Skip to content

NASIL SİNEMA MANYAĞI OLUNUR ?

22 replies · 842 views

DO
dopey
Joined: Jul 03, 2002
914 posts
Mar 14, 2004, 11:01 AM#9303

NASIL SİNEMA MANYAĞI OLUNUR ?

kendimi biraz da olsa ev sahibi modunda hissettiğimden dolayı ilk sözü başka arkadaşlara bırakmayı uygun görüyorum.

SI
sinemanyak
Joined: Oct 12, 2003
49 posts
Mar 14, 2004, 01:33 PM#9314

geçen sene istanbul film festivalinde "cinemania"adlı bir film vardı film sinefillerin dünyasını anlatan bir nevi belgesel tadında bir filmdi ..filmde paralarının büyük kısmını sinemaya yatıran bütün film festivallerini iple çeken sinema severlerin sinema dolu yaşamını anlatıyordu...bu filmin bu başlığa cevap olabilecek nitelikte olduğunu düşünüyorum ...kendi görüşüme gelicek olursak bana kalırsa bir sinema sever film seyrederken o filmin içine giren kendini bir an yaşadığı dünyadan soyutlayıp kendini filmin dünyasına adapte eden ,filmleri yaşamının bir parçası olarak gören,filmleri sadece iyi vakit geçirmeye yarayan bir araç olarak görmeyip hayatın iyi-kötü,güzel-çirkin yanlarını anlamaktaki bir araç olarak gören kişi benim kanımca bir sinema severdir ..bunun dışandakiler için sinema sadece bir hobiden ibarettir

pan
pan
Forum Manager
Joined: Jul 29, 2003
2,664 posts
Mar 15, 2004, 02:11 PM#9365

Adamı alırsın bir hafta boyunca sabahtan sokarsın sinemaya, gece 1 e 2 ye kadar izletirsin filmleri. Haftanın sonunda ortalama 2şer saatten toplam 30 film kadar izlese yeter. Olur sana sinema manyağı.

Last edited: Apr 14, 2004, 09:22 AM (1)

ME
mediazazen
Joined: Nov 05, 2002
23 posts
Mar 16, 2004, 04:26 PM#9423

sevmek anlamayı da beraberinde getirir mi her zaman? ne dersiniz?

CE
Cevat Kelle
Joined: Jan 27, 2004
174 posts
Mar 16, 2004, 06:50 PM#9425

Hitler sinema sever olup günümüzde yaşasaydı paranoidandroid görüşünün altına kesinlikle imza atardı :)

YO
yojimbo
Private Joker
Joined: May 27, 2002
1,020 posts
Mar 17, 2004, 08:58 AM#9440

e tabii, sonuçta bir makine kendisi.

DO
dopey
Joined: Jul 03, 2002
914 posts
Mar 17, 2004, 02:10 PM#9459

mediazazen wrote:
sevmek anlamayı da beraberinde getirir mi her zaman? ne dersiniz?

demiş üstad bende birşeyler eklemek istiyorum. anlamak anlamdırmayı anlamdırmak, onu yaşamayı getirmez mi?

bir filmi anlamak sevmek sonrada onu yaşamına katmak:: manyaklıktır. saatlerce film izlemek festival koşuşturmacasına girmek güzeldir ama bir o da bir yere kadardır.

tam anlamıyla sinema manyaklılığı yoğun bir film izleme süreci ile başlar sonra bu filmler üzerine düşünme konuşma sahfasına gelinir. yönetmenlerden oyunculardan senaryo yazarlarından bahsedilir. zamanla cinematografırrr lar gelir ondan sonra ise çıkarsın sokağa film gibi yaşamaya başlarsın.

hayatın film olduğunda
sinema manyağı olmuşsundur..

CE
Cevat Kelle
Joined: Jan 27, 2004
174 posts
Mar 17, 2004, 03:24 PM#9465

hayatın roman olursa ne manyağı olmuş oluyorsun? :P

Pumpkin King
Pumpkin King
Joined: May 19, 2002
2,100 posts
Mar 17, 2004, 03:34 PM#9467

bi de mermi manyakları var, ben onu hiç anlayamadım.

CE
cenkozgen
Joined: Jul 27, 2003
64 posts
Apr 11, 2004, 05:50 PM#10211

sinema manyagı olunmaz sinema manyagı doğulur..şaka şaka..
ama aslında biraz da ciddi.yani insanın bi şekilde içinde vardır bu.sonradan biri tarafından yada bi tasadüfle ne bileyim işte bi yolla dışa vurur kendini bu sinema manyaklığı.devir zor insanlar kötü zaman kötü vs.. yani bi şeylere katlanmak ve bi şeylerden vazgeçmek gerek bu uğurda.katlanmak ve yenik düşmek kazanmayı da bilmek gerek. tamam tamam durdurmalıyım kendimi yazının sonunu hiçte iyi görmüyorum..

KE
keyser soze
Joined: Apr 03, 2004
68 posts
Apr 12, 2004, 03:50 PM#10273

bence sinema manyaklığı insanın kendine yakışanı giymesidir. neyse ya saçmalamıyım şimdi girmiyorum bu konuya

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Apr 13, 2004, 12:43 PM#10324

sinema manyaklığı, birinin çıkıp da sinemanın sadece arka koltukta yiyişmek olduğunu iddia eden bir adamı hayat boyu defterden silmektir ...
özlü bir söz....

"benim dostlarım sinemayı sevmeli yoksa s*k*irin gidin umrumda değil"

ST
Strier
Joined: Nov 13, 2003
165 posts
Apr 13, 2004, 12:57 PM#10325

Arşivindeki filmlere tekrar tekrar bakıp bakıp onları yeniden düzenlemek sinema manyaklığının belirtilerinden biridir.

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Apr 13, 2004, 02:37 PM#10335

simdi biraz ahkam keseyim istedim. cok canim cekti:

sinemayi "yasami anlama klavuzu" kabul eden bir kisinin boyle dusunebilmesi icin evvela sanati boyle goruyor olmasi gerekir. sanatsal zevklerini, begenisini, estetikle olan iliskisini guclendirmeyen bir kisinin sinemayla olan iliskisi sahiden "manyakca" bir hobi olarak kalacaktir. dunyada cok sayida kitap kolleksiyoncusu vardir mesela ve bunlarin hobisi kimsede olmayan kitaplari toplamaktir. elbette litaratur hakkinda engin bir bilgiye sahip olurlar ama bu onlari gercek bir "edebiyatsever" yapmaz. onlar kitabi severler. bir nesne olarak kitabi yani...

sinemamanyakligi da asagi yukari buna benzeyebilir. kimi insanlar vardir ki deli gibi film izlerler. fakat izledikleri ile yasam arasinda bir bag kuramazlar. sinema ve dunyasi hakkinda binlerce "malumat"a sahiptirler. zehir gibidirler ama bag kuramazlar. neyi neden sevdiklerinin cevaplari cok muglaktir.

oysa sinefil bir kisi sinemayi ve sanati yasaminin odaklarindan birisi sayar. sadece perdeye bakmaz film izlemek icin. filmin etrafina da bakar. nedenlerini arar. onu yeniden uretmeye calisir. sinemasal atmosfer ile kendi sosyolosini ve psikolojiyi ortusturmeye calisir. o da cok film izlemeden rahat edemez. fakat o malumatin degil bilginin pesindedir. bu ayrinti onemli.

ilgi bilgiyi dogurmuyorsa bir yerlde ters giden bir sey var demektir. bu bilgi ise web kulturunde oldugu gibi isimler arasinda kurulan bir link degil daha butunsel bir seydir.

simdi tam olarak hatirlayamiycam ama murathan mungan'in aydin tipolojisi uzerine yazdigi harika bir yazi vardi. orada bilgiyle hasir nesir olan insanlari siniflandirmisti.. mesela kirecli toprak aydini vardir o yaziya kore. suyu bilgi kabul edersek, onlar bilgiyi hep uzerlerinde tutarlar. baktiginizda cok verimli ve sulak gorunur ama yasamlarina sinememistir o bilgi. yuzeydedir. herkes gorur ama onun verimliligin arttirmaz bu. bir de humuslu toprak aydini vardir. baktiginizda pek bir seye benzemez bu toprak ama su (bilgi) onun her tarafina sinmistir. yuzeyden asla belli olmaz. ektiginiz her seyi fazlasiyla verir size...

gercek bir sinemasever biraz boyle humuslu toprak aydini olmali. sinemayi sevmenin beraberinde sosyolojiyi, psikolojiyi, estetigi, sanat tarihini vs. sevmek ve bilmek gerektigi anlamina geldigini gayet iyi bilmeli ve bunu yasamali.

N@
N@N
Joined: Feb 16, 2004
135 posts
Apr 15, 2004, 07:51 AM#10410

Martin Mystere wrote:
simdi biraz ahkam keseyim istedim. cok canim cekti:

Nedendir bilinmez ama benim de hemen canım çekti.. yaratmayın böyle ortamlar bakın hemen atlıyorum.. :)

dunyada cok sayida kitap kolleksiyoncusu vardir mesela ve bunlarin hobisi kimsede olmayan kitaplari toplamaktir. elbette litaratur hakkinda engin bir bilgiye sahip olurlar ama bu onlari gercek bir "edebiyatsever" yapmaz. onlar kitabi severler. bir nesne olarak kitabi yani...

Martin kardeş biz buna "eğitim" ve "öğretim" arasındaki fark diyoruz. Eh benim sınav haftam ya sınavda yazdıklarımı buraya da yazacam tabii :)
bir insan bilgiye "sahip" olabilir hemde bilginin alasına "sahip" olabilir ama bu senin de bahsettiğin koleksiyonculuktan öteye geçmez. Eğer insan beynini küçük bir karaparçası olarak düşünecek olursak bilgilerde bizim isteğimiz veya istemimiz dışında oraya dökülen çöpler olacaktır... neticede ikisinden bir çöplük oluşur. çöplüklerde "hastalıklı toplumların" kıyısında köşesinde kalmış gariban bir kaç vatandaşa "ekmek" sağlamaktan öteye geçmez. peki nedir bunun çözümü_? çözüm benim açımdan şöyle; insanlar diploma sahibi değil davranış sahibi edilmelidirler. bu gün üniversiteyi bitirmiş bir kardeşimiz "öğrenim" sahibi oluyor (?) ama onu yaşamın pratiğine dökemiyor. (bu bir açıdan da teori pratik sorunudur ama orası beni aşacağında pek girmek istemiyorum.) yaşamın pratiğine dökmemizi sağlayan öğe ise "eğitim" den başka bir şey değildir. yani öğretilmiş ama eğitilmemiş deyimide buradan çıkıyor. öğretim insanların cahilliğini gideriyor ama onları HAL olmaktan kurtaramıyor. ben testus olayına karşıyım çünkü insaların sinemayı falanca filmdeki adamın ismi neydi?, bu kimdi? şu ne demişti? noktasına indirgemesine sebep olacağını düşünüyorum. evet bu bilinçle yaklaşan için belki olmayacaktır ama bir bakıma filmi izlerkende şu oluşmuyor değil bak bu adam oynuyor (hayır oyunculuğuyla göz doldurduğundan değil sadece bilmesi gerektiğini düşündüğünden) diyerek onu öğreniyor. bu gün söyleyeceğiniz herhangi bir futbol takımındaki bütün oyuncuları teknik direktöründen tutun menejere kadar sayacak insanlarla dolu çevremiz. bunun kime yararı var söyler misiniz? mesela bir kaç erkek bir araya gelsek ve ana tema dışında bir şeyler konuşalım dediğimizde hemen konu futbola kayıyor. yani serbest konudan neden hep futbol anlaşılıyor?...
neyse ben asıl konuma geleyim. Bizim eğitim sistemimizin bizlere kazandırdığı bir davranış var("eğitildik") ki o da bir şeyi "öğren" ve onu sınavda yap (forumda yaz)... ve bunu inanın ki mükemmele yakın başarıyoruz. bu nedenle şunu söyleyeyim; sinemayı anlamak çok çok film izlemekten de geçmiyor. aslında işin ucu yine karşıdakinin ne söylediğinden ziyade sizin ne anladığınıza dayanıyor. eğer etik estetik sosyoloji psikolojii jiiii jii ... ile donandınızsa ("kendinizi eğittinizse") karşınızda bakacağınız taşında size söylemek istediği çok şey vardır. ki o vermese bile sistemlerin kanına girmediği bakışlarını kirletmediği bir çocuğun gülüşünün yüz filmden daha çok şeyi vardır size vereceği...

yaw ne dedim ben böyle nereden başladım nereye geldim. işte on parmak yazmanın dezavantajıda bu aklınızdan geçeni öylece yazıyorsunuz. :)

You need to log in to post a reply.