Ya Evde Yoksan Firuze?
13 replies · 347 views
Ya Evde Yoksan Firuze?
Dün son seansta izledim filmi...
Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biriyle karşılaştım...
Ezel Akay filme gitmeden önce ne beklentim varsa hepsini karşıladı sağolsun...
Filmin içinde yer alan coverları çok ama çok başarılı buldum...
ata demirer filme hoşluk katmış,haluk bilginer yine formundaydı...
bilginer'in bende yarattığı bir duyguya şaşıp kalıyorum bazen...
seyirciyi abartılı oynayarak motive ediyor...normalde yerinde başka bir oyuncu olsa uçmuş bu adam diyecekken haluk bilginer aynı şeyleri yapınca takdir ediyor insan..garip...
özcan deniz ne arıyorsun sen bu filmde modundaydı gene...beni tek şaşırtan demet akbağ...silah zoruyla oynuyor gibi bir hali vardı...
ezel akayı tebrik etmek lazım...yakın çekimden kaçınmamış..bu benim için bir yönetmende aradığım en önemli özelliklerden birdir...filmin sanat yönetimi ve kostüm tasarımları filmin yapısına son derece uygun ama kurguya ve müzik kullanımına biraz daha dikkat edilebilirdi diye düşünüyorum...
sonuçta bu filme gidiniz efendim...
pişman olmazsınız...
Benim film konusunda aklımda oluşan tek kelime;olmamış.
Böyle bir curcuna içinde birşeyler geçiyor ama kopuk,sanki bir film değil de güzel sahneler izliyorum,fakat bunların birbiriyle bağlantısı sağlanamamış gibi.Bir kopukluk var filmin tümünde.fazla gürültülü,bazen diyaloglar bile gürültü nedeniyle güme gitmiş.Çekimlere,sanat yönetimine diyeceğim yok ama sanırım masa başında bir yerlerde sorun yaşanmış.
Bir de film birtürlü bitemiyor, tam birşey oluyor(açıklamayalım izlemeyenler vardır muhakkak) bitti diyosun devam ediyor,sonra bişey daha oluyor aaa bitmemiş diyosun,sonra bişey daha oluyor,üçk erede film nihayet bitebiliyor.
shattimento wrote:
Bir de film birtürlü bitemiyor, tam birşey oluyor(açıklamayalım izlemeyenler vardır muhakkak) bitti diyosun devam ediyor,sonra bişey daha oluyor aaa bitmemiş diyosun,sonra bişey daha oluyor,üçk erede film nihayet bitebiliyor.
oyunculara bis yaptirmislar yani.
şu zamana kadar ezel akaydan beklentim görsellikle ilgiliydi (çektiği nezih ünen ve şebnem ferah polad bülbüloğlu kliplerini hatırlayınız lütfen) yani renk çekim filan bazında güvniyordum kendisine hikaye anlatma yönünü bu filmde görecektik ama göremedik açıkçası filmden çıkınca ben de çok düşündüm bu filmi nereye oturtabilirim diye arkadaşlar sağolsun, oturtamıyosan bırak ayakta kalsın diye yardımcı oldular
şunu demeye çalışıyorum, evet iyi sahneler iyi espriler var ama film? ezop, röportajlarında hep bu bir oyunculuk sirki lafı etmişti hakikaten öyle olmuş oyuncular/şarkıcılar geçidi ama kardeşim vatan caddesinde istanbulun fethi törenini izlemiyoruz ki
şu da var ki, levent kazak mizahi bir senaryonun içine acının alası damla damla nasıl konur çok iyi biliyor, o şimdi asker'de de görmüştük, yine aynı şeyi yapmış, tebrik ediyorum kendisini
ben de hala iyi-kötü dengesinin enteresan bir noktasında bulunduuna diretiyorum hislerime sayın nihal bengisu karaca tercüman olmuş arzu edenler buyursun http://www.zaman.com.tr/?bl=kultursanat&alt=&trh=20040225&hn=19610
E be adam sen ne diye benim sinirlerimi ayağa kaldırırsın, e be adam ben oturmuş paşa paşa filmimi izlemişim, gülmüşüm eğlenmişim, "şimdi bu filmi ciddi ciddi eleştirmek olmaz, bak hiç olmazsa ne zamadır ilk kez bu kadar güldüm" demişim. Sen şimdi bana neden "kafamda senin gibi otuziki psikopat dolaşıyor" dedirtiyorsun.
Lafım Cem Özer'e, tam da kendisi hakkında fena oynamamış diye düşünürken zatı muhterem kendisine uzatılan mikrofona ciddi ciddi "Bu film en iyi yabancı film dalında oscarı hak ediyor" diyor.
E be zındık, e be düdük makarnası, bundan evvel de "biz gerçek sinema oyuncularının derdi büyük" derdin de ben filmlerini sayarken bir türlü ikinci elimin parmaklarına ihtiyaç duymazdım. Zaten yeni yeni ölü toprağını üzerinden atmışsın, hiç mi akıllanmadın be adam. Oyunculuk yeteneğin yok değil, filmde de iyi oynamışsın da böyle bir lafı ne diye ediyorsun ya? Filmle ilgili birçok güzel şey söyleyecektim, bu zatı muhterem yüzünden vaz geçtim. Populer deyimi ile "oha falan oldum yanee".
Bu oscar lafı son bir kaç senedir ağızda sakız oldu zaten yanlış hatırlamıyorsam bunu zeki alasya güle güle filminde icat etmişti... ve ben bu yüzden hala güle güleyi izlemedim, ama neredesin firuzeyi izleyeceğim eğer bunu yönetmen söyleseydi o zaman başka...
anlamadim, uzak filminin nerde sansi var?
oyle olmus biraz
Hiç beğenmedim,
İzlemeyenler okumasın...
Hikaye ilginç bir hikaye ancak senaryo çok kötü yazılmış bir kere içi bomboş brakılmış, neden olduğunu anlamadığınız birçok olay oluyor, örneğin: melekle evlenen elemanı tuvalette neden evlenmeye zorluyorlar evlenmese olmaz mı? Melekle arkadaşının makyaj odasında çıplakken (neden göğüslerini görüyoruz çok gereksiz) yaptıkları konuşma o kadar saçma, gereksiz ve anlamsız ki, ne demek istiyor bize burada yönetmen derdi nedir.
Bir kere bir çok karakterin motivasyonu yok, ben özcan denizin neden intihar etmek istediğini anlamadım yani ne gerek var hiç de kaybetmiş bir karakter gibi durmuyordu, geçmişi de bize çok kapalı hiçbir inandırıcılığı yok, ayrıca bilborddaki resme aşık olan biririnin aşkı beni onların beraber olması gerektiğine ne kadar inandırır, kaldı ki bu aşk da değil bir abazanın hayali...
Film boyunca yüzünü göremediğimiz topukçunun sonunda yönetmen çıkması... ne yani sinemada hepbir ağızdan huuuuuu mu deseydik etkileyici değil...
Umut müziğin raflarında özenle yerleştirilmiş che şarkıları albümü alla alla, Serum olayı başlı başına senaryonun altından kalkılmak için yapılmış bir başarızsızlık örneğidir, Film hiç fantastik de değil bazı olayları son derece bilimsel ya da gerçekle açıklamaya çalışmış, ayrıca bugün bunlar yaşanıyor da, zaman nedir?
Ata demirer'in arada bir ortaokul müsameresi gibi girmesi de beni rahatsız etti ataya gülen bir insan olmama rağmen, Ayrıca kimsenin 2 saat boyunca insanlara zorla o müzikleri dinletmeye hakkı da yok, Pansiyon sokağı o kadar kötü tasarlanmış ki kardeşim göz var nizam var insana çabuk bitsin bu sahne dedirtiyor.
Espiriler çok bilindik ve bayağıydı, aklımda kalan tek güzel sahne cem özerin gözlük merceğinin stüdyoda düşme sahnesiydi gerçekten tüylerimi dikeltti, hacının camii şeklindeki pastaları kurtarması en komik sahneydi, haluk bilginerin oyunculuğu hap içtikten sonra uyanma sahnesinde doruktaydı...
Neredeyse hiç gülmedim de, e niye izledim ben bu filmi
"Gülhane'den Bridge to Babylon" Onur Yazıcıoğlu yazmis:
You need to log in to post a reply.