dolls...
4 replies · 94 views
dolls...
hatırlarsanız "battle royale" adlı müthiş psiko-gerilim filminin oyuncusu takeshi kitano dan müthiş bir basyapıt.yönetmenin ilk romantik-dram denemesi.askın dramı bu kadar mı felsefi ve aynı zamanda somut anlatılır.sadece bulun ve izleyin diyebiliyorum. duygular için keşke kelimeler yetse...ben trt 2 de izlemiştim atilla dorsay saolsun.ve bir daha unutamadım.iç içe gecmiş üc ask hikayesi. izlenimlerinizi bekliyorum.sakın ask filmi deyip gecmeyin emin olun önyargınız kadar büyük olur kaybettikleriniz...
Re: dolls...
lidya wrote:
ilk romantik-dram denemesi....
Niye ki, bence Hana-Bi romantik bir dram.
Re: dolls...
eliza bennet wrote:
lidya wrote:
ilk romantik-dram denemesi....Niye ki, bence Hana-Bi romantik bir dram.
ağır sinefil olmanın verdiği bir bunalım olsa gerekbu.. aklımıza takılıyor küçük hatalar. lidya arkadaşımız 3 4 tane mesaj çakmış ve hemen uyarılmış burada da gerçek sinefillerin varlığının önemi ortaya çıkıyor. bu sebepten dolayı bu site her zaman az kullanıcılı ama kaliteli bir site olarak kalacak.. öyle bilip bilmeden bilgi s.çmamak lazım...
ama lidya yanlış anlamasın lafımı, gayet güzel filmlere gayet iyi başlıklar açmış ufak hatalarını saymazsak kafa ve yeni bir sinefil olarak tanımlıyorum kendisi..
p.s bu arada doğru hana-bi(fireworks) yani havai fişeklerde romantikbir dram denemesidir. aksiyon esansı sürülmüştür biraz. hafifte sıradışıdır. beat takeshi döktütür bu filmde -- hele kafasına horozu kaldırılmışbir silah dayanmışken bile soğunkanlı olduğusahne yok mu. bi de chopsticklerin silah niyetine kullanıldığı sahne. benim için takeshi budur
Hana-Bi SPOILERS
Ya lidya gayet hevesli ve gayretkeş bir arkadaşımız gibi görünüyor ama burayı epey okuyan olduğu için bazı noktalarda araya girmek gerekiyor. Ama hepimiz hata yaparız o yüzden all is cool :)
dopey, bence de Takeshi kadının kendisine büyük pastayı alıp eşine az bırakması, tapınaktaki küçük çocuk ve çan, fotoğraf çekilirken omuzdan alınan el ve tabii ki o son "arigato" dur... -gözlerim doldu yaaa, yazarken kendimi gaza getirdim resmen
evet, hana-bi'de o kadar şiddetin arasında melankoli ve romantizm de vardı.
şimdi romantizm dedin mi fena olurum ben, ürperirim. michael myers'ı ekmek bıçağıyla karşımda görmüş gibi korkar, teksas elektrikli testere katliamının (orjinali tabii) sonunda manyak ailenin evinden kurtulup arkasından derisurat testeresiyle kovalarken kendini bi kamyonetin arkasına can havliyle atan genç kızımız gibi kaçarım mekandan.
ve fekat birkaç film vardır ki, içindeki romantizmden ben bile tiksinmem. son dönemden misal buffalo 66, before sunrise/sunset, wong kar-wai filmleri falan...
hana-bi de bunlardan biri. takeshi'yle ölecek karısı arasındaki sevgi seyirciye (holivuttan alıştığımızdan) farklı, olgun, içten bir şekilde iletiliyor. takeshinin karısına sunmak isteyip beceremediği fişek gösterisi falan, ne güzel sahnelerdir onlar. benim için de beat takeshi budur. bu hoşlukta nishi'nin karısını oynayan oyuncunun takeshi kadar payı var. tanımıyorum kendisini ama güzel insanlar listesine ekledim.
zaten her açıdan güzel, başarılı filmdir. kitano'nun en iyisidir. 90lar japon sinemasının en iyisidir. yani herhalde öyledir, hepsini izlemedim.
You need to log in to post a reply.