Ruhun Agirligi
10 replies · 271 views
Ruhun Agirligi
Dun gece 21 Gram'i izledim. BMW icin cektigi kisa filmi de sayarsak Inarritu 2.5'ta 2.5 yapti. Cok cok iyi diyemem (Amores Perros oyleydi) ama iyi, hatta cok iyi bir film.
Bu adamin sectigi haytlar gercekten etkileyici. Kendimden biseyler buluyorum hep karakterlerinde ama tam olarak icine giremiyorum filmin. Bu da farkli bir seyir sunuyor bana mest oluyorum. Omuz kamerasinin da etkisi vardir elbette bunda.
Neyse filme gelirsek, acayip bisey oldugunu soylemeliyim. Bu kadar paramparca, hatta tuzla buz olmus bir film daha izlemedim. Kurgusu sinirlari zorluyor. Darmadagin bir puzzle gibi basliyor film. Parcalari bir araya getirmeye calisiyosunuz heyecanla ama neye benzedigi konusunda herhangi bir fikriniz olmadigi icin zorlaniyorsunuz epey. Yarim saatten daha fazla bir surenin ardindan organ bagisi diyalogu ile bir anda puzzle'in tamamlanmis hali canlaniyor gozunuzun onunde ve kendinizi daha bir kaptiriyosunuz filme.
Ama Amores Perros benzerligi de biraz endise verici. Ucuncu filminde mutlaka farkli bisey yapmak zorunda Inarritu, boyle iyi bir yonetmenin surekli kendini tekrar eden bir balon cikmasi uzer beni.
Naomi Watts'in da Oscar'ini kucaklamasi icin en fazla 3 yili var. Belki o kadar bile beklemez.
bence kaza olayına takılmamak gerek. bu sefer namluyu çok daha ciddi şeylere doğrultmuş, üstüne üstlük ilk filmden çok daha iyi olduğunu kabul etmek gerek. üstelıkte çok ağar! bmw filmini bilmiyorum ama 11 eylül seçkisinde ki işi de çok parlaktı. ben 3te 3 diyorum...
pumkin king wrote:
Inarritu 2.5'ta 2.5 yapti
outsider wrote:
ben 3te 3 diyorum...
sanirim sanirim bucuk olandan bmw icin yaptigi "kisa film"i kasdetmis.. ;)
e tamam o da 11 eylul filmini izlemis 3'e tamamlamis. ben onu unuttum/izlemedim.
bildiğim kadarıyla film yurtdışında büyük beğeni topladı...
alejandro gonzales inarritu birden fazla öyküyü tek orjinde birleştirmeyi seven bir yönetmen...
ameros perros çağdaş bir başyapıt derken daha babazula(bu kelimeyi yazmayı çok seviyorum öylesine attırıverdim anlamı tutar mı bilmem) bir filmle mi karşılaşacağız acaba?
sizin yazdıklarınızdan öyle anlaşılıyor...
gecen aksam ben de izledim filmi. cok dokunakli bir hikayesi var. pumkin king cok iyi aciklamis filmi... katiliyorum kendisine..
filmin anlatim bicimi artik yeni sayilacak bir yontem degil. lakin cok yerinde kullanilmis bu filmde.. organ naklinin o sureci yasayanlarda yarattigi bolunmuslugu, parcaparcaligi cok iyi anlatiyor. bir de zaten film cogunlukla olum doseginde olan paul'un (sean penn) anlattiklariyla (hatirladiklariyla) izliyoruz ve hatirlama sureci dogrusal ilerlemez. zihinin hatirlama surecini yasamasina benzer bir anlatim bicimi izlemis yonetmen.. cok da yerinde olmus.
bu arada filmin en guzel yani ise oyunclukta bence... son zamanlarda izledigim en iyi performanslar sergilenmis filmde... oyuncular karakterleri cok iyi anlamislar ve adeta onlari yasayarak oynamislar.
daha once mulholland dr. filminde kendisine buyuk bir hayranlik duymami saglayan Naomi Watts ise su anda en begendigim kadin oyuncularin basinda geliyor. muthis bir yetenegi var bu kadinin. yakindan takip etmek lazim.
Alejandro Gonzalez Inarritu büyük insan, şöyle ki bir müzik parçasını bile iki defa dinlemekten sıkılan bana, bir filmi üç defa üst üste izlettiği için her zaman taktire değer işler başaracağına inandığım yönetmendir kendileri.
okumayan varsa şu yazıya bir göz atsın ;)
http://www.milliyet.com.tr/2004/02/01/yazar/civaoglu.html
ya filmi yeni izleyebilme fırsatım oldu ama olumlu eleştirilere çok fazla katılamayacağım.Ben filmi izlerken sıkıldım çünkü.Evet toplamda filmi beğendim(hatta bunun başına çok bile ekleyebilirim) ama kurgu nedeniyle şöyle geriye baktığımda sıkıldıım bir filmdi diye hatırlıyacağım.
Neden çünkü kurgu bana göre çok başarılı değildi,tamam çizgisel kurgu kullanmıyor,farklı bir yöntem deniyor ama seyirciye çok hissettirilmese de kendi içinde bir düzen olmalıydı(ya da düzenden ziyade uygun kelimeyi bulamıyorum ama seyirciyi filmi neden bu şekilde kurguladığına ikna edecek birşey...)bir kavanoz misket havaya atılır misali bir kurgu vardı,evet Martin'in dediiği gibi organ nakli bekleyenlerin yaşamlarının parçalanmışlığı anlatılması için bu yöntem benimsenmiştir diye düşününce vayy be diyoruz ama yönetmenin filmi çekerken bu şekilde düşündüğünü sanmıyorum.ben bi kere yaptım tuttu,bi de bunu deniycem demiş olabilir.ben bu kurgunun seyirciyi filmden kopardığını düşünüyorum.Sıkılan çok insan gördüm.Bu amorres perros'ta olmamıştı,ya da bu tür kurgu tekniği kullanılan başarılı saydığımız diğer filmlerde.
İkincisi tabi benim de bir hatam var,filmi biraz geç gördüğümden,film hakkında fazla dolu oturdum koltuğa bu yüzden de filmin ilk birkaç dakikasında birçok şeyi bağladığımdan çok ufak şeyler dışında pek sürpriz yaşamadım.Sonunu bildiim bi şeyin finalini bekledim(ki aslında filmle ilgili fikri olmadan gelenler bile en azından 2. yarıdan itibaren birçok şeyi çözmüştü).Bundan eksiklik diye bahsetmiyorum,yönetmenin tercihi olduğu çok açık,ama benim pek hoşuma gitmedi. Bi de İnarritu'nun Amorres Perros'taki müzik kullanımından eser yoktu,ki ben bu konuda döktürebileceğini düşünüyorum.Tabi bu film için böylesinin daha uygun olduğunu düşünmüş olabilir,doğrudur, ama böyle bir kabiliyeti varken bu filmin atmosferine uygun çok iyi şeyler de çıkarılabilirdi.(bu benim beklentimdi tabi çuvalladım)
Ben biraz hayal kırıklığına uğradım galiba,ya da Günah'tan çıkıp 21 Grams'a girdim bünyeye ağır da gelmiş olabilir,Günah'taki negatif duygularımı yönlendirmişte olabilirim filme.Ya da hayaller ne kadar yüksekten düşerlerese o kadar çok kırılırlar durumu da olabilir.
Oyunculara diyeceğim yoktur tabiki,filmi bana hatırlatan onlar olacak,
Sonuç olarak ,konuyu beğendim,oyuncu yönetimi ve sahneler de çok iyiydi,hala gözümün önüne gelen ve uzun süre unutamayacağım pek çok sahne var,diyaloglar da es geçilmemişti,bol grenli görüntüler karanlık atmosfer zaten hikayeye hizmet ediyordu ve iyi bir seçimdi,ama ama o kurgu hala ikna edemiyorum kendimi...
shattimento'nun filmle ilgili görüşlerine sonuna kadar katılıyorum. kurgusu dışında filmi çok beğendim. kendi başına oldukça iyi oyunculara ve konuya sahip filmin kurgusu icin martin'in öne sürdüğü parçalanmışlık hissi biraz zorlama kaçıyor kanımca.. zaten kurguyu aklayacak daha mantıklı bir şey de gelmiyor aklıma. filmin ilk yarisini hiç bir şey anlamadan filme boş boş bakarak geçiriyorsunuz. ancak ikinci yarıda olaylar yerine oturunca filmden keyif almaya başlıyorsunuz.
memento gibi bir filmi bu tarz kurgulayabilirsiniz, gayet de yerinde olur ama bu film de Inarritu sanki biraz "fiyakalı" olsun diye kullanmış gibi geliyor bu tarz kurguyu. benzer bir konuya sahip monster's ball filmini açıkcası ben daha çok sevdim.
filmi bugün seyrettim...bu filmi seyrederken insan bir "dostoyevski" romanı okuyormuş havasına kapılıyor... umutsuzluk,karamsarlık ,vicdan ve ölüm olgusu bu filmde "amorres perros" un akisine daha yoğun kullanılıyor ben filmin kurgu anlayışını sevdim açıkçası fakat ilk yarım saat bocaladığımı itiraf etmeliyim bir ara "filmin kopyasında bir sorunmu var" diye aklımdan geçti...
film naomi watts, sean penn ve benicio del toro'ya rağmen ben de pek bir iz bırakmadı. üzgünüm ben bu filmi beğenmedim. ölürken bi insanın 21 gram kaybetmesi üzerine kotarılmış bu film bence amoresperros'un başarısına azıcık bile yaklaşıyor. yönetmenin aynı tarz (bi takım hayatların birbiriyle olan ilahi bağı) yaklaşımı bu filme de uyarlaması beni biraz rahatsız etti. yalnız naomi watts ile ilgili söylenenlere yüzde yüz katılıyorum. umarım daha iyi performanslarını da görürüz:)
You need to log in to post a reply.