The Village
29 replies · 999 views
shymalan dördüncü filminde yine çok iyi bir iş çıkarmış...vakit darlığından şimdilik fazla bir şey yazamıyorum ama ortaya bir iddia atarak bir süreliğine geri çekilmek istiyorum müsaadenizle...
"shymalan farklı eşleşmeler üzerinden giderek dört filminde de aynı temayı işlemiştir"
en yakın zamanda uzun uzun açıklayacağım...
bence bu şimdiye kadar izlediğim en iyi Shayamalan filmi. Bir kere adam gibi bir senaryo var, sonra neredeyse masalsı bir havası ve çok sıkı bir kadrosu var ki hepsi güzel iş çıkarmış.
Evet bu filmde de bir sır söz konusu ama diğer filmlerdeki kadar bağımlı değil yönetmen bu oyuna, örneğin ben şimdi Sixth Sense filmini sanmıyorum bir daha izlemek isteyeyim (ki ilk izlediğimde çok hoşuma gitmişti), zaten Unbreakable ve Signs benden uzak sevenlerine yakın olsunlar, ama Village bir kez daha aynı tatta izlenir ve hatta ilk seferde göremediğiniz başka şeylerde keşfedilir tarzı bir film. Tavsiye ederim
Bu arada ya neden Joaqim Phoenix? Adam rol yapamıyor ve çok çok tipsiz, o canım replikler boşa gitmiş..
Filmi bende beğendim.En sevdiğim filmi Unbreakable sonra 6. His sonra da bu gelir.
Öncelikle herkesin beğenebileceği bir film değil.Onu söylemekle başlayayım.Kan,dehşet,modern korkutma teknikleri yok.Filmde neredeyse korku sahnesi yok.Filmi sevmeniz için havasını yakalamanız gerekiyor.Eğer benim gibi havasını yakalayabilirseniz 2 saat boyunca koltukta zımbalanıyorsunuz.Tüm oyunculuklar muhteşem.Ron Howard'ın kızı güzelliğiyle büyülüyor.Özellikle ilk yarı süper ama sürprizin erken açıklanmasından dolayı ikinci yarıda azıcık havası kayboluyor.Bundan sonra Shyamalan'ın göstermek istediklerini ve mesajlarını izliyoruz.Shyamalan yönetmenliği gün geçtikçe ilerliyor.ve daha sarsıcı hal almaya başlıyor.Senaryoda bazı sorunlar var sanki.Film bir bölümden sonra Phoenix ve Howard'ın aşkı üzerine kuruluyor.Ve bu kadar önemli bir noktada bulunan bu aşk yapmacık duruyor.Müzikler hiç bir Shayamalan filminde olmadığı kadar ön plana çıkarılmış.Saçmalık denen son bence muhteşem.Tek sorunu erken açıklanması.
Ben de çok beğendim filmin sonunu, neden saçma buluyorlar anlamadım.
Kız hakikaten güzel oyun çıkarıyordu ve özellikle onun ormandaki sahneleri sanki bana Grimm masalları okuyormuşum hissi verdi. (tüm bunlar açıklamalar yapıldıktan sonra olduğu halde filmden aldığım zevki azaltmadı aksine artırdı.
Ayrıca merak eden varsa Shayamalan bu filmde çok çok çok az görünüyor Allah'a şükür -
Bu arada bence aşkın biraz eğreti durmasındaki tek unsur Joachim kabiliyetsizidir. Yoksa bence bütün hikaye örgüsü içersinde gayet güzel yerini bulmuştu.
ya tamam değişik meğişik ama neden sürpriz son yapmak için kastırıyor bu adam anlamıyorum. anlayan varsa anlatabilir mi bana?
11 eylül sonrası dönemi amerikan haleti ruhiyesini anlamak için biçilmiş kaftan. işlerin ne kadar sarpa sardığını mükemmel özetleyen nadide bir örnek bu kanımca. stepford wives ın da bu mana da kendisinin uzaktan akrabası olduuunu düsünüyorum....
ben de aynı görüşteyim...
ayrıca bi sinefil için de paha biçilmez bir fırsat...
60'lar milliyetçi duygular = western
70'ler vietnam+watergate+kennedy süikasti = toplumsal patlama+eleştirel filmler+büyük sinemacıların ortaya çıkması (scorsese, stone, capolla)
80 - 90'lar pop kültürün hızla yayılması = popcorn sineması
11 Eylül Sonrası = ABD dış politikasını ve korku toplumunu eleştiren filmler
ileriki yıllarda sinema tarihçileri tarafından 11 Eylül sonrası amerikan toplumunun içinde bulunduğu ruh halini eleştirel olarak en iyi anlatan film olarak adledilecek bi filmi büyük ekranda izleme şansı bi sinefil için kanımca kaçırılmaz bir fırsat
ve son olarak
korku ve dış tehditle insanları bi köyde 30 sene boyunca sorgusuz sualsiz tutabilmek = terörist saldırıların tekrarlanacağını sürekli söyleyerek bush'u tekrar seçtirmek...
1 - Dalga geçmiyosunuz di mi bu filmin bu kadar dolu olabileceğine hiç ihtimal vermiyordum. evet beğeneceğim bişey bekliyordum ama sizin bu yazdıklarınız çok daha ötesi.
2 - Spoil etmiyosunuzdur umarım.
bence bi boka yaramaz. signs'da tanrı inancını hangi kaliteyle sattığını hatırlayacak olursak, the village'da da o filmdeki kadar bir şeyler bekleyin derim. Annelerimizin küçükken anlattığı öcü hikayelerine film yapmak anca bu kadar akıllı! bi adamın aklına gelirdi.
Ben filmi gayet izlenesi ve keyif alınası buldum.
Shyamalan'ın diğer filmleriyle karşılaştırıldığında hangi sıraya konulması gerektiği konusunda net bir fikre sahip değilim henüz,fakat tematik bir bütünü oluşturduklarını ve kıyaslandıklarında da bu bütünün bozulmaması açısından daha iyi ya da daha kötü değerlendirilmemeleri gerektiği kanısındayım.
Bir dönem filminin mekan,görüntü vs. açısından gerekliliklerinin başarılı bir şekilde karşılandığı aşikar,oyuncular da yerli yerinde sayılır,halkın uğraşları da dönemi gerçekçi kılıyor.Ütopik bir havası var filmin,ve bunun bedelini film boyunca ölçüp biçme imkanına sahibiz,buna benzer bi de ''The Beach'' var aklıma gelen;geçmişten,bir nevi gerçeklerden,şehir kültüründen kaçarak kendine ait daha küçük,izole bir dünya kurmak için insanın verebileceklerine ilişkin.
Amerikanın hali malum,böyle bir temayla karşılaşmamız kaçınılmazdı.Dışarısı cin peri hikayeleriyle dolu,korkuyla dolu,gündüz gibi görünen gecelerde yaşıyor insanlar.Bence Shyamalan gayet güzel bir konuya değinmiş bu yüzden.Filmine kattığı gerek müzik gerek atmosfer yanlış anlaşılmalara yol açıyor-ki bu bilerek yapılmış belli-nitekim bu çok özel bir uslüpla yapılmış.Yalnız şu süpriz olayı takılıyor kafama.Bu adamın tüm filmlerinde son an süprizleri var eyvallah,ama film aslında bu süpriz etrafında dönmüyor yok öyle birşey,yönetmen süprizden öncesi ve sonrasını izlenebilir kılıyorsa eğer bu büyük bir başarıdır.Signs için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama Köy için bu böyle.Özellikle ALtıncı His'te,yüzüğün düşmesiyle kahramanın yaşadığı,kavradığı gerçekleri seyirci de eş zamanlı kavrıyor ve ortaya keyifli bir seyir çıkıyor,üstelik o andan itibaren filmin bozulacak dediğimiz büyüsü pek de öyle bozulmuyor.
Köy içi çok da deşilebilecek,satır araları saatlerce okunabilecek bi film değil,ama küçük şirin bi film.
Ne yazık ki Shyamalan artık seyirciye yönlenmiş durumda,müthiş bir ticari kaygının içinde boğuluyor,ne yapacağını şaşırmış,bu da eleştirileri üstüne çekiyor.Fazla beklentiye girilmezse bence bu film bu kadar eleştiriyi de haketmiyor.
valla ne yalan söyleyeyim, hastasıydım bu adamın. işaretler'de acaba dedim,köy ise hayal kırıklığı oldu. adam bilindik konuları pişirip pişirip önümüze koyuyor.yojimbo haklı çıktı,çok utanıyorum.
Filmi dün izledim ve beğenmedim, bir çok şeyi mantık temeline oturtamıyorsunuz filmi izlerken, bir çok yerde "yuh artık" diyerek gülümsediğim bile oldu...
orada bir Köy var uzakta.....
Yaklaşık 2 haftadır KÖY filmiyle ilgili çeşitli eleştirileri okuyorum.Hem İngilizce hem de Türkçe siteleri taradım.Çünkü filmi çok beğendim çünkü filmi bu kadar basit bulan ne kadar kişi var diye cidden merak ettim...İşin aslı birçok eleştiriye katılıyorum.Filmin sonunu ben olsam böyle çekmezdim.Çeken olduğunda da M.N.S gibi:),eleştiririm...Evet kabul bazı sahnelerde mantık hataları yakalıyor insan.Ama bunlardan biri "Bu da ne biçim kör yahu?" olmamalı bence....Burada da benim filme bakan ve gördüklerinden kendi sorumlu olan gözlerim ile sizinkilerin arasındaki fark var galiba......Benimle aynı tarzda düşününlerin fikirlerinde yakaladığım nüanata bu oldu ...Filmi,"Film" gibi algılayamama hadisesi...Çoktandır "ötekileştirme","ötekiyle kendini var etme" "iktidar için korku salma" "var olan düşmanı hayalae öcü yapıp,asla uzlaşılamıyacağı yalanı"....vb....konularda kafa yorduğum içindir galiba,film bittiğinde,ben kocaman bir WAWWWW dedim.....Kafamda kurduğum ,bildiğim şeyleri görmüştüm....Hatta bu kadar para harcanıp,bu mu çekilir de diyebilirdim ama BANA,GÖRMEKTEN HAZ ALACAĞIM,İNANDIĞIM BİR ŞEYİ GÖSTERMESİ...film için objektif düşünmemi engelliyo....Amerika-ırak,Filistin-İsrail,3.dünya ülkesi olmak,Türk olmak,Doğulu olmak,kadın olmak,erkek olmakikör olmak,deli olmak...vb gibi o kadar parçaya bölünmüş bizler!!!Bunu perdede görünce belki bildik bir şey olduğu için mi sallamadık....Daha önce gösterdiler zaten yıne mı dedık?(ki 1000 kere görsek yıne nafile).....Bilmiyorum...ama ben BU FİLMİN yanındayım galiba....
gusel film.. cok degisik sekilde de okunabilecek bi film.. ama shymalan'in en iyi filmi bence hala olumsuz .)
filmin sonundaki merak,beklenti ve insanların kendi kendine yarattıgı korkulardan ziyade dikkat çeken noktalardan birkaçı,kör kıza aşık olan köyün delisinin aşkı için kuralları yıkması ve yine aşkla alakalı olarak köyün muhtarıyla, kör kızın sevgilisinin annesinin (zincirleme isim tamlaması:P) sevgi ortada oldugu halde öpüşememesiydi.
kural yıkma ve birleşemeyen aşıklar klişe bir konu olsa da araya serpiştirilmesi ve baska bir çok noktaya gönderme yapması bence iyi olmuş.bir de sonu gercekten sürprizdi tamam dısarda bir dünya var diyorsun içinden ,ama jeepi meepi görünce aha! oluyorsun.
finito.
You need to log in to post a reply.