak kolordusunun Mısır’daki askeri kamplardan cepheye getirilmesi kararı alınarak 25 Nisan 1915 Pazar günü savaşa sokuldular.
Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu (ANZAK) adını alan bu Kolordunun iki tümeninden biri tümüyle Avustralya birliklerinden kurulan 1. Avustralya Tümeni idi. Diğer Tümen ise 4. Avustralya Piyade Tugayı, 1. Avustralya Hafif Süvari Tugayı ile Yeni Zelanda Bindirilmiş Piyade Tugayı ve Yeni Zelanda Sahra Topçu Alay’ından oluşturulmuştur. Bu karma tümene Avustralya ve Yeni Zelanda Tümeni yada kısaltılmış olarak (NZ. ve AN.) Tümeni adı verilmiştir. 1. Avustralya Tümenine General Bridges Karma Tümene ise General Goodley komuta ediyordu. Ayrıca oluşturulan bu ANZAK birlikleri içinde Maori ve Ranatongan adı verilen yerliler de bulunuyordu. 1915 yılı Şubatında Gelibolu cephesinde BARBAR OLARAK NİTELENDİRDİKLERİ Türklere karşı çarpışmak üzere gönüllü yazıldılar. Ama değil Gelibolu’nun, Türkiye’nin bile nerede olduğunu dahi bilmiyorlardı. İngilizlerin hazırlamış olduğu ordularda yer alan bu Avustralyalı ve Yeni Zelandalı insanlar, hiç tanımadığı topraklarda ve hiç bilmediği insanlarla, ayrıca neden ve hangi amaçla savaştıklarını dahi bilmeden, SALDIRMIŞ ve sonucunda, kendi topraklarını savunmak istemekten başka hiçbir amacı olmayan Türk askerinin ve insanının kanını döküp, aynı ölçüde kendi kanlarını da akıtarak, ellerinde koca bir hiçle savaşa son vermişlerdir.
ANZAC hakkında bu kadar bilgi verdikten sonra gelelim yazıda ki ANZAK’LI kelimesine;
O sözler bir Avusturalyalı olan ve savaş sırasında üsteğmen rütbesinde olup daha sonra Avusturalya Genel Valisi olan bir zat’ı muhterem tarafından sarf edilmiştir.Bana ait değil.
Benim cehaletime gelince Harp Okulu, Tıp Fakültesi, Hukuk Fakültesi okudum halende Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi ikinci sınıfta öğrenciliğime ve öğrenimime devam ediyorum.Birazcık okumaya çalışıyorum yani.Şu anda da doktorluk işi ile iştigal etmekteyim.
OKUDUĞUM HERŞEYİ ÖNEMSERİM.SALLAMAM.O nedenle de bu şekilde cevaplamayı uygun buldum.Yazdığım her şeyin de arkasında dururum.Bunun bir kanıtı da yazımın altında adımın ve E-Posta adresimin bulunmasıdır! (Bu kıssadan çıkan hisse;”Diğer yazıları da uygun bir zaman bulunca cevaplayacağım.”)
Yazımı sizin cahil diye nitelendirdiğiniz zat’ı muhteremin bir başka söylemi ile bitiriyorum. (Not:Bu tür şeyler GALLİPOLİ BELGESELİNİZDE pek gözüme çarpmadı!Ben hatırlatayım dedim!).Tarafınıza da en azından zahmet edip yorumumu okuduğunuz ve üşenmeyip hakkında yazdığınız için teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.
MEHMETÇİĞE SAYGI
25 Nisan 1915 günü Conk Bayırı'nda Türkler ve birleşik kuvvetleri arasında
korkunç siper savaşları oluyor.Siperler arasında 8 metre mesafe var.Süngü
hücumundan sonra savaşa ara verildi.Askerler siperlerine çekildi.Yaralılar
ve ölüler toplanıyor.İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak
üzere olan ingiliz yüzbaşısı avazı çıktığı kadar bağırıyor,ağlıyor,kurtarın diye
yalvarıyordu.Fakat hiç kimse çıkıpta ona yardım edemiyordu.Çünkü en küçük
bir kıpırdanmada yüzlerce kurşun yağıyordu.Bu sırada akıl almaz bir olay oldu.
Türk siperlerinden beyaz bir iç çamaşırı sallandı.Arkasından aslan yapılı bir
Türk askeri silahsız siperden çıktı.Hepimiz donup kaldık.Kimse nefes almıyor
ona bakıyorduk.Asker yavaş adımlarla yürüyor,siperdekiler ona nişan almış
bekliyordu.Asker yaralı ingiliz subayını okşar gibi yerden kucakladı,kolunu
omuzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı.Yaralıyı usulca yere
bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine döndü.Teşekkür bile edemedik.Savaş
alanlarında günlerce bu kahraman Türk Askerinin cesareti,güzelliği ve insan
sevgisi konuşuldu. Dünyanın en yürekli ve kahraman Askeri Mehmetçiğe
derin sevgi ve saygılar.
Üsteğmen CASEY
(Daha sonra Avustralya Genel Valisi)
SebatÇelik sece2005@hotmail.com
ne yani avustralyalı adam anzaklı diye bir kelime mi kullanmış. bunun ingilizcesi ne? anzacer falan mı? onlarca anzak torunuyla şarap, rakı yuvarlamış adamım anzacer ya da anzaklı manasına gelecek herhangi başka bir kelime duymadım. anzac ya da anzac soldier diyo adamlar.
hem osmanlı tarafından hem de anzaklar tarafından anlatılan ama belgeselde sözü geçmeyen yüzlerce kahramanlık ve dostluk hikayesi biliyorum. bunların hepsini bir filme sığdırmak mümkün değil. bu noktada yönetmenin tercihlerine saygı duymak ve adam akıllı bir eleştiri üslubu edinmek varken adamı vatan haini ilan eden terbiyesiz zihniyetin zaten amacı sinema üzerine konuşmak değil, memlekette yükselen yabancı düşmanlığına bir odun daha atmaktır. bildiğim kadarıyla burada bu tip provakasyonlara papuç bırakacak adam yok.
bir de benim anlamadığım bu savaşa balkanlarda kaybedilen toprakları geri almak için kendi isteği ile giren osmanlı değil miydi? yani onun da gözü anlaşmalarla tanımış olduğu sınırların ötesinde değil miydi? yukarıdaki mantıkla osmanlının galiçya cephesine gönderdiği askerler de iğrenç işgalciler konumuna düşmüyorlar mı?
dediğim gibi biz zaten almanlar yenildiği için yenik sayıldık, yoksa sarıkamış'ta 5 gecede 90 bin pırıl pırıl gencimizi tek kurşun bile atmadan telef etmiş falan değiliz.
ya hocam biz burda faşolari pek istemeyiz. bana bunlarla gelmeyin...
faşo ne demek bilirsin ama di mi?
Filmi henüz izlemedim ama geçen haftaki ''Yaşamdan Dakikalar'' programında Hıncal Uluç programı bugüne kadar yapılmış en savaş karşıtı filmlerden biri olarak tanımladı masanın diğer yanında Haşmet Babaoğlu ise filmin savaş karşıtı olduğu görüşüne katıldığını ama filmde en az görülen ve en az işlenen tarafın Türk tarafı olduğunu ifade etti. Bu filmi izleyen insanların sadece çeşitli yerlerden Çanakkale'ye gelen(Anzak, İngiliz vb.) hikayelerini gördüğünü ve sonunda da sadece onlara üzüldüğünü ifade etti ve filmde ''Türk'' tarafının daha fazla işlenmesi gerektiğini kendince belirtti.
Aslında bu konuşmayı izleyene kadar filmi bu açıdan düşünmemiştim sanırım şimdide karşımıza benim savaş karşıtlığım sizinkini yener ya da biz savaşta sizden daha çok acı çektik türünden can sıkıcı ve bayıcı tartışmalar alacak....neyse ben biran önce filmi izleyim.....
konuya acık bende söle dokundurayım.
Savaşlar ile ilgili tüm filmler ve belgeseller yanlı nerdeyse.Amerikanın 55 yıldır süren anti-alman kampanyasına almanlar das boot, stalingrad ve der untergang ile cevap verip biz kendi tarihimizi kendimizde anlatırız diyerek güzel yanıt verdiler.Bizde karsı tarafın gözünden görme fırsatını bulduk.Demekki düşmanı değil kendimizi anlatacak bişilere imza atmak gerek, onlar zati kendilerini bilirler.Önemli olan ben ne düşünüyorum onlar hakkında, örensinler.Ve bunların uluslararası standartlarda olması gerek ama dünyada sadece amerikalı oyuncular yok, Türk var, rus var alman var.Dahası kore var kıbrıs var dumlupınar var irdelenmesi gereken.Sanat filminden çok tarihe ışık tutacak yeniyetmelere bunları öretecek ilgi çekecek filmler lazım.
Çanakkale savasının bir tek turk tarafına fazla faydası olmadıgı gibi bir yaygın inanç var ise de kızıl devrime etkisi ve onunda kurtuluş savasını finanse edilmesi kousundaki faydası tartısılmaz.Ama alternatif bir senaryoda olabilirdi yani yenilgiyi kabul etmeme ve işgale karsı koyma.
Ha savasa niye girdik derseniz, yuzyıılın başından beri savasıyoruz nasıl olsa gircektik, o da tartısılacak bişi değil.
Maceraperest daltarak avustralya ve yeni zellandalı taze askerlerine hiç acımam, akıllı olsalardı gelmeselerdi.Onlara patlamış mısır verecek değildik ya.
Ha biz niye galiçyada savastık derseniz, anzaklar ile aynı sebepten.
Stratejik açıdan bakılırsa, olay zaten ingilizlerin saçma sapan bir yerden çıkartma yapmasıyla daha ilk günden fiyasko. Bizim onları durdurmamız ise tamamen eldeki savunma malzeme ve birliklerin dogru kullanılması, ölümüne bir inatçılık,insiyatif ve şans.
Deniz harekatı ise tamamen muttefiklerin masturbasyon yapması başka bişi değil.Salaklar biz güpegündüz ezer geceriz diye hava atarken kuyruklarını bacaklarının arasına alıp kaçtılar.Ama gece gecselerdi sabaha istanbulda olurlardı kimse onları durduramazdı.Bogazın genişliği buna musait.Ayrıca ufak tekneleri önlerine alıp mayın işinide hallederlerdi.
Hamidiye zırlısı ile bu tip işler balkan savaşı döneminde başarı ile yapıldı.(bkz rauf orbay ,hamidiye zırhlısı,balkan savası)
Osmanlı Donanmasında çekindiler derseniz bütün gemilerimizin revizyon işlerini ingilizlere teslim edilince, ibneler çook evvelden bu harekatı planladıkları ortaya cıkmıs olup bütün gemilerimizi sabote etmişler ve hareket edemez halde bırakmışlardır savaştan evvel. Almanlar bizim bir donanmamızın kalmadığını anladıklarında çoook gec olmuştu. Hatta savaş kabiliyetinden yoksun olan gemilerin topları sökülüp mesudiye tabyası gibi isimlerle karada konuşlandırılmasının sebebi budur.
Aynı kendini beyenmiş ingiliz salaklıgını ikinci dünya savaşında montgomery adındaki süpersalak idiot mankafa megaloman ingiliz generali yapmıştı,sonunda 22000 kişinin ölümüne maloldu.(bkz operation market garden)
Ayrıca bu konu şahsi çıkar, geyik muhabbeti,para vs gibi amaçlar ile sömürülecek bir konu değildir.Çanakkale savası 1918 yılında oldu ama insanların daha aklına yeni dank etti bu ne saçmalıktır ayrı mevzu.
Çanakkale geçilmez densede geçildiğini bilir, o kadar çabayı bir kalemde masada harcayan beceriksizler sürüsünü lanetle anar, noktayı koyarım.
(Konu ile ilgili kastaş yayınlarında bir çok basılı yayın mevcuttur.)
Not:Son bir kaç filmin basındaki eleştirilerini okuduktan sonra bazı eleştirmenlerin acilen bir yerlerde genel kültür,filmi hangi organ ile izleneceği,okuduğunu anlama,coğrafya ve tarih dersleri gibi konularda ilköğretim düzeyinde gecer not alacak kadar eğitime tabi tutulmadan işverenleri tarafından bir daha eleştiri yapmalarının yasaklanması teklifimi kamuoyuna sunarım.
You need to log in to post a reply.