Kemal Sunal
7 replies · 106 views
Kemal Sunal
Açıkçası Kemal Sunal'a burun kıvıran sinemaseverlerin her zaman biraz ön yargılı olduğunu düşünmüşümdür. Ülkemiz sineması için 'Tür' kavramından söz edilemeyecek dönemlerde 'Kemal Sunal Filmleri" diye bir tür vardı. Tamam ben de çoğu filmini ve aynı filmlerinin sürekli ekranlarda dönmesini beğenmiyorum ama ülke sineması için çığır açmış oyuncuların hakkının verilmesi taraftarıyım.
Benim en beğendiğim Kemal Sunal filmi her zaman KİBAR FEYZO (Türk filmleri sıralamamda da ilk 5'te) olmuştur.
SÜT KARDEŞLER ve TOSUN PAŞA da en güldüğüm Kemal Sunal filmleri.
Aklıma hemen gelen sayabileceğim birkaç beğendiğim filmi ise Zübük, Postacı, Der Polizei, Öğretmen ve Varyemez.
Televizyonlarda sürekli yayınlanan filmlerinin iyi reyting alması herzaman "Tez yapılacak konu" olarak görülmüştür. Akademiksel çalışmaya falan gerek yok. Seyirci sadece bizden olana sahip çıkıyo, o eski nostaljik duyguları tatmaktan da haz alıyor. Kemal Sunal ismi de tüm saflığıyla özlenen duyguları temsil ediyor.
Rahmetli favorimdir. Her daim tek geçerim, saatini bildiğim filmini kaçırmam, arşivimde de bir takım filmlerini bulundururum. Kendisi vefat etmeden evvel kendi filmleri üzerine bir tez yazmıştı ve ben de o tezi keyifle okumuştum. Şaban gerçek bir anti-kahramandır ve boktan becerilerle en kral adamı yerle bir eder. Onun rahatını hep başkaları bozar ama hiçbiri yanlarına kalmaz. Kente de hiç bir zaman isteyerek gitmez, mecbur kalır ama gittiği yere asla rahat vermez. Tahrik edicidir, komiktir.
Kemal Sunal büyüktür...
kemal sunal filmleri denildiği gibi tez konusu olabilecek özellikler içermektedir.fakat bu konuyu sadece halk nostaljiye dönmek istiyor ibaresiyle açıklanamayacağı düşüncesindeyim.
bütün bu kemal sunal fenomenine rağmen ben şaban öğesinin iyi kullanılamadığı kanaatindeyim.bence kemal sunal iyi imkanları olan bir yeşilçamda daha iyi kullanılsaydı bütün dünyanın tanıdığı ve filmlerini takip ettiği bir oyuncu olabilirdi.günümüzün şarlosu sadece türkiyenin absürd kahramanı olabildi.bu da dış dünyaya açılma korkaklığımızın sonucudur.
bir şarloyla bir kürdan joe ile kemal sunalın şaban karakteri bir tutulmamalı bence.
şaban, printerson'un da dediği gibi bir anti-kahramandır. ama kesinlikle bir dünya komedteni olcak potansiyele sahip değildir. o bizim,saf komiğimizdir. öyle kalması gerekiyordu olması gereken oldu ve öyle kaldı. huzur içinde yatsın. bizde şabana gülmeye devam edelim..
dopey wrote:
bir şarloyla bir kürdan joe ile kemal sunalın şaban karakteri bir tutulmamalı bence.
şaban, printerson'un da dediği gibi bir anti-kahramandır. ama kesinlikle bir dünya komedteni olcak potansiyele sahip değildir. o bizim,saf komiğimizdir. öyle kalması gerekiyordu olması gereken oldu ve öyle kaldı. huzur içinde yatsın. bizde şabana gülmeye devam edelim..
geçen hafta holladalı bir dostum bana misafirliğe geldi.kanallar arasında öyle dolaşırken yüz numaralı adam filmine rastladık.hollandalı arkadaşın gülmekten gözleri yaşardı.hem de türkçe bilmemesine rağmen.film bittikten sonra kemal sunalın müthiş mimiklere sahip olduğunu söyledi.
tek bir kişiyle kaide olmaz bilirim ama dopey bence sen biraz mütevazi bir yorum yapmışsın.
açıkçası ben de dopey ile hemfikirim. kemal sunal'ın şabanı bir tiptir. rahmetli beni çok eğlendiren bir kişilik olmasına rağmen (tosun paşa ve süt kardeşleri her gördüğüm yerde izlerim) bir dünya starı olabilecek yetenekte olduğunu düşünmedim hiç bir zaman. ha dünya starı nedir o ayrı bir konu (bkz. evrensel polemiği).
şimdi şöyle düşünelim.bütün dünyanın tanıdığı bir oyuncu olmakla dünya çapında bir oyuncu veya star olmak aynı anlama mı gelir?
hayır...bence aynı anlama gelmez.ben kemal sunal filmlerini bütün dünya izlerdi takip ederdi demiyorum.o da olabilirdi ama böyle birşey denenmediği için bilemeyiz.benim demek istediğim fransada yaşayan bir sinema eleştirmeni biz nasıl vittorio gassmanı ölüm yıldönümünde hatırlıyor ve dile getiriyorsak o da memleketinden ölüm yıldönümünde kemal sunal diye büyük bir komedyen vardı şeklinde bir yazı dökebilirdi kağıdına.biz bunu başaramadık.yineliyorum,bunun tek sebebi de dış dünyaya açılmadaki korkaklığımız ve kendimize güvenmeyişimizdir.
İşte ben bunu anlamıyorum. Bir şeyin anlamlı olması için niye dünyadan onay almak gerekiyor?
Şimdi Kemal Sunal Şener Şen'e faşo'yu "puşt gibim ipne gibim bişey" diye anlatmasının Fransadaki karşılığı ne olabilir?
Ayrıca baş roldeki iyi oyuncular star olur... Kemal Sunal da bir stardır...
You need to log in to post a reply.