IF istanbul
9 replies · 166 views
IF istanbul
Arkadaşlar,
Duymuşsunuzdur ama hatırlatmakta fayda var,AFM Bağımsız Filmler Festivali bu sene 12-22 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek,program kitapçıkları vs. satışa sunuldu.Bildiim kadarıyla indirimli biletler 1-5 aralık arasında alınabilecek.
Yine güzel filmler var,size önerim benim geçen sene yaptığım gibi hit filmlerden gitmek istedikleriniz varsa "bu garanti vizyona girer" diye gitmemezlik yapmayın,vizyona girmiyolar.
yalnız ben mümkünse bu bağımsız film festivaline sponsora bağımlı festival demek istiyorum ve çüş demek istiyorum ki tam 9, öğrenci 7,5 milyon ve neymiş ön satış bilmemne günlerinde sadece shubuo abonelerine, oldu canım.
ya bu absürdlükler için yapılabilecek bir şey yok mu sahiden?
festivale baya bi bilet aldık. içinden güzel şeyler çıkacağına eminim. Interstella 5555'i izlemenizi tavsiye ederim. Sinemada Daft Punk'ın müziğiyle coşmak çok güzel olacaktır. Üstelik de anime eşliğinde.
Last edited: Feb 06, 2004, 10:34 AM (1)
Strier wrote:
ASıl bombaları ist film festivali başlayınca göreceğiz kanımızı emmeye devam edecekler daha neler göreceğiz sabredin az kaldı!
beyler kusura bakmayın ama ben bu kanımızı emiyolar işine pek katılmıyorum
festival biletleri normal sinema biletlerinden daha pahalı değil, aynı
daha ucuz olmasını beklemek hayalcilik olur
ha bu festivallerden para kazanıyolar kazanmasına ama başka festivallerin yapımı için festival işinin kazançlı bi iş olması şart
kimse parasını interstella 5555'i getireyim de 3 milyondan salonu doldurayım parasını çıkarsın bana yeter halka hizmet olur mantığıyla bu işe yatırmaz
festival biletleri normal fiyatların üstünde olsa tamam çüş derdim ama sinema izlemenin gittikçe pahalı bi eylem olduğu istanbul şehrinde afm sinemasının normal fiyatlarının üstüne çıkmayan fiyatlar bence gayet normal...
ving wrote:
kimse parasını interstella 5555'i getireyim de 3 milyondan salonu doldurayım parasını çıkarsın bana yeter halka hizmet olur mantığıyla bu işe yatırmaz
ben yatiririm :)
öncelikle sunu söyleyeyim. bu kisa film isinin festivallere bir aksesuar olarak konulmasi çok fena. kisa filmler destekleniyormus gibi yapiliyor. bunu için ayri aktiviteler ve tesvikler yapilmasi sart.
ikinci olarak. haftada 1 kere sinemaya gitsem anlarim festival filmiyle normal seansin ayni olmasini. simdi ben koca festivalde toplam 3 filme 30 milyon verirsem ne anladim festivalden. festival dedigin sey yalnizca film izlemek degildir. o sinemadan o sinemaya kosmaktir, atmosferdir. günde 3-4 film izlemektir. nasil yapilabilir bu. pekiyi bu festivali düzenleyen kurumun üyeleri kimlerdir? sinemayi elit bir etkinlik olarak görmek isteyenler. iyi düsünmek lazim. 10 film 100 milyon... ohhhhh... bu durumda bu festival benim festivalim degil. festival sahiplerine afiyet olsun, umarim güzel bir festival yasarlar, bir ara bize de anlatirlar. ben de gider porno sinemada üç film birden izler, rocco lolipop yerim.
Geçen yılki festival biletlerinin pahalı olmasını eleştiren ve kendi çapında boykot yapan bir grup sinefil'in basın açıklaması
"Bir film için izleyicisi ile buluşmak kadar doğal bir şey olamaz. Film festivalleri bu buluşmayı en dolayımsız olarak gerçekleştiren kültür organizasyonudur. Hem bu, yalnızca bir buluşma olmanın ötesinde bilgi ve birikim iletişimine de olanak verir. Festivaller olmadan da film izleyebiliyoruz, ama bunlarda hep ticari yararlar gözetildiği için bu iletişim, bir tüketim iletişimine 'tüketişim'e dönüyor.
Kentimizde, Film Günleri adıyla başlayan daha sonraları Festival kimliğine bürünen ve bunu da hak eden bir festival var, 22.cisi önümüzdeki günlerde başlayacak. Ancak son birkaç yılda görülen o dur ki, festivalin bilet fiyatları, pek çok sinemaseverin bu kültür ve sanat etkinliğinden gittikçe daha az yararlanabilme, öğrenciler için ise hiç film izleyememe sonucunu doğurdu.
Gelir dağılımındaki eşitsizliğin en çok da sinema izleyicisi aleyhine işlemesi ister istemez film izleyemeyen bir sinemasever topluluğu yarattı. Yani burada ilan ettiğimiz boykot bir anlamda tersinden ve çok önceden başladı. Bizim beyazperde.com'da okuduğumuz yanıtta biletlerin pahalı olmasına gerekçe olarak, Kültür Bakanlığı'ndan destek alınmadığı söyleniyor. Oysa festival kitapçığının daha ilk sayfasında sırayla T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu, Kültür Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi'ne 'katkılarından ötürü' teşekkür ediliyor. Şimdi soruyoruz, hangisi gerçek, katkı var mı, yok mu? Bu teşekkürler neyin nesi? Bize de teşekkür edilmesi için ne tür bir katkı yapmalıyız? Bilmek istiyoruz.
Yine yanıtta; filmlerin uçakla getirilmesinin maliyeti söyleniyor, Sanki günümüzde posta arabaları da kalmış gibi. Elbette uçakla gelecek, bunu belirtmek iş mi? Yine, festivalin sponsorlarına baktığımızda DHL taşıma firmasını görüyoruz. O zaman şunu sorma hakkımız doğuyor. Bu sponsor firma, taşımayı üstlenmiş midir, üstlenmemiş midir? Üstlendiyse vakfın yanıtında sözü edilen taşıma maliyeti inandırıcı olmaktan uzak değil midir? Üstlenmediyse neden sponsor olarak adı geçiyor bu firmanın?
Devam edelim, festival kitapçığında The Marmara oteli konaklama sponsorudur deniyor. Öyleyse gelen konukların ağırlanması işini de bu otel yapıyorsa vakıf neye para ödüyor olabilir? Yoksa ödemiyor da bize mi öyle söylüyor?
Yine destek veren kurumlar olarak filmlerin geldiği yabancı ülkelerin Türkiye'deki büyükelçilik, konsolosluk ve kültür merkezlerinin isimleri sıralanıyor. Yani bu ülkelerden gelen filmler o ülkenin resmi desteğinde ve eğer diplomatik kurye ile getirilmişlerse, o zaman o filmler için herhangi bir taşıma ya da gümrük maliyetinden de söz etmek ne derece inandırıcıdır? Yok eğer böyle değilse, bu adı geçen kurumlara 'hangi destekleri' için teşekkür edilmektedir?
Turkcell gibi ülkesel iletişim, BP gibi küresel bir petrol devinin, Efes Pilsen'in ve Max Factor'ün bu festival için mekan sponsoru olduklarını biliyoruz. Ama verilen yanıtta en çok maliyetin sinema salonlarına ödenen kira olduğu söylenmekte. Öyleyse mekan sponsoru denen bu kurumların isimleri gerçekte neden sıralanıyor? Eğer bu mekan sponsorları bu mekanların kiralarını karşılamıyorlar/karşılayamıyorlarsa neden varlar? Film gösteriminin yapıldığı sinema salonlarının sahipleri bir haftalığına ikna edilemez mi? Bu salonları kiralamak düğün salonu kiralamaktan daha mı zor? Olmadı, bu kirayı bir şekilde biz karşılasak, İKSV, bu sponsorlardan vazgeçer mi? Yoksa ne? Açıkçası Beyoğlu ve Alkazar sinemalarının bir haftalık kira için istedikleri miktar -üstelik bilet ücretlerinden %35 almadan- 10 milyardan daha fazla değil...
Mekan sponsoru olan sinemada bilet fiyatları, mekan sponsoru 'her nedense' olmayan sinemada da aynı, neden?
Ayrıca basım işlerinden tutun da, gazete ve televizyonlarda yaptıkları ilan, reklam ve duyurular için pek çok sponsoru olduğunu okuduğumuz bu festival, neye para harcıyor olabilir de bütçeleri hep eksi oluyormuş? Kaldı ki, böyle bile olsa, yani zarar da ediliyor olsa, kuruluş ve varoluş amacı kültür ve sanat etkinliklerini en geniş kitlelere ulaştırmak olduğuna inandığımız İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, bunu yanıt olarak söylememeliydi. Eğer bu gerçekse, bu kadar kaynak, destek, sponsor ve gişelerde satılan bilet gelirlerine rağmen zarar edildiği söyleniyorsa vakfın yöneticilerini bir an önce görevleri ile durumlarını gözden geçirmelerini salık veririz. Çünkü İstanbul'un bu vakfa olduğundan daha çok, bu vakfın İstanbul'a ihtiyacı vardır.
Gelelim festivalin bilet fiyatlarına. Bir kere vizyon sinemalarında vizyon filmlerinin bile 9 milyonluk ya da 10 milyonluk bir bilet ücreti yok. Bu çok net. Yani, biletler pahalı kardeşim denildiğinde de, hemen yabancı ülkelerdeki festivallerdeki bilet fiyatları örnek verilir. Tamam, dolar ya da sent 'bazında' aynı, hatta pahalı da bulabilirsiniz yabancı ülkelerdeki ücretleri. O zaman şunu yanıtlamalısınız, orada bir öğretmen bir aylık kazancıyla neler yapabilir, bir öğrenci neler yapabilir, tamam sinema pahalı ama bu insanlar sağlık harcamasına para verirler mi, elektrik paralı ve pahalı mıdır onların ülkelerinde, insanlar emekli maaşı kuyruklarında ölürler mi, kaç m2 ve kaç odalı evlerde otururlar ve bunlara kira verirler mi, her yaz tatile bir başka ülkeye gitmeyen var mıdır acaba, yani kısaca paralarının alım gücü ve kendi yaşam standartları bizim ülkemize benzer mi ki sinema bileti ücretlerini kıyaslarsınız da 'haklı' çıkarsınız?
İkincisi, genelinde sinemanın özelinde de festivallerin en sadık izleyicileri öğrencilerdir. Öğrenciler di demek daha doğru, çünkü her nedense ve hiçbir yerde rastlanmayan bir kademeli ücret uygulamasının en mağdurları şu an öğrenciler. Tam da sınav haftalarına denk düşen tarihlerde yapılan bu festivalde öğrenci indirimleri ders saatleri ile çakışıyor. Yani kendisi için indirimli bir filme gitmek demek okula gidememek demek, ki sınavlar bu seçimi ta baştan ortadan kaldırıyor. O zaman bu indirim de ta baştan 'göstermelik' oluyor. Oysa vizyon filmlerinde dahi her seansta belli ve değişmez oranda öğrence indirimi vardır ve bu gerçekten de iyi bir şeydir. Para kazanmak için kurulu sinema işletmeleri bile böyle bir olanağı öğrencilere tanıyorken, amacı kültür ve sanatı yaygınlaştırmak olduğuna inandığımız İKSV'nin böyle bir tercihinin olmaması düşündürücüdür.
Pek çok usta ticari kaygılar gözetmeden, kendi özgün ve özgür sinemalarını yıl boyunca yaratmakta ve izleyicisine sunmak için sabırsızlanmaktadır. Çünkü onlar bilirler ki, yaptıkları film gişede 'iş ' yapmaz, böyle bir tercihleri de yoktur zaten. Onlar ve filmleri festivallerde kendi izleyicilerini beklerler. Festivaller bunu sağlar/sağlamalıdır. Sinema ile ilgili yeterli sinema kaynağının, arşivin, kitaplığın bulunmadığı, sinema eğitiminin ilkel koşullarda yürütüldüğü ülkemizde sinema okullarında öğrenim gören arkadaşlarımız için vazgeçilmez ve bir daha bulunamaz kaynaklardır festival filmleri. Şimdi, bir düşünelim, bu olanağı da onların elinden alırsanız geleceğin sinemacılarından ve sinemasından ne bekleyebilirsiniz? Öyleyse öğrencilere festival filmlerinin bilet ücretlerinde gerekli ve yeterli indirim hiç koşulsuz ve kısıtlamasız sağlanmalı, hele de sinema okulu öğrencilerine tüm filmler ücretsiz olmalıdır.
Festival yöneticilerinin Beyazperde.com'a boykotumuzla ilgili verdikleri yanıtlarında, pek gerçekçi olmayan bahaneler ve gerekçeler göstermiştir. Oysaki, aşağıda ki gibi yapılan basit bir hesapla, bu festivalin gerçek maliyetinin vakfın gösterdiği gerekçelerin çok uzağında olduğu ve kamuoyunu yanılttıkları görülecektir.
Festivalin bütçesi 1 milyon Dolar olarak belirtilmiştir: yani bir filmin maliyeti 5.000$ gelmektedir ki, bu ücret ancak ticari bir film için yapılacak bir harcamadır. Ayrıca festivali 130.000 kişinin izlediği düşünülecek olursa, kişi başı 7,70$'lık masraf sponsordan alınmıştır. Bu rakam yaklaşık 13 milyon Türk Lirası etmektedir ki bu sadece sponsorun verdiği kişi başı destektir. Oysa ki bilet ücretleri vizyonda hiçbir sponsora ihtiyaç duymadan 7.000.000TL tam, 5.000.000TL öğrencidir. Peki İKSV dalgalı fiyatlandırma politikası ile tam 9.000.000TL, öğrenci 5, 6 ve 9 milyon TL'de bilet satmaktadır. Görülen o dur ki hiçbir sponsora ihtiyaç duymadan sadece bu filmleri getirerek masrafını karşılayabilir.
Bu durumda sponsorların katkıları nereye gitmektedir? Ya da sponsorlar bu festivali sürdürmeye yetiyorsa gişedeki paralar nereye gitmektedir? Bir kültür ve sanat kurumunun gözle görülür ve inkar edilemez boyutlarda bir karlılığı olmasına rağmen, festivali bugünlere taşıyan gerçek kitlesinden hızla uzaklaşmış olmayı seçmesi düşündürücüdür.
Diyelim ki, 9 milyon, 10 milyon pahalı değil. Ama bu ancak bir filme gidilecekse belki anlaşılabilir. Festivale gelen filmleri başka yer ve zamanda bir daha izleme şansının olmadığı hatırlanacak olursa, iyi bir sinema izleyicisi bu filmlerin tümüne gitmeyi arzulayacak, sonra zaman ve para durumuna göre tercih yapmak zorunda kalacaktır. Eh, böyle bir festivalde 10 filme gidecek olsak 100 milyon eder ki, yol masrafları da eklenince bu içinden çıkılmaz bir hal alır. Oysa festival filmleri izlensin diye gelmiyor mu? Daha çok izleyicinin film ile buluşması daha doğru olmaz mı? Daha üst gelir grubundan insanların daha fazla bilet ücreti ödeyebilecekleri su götürmez bir gerçek olarak ortada dururken, vakfın vizyonunu bunlara göre şekillendirmesi tesadüfi olabilir mi? Bu, festivalin afişlerinden de anlaşılmıyor mu? Sinema bir sanat mı yoksa 'mısır patlağı' ya da 'fırlatılmış domates' mi?
Eğer domates deniyorsa, bakın, vakfın bu zor günlerinde bizim de ufak bir katkımız olsun diye yeşilliklerimizi, salata malzemelerimizi aldık, domatese katık yapmaya geldik. "
yukardaki açıklamayı en uzun film izleme rekoruna da katılan gürşat yazmıştı kendisiyle ve beraberce taner görgünle de konuşmuştuk bu meseleyi, haklı gerekçe aranırsa binbir tane bulunabilin ama sanırım ad or no'nun bakış açısı durumun en iyi özeti, alternatif bir festival yapıyorsun ama fiyatlar standart???
perhiz ve lahana turşusu
ya da komple biz hıyar...
You need to log in to post a reply.