Requiem For A Film
5 replies · 135 views
Requiem For A Film
Requiem For A Dream... İzlediğim ve çok ii olduğunu düşündüğüm bi filmin izlemeyenlerin dikkatini çekmesi için bişeyler yaziim diye açtım başlığı. Darren Aronofsky dikkatinizi Pi ile yeterince çekemediyse bu filmle mutlaka hatırınızda kalacaktır diye düşünüyorum.
Yönetmen ; filmi çekerken asıl istediği izleyiciyi dibe çekmek. Genelde dram filmlerinde rastlayamadığımız "hızlı kurgu" ve "bol "kesme" ler bu filmde izleyiciyi filme bağlamak ve yaşadığı dramı perçinlemek için ustaca kullanılmış. Genelde farklı kişilerin hikayesini aynı anda anlatmak için kullanılan paralel kurgu (ki bence izlemesi çok zevkli) bu filmin son sahneleri haricinde hemen hemen hiç kullanılmamış ki bence de çok ii olmuş böylece karakterlerin nihayetini görmeden konsantreniz bozulmuyor. Yönetmenin kamerayla yukarıdan baktığı sahneler oldukça ii bi hava katmış filme. Böylece kendinizle özdeşleştirmenize gerek kalmadan karakterlere istediğiniz kadar acıyabiliyorsunuz(bilirsiniz insan olarak başkalarına acımak daha kolay gelir ve kendimizle özdeşleştirdiğimiz kişilerin acı çekmesi bizim izlediğimizden soğumamıza neden olur).
Summer ; karakterlerin bağımlı oldukları şeylerden zevk aldıklarını ve hatta bu alışkanlıkları yaşama nedenlerinden sadce biri / kazanç yaşamları haline getirdiklerini zevkle izliyorsunuz. Karakterler mutlu siz bişeyler olacağından rahatsız ama yine de mutlusunuz ne de olsa herşey günlük güneşlik. Bağımlılıklarında bi sakınca görmüyosunuz en fazla "sıradan ve olabilecek şeyler, herkes gibi" deyip geçeceğiniz şeyler yaşıyorlar. Yönetmen kamerasıyla bu mutluluklara yakından bakmanızı sağlıyor, kamerasının hareketleri ile (kahvaltının bir anda bitmesi, uyuşturucunun alınması gibi...) sizi de karakterlerin durumlarıyla eğlenmenizi sağlıyor bir anlamda sizi oyuna davet ediyor ama içeri almıyor.
Fall ; karakterler bağımlılıklarının yavaş yavaş zararlarını görmeye başlıyor. Yaşama nedenlerinden yaşama amaçlarına dönüyor yavaş yavaş alışkanlıkları. Gitgide daha çok bağlanıyorlar ve daha da mutsuz oluyorlar. Sadce onlar mı? Sizde "yol yakınken dönün" demek geçiyor içinizden ama imkansız çünkü oyuna dahil değilsiniz. Yönetmen kamerasıyla sadce onları izlememize izin veriyor. Bu bölümde daha çok kullandığı hareketli kamerasıyla sizin olayların samimiyeti ve gerçekçiliği hakkında ki duygularınızı güçlendiriyor. Ama karakterler içlerinde hala fazlaca umut olduğunu birbirlerine sık sık söyledikleri "everything gonna be fine" tarzında cümlelerle size de hissettiriyorlar. Ve yavaş yavaş karlar yağmaya başlıyor.
Winter ; umutlar gitgide tükeniyor ve her bir karakter bağımlılıklarının kölesi oluyor. Bu uğurda sahip oldukları ne varsa kaybetmeden daha önemli olmuyor bağımlılıklarından. Artık izleyici olmaktan başka bi vasfınız yok. Oyuna dahil olmamanız (en azından karakterlerin hiçbiri ile özdeşleşmemeniz) sizi bi nebze olsun rahatlatıyor ama film ilerledikçe yine de daha çok batıyorsunuz dibe. Yönetmenin amacı da bu zaten. Başka filmler içinde klişe ya da absürd diye nitelendireceğiniz komposizyon/dialoglar bu filmde sizin olaylara daha bi mutsuzlukla bakmanızı sağlıyor. Ve sekanslar açısından en küçük aksaklık göze batmıyor. Giderek olaylar sonuçlanmaya hazır hale geliyor. Ve bu noktada yönetmen sanki aynı anda tüm karakterleri izliyormuş gibi hissettiren hareketlerle filmi bitiriyor. Bu hızlı akış filmden duyduğunuz rahatsızlıkları (kesinlikle kötü anlamda kullanmıyorum) acıların etkisini 3 karakter arasında dolaşarak 3 katına çıkarıyor. En sonunda hepsi yataklarında, kaybettikleri akıllarında, anne karnı pozisyonu alarak sanki bu tüm olanları hakketmeyecek kadar masum olduklarını bağırırcasına uyuyorlar. (ve bahar gelmiyor) THE END.
Genel ; özellikle amerikan filmlerinde rastladığımız mesaj verme çabası ya da bazı şeylerin kutsallığını gözümüze sokma çabaları beni fazlasıyla rahatsız eder ve bu nedenle aklımı o filme tam olarak asla açamam ve aklımın yan rolü oynadığı bi filmi de genelde beğenmem. Ama bu film de kesinlikle size "uyuşturucu,tv,şu,bu... her türlü bağımlılık tüü! kaka sakın ha!" gibi bi tavır içine asla girmiyor. Size sonuçlarını göstererk kavramanızı sağlıyor.
Müzik ; kesinlikle çok etkileyici vuruşlar uzun süre aklınızın içinde kalıyor. Kısa zaman önce NTV'nin bu müziği, acının ve dramın çok daha yoğun ve gerçek yaşandığı Amerika-Irak savaşının görüntülerine fon müziği olarak kullandığını duydum. Bence cuk oturmuş.
Sonuç ; film yönetmeniyle, senaryosuyla, oyunculuklarıyla teklemeden yürüyor hatta bence koşuyor ve kesinlikle size bu filmi yakalamak düşüyor umarım bulur ve izlersiniz. İİ Seyirler
they held each other
and kissed
and pushed each others'
darkness into the corner,
believing in each others' light,
each others' dreamhubert selby jr.
hepimizinki gibi siradan bir hayatin, geri donusu olmayan bir bataga saplanisini insanin kanini donduracak sekilde gosteren, boyle bir bataga saplanisi bizim ya da sevdiklerimizin de aslinda hic beklemeyecegimiz bir anda yasayabilecegimizi kafamiza dank ettirerek adami bok gibi yapan, bittiginde vucudumuzun her tarafini uyusturarak hareketsiz kilip end titles'i sonuna kadar izleten ve hatta end titles da tamamen bittikten sonra da bir sure karanlikta upertici bir sessizlik icinde sabit baskislarla oturmamiza neden olan ama tum bunlara ragmen muhtesem kelimesini kesinlikle hakeden, yonetmeninin bir kac film daha cekince bir efsaneye donuseceginin sinyallerini veren bir filmin fragmaninin acilis cumleleri.
filme bir eleştiri
filmin teknik açıdan kusursuz oldugunu öncelikle belirtmeliyim fakat kullanılan anlatım için aynı seyleri söyleyemeyeceğim seyirciyi olayın içinde yasatmak acı taraflarını göstermek için kullanılan sahneler örneğin çocugun kolu kesilirken ekrana fıskırtılan kan gibi bunlar bana biraz seyirciyi etkilemeye çalısırken kolaya kaçmak gibi geliyo hikaye çok basit aslında çocuk uyusturucu bagımlısı daha sonra anneninde farkında olmadan b u döngüye katılması uyusturucu bulmak için düşülen durum ve de hepsinin acı sonu hepimiz etkilendik filmden kimimiz nefret ettik uyusturucudan kimimiz halimize sükrettik benim merak ettiğim acaba çocugun kolunun kesilme sahnesi kızın sex partisinde yasadıkları annenin hastanedeki kobay gibi kullanımının anlatıldıgı sahneler bu derece sert bir anlatımla anlatılmasaydı aynı etkiyi bizde yaratabilecekmiydi??? bu sekilde kan fıskıttmadan da oraya buıraya gene biz izleyiciyi etkilemeyi basarabilecekmiydi
sinir bozmak için tasarlanmıs sahnelerin bulundugunu atlamamak lazım bence genelde seyirciyi kan göstererek içini kaldırarak, etkileme yöntemindense bunlarsız aynı konuyu işleyip seyirciyi etkilemek çok daha zor ve de aynı etki yaratıldıgındaysa ayakta alkıslanması gerektiğini savunurum
Simdi soruyorum:
kirmizi elbiseyi daha fazla vurgulayabilmek icin filmin tamaminda elbise disinda tek bir kirmizi bulunmamasi isin kolayina kacmak midir? filmi bastan sonra tekrar dikkatlice bir izleyin, bakalim kirmizi bir sey gorebilecek misiniz.
bu sadece bir ornek. siz bu filmde yonetmen bazi sahnelerde isin kolayina kacmis diyorsaniz buyuk bir haksizlik ediyorsunuz. aronofsky abartisiz bir sekilde siradan hayatlarin bataga saplanisini izletiyor bize. ve bunu da mumkun olan en gercekci sekilde yapiyor ki biz de bunun kendi basimiza bile gelebilecek olagan seyler oldugunu goruyoruz. yasananlari oldugu gibi gostermek isin kolayina kacmak degildir. tam tersine bu kadar sert ve rahatsiz edici olaylari daha bir izlenebilir hale getirerek birazcik susleyerek seyirciye sunmak isin kolayina kacmadir ki bunu da cogu hollywood filminde gorebiliriz.
tam olarak kendimi ifade edemedim anlaşılan kolaya kaçmaktan kastim seyirciyi etkilemek için kullanılan bazı sahnelerdi. yukarda bahsettiklerim
dediğin gibi olagan bir hikaye oldugu gibi yansıtılmıs tabiki süsleme yapılmamalı izletmek için bunlara de katılıyorum.benim bahsettiğim seyy daha farklı yukarda yazdıklarımı tekrar yazmama gerek yok sanırım
Re: filme bir eleştiri
gizem wrote:
filmin teknik açıdan kusursuz oldugunu öncelikle belirtmeliyim fakat kullanılan anlatım için aynı seyleri söyleyemeyeceğim seyirciyi olayın içinde yasatmak acı taraflarını göstermek için kullanılan sahneler örneğin çocugun kolu kesilirken ekrana fıskırtılan kan gibi bunlar bana biraz seyirciyi etkilemeye çalısırken kolaya kaçmak gibi geliyo hikaye çok basit aslında çocuk uyusturucu bagımlısı daha sonra anneninde farkında olmadan b u döngüye katılması uyusturucu bulmak için düşülen durum ve de hepsinin acı sonu hepimiz etkilendik filmden kimimiz nefret ettik uyusturucudan kimimiz halimize sükrettik benim merak ettiğim acaba çocugun kolunun kesilme sahnesi kızın sex partisinde yasadıkları annenin hastanedeki kobay gibi kullanımının anlatıldıgı sahneler bu derece sert bir anlatımla anlatılmasaydı aynı etkiyi bizde yaratabilecekmiydi??? bu sekilde kan fıskıttmadan da oraya buıraya gene biz izleyiciyi etkilemeyi basarabilecekmiydi
sinir bozmak için tasarlanmıs sahnelerin bulundugunu atlamamak lazım bence genelde seyirciyi kan göstererek içini kaldırarak, etkileme yöntemindense bunlarsız aynı konuyu işleyip seyirciyi etkilemek çok daha zor ve de aynı etki yaratıldıgındaysa ayakta alkıslanması gerektiğini savunurum
yönetmenin hikayeye daha da dogrusu "mesele"ye tavrini ortaya koymasi icin gerekli sahnelerdi derim yukarida orneklenenler. bu film bir belgesel degil ve elbette bambaska bicimlerde de anlatilirdi. igrite edici tum sahnelerde aranofski'nin yaklasimini goruyoruz aslinda. o tiksinmis bu meseleden ve beni de tiksindirdi. empati yapabilmek icin gerekliydi. ustelik o sahnelerin metaforik anlamda da degerleri bir hayli ilginc. filmin atmosferi ile oluturumak istedigi "butun"e epey hizmet ediyor bu sahneler.
You need to log in to post a reply.