Filmin izlendiği ortamın seyirci üzerindeki etkisi
15 replies · 186 views
Filmin izlendiği ortamın seyirci üzerindeki etkisi
Eskiden büyük salonlar vardı. Ankara kökenli olduğumdan Ankara'dakileri bilirim, Akün, Kızılırmak, Kavaklıdere. Sonra hepsi birer birer küçülmeye, içlerinden saloncuklar çıkarmaya başladılar. Bu salonlarda film seyretmek, bir dönem işkence oldu. Şu günlerde sinema salonu işletmeciliği neyse ki tekrar karlı bir iş haline geldi de, azıcık bir makyaj, biraz modernleşmeyle, bu salonlar da kendilerini biraz olsun toparladılar.
Ama sonuçta bu salonlar, büyük salon olmak için yapılmış yerler. Koltukların olması gereken yerde, perde duruyor bu günlerde. Birçok filmi -ki aralarında Lost Highway gibi bir film de bulunmakta- böyle salonlarda, zor şartlarda izledim. O kadar büyük bir sıkıntılar çektiğimi hatırlıyorum ki, bu sıkıntıların sonucu olarak bir daha bu filmleri başka ortamlarda seyredemez oldum. Filmleri arada bırakıp çıkmama gibi bir prensibim vardır bu arada.
Film - izlenilen ortam arasındaki ilişkinin, filmin bıraktığı etki üzerinde önemli etkisi olduğunu düşünüyorum.
Prensibin gereksiz br takıntıymış... Film kasarsa çıkmaktan yanayım...
o zaman ben seni hemen bu prensibin tartışılabileceği bir alana yönlendireyim printerson.
Valla 5-6 sene öncesinde durum vahimdi. 1 ya da 2 salon için açılan sinemalar teker teker büyük salonlarını yıkarak irili ufaklı (çoğunlukla cep sineması) salon tiplerine döndüler.
Ama son birkaç sene içinde rekabet kızıştı ve insanların tercihi büyük salonlar yana olmaya başladı. Böyle olunca da yeni açılan sinemaların hemen hemen hepsinde büyük salonlar var.
Açıkça benim için perdenin boyutu -tabi 70 ekran kadar olmayacak- çok da farketmez. Ama bol efektli bir şey izleyeceksem -Star Wars gibi- büyük ekran ve dolby digital ararım.
Ortamın güzelliği bir yana filmi kiminle izlediğin de çok önemli. Konuşan, kıçında kurt varmış gibi sürekli hareket eden biriyleysem konsantrasyon eksikliği çekebiliyorum. Aslında yanındaki ideal insan seçimi filmden filme değişebilir. Kızla izlenecek film var, grup olarak izlenecek var, filmden çıkınca üzerine geyik atabileceğin biligili biriyle izlenecek film var. Şükür olsun bende hepsinden var.
Bu arada haftasonu yeni gelen ve popüler bir filmi tıkabasa bir salonda izlemek kadar beni sıkan bi şey yok. Tenha seanslar tercihim.
eskisehir'in efsanelerinden kilicoglu, once balkonu ayirip ikinci salon yapti, bundan 7-8 yil sonra da (gecen yil yani) alt salonu ikiye bolup film zevkinin mina kodu. cuma gunu x2'yi orda izledim mecburen, boynum tutuluyodu vallahi.
ya bi de o salon büyük perdeye göre düzenlenmişti. küçük salonlarda eğiminin perdeye doğru olması gerekirken orda ters hakkaten hem boyun tutulur hem de öndeki ördeklerden bişey göremezsin. türk işletmeciliği böyle bir şey işte öyle bir tadilat yapacaksın ki mutlaka "yapmasa daha iyiydi" dedirteceksin.ortam olarak da kadıköy süreyya'yı tek geçerim.
Kılıçoğlu felaketine bu akşam ben de bir kez daha maruz kaldım. Filmi önden seyretmek durumunda kaldım, salonun kalabalık olmasında dolayı. Tabii ki felaket. Bir futbol maçını en ön sıradan izlemek gibi. Zırt pırt makine odasının ışığının açılması ve en sonunda salon boşalırken yukarıdaki makinistin arkadaşıma "hanfendi öyle oturmayın, koltuğu kıracaksınız" diye bağırması. Filmin bitiş jeneriğini yarıda kesip yapması bunu üstelik.
Cinema Paradiso aklıma geldi. Niye bazı insanlar "Sinema dükkanları" işletmektense, tuğla kiremit işine devam etmiyorlar ki....
fatih özgüven'in depo olarak tabir ettiği beyoğlu sinemasının küçük yavrusu pera nedense benim pek bir hoşuma gidiyor. minicik perdesi, 30 kişilik salonu ile daha bir sinematek havası var sanki. yani kendinizi özel ve küsel hissedebiliyorsunuz. bir de şu ortada ki kolonlar olmasa.
kılıçoğlunda,arıda ve hatta afmde yaşadıklarımı anlatsam kısa film olur elektirik kesintilerinden(en az 30-35 dakika) yanlış mercek seçimlerine ve hatta netsiz seyirlere kadar kol gibi bir listem var beyler. hadi bunları bir kalem geçelim de bana jeneriği seyredebilen bir insan evladı var mı onu söyleyin. önce ışıklar yanar,şansınız varsa ve biri sizi çiğnemez ise çıkmaya çalışırken izlersiniz şansınız yoksa zaten yukarıdan keserler. sormaya kalkmayın sakın abi zati film bitti diyip adamın yüzüne bakıyorlar...
Abi hep Kılıçoğlu'ndaki rezilliklerden bahsediyoruz ama Eskişehir'de bir de ARI Sineması gerçeği var. Açıkça benim Esk.'de yaşadığım bütün rezillikler hep Arı'da oldu. Film yanması, elektrik kesilmeleri, "abi param yok" ya da "bozuğum yok" kelimelerinin Türkçe karşılığını bilmeyen yer göstericiler, 3-4 kişiye seans açmalar - film başlama saati 15 dakika geçtikten ve diğer salonlardaki seanslar kaçtıktan sonra "kusura bakmayın bu kadar seyirciye oynatamayız" demeler... Daha uzuyabilecek bi liste yani.
Şu an İstanbul'da yaşayan biri olarak Kılıçoğlu ve Arı ile ilgili özlediğim tek şey ucuzlukları. Kalitesizdiler ama başka sinemalarla kıyaslanamayacak ucuzlukları vardı...
bu arada yaz geldi klima sezonu açıldı. ama saolsunlar bazı cömert sinemacılar olayı biraz abartıp herhalde artı bi motivasyon sağlasın diye salon sıcaklığını sıfırın altına düşürecek kadar olayı abartabiliyolar. tüm kış nezle olmadım yazın ortasında beni nezle etmeyi başardılar, helal olsun...
yok mu abi bi açıkhavada film organizasyonu???
eskisehir afm tam bir klima faciasi yasatan bir yer. en azindan ben oradayken oyleydi. gormemisin bir klimasi olmus tutmus kutup iklimi yaratmis hesabi yaz gunu kalin kazakla filme girmemizi sagliyordu. kirk kere de soyledik. hala oyle mi bilmiyorum..
eskiden eskişehirde taranta babu diye bi mekan vardı... oranın terasında film gösterilirdi... şimdi yerinde başka bi cafe var...
You need to log in to post a reply.