Skip to content

Dönem filmleri

8 replies · 224 views

AT
ataraksiyant
Joined: Jul 05, 2003
224 posts
Feb 10, 2004, 01:25 PM#8394

Dönem filmleri

Aslında vizontele esintili bir konu bu ama genişleyeceği düşüncesiyle ayrı başlık açıyorum, şöyle ki:

Yılmaz Erdoğan, 32. Gün'de şöyle bir laf etti geçenlerde: "Vizontele'de televizyon 1974'te geliyor, oysa geliş tarihi 1978. Bu filmde de isteyenler böyle hatalar bulurlar, mesela o dönemde emel ılık süt iç fişi yokmuş bana bunu asistanlardan biri söylese döverdim. dönem filmi yapıyorum diye her şeyi birebir uygulama zorluğum yok"

En son böyle bir konuda Atom Egoyan benzer minvalde laf etmişti.

İmdi:

Dönem filmi, gerçekliği yansıtmak zorunda mı değil mi acep? Bir tarafta yönetmenin özgürlüğü, bir tarafta tarihe not düşüyor, belge bırakıyor olmanın sorumluluğu

JO
john doe
Joined: Feb 09, 2004
35 posts
Feb 11, 2004, 07:15 AM#8405

bu tartisma sinema tarihi iliskisi icerisinde tartisilabilir. roman uyarlanirken yonetmenin neye ne kadar uyacagi tartismasinda da benzer sorunlar yasanmakta.

yonetmen tarihsel "gercekligin" -ki nedir o- tamamina uyamaz, uymasi da gerekmez. filmin kendi evrenidir onemli olan. (bence)...

SH
shattimento
Joined: Dec 18, 2003
311 posts
Feb 11, 2004, 08:37 AM#8406

Bence yönetmen kendi sınırlarını belirler.Adı üzerinde kurgusal, tarihi gerçeklere uyma zorunluluğu belgeselde söz konusudur ki o da çoğu zaman objektif olamaz.Çünkü film çekmek de bir politik duruştur hayata karşı,tıpkı ağzımızı her açtığımızda hatta bakışımızla bile durduğumuz yeri işaret etmemiz gibi.Okuduğumuz tarih kitaplarının bile objektif olmadığını düşünürsek,kurgusal bir filmde anlatılanlara tamamıyla sadık kalmak yönetmenin nasıl bir film yapmak istediğiyle alakalıdır bence.Zaten bu özelliğinden dolayı da kurgusal sinema tarihi kanıt olarak algılanmamalıdır,ve üzerine bu misyon (bence ) yüklenmemelidir.
Roman uyarlamaları konusunda da aynı durum söz konusu,roman metni senaryoya döküldüğü andan itibaren yazarın elinden,sorumluluğundan çıkmıştır.Ürün sadece romanı kaynak alan ,ondan esinlenen bir yapıta dönüşür, film kendi başına bir eser olarak algılanmalıdır.Çünkü filmin oluşum sırasında yazar müdahale edemez ve sözcüklerle ifade edilen dekorun aynısını oluştursanız bile,insanları romanda anlatıldığı şekilde yerleştirmiş olsanız bile ufak bir ışık oyunuyla,ufak bir mimikle romanda verilmek istenen duygunun tamamen dışına çıkabilirsiniz.Nasıl film yönetmenin elinden çıkınca seyircilein filmi algılayışlarına müdahale edemiyorsa,yazar da senaryoya dönüşüm aşamasında ekipte yer alsa bile çekim aşamasında farklı anlamların oluşmasını engelleyemez.
Bu yüzden de filan romanın filmi diye yansıtılmamalı,seyirci de bunu düşünerek filme gitmemelidir.Bu algılayışla ancak Hitchcock'un da yerdiği gibi sinema"konuşan insanların görüntüleri"nden ibaret olurdu. Ama hepimiz biliyoruz sinema daha fazlasıdır,daha fazlası olmalıdır.

AT
ataraksiyant
Joined: Jul 05, 2003
224 posts
Feb 11, 2004, 11:14 AM#8409

romandan uyarlama konusunda bir iki şey söyleyeyim esas tartışmak istediğim bu değil zira, uyarlama dendiğinde yönetmeni biraz daha bağlar gibi geliyor bana esas metne, ama bunun yerine esinlinme kelimesi konulursa belki daha rahat eder yönetmen de seyirci de zeki demirkubuzu bu yollu bir açıklaması vardı camus'nün yabancısından uyarlama hadisesiyle ilgili o da esinlenmek gibi bir tabiri tercih etmişti
gelelim illa ki taraf olm mevzuuna, tamam elbette taraf olur ve gerçekleri kendince yorumlayabilirsin ama, "gerçekler" denen bir hadise vardır ortada. şahsen, bu konuda film tarafından yanlış bilgilendirilmeyi, yönetmenin beni kandırması gibi algılıyorum. çok mu naif bir yaklaşım bilmem :) ya da yazsınlar ağabey başta uydurduk lan hepsini müthişiz biz filan diye, anlayalım

SH
shattimento
Joined: Dec 18, 2003
311 posts
Feb 11, 2004, 11:43 AM#8410

romandan uyarlama konusunda evet seçtiğin kelime önemli,bunun için yönetmenin tercihi demiştim. Eğer adına uyarlama derse doğru, yönetmeni bu metne bağlar ama yazarın film çekildikten sonra çıkıp "bu benim kitabımın filmi diil" demesine hak tanımaz.(örnekleri vardır,tiyatro dahil) ama tabiki bu yolu seçersen orijinal metne sadık kalma sorunun var.aslında bu ikisi çok farklı konular o yüzden burda kapattım.

Sinema konusunda ise,ben hala kurgu üzerinde duruyorum,evet büyük tarihsel olayları değiştirmeyi zaten yönetmen de göze alamaz ama ufak değişiklikler,ya da hakkında birçok görüş olan bir olaya tek bir açıdan bakma gibi bir lüksü de vardır yönetmenin...

"Gerçekler " vardır ve yönetmen tarafından yanış bilgilendirilmek istemem diyorsun ama zaten filmin amacı BİLGİLENDİRMEK değil.
Önemli olan senin filmi tarihi bir kanıt olarak izlememen,yönetmenin de bu amaçla filmi yapmaması.Tarihi kanıt bırakmak istiyorsa gerçeklere sadık kalarak belgesel çeker zaten.

Yönetmen kendine güveniyor ve ben bu filmi gerçeklere sadık kalarak çektim diyorsa zaten filmin başında notunu düşüyor.ha bu notu düşüp hala seni aldatıyor,bazı gerçekleri çarpıtıyorsa o da onun etik değerlerine kalmış bir durumdur.

Ama bu notu düşmeyen yönetmeni de "sen gerçeklere bağlı kalmadın diyerek yargılayamayız"

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Feb 13, 2004, 02:56 PM#8453

Sanat eseri bir yorumdur. Eğer bilgi kaynağı olarak sanat eserini görürsek bir şeyler eksik kalır. Kolaycılığın başladığı yer burası.

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Feb 14, 2004, 03:08 PM#8464

printerson wrote:
Sanat eseri bir yorumdur. Eğer bilgi kaynağı olarak sanat eserini görürsek bir şeyler eksik kalır. Kolaycılığın başladığı yer burası.

Buna tam olarak katılmam mümkün değil...
Bu fikir üretiminin kısıtlanması noktasına gider...
Bir sanat ürününün çerçevelendirerek düşünülmesi yanlış olmaz mı?
Eğer sinema yapıtları üzerinden gitmek gerekirse basit şekilde tabir edebileceğimiz bir "komedi" filmi sadece güldürmeyi amaçlayan bir misyona sahip olsa bile ileri zamanlarda değerlendirmeye alındığında bize o zamanın komedi anlayışını,kültürel gelişimlerini ve mekanizmalarını az da olsa çok da olsa yansıtacaktır...

Eğer bu bağlamdan yola çıkarsak bir sanat ürününe sadece yorumlayan bir öğe olarak bakmak cılızlaştırmaz mı meseleyi?

İşin bir de aksi yönü var tabii...
Bir yapıtın yapıldığı dönemden veya anlattığı dönemden yola çıkarak ve sadece o yapıtın gösterdiklerini veya anlattıklarını örnek alarak bir enformasyon kaynağı oluşturmak da yanlış olur...

Sadede gelirsek eğer...
Salt eğlendiren bir sinema filminde bile o dönemin izlerini taşıyan kodlamalar,çözülmeyi bekleyen problemler mevcuttur...
Bu sebeple dönem filmleri iyi birer yardımcı kaynak olmalıdır...

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Feb 17, 2004, 05:57 PM#8557

Benim güzel memleketim hezarfeni Mustafa Altıoklar'dan öğrenmişken daha neyi tartışayım...

LE
lemosh
Joined: Dec 23, 2002
78 posts
Feb 18, 2004, 12:32 AM#8562

bu topic bana; yillar once (4-5sene once olabilir,emin diilim,kayitlara gecmesin lutfen) atv kanalinda izlediim "ceviz kabugu" programini hatirlatti. konu "salkim hanimin taneleri" filmi gercegi ne kadar yansitiyor, yonetmen olaylari ne kadar carpitmis gibi biseydi. konuklardan biri filmin yonetmeni olarak tomris giritlioglu, senaryoyu yazan etyan mahcupyan,kitabin yazari yilmaz karakoyunlu ise arada tel. baalantisiyla katilio ve diger tarafta ise maalesef dusuk RAM sebebiyetiyle hatirlayamadiim bir devlet buyugu yada trt biseysi..ozet olarak; cemkiren taraf, tomris giritlioglu'na ve yilmaz karakoyunlu'ya: "vay efendim neden boyle bi film cekilmismis, varlik vergisi oole diilmis, cartmis curtmus"diyor... tomris giritlioglu" bakin efendim bu bir film,yani kurmacadir" diyor.devlet /trt biseysi ise "e taam siz uydurmaca(!) diyorsunuz da bu kitap ne ola ???" diyor, y. karakoyunlu da "e bu roman ki kardesim" diyor. ve bu komedi sabah kadar devam ediyor..hatirlarsiniz "vatan haini" muhabbeti bilem olmustu...
demek istediim gercek olanlari zaten belgesel oluo,sosyal belgesel oluo,biyografi oluo filam...
film bu!yapalim, uyduralim,kuralim,karistiralim...boole bisi bence...

You need to log in to post a reply.