IF! 2005
26 replies · 501 views
bense save the green planet'tan oldukça sıkıldım...
bu tarzda çekilmiş hollywood filmleri olsa tü kaka der kenara atarız. böyle bir hikaye anlatımı var mı, çüş deriz. olayı uzakdoğulular yapınca aman ne iyi diyoruz. istediği yere gönderme yapsın, bok gibi filmdi.
aynı hıncı izo'ya da duyuyorum.
filmin ortasında bir yerde kendimi gerçekten bir sinan çetin (uzakdoğu ver 1.0) yapımı izliyor gibi hissettim.
save the green planet da farksız... öyle işte...
isterseniz yazın konuşalım...
ben geliyorum gilda, ving ve outsider geliyorlar izo ya cumartesi 21:30 filmi izlemeden de atışamayacağım. andorid kardeşimle ama save the green planet konusunda haklı sayılır sıkıyor biraz.. ama uzakdoğu havasını seviyorum ben ve aynı tip bir holivud yapımına elbette burun kıvırım ben.. seçim meselesi
Filmin içindeki bazı noktaları ve sonun açık eden bir mesajdır dikkatli olunuz.
Save The Green Planet için "aynı şeyler bir Hollywood filminde olsaydı..." söylemine katılamıyorum Paranoid zira bu gibi şeyleri bir Hollywood filminde görmek mümkün olmaz. Bir kere Hollywood filmi tarzı bir filmde adamı çok daha iyi biri olarak gösterirlerdi (o acayip kara komik dildo sahnesini filan unut tabii), evet filmde adamcağızın hazin geçmişi gözler önüne serilmiş ama yönetmen bunu karakterin hareketlerine mazeret etmemiş. Ayrıca sevgilisinden tut, düşmanına, hele de o dedektife kadar bütün karakterler kasıtlı olarak biraz eğri ve bu da maalesef Hollywood filmlerinde hiç karşımıza çıkmayan birşey. Ha aklıma gelmişken bir Hollywood yapımında baş karakterin sevgilisinin tipi ve aralarındaki ilişki bu filmden baya farklı olurdu öyle değil mi?
Ayrıca bence Hollywood'da bu filmdeki komedi/dram gitgellerini bu kadar iyi kaldırıp gösterecek kalibrede aktörler yok maalesef (ya da belki vardır ama biz görmedik)
Ben filmin sonunu pek sevmedim. Bana göre o büyük kavganın sonunda bitecekti film ve seyirciye soru işaretleri kalacaktı. Ancak yönetmen birazda çocukça bir saflık ve yakarışla bitirmesine normalde olacağı gibi kızamadım zira filmin geri kalanını çok sevdim.
Ancak G.Kore sinema izleyicileri senin gibi filmi sevmedi, zira zavallı film hazin bir gişe ölümü yaşadı vizyona girdiğinde.
Biraz uzun oldu ama son olarak filmlerde birtakım şeylerin sadece Uzakdoğu olduğu için hoş göründüğünü söylemişsin birde. Şimdi belki bu dediğinin geçerli olduğu kişiler vardır ama kendi adıma Uzakdoğu'da çekilen ve bana dayanılmaz kötü/sıkıcı gelen epey film olduğunu söyleyebilirim. Uzakdoğu sinemasını seviyoruz diye her kötü şeye de eyvallah demiyoruz yani.
Izo'ya gelince bende filmi izlemediğim için Paranoid'e bu konuda yanıt veremiyorum henüz. Ama Miike'nin henüz izleyipte sevmediğim bir filmine rastlamadım. Eeeeee az da olsa Beat Takeshi abimiz de görünüyor filmde, daha ne isterim?
Izo grubu, filmden önce ve/veya sonra biryerlerde toplanalım mı?
önceden divx den seyretmeseydim..before sunset'e kesin giderdim ...izleyecek olanlara bir kaç tavsiyede bulunmak istiyorum..öncelikle ilk filmdeki sıcak romantik ilişkiden bu filmde eser yok...bu film daha çok bir hesaplaşma,gerçeğin acı tokadı filmi diyebiliriz...o nedenle sakın romantik beklentilerle gitmeyin, before sunrise tadında bir film bekleyenler az çok avuçlarını yalayabilirler...son olarak julie delpy'in filmin en başında ve en sonunda söylediği şarkılara ayrıca dikkat edin oyunculuğu ve kendi gibi seside çok güzel....
hollywood filminde olsaydı derken kastettiğim birebir karakterler ya da dildo olayı falan değil zaten... aslında hollywood da demek istememiştim. batı sineması desem daha doğru olacaktır. çünkü demek istediğim film stüdyolarının gişe kaygıları değildi. kurgusal saçmalık, hikaye örgüsünün daha başından tahmin edilebilirliği, işleniş sırasındaki sıradanlık, şiddetin(artık u.doğu sinemasında çok karşımıza çıktığı şekilde) karikatürizasyonundaki ucuzluk.
yani bildiğimiz 80 dönemi video çılgınlığında çekilen ucuz, attırma filmlerden biri olduğuydu. ha bu bir festivaldir, bağımsız filmler gösterilmektedir, arada mayına basılabilir. bunların hepsine açığım. bu anlamda zaten kabul edilebilirliği var ama biri çıkıp da 'festivalin en iyi filmlerinden biri' diyince illüzyonu abartıyor muyuz acaba diye düşünüyorum. hani alin taşçiyan çıkıp da 'femme fatale'in giriş sahnesindeki hırszlık bölümünün, dünyanın sayılı hırsızlık sahnelerinden olduğunu söylemişti ya. onun gibi yani...
Ha şimdi Hollywood filmden çıkarıp batı sineması olarak sunarsan daha farklı yanıtlayabilirim.
Öncelikle bence hikaye örgüsü en azından benim tarafımdan en başından tahmin edilemedi, sen saçmalık olarak tabir etmişsin ama bana göre filmin ikinci en sağlam yeri kurguydu (birincisi oyunculuktu neyse ona birşey dememişsin :) ). Üstelik bu film prodüksüyon değerleri yönünden birinci kalite bence (gerek görüntü, gerek setler, gerek kostümler) hangi açıdan 80'lerin video çılgınlığı ile pek alakam olmadı o yüzden attırma ve ucuz kıyaslama bağlamında bana birşey ifade etmiyor.
Bu arada ben öyküyü çok dokunaklı, ince işlenmiş ve kara mizah dozu yerli yerinde buldum.
Şimdi Uzakdoğu filmlerinde sık sık şiddetin ucuz bir karikatürizasyon olduğunu söylüyorsun ama galiba sen senin izlediğin filmlere göre yorum yapıyorsun, o yüzden bence bunu böyle belirtmen bence daha yerinde olur,zira şiddetin ucuz karikatürize edilmediği bir çok Uzakdoğu filmi var (hatta orana vurursan bu kastettiğin filmler azınlıkta bile kalıyor, zaten çoğunu aynı adam çekmiş bulunmakta-he he)
Alin Hanım sinema bilgisi çok olan ama tavırlarını saldırgan bulduğum bir kişi (bu görüşler sadece Beyaz Perde programında izlediğim kadarıyla bildirilmiştir) ancak kendisinin Tony Leung'ü çok seviyor olması kendisine sinir olmamı engelliyor.
Festivalin en iyi filmi tabiri nereden çıkmış onu anlamadım.
outsider wrote:
bu arada save the green planet izledigim en iyi festival filmlerinden biri.
ya ben bundan onu çıkaramadım sanırım. bu cümleden şimdiye kadar bir sürü festival filmi izledğin ve bunun da en iyilerinden biri olduğunu anladım.
karar vermek için acele etmişsin diyim o zaman...
eliza sana başlık başlık cevap verirsem daha uygun olacak sanırım. cevaplar spoiler içerebilir. izlemeyenlere duyurulur.
1- Filmin sonunu tahmin ettim derken tabi ki ilk 2 dakikada her şeyi anladım demiyorum ama 10. dakikasında tahmin etmiştim. neden dersen, daha filmin başında 'ama kimse bana inanmayacak' diye bir replik vardı. daha sonra da film çeşitli absürdlükler sergilemeye başladı. bu aşamadan sonra (bu ayarda izlediğim filmlerden yola çıkarak söylüyorum) film bence kokmaya başladı. böyle durumlarda yine deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki filmin başında gözüne sokulan şey hep olur. ben de bu mantıkla bu filmin sonu dediğimiz o şeyi direk tahmin ettim. çünkü zaten bi ters köşeye yatırma durumu yoktu. hatta bana göre yönetmen o kdar umutsuz hissetmiş ki filmi daha çoook önce bitirebilecekken ishal olup bu filme son olabilecek alternatifleri ard arda koymuş.
2- Film prodüksiyon değerleri açısından bence de oldukça kaliteliydi. ben zaten 80'lerin video çılgınlığı derken, o dönemde büyük hızlarla çekilen, hikayesi üzerinde fazla kafa patlatılmamış, ne verirsen alırlar felsefesiyle üretilmiş filmleri kast ediyordum. ama bunu görsellik, kostüm, efekt unsurlarıyla değil de senaryo kurgu vs gibi söylemiştim. ha bu senaryodan iyi bir şey çıkar mıydı? evet çıkardı. keşke marc caro ve jean pierre kardeşlerin eline geçseymiş bu senaryo. o zaman gerçekten keyifli olurdu ama olmamış işte.
3- şiddetin u.doğu filmlerindeki karikatürizasyonu fikrini seyrettiğim filmlere dayanarak yazdım. bu konuda haklısın. tamamen kendi izlediklerimden yola çıktım. açıkça söylemek gerekirse uzak doğu filmlerinden öyle çok fazla da seyretmedim. en fazla 60-70 tanedir. bunların içine küçükken izlediğim kungfu karate filmleri de dahil. hani kafaların uçtuğu ve sonra kanların direk hortumdan basınçla verilirmiş gibi fışır seslerle fışkırdığı filmler. belki bunlar aklımda kalmış. tamamen benim fikrim. belirtmeliydim yani...
özetle bu filmi beğenmedim. fikri ucuz, senaryoyu, kurguyu fason, ne alırsan 1 milyon mantığıyla filme yedirilen komedi-gerilim-korku-bilim kurgu-dram-macera vs. içeriğini değersiz buldum. bu sadece benim nacizane fikrimdir... kimseyi bağlayıcı değildir...
sanırım bundan sonrası seyredecek olanlara kalıyor.
Eveeet, böylece bir !F daha tarihe karışmış oldu. İzlediğim son iki film için düşündüklerim
Izo Bu filmi izlerken kendimi saldırıya uğramış gibi hissettim. Ha görüntüler olarak garp cephesinde yeni bir şey yok, Miike aynı sevdiğimiz Miike, ama varoluşçu ve anarşit + şiddet ve savaşa karşılığı içeren metafor üstü mesaj ortamı, Japon arthouse sinemasının aktörlerinin önemli bir kısmının resmi geçit gibi ortaya çıkması ve inanılmaz kulak tırmalayıcı bir müzik beynimi pişirdi sinemanın ortasında. Kısaca film Izo Okada adınd önce ronin sonra güç açı bir efendiye kiralık katil olmuş ve işkenceyle gebertilmiş bir tarih karakterini alıp çeşitli zaman birimlerinde ve sosyal sınıfların karşısına çıkartıp onları çoluk çocuk yaşlı genç kadın erkek demeden kestiriyor babam kestiriyor. (eliza'da bu arada habire esniyor da esniyor)
Hatta bir ara beynim kendini kapatacaktı ama o bet sesli adam şarkı söylerken uyumak ne mümkün? Birde tabi salonda ota boka gülen (veya hani Miike'dir diye kendini gülmek zorunda hisseden, bilemiyorum) bir seyirci... Neyse film bittiğinde sanki üzerimden bir yük kalktı.
Neyse sonuç olarak eminim bu filmin biryerlerde sevenleri olacaktır ama ben bunlara dahil olamıyorum şu anda.
Before Sunset Aman yarabbim! Ne güzel bir film bu. İzlediklerimin içinde festivalin en beğendiğim filmi oldu. 9 sene sonra onları yine karşımda bulmak beni acayip keyiflendirdi (herhalde aşağı yukarı aynı yaşlarda olmamızında etkisi var bunda). Bu arada kendimde hem Celine hemde Jesse'den birşeyler bulduğum için herhalde (çoğu geyik) sohbetlerine kulak misafiri olmak çok zevkliydi. Zaten film Paris'te çok sevdiğim ve içinden bir iki saat boyunca çımadığım kitapçıda yapmakla açılışı eritti beni orada. Herneyse iki aktörün ve yönetmemin oynadığı/yönettiği filmlerle pek ilgilenmesem de Before Sunrise ve Before Sunset'i çok seviyorum (ama galiba Before Sunset'i biraz daha fazla seviyorum şu an)
bu arada hafta içine ek gösterimler konmuş if sayfasından bakılabilir...
before sunset resmen eritti beni...
şu güne kadar izlediğim en iyi devam filmiydi hem de devam filmi çekilmemesi en fazla gereken filme çekilmiş olmasına rağmen...müthiş...
You need to log in to post a reply.