fos-car ne olur?
11 replies · 103 views
bence en çekismeli dal özel efektler olcak!!
spider-man, lotr 2 ve star wars 2...(bi de matrix reloaded olsa tam olurdu ama...)
digerleriyle ilgilenmiorum, nasil olsa birilerine peskes çekerler....
top akademi!!!
-ama gösteriler çok iyi oluo törende o ayri:)-
FİLM : Chicago
Yönetmen : Scorsese
Kadın : Nicole Kidman
Erkek : Daniel Day Lewis
Bunlar dışında senaryo ve görüntü yönetmeni ödülleri her sene ilgimi çekmiştir
Orjinal senaryoda Hable Con Ella uyarlamada Adaptation bence süper senaryolar
Far From Heaven filminin görüntü yönetmeni Ed Lechmann çok iyi iş çıkarmış.
Oscar'lar savaşın etkisiyle sönüktü bu sene haliyle. Tam anlamıyla savaş karşıtı bi konuşma sadece en iyi belgesel film ödülünü alan Michael Moore yaptı. Onun da konuşmasını yarıda kestiler. Katılmayacak denen starlar oradaydı. Oscar çocuğu Tom Hanks orada olmayacak da kim olacak zaten.
Bu sene bence diğer senelerin aksine en iyi film için yarışan 5 film de eli yüzü düzgün filmlerdi. Bence aralarında en iyi film Hours ama bi saatten sonra her şey kulis çalışmalarına kalıyor.
Gecenin en büyük süprizi bence Roman Polanski'nin en iyi yönetmen ödülünü kazanmasıydı. Beyoğlu Tünel girişinden aldığı kemik gözlükleriyle karizma yapan Scorsese'nin ve 10 adaylığı olan GANGS'in ödül alamamaları ise beni kişisel olarak sabahın o saati üzüntüye sevk etti. En aklıma gelmeyecek ödül ise en iyi animasyonda Japon Spirited Away'in seçilmesiydi. Adrian Brody en iyi erkeği kazandıktan sonra birçoğumuzun hayalinde yatan şeyi yaptı: Halle Berry'nin dudaklarına yapıştı. Bence yaşam boyu başarı ödülünü hak eden bi performans.
Her neyse Jon'un dediği gibi bir foscar da geldi geçti. Kim ne derse desin ben Oscar'ları severim-değer veririm demiyorum dikkat!
Bu akşam Kral Tv Müzik ödülleri var!!!! Muhteşem geceler arka arkaya bizi bekliyor. Mahsun ödülünü alıp ne bileyim Yasemin Kozanoğlu'nun dudağına yapışsa ona kim ne diyebilir. Elin oğlu Adrian Brody yapıyo, o mu yapamayacak...
valla c.cooper'ın naif konuşmasından da kendisini pek sevdiğimden olsa gerek ( adam finn'in üvey babası joe kardeşim sevmeden duramıyorum) pek hoşlandım. bir küçük barış mesajıyla bitirmesi de çok hoşuma gitti zira moore'u oraya çıkartacaklarını hiç zannetmiyorum. kendisi de çıkarsa neler yapacağını belirtmiş ve böyle bir ihtimali ummadığını belirtmişiti. brody hayalimdeki ödül kazanama hareketlerini bir bir yaptı. barry'y parçaladı (bu arada tanıyanlar için skyblade ödül almış hissine kapıldım bir an), orkestraya "bi susun be" dedi, savaş aleyhinde bir iki laf etti beğendim kendisini. ancak politika törenin her yerine sinmişti. savaş ağırlıklı yapımlara ödül verilirken moore'ın arkasından 11 eylül belgeselinin ödül almayacağını düşünen bir kişi varmıydı bilmiyorum. tarihin en çok acı çekmiş milletlerinden birinin trajedisini anlatan piyanist bimem kaçıncı kez ödül aldı. ben de aynı milletin bunları hatırlayıp onlar kadar etkin kulisi olmayan başka bir milletin üzerine tankla yürümekten vazgeçekleri vazgeçecekleri günleri hayal etmeye devam ettim. nicole kidman'ın denzel washington'ın dudaklarına brody'ye nispet bağlamında yapışma çabası karısından çekinmesi muhtemel denzel tarafından savuşturulmaya çalışıldı. bir başka kıskanç aşık ben affleck fasonların kralı olarak salonda yerini alırken manitasıyla ilgili espriden de pek hoşlanmamış gibiydi. scorcese ve ed harris gibi iki muhteşem adam yine elleri boş dönerken catherine zeta jones domuz gibi olmuştu ve sean connery'nin "ş" ağırlıklı konuşması beni yine mest etti. açılıştaki "sprit of america" isimli şey midemi bulandırdı. moore'u salonun bir kısmı yuhalarken tipik bir amerikan sürü psikolojisi ile aynı şeyleri daha yumuşak söylyenleri ayakta alkışadılar. (d'ont ever touch my president). lawrence of arabia'dan kopup gelen peter o'toole'un yaşam boyu başarı oscarı tesadüfmüydü acaba. ispanya'nı fatih ürek'i imajıyla sahneye gelen muhteşem insan almadovar "yasak olmasına rağmen bir iki şey söyliycem" diyerek kağıdından savaş karşıtı küçük bir kaç mesaj verdi. geçen yıllarda yaptığı bitmeyen konuşmasına gönderme yaparak çok seri ve kısa konuştu ve cümlesini "time is up" diyerek bitirdi. billy crystal'ın , s.martin'den daha başarılı olduğu hissi içimde uyandı. akademi başkanının konuşması ise tarafımdan "ne perhiz ne lahana turşusu" özel ödülüne layık görüldü. pro 7 nam alman kanalının töreni yayınlaması beni ntv'nin simültane tercüme eziyetinden kurtardı ki pek iyi oldu desem yeridir. (çevirmeyin şunu be sonra altyazılı yayınlarsınız zaten kaç kişi seyrediyo gecenin köründe). sonuç eğlenceliydi yine.
amerika işte siyonist pust dolu memleket. tatam kardeşim ezildiniz tarak ve sabun yapıldınız da tama artık elli sene geçti artık angaje etmeyin bizi. acılardan rant çıkarmayın ne bitmez bir soykırımmış.
roman polanski ve a brodynin osacarları için ettiğim bir çift laf
bowling for columbine savaş ve silahsızlanma karşıtı söylemiyle almadı bence oscarı. hakkikaten çok başarılı bir belgesel. zaten bi dünya ödül. bu savaş olmasaydı. dünya güllük gülistanlı olsaydı bile yine alırdı fos-car'ı
michael moore aldığı oscara övgü
bende olsam bende yapışırdım o alt dudaga
adrian brody'nin halle berry üzerindeki çalışmasına karşı fikrim
bu arada brody iyi oynamış yahu. hakkı yani çocuğun. herif rolü alınca n.york taki evini kapatmış, arabasını satmış gitmiş boktan bir eve yerleşmiş, her yere yürümüş, pahalı yiyecekleri ağzına bile koymamış, 6 ay mı ne. sonra role hazırım demiş. ha netice de hale'in dudakları olduğunu bilsem 2 sene gobi çölünde yaşarım o ayrı.
michael moore tarihe geçmiştir. bazı şeyler sanattan çok ötedir.
michael moore;
agree with you!
time is up!
dün tekrarlarını izledim de richard gere dikkatimi çekti. şimdi kendisi uzunca bi dönem oscar yasağı nedeniyle törene gelemedi. malum "tibet" konuşması. ancak bu sefer bir gelmiş pir gelmiş. tanımayan birine göstersen adamı "salon sahibi" zanneder sağından solundan sahneye kim gittiyse hiç birini kaçırmadı hepsini önüne atladı, el sıktı, öptü en olmadı sırt sıvazladı gecenin bir yarısı gül gül öldüm gerçekten.
You need to log in to post a reply.