everensel nedir ne değildir?
12 replies · 302 views
everensel nedir ne değildir?
bir mesele de bu. evrensel sanat! evrensel sanat ne yahu. yani amerikanın sanatı evrensel ama uzakdoğu değil (artık o da moda ya neyse). iyi de bu pazarlama meselesi sen burdan meddahı pazarlayamazsın adam sana bir anda stand up ı ittiriverir. hat sanatı elinde patlar andy varhol dünyayı sarar. bunda yanlış birşey yok yani o tip bir ukalalık ve milliyetçilik içinde değilim ama şu evrensel sanat işine de gıcığım. her toplum kendi sanatını yaratır kimileri bunu dünyaya yayar kimileri yayamaz. teorik olarak her yerde pizza bulabilmen ama kuşbaşılı kaşarlı pidenin bir tek burada olabilmesi kadar basit görünüyor bana. fikri olan?
everensel sanatın sıkı ilişki içinde olduğu yek bir kavaram vardır.. emperyalizm.. lanet olasıca , geberisice beyaz anglo sakson amerikalı fahişe çocuklarının bize dayatığı şeydir evrensel sanat.. hoş bu fahişe çocuklaı arada iyi şeyler dayadarlar.. fakat kültür asimilasyonuyla bizi bize yabancılıştırılar.. artık gençlerimiz ismail dümbüllüden bahsedmez olurlar ..onun yerini jerry seinfield alır.. abidin dinonu tablolarından balaban dan habersizlerdir.. fakat picassoyu bilirler velaquez i bilirler.. andy warholun dometes suyu konservelerini bilirler.. ben gavurların bilinmesine karşı değilim onların kültürümüzü yozlaştırmasına karşıyım..
güncel bir olayı benzeşimler kurarak everensel sanatı yaşadığımız asimilasyonu tanımlamaya çalışıcam son olarak..
sergi açmaya hazırlanan ressam nevhizin 40 kadar eseri çalındı **ressam nevhiz bizim kültürümüz ** çalan deli bir kadındı emperyalizm çaldığı resimleri bir kahvehaneye girip masalara dağıttı kahvecide kendine hiç bir şey ifade etmeye resimleri toplayıp çöpe attı..
kültür asimilosyonu mağruz kalmış birey
bu mudur abi.. budur abi
sanatın yereli evrenseli olmaz. sanat sanattır gerisi pazardır...
Reuters'in açıklaması her şeyi açıklıyor: Dünyadaki ileti akışının %95i batıdan doğuya, %5'i doğudan batıya gerçekleşiyormuş. Global sanat evrensel sanattır. Yürüyün güzel kardeşlerim Sabancı Üniversitesi'nden AB'ye doğru. Yürüyün ki siz de akıtın doğuya doğru...
Printerson ın söylediklerine hemen bir ek yapayım o %5 lik bölümde genelde doğu hep başına gelen felaketlerle, olağanüstü faaliyetlerle konu olur; yoksa senin ebru sanatın,hat sanatın o sanatın bu sanatın anca mr. SABANCI New York Metropolitan Museum da kendi koleksiyonunu sergilerse konu olabilir.
Evrensellik mevzusuna gelecek olursak burda bence önemli olan evrensel olanın boyutudur yani dünya üzerinde etkilediği alan, etkinin boyutudur önemli olan. Bu noktadan bakarsak Rönesans evrenseldir çünkü yarattığı etki günümüzde de devam etmekte ve dünyanın nerdeyse her yerine belli oranlarda etkide bulunmuştur.Bunu nasıl yapmıştır tabi ki elinde ki güçle yapmıştır bu güç kimi zaman top tüfenk çoğu zamanda medeniyet deiğimiz tek dişi kalmış canavar yoluyla olmuştur yani adam yememiş içmemiş oturmuş duvara ilan asmış ya arkadaşım bakın burda rönesans yaptık yani bundan sonra içkiye,sıçkıya nası para ayırıyosanız şehir meydanında sabahtan akşama g.tü donarak resim çızıktıran, musiki meşk eden, şiir okuyan elemanlara da para ayıracaksınız demiştir bu da yetmemiştir bakmış duvar ilanı yetmemiş matbaa denen şeytan icadı alet ile daha fazla insanı bu rönesans denen şeyin ne menem bişey olduğunu cukkası sağlam arkadaşlara anlatmıştır zaten bu cukkası sağlam insan türünün en büyük özelliği de her gördüğüne yeni gelin gibi atlamak olduğundan bu işe bir merak salmışlar vermişler desteği aman benimde resmim olsun aman benim adımda bi şiirde geçsin benim de bir heykelim olsun derken bir bakmışız bu tüm dünyaya yayılan sanat denen kavramı ortaya çıkarmış başımıza ondan sonrada sesini duyuranın her yaptığı sanat olmuş camiada yani Londra nın göbeğinde İngiliz kirli donunu üzerinde seviştiği yatağı döşeği bize sanat diye dayamış ama benim yüzyıllardan beri tüm sokaları caddeleri süsleyen balkonlara asılan donlarım çarşaflarım ilkellik olmuştur ! :D :D
Üşenmiyorum ve Kevin Robins'in İmaj adlı kitabından bir paragrafı buraya geçiriyorum.
"Modernitenin dinamiği, hem yayılması hem de ütopyacı yönleriyle her zaman şu andaki verili gerçekliğin ağırlığından kaçma eğilimi gösterir. Zygmund Bauman "modernite bir sınır boyu uygarlığıdır" der. Bu nedenle "ancak başlangış için vaat edilen, umut beslenen bir sınır parçası kaldığı sürece varlığını sürdürebilir"."
İşte bu nedenle ben bizden olan şeylerin evrensele dahil olmasını da pek fazla istemiyorum. Nitekim bu; içerikten çok yöntem sorunsalıdır. Onunla aynı yöntemi kullandığın sürece ondan olursun. Bırak o seni sınırları içine dahil etmeye çalışsın ki asla yok edemez, karşıtların bir aradalığı gereği...
Burada yapılması gereken aval aval batının ağzının içine bakmamaktır. Güzel örnekleri mümkün olduğunca "ötekinden" yana bulmak önemli. Sanatı, kültürü başkasına beğendirdiğimiz zaman, sanatın kendisini beğenmekten daha çok haz alıyoruz. "Çocukla çocuk oluyoruz".
Yerelliğin yüzeyselliği
İnsanlar ve ürettikleri yüzeyselleştikçe üretilenlerin düzeysizliğinin evrensel bir niteliği oluşuyor. Bireysel ve toplumsal olarak iletişimin hastalıklı, hedef kitlesini teğet geçtiği, çözümlerin değil sorunların merkezde bulunduğu yada yerleştirildiği- bir ortamda sürdürüyoruz hayatlarımızı.
Hemen yukarıdaki betimlemeden yola çıkarak batı toplumları içinde aynı nitelemenin yapılabileceğini söyleyebiliriz. Hatta aranızdan beni tanıyanlar abd halkının büyük bir yüzdesi yada modern Avrupa insanına taktığım niteleme sıfatlarını hatırlayabilirler. İşin beynimizin kıvrımlarında da sızı yaratmaya başlayan kısmı da bu belki de; batı, modern düzeni yada sistemi işletebildiği için, az sayıda derinlikli diye nitelendirebileceğimiz insanı etkin kılan bir geleneksel yapıya sahip ve bunu dönüştürerek günümüzde bu dönüşümde biraz çuvallasa da- yürütebiliyor. Bunun gibi bir sistemde herkes yüzeysel olmaya hakkı var, nasıl olsa onların yerine düşünen, yürüten ve yöneten birileri var. ( bu adamların yatıp kıç büyüttüğü şeklinde anlaşılmasın adamlar kendi üzerlerine düşen işlerini mükemmel yapıyorlar garsonundan vatmanına kadar)
Bununla birlikte Doğu, toplumsal yapısını yerleşik geleneksel sistemlerin kuralcılığı ve statükoculuğunda değil, bireylerin auralarının dar ama derin çerçevelerinde arayıp bulmuştur. Doğu düzeni yada sistemi herkesin bir miktar derinlikli olmasını, ama en asgari koşulla mümkünse kimsenin yüzeysel olmamasını gerektirir. Uzak da olsalar Endonezya ve Singapur veya o kadar uzağa gitmeden Hindistan hatta yanı başımızdaki İran da cuk oturan örneklerdir bence. Bu ülkelerin müzikte, sinemada, mimaride ve diğer sanatlarda yaptıkları yukarıda bahsettiğim derinlikli yapının yansımasıdır.
Bu ülke ise hala garip kelimesinin nitelemekte kifayetsiz kaldığı bir modernleşme serüveninin neresinde olduğunu bilemeden çağ atlamaya çalışıyor. Doğuya sırtını dönerken derinliğini kaybedip yüzeyselleşiyor gerçekten de hiç ait olmadığı doğudan kopuyor. Ama bu batılı olduğu anlamına gelmiyor ne yazık ki aynı zamanda arasında kalıyor sırtını döndüğü doğu ile yüzünü döndüğü fakat hor görüldüğü batının.
Biraz uzun bir giriş oldu umarım uzun olduğu kadar sıkıcı olmamıştır.
Böyle bir ortamda ülkemizde üretilen sanatın da niteliği evrensel olmaktan uzak oluyor ve ne meddahımızı ne hat sanatımızı ne de müziğimizi paylaşabiliyoruz küreselleşen dünyamızda gerçi kaideyi bozabilen istisnalar da olmuyor değil. Bunlarda özleri itibariyle etkileyici olsalar bile etraflarını yüzeysellik kapladığı için kendilerini anlatamıyorlar.
__________________________________________
Hangi sırlar cesurları, hangi dehşetler budalaları bekler, bunu sadece hayal gücü söyleyebilir... Ta ki sukunet bozulana dek.
exister kardeşim;
şu yüzeysellik olayını biraz daha açarsan yazının biraz daha açıklayıcı olacağını düşünüyorum.
yüzeysellik söyleminin biraz daha açılması konsunda hem fikir olduğumu belirtirken hala "evrensel" kelimesinin içi boş bir kavramı tanımladığını düşünüyorum. evrenseli tanımlayan ve çeşitli şeylere bu payeyi veren merci zaten evreni kendinden ibaret gören bir yapı.
Sayın Irenicus;
evrensel kelimesini sistemde var olanın tamamı olarak mı algılamak gerektiğini söylüyosun?
evrensel kavramının artık sistemin tepesindekinin belirlediği bişey olduğunu dolayısıyla sadece kendine ait şeyleri bu tanıma sokmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyorum. yani şöyle diyelim yöneticiden gelmeyen bir şey evrensel olamaz zira yayılamaz. örnek: big mac - kuşbaşılı kaşarlı pide. biraz karmaşık oldu fason 3.dünya edebiyatı yapıyomuşum gibi görünsün istemem.
Direk yorum katmışsın iyi olmuş.
Ben şu manada sormuştum; evren örneklem hesabı. Eğer oradaki gibi evrensel yani var olanın tamamı anlamında kabul edilecekse yandık. Nitekim bu evrensellik söylemleri hep evrendekilerin bir kısmı yok sayılmak suretiyle yapılıyor.
Artık şu exister da yüzeysellikten ne anladığını açsa da şu iki durum arasında bir takım örtüşen noktalar bulmaya kassak.
exister wrote:
Derine inmeyen, gelişigüzel, ayrıntılı olmayan, sathi.
bir çok topicte döndük dolaştık buraya geldik... "yerelden evrensele" düşüncesi ucuz oryantalizm ve gizemli erotizme gözlerimiz önünde dönüştü...
titanic braveheaerth tartışması - mustafa altıoklar ve deliyürek ekseninde
kolaturca tartışması - serdar erenerin "sevimli milliyetçilik" söylemiyle
eurovision tartışması - serdar erenerin kardeşini pazarlama biçimi
sokağa düşenin sanatı tartışması - post modernizm ekseninde
ve existerın söylediği yüzeysellik muhabbeti... daldıralım artık matkapları en derine nasıl incekse... başını gözünü yara yara cannes başarılarına yürürken insanlar, bir takım fason sinema eleştirmenlerinin "madem kimseye izletme derdi yoktu niye gidiyo cannesa" muabbetlerine inat...
You need to log in to post a reply.