Klasik Animasyon
22 replies · 1,217 views
Klasik Animasyon
Türkiye'de Klasik animasyon'un yeri nedir, ne kadar önem verilir ve piyasa dışı animasyon animasyonmudur?
istedigimiz sorudan basliyabiliyor muyuz? her soru kac puandir? .. bi de anlatmadiginiz yerlerden sorumussunuz hocam...
Cevap
Türkiyede gereksiz forum kullanıcısının ve gereksiz soruların yeri ve önemi nedirden başlayabilirsiniz öğrencim.
klasik animasyondan cell animasyonu mu ve piyasa disi animasyon derken neleri kasdediyorsun.. boyle daha rahat anlasabiliriz belki..
küçük cevap
İlk olarak ermiş arkadaşlar foruma yeni değilim. Uzun zamandır okuyorum forumdaki yazıları ama yeniyim diyelim. CELL animasyon değil CEL olacak o, bi kenarda dursun. CELL Animasyon diye de birşey yok. Eğer birbirimizin yanlışlarını vuracaksak buda dikkate değer bir yanlış.
Herneyse amacım sadece Southpark, Pixar ve bunun gibi piyasa animasyonları hakkında konuşan bu Animasyon forumuna farklı bir tartışma konusu açmaktı. Sanırım biraz izleyip anlamak lazım ondan sonra cevap yazmak lazım.
Amaç konuşmak değil tartışmak ise ben hazırım ve bu ilginçte olabilir, ortaya yeni fikirler çıkabilir.
Tekrar yazıyorum Klasik animasyon Türkiye'de nerede ilgilenen varmı?, Türkiyedeki tek çizgifilm eğitimi veren okulu Anadolu Üniversitesi ne yapıyor? Piyasada yer bulamayan deneysel animasyonlar para çıtasından geçemediği için Kötü mü?
Ne olur düzgünce cevap yazın, yazmak istemiyosanız da yada bu soruyu iptal etmek istiyorsanızda silin. Daha ne diyebilirim ki?
ortaya attiklarin o kadar genis kavramlar ki ekseni belirlemekte zorlaniyorum. yerli animasyon sinemamizin oldugunu ya da boyle bir piyasanin oldugunu soylemek mumkun gorunmuyor. piyasada yer bulamayan deneysel animasyonlar diyorsun ama turkiye'de deneysel olmasa bile belli bir animasyon piyasasi var midir emin degilim. burada piyasadan kasdedilen sey postproduksiyon firmalarinin reklam sektoru icin urettikleriyse bunun basli basina bir animasyon sinemasi sayilmasi da yine mumkun gorunmuyor.
turkiye'de bir takim insanlar yine de para ve kaynak "yaratarak" bir seyler yapmaya calistiklarini biliyorum. mesela Kutsi Akıllı'nin yonetmenliginde cok iddiali bir uzun metraj troya projesi var. ben kendi adima cok umutluyum projeden.
bu arada eski kusak canlandirmacilarimiz arasinda da dikkate deger guzel isler cikmisti ta yillar once. mesela tonguc yasar'in "amentu gemisi nasil yürüdü" filmini bir yerlerden bulup edinmenizi tavsiye ederim. hat sanatini kullanarak deneysel diyebileceğimiz is cikarmisti.simdi aklimda olmayan pek cok ornek var.
anadolu gsf'nin de ne yaptigini, ne yapmak istedigini cok iyi bilmiyorum. fakat cok yetenkli oldugunu bildigim pek cok ogrenci tanidigim oldu orada. sonucta bu is sadece sevmekle olmuyor. kaynak üretebilmek gerekli..
öncelikle hoşgeldin...
macera filmi girişi gibi bi giriş olmuş bence bu. gereksiz yere sürtüşmeler yaşanmış falan (wolverine'in x-men'e gelişi gibi mesela)...
neyse, bence daha spesifik konularla devam edersek daha iyi olur. tabii bu başlık devam etmesin demiyorum ama ilgilendiğin daha enteresan konularla ilgili başlıklar da açsan falan, güzel şeyler bunlar....
hoşgeldin,
öncelikle sana yazdığım şu "yenisin galiba" repliği tamamen açtığın başlıktan ötürüydü. animasyon ve türkiye bağlantısını konuşmak hoş olacaktır elbette. Ama birkaç deneyimimden bildiğim kadarıyla Türkiye'de sadece kaynak eksikliği bulunmuyor. bu tür bir girişimde yani uzun metraj çizgi animasyon için bir girişimde bulunulmuştu. ancak yeterince iyi eleman bulunamadığından şikayet edildi ve sonra iptal edildi. tabi konuştuğum konu başlığı cel animasyon. neden diyecek olursan: en basitinden yeterli kalitede clean up'çının olmadığını söyleyebilirim. bu yorumun bana ait olmadığını da belirtmeliyim. Ancak bu fikre katılmıyor da değilim. Piyasanın çok iyi tanınan animatörlerinin ağzından duyulmuş bir sözdür. bu yazdıklarım hakkında yorumları alayım. geri kalanları sonra yazarım...
vay be
işte sanırım şimdi bu konu güzelleşmeye başladı. Cevaplar için de teşekkür ederim.
Merak ettiğim bazı hususlar var. Özellikle bu forumda devamlı piyasada bulunan animasyonlar üzerine tartışılıyor. Pixar'ın, southparkın, falaan filan. Benim asıl merak ettiğim festivallerde boy gösteren çizgifilmler hakkında ne düşünüldüğü. Eleştirilerinizde haklısınız. Türkiyede henüz bir çizgifilm sektörü oluşmamış durumda belki ama en azından bu sektörü oluşturmak için çabalıyorlar. Ancak ben bunun karşısında durmaya çalışıyorum çünkü henüz çizgifilm kültürü oluşmamış durumda. Tümüyle tüketime yönelik bir girişim!
Diğer yandan tonguç yaşarı tanıyorum. Ve filmini izledim. Gerçektende Türk canlandırma tarihinin önemli simalarından.
Anadolu üniversitesinden birkaç isim duydum. Rıdvan Çevik diye çok sağlam bir animatör varmış. Ancak mezun olmuş. Bilmiyorum şu anda ne yapıyor ama çizimleri ve tekniği çok kuvvetliymiş. Bide özellikle festivallerden duyduğum Denizcan Yüzgül diye biri. Onun ismini de birçok festivalde gördüm. Şimdide bilkent üniversitesi manga günlerinde söyleşisi varmış. birşeyler yapılıyor galiba. Ama yeterlimi değilmi bilemiyorum.
Türkiye'de clean upçı sorununun olması sektörü engelleyen birşey diye düşünmüyorum. Bu saçma olur. Bence asıl sorun ortaya konacak kadar sağlam temele sahip film projelerinin olmaması. Her çizgifilm batıdan kopma, her senaryo bir öncekinin aynısı gibi çıkıyor karşımıza. Bu ne izleyiciyi nede yapımcıyı memnun ediyor galiba.
Herneyse bu konuda yaz yaz bitmez sanırım. Ben şimdilik bu kadar yazıyım.
Cevaplarınızı bekliyorum.
rıdvan'ı tanıyorum. okuldan mezun olduktan sonra beraber çalışmışlığımız var. çizimi gerçekten kuvvetli. oldukça yetenekli. ama senin "türkiyede çizgifilm kültürü yok" fikrine katılmıyorum. çizgi film kültürü diyerek çizgi film izleyen ve seven bir kitleden bahsediyorsak, bence türkiye'de bu tanıma uyacak yeterli insan sayısı mevcut. yani iyi bir ürün ortaya konsa izleyicisi olur.
ayrıca dikkat ettiysen "yeterli clean-up'çı bulunmuyor" diye yazdığım metinde her şeyi bu değişkene bağlamadım. sadece bir örnek diyerek bunu yazdım. benim bildiğim ve duyduğum kadarıyla piyasada 3-4 tane iyi uzun metraj çizgi film projesi dönüp duruyor. üstelik yerel tatlar taşıyan fikirler. ancak her animatörün de dediği gibi, projeyi yönetecek, tüm animatörlerin eyvallah deyip peşinden gideceği lead animatörler yok. gerçekten uzun bir konu bu.... neresinden devam edeceğimi bilemiyorum.
şimdilik bu kadar yazayım...
cevap
Cevabın için öncelikle teşekkür ederim. Birçok konuda seninle aynı fikirdeyim. Özellikle Türkiyede kaliteden geçer not alacak uzun metrajlı filmler yapılmıyor, yapılamıyor. Tamam buna eyvallah. Ancak!
Türkiyede bundan 10- 15 yıl öncesine dayanan, özellikle doğu bloğu ülkelerine yakın bir çizgifilm- canlandırma tarihi, kültürü vardı. Yada vargibiydi. Ancak teknoloji ve arz talep ilişkileri bunu gitgide çökertti-çöekrtti mi? acaba!
Mesela birçok festival filmi izledim bugüne kadar. Özellikle Macar, polonya ve Çek Cumhuriyetinin kültürel çizgifilmleri beni etkiledi ve düşüncem şu ki bizimde kültür olarak yakın olduğumuz taraf o tarafken devamlı batıdan "walt disneyden" doğudan da "manga"dan etkileniyoruz ve onlar gibi olmaya çalışıyoruz. Kızdığım yada sormak istediğim soru buydu aslında. Belki de soruyla bazı şeyleri anlatmaya, söylemeye çalıştım.
Ekonomimiz de de elimizdeki kaynakları kullanmayı bilemeden devamlı olarak dışarıdan borç alan biz çizgifilmde de kendi içimize dönmeden devamlı başkalarının kültürünü tüketmiyormuyuz?
Bu yüzden soruyorum Klasik animasyon ile ilgilneneler var mı? Bizi anlatan, bizden çıkan çizgifilmler ile ilgilenenler varmı? Çünkü Türkiyede birşeyin oluşabilmesi için onu tüketecek kitlenin oluşması gerekiyor ve bizi anlatan bir çizgifilm kültürü oluşması için bunu talep eden bir kitlenin olması gerekmiyormu?
Ya konu çok dağaldı ancak her internete girdiğimde bu konuya cevap beklemek çok heyecanlandırıyor ve mutlu ediyor beni umuyorum ki ucundan acıkta olsa birileri birşeyler yakalarda cevap yazar.
Herkese teşekkür ederim.
doğu bloku animasyonlarının tarzı ve etnik yapısı konusunda haklısın ancak bazı etmenler var. bunları göz ardı edemeyiz. Çek Cumhuriyeti, Macar ve Polonya animasyonu yıllarca ve hala Amerikan ve Avrupa sektörünü besledi/beslendi ve hala beslemeye/beslenmeye devam ediyor. bu nasıl olabilir? diyecek olursan cevabım şudur. uzunca bir süredir bu ülkeler çok ucuz işgücüyle merkez ülkelere animasyon satıyorlar. Yani bir çeşit fason üretim merkezi halindeler. Kore ve Hong Kong örneklerinde(teknoloji bazında) gördüğümüz gibi, bir süre fason üretim yaptıktan sonra artık kendi çizgilerini keşfetmeyi, özgün ürünler çıkarmayı da öğrenip pazarda isim yapmaya başlıyorlar. İşte bildiğin festivallerde o fason üretim yapan doğu bloku stüdyolarının işlerini falan görüyoruz. Hatta bu stüdyolar çok bilinen amerikan çizgi filmlerine bile kenarından köşesinden bulaşmış durumdalar. yani demek istediğim, bir emekleme döneminden geçilen bu ülkelerin daha sonra özgün işler çıkartacak seviyeye çıktıkları.
Türkiye'de bence hala bir çizgi film kültürü mevcut. Çöken şey nedense insanların ve yatırımcıların hevesi. evet pixar ve manga animasyona bambaşka bir boyut getirdi ama hala klasik animasyonun ayrı bir tadı var. ve bence nereden etkilenildiği şu aşamada pek önem taşımıyor. asıl sorun ortaya bir ürün çıkarmak, çıkmasını sağlamak. ülkemiz festivallerinde 10larla 20 lerle ifade edilen ve akıllarda kalacak kadar bir kaliteye sahip animasyonlar boy göstermeye başlarsa, sektörün de rayına oturacağına ve bir ivme kazanacağına inanıyorum.
biraz dağınık bir anlatım oldu, biliyorum ama çok acelem var:)
ilerleyene günlerde netleştiririz...
Last edited: Jul 19, 2004, 08:03 AM (1)
himm
Sevgili paranoid
Bu dou blou ülkelerinin amerikan tüketimine bula_t11 konusunda sana pek kat1lam1yorum. Aslinda benim açiklama su ki onlarin özellikle çeklerin orta çagdan kalma kukla tiyatrolari var, bunun yaninda zamaninda yasamis olduklari ekonomik ve politik durumlarve hayata dair kaygilar cizgilerine yansimis durumda. Onlarin cok ama cok isini izledim. Hicbirinde amerikan tarzini gormedim. Genel anlamda bir disa vurumculuk bir kulturel zenginlik hissediliyor. Ozellikle desensel ve soyut anlatimlarla bezenmis bir cizgifilm kulturleri var bence. Ancak yine de dedigin seyleri yadsiyamam cunku o konuda cok fazla bilgim yok. Belki de bir baska etkendir.
Soruyorum aslinda kendi kendime bu kadar ekonomik sorun yasayan, ezilen, aglayan aci ceken bir toplum nasil oluyor da hala batinin etkisinde pasif bir tarzda canlandiriyor cizdiklerini?
Biraz toplumcu yaklasiyorum galiba ama elimde degil
bunun cevabını aslında sen de içten içe biliyorsun. dünyada her şeyin üstünde bulunan bir faktör var. o da ekonomi. güçlü ekonomisi olan ülkeler pazara sahip. bu da pazarı istedikleri gibi yönlendirdikleri anlamına geliyor. o yüzden bu kadar iyi animasyon çizen doğu bloku ülkeleri halen hak ettiği yeri edinemiyor. sanırım bir de yanlış ifadem nedeniyle istemediğm bir şey anlaşılmış. festivallerde gördüğümüz doğu bloku filmlerini fason diye nitelendirir gibi bir cümle kurmuşum. söylemek istediğim belli bir üretim sürecini arkada bırakan bu ülkelerin artık olgunlaşmış ve özgün işlerini ancak ve ancak bu tür festivallerde görebildiğimizdi.
You need to log in to post a reply.