Skip to content

Bir Kare/Bir Anı

29 replies · 713 views

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Jan 28, 2004, 10:27 AM#8105

lise yillarindayim. yil 93.. yatili okudugumuzdan (ovunmek gibi olsun kabatasliyim) carsamba izinlerinde ve haftasonlarinda porno film de dahil her turlu filme gitmek cok guzel ve onemli bir seydi bizim icin.. (besiktastaki yildiz sinemasi kabataslilarin carsamba gunu istila ettigi porno film merkeziydi)..

a perfect world filmine gitmistik bir kac arkadas o hafta.. film aglatan cinsten.. ama erkek lisesinde okudugumuzdan yigitlige bok surdurmek cok ayiptir ve filmlerde aglamak falan kiz isi eylemler o zamanlar. temkinli olmak lazim. fakat film yuregimi oyle bir parcaladiki tutamadim kendimi basladim gozyasini akitmaya.. akabinde bizimkilerden bir goren olur da aksam yatakhanede madara oluruz diye cok korkuyorum.. nedense agladigimi fark ettirmemek icin filmle dalga gecmeyi denedim. aglamasi en son beklenecek olan eleman yanimda ona donup "ne komik lan dimi. eki eeki kii.." demeye koyuldum ki eleman resmen salya sumük donup yuksek sesle azarladi beni "duygusuz herif, sen ne anlarsin zaten... nasil tassak gecersin boyle filmle." ben de "ben zaten agliyordum ama, yanlis anladin diyemedim... aklima geldikce o surat ifadesi aklimdan gitmiyor...

Pumpkin King
Pumpkin King
Joined: May 19, 2002
2,100 posts
Jan 28, 2004, 10:50 AM#8107

sinema anadolu'da, filmi hatirlamiyorum. ingiliz hasta ya da seytanin avukati olabilir. sevisme sahnesinde bir izleyici lazer pointer ile kirmizi nokta yapmisti perdeye. butun salon yikilmisti kahkadan. lazer pointerin hic boyle zekice kullanildigini gormedim bir daha.

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Jan 28, 2004, 03:43 PM#8109

Herkes bir hatun öyküsü anlatıp burayı kıraathaneye çevirme eğilimine girdi madem, ortaöğretimini kahve köşelerinde almış biri olarak ben de mevzuya katılıcam. Ancak ne yazık ki burdan mideme kadınlardan daha düşkün olduğum gerçeği ortaya çıkacak.

Olay baştan sona yanlış gelişiyor. Hayatımın ilk orucunu tuttuğum gün, Kızarmış Yeşil Domatesler adlı filme gidiyorum ve yine bir ilke imza atıp, filme ortaokulda aşık olduğum kızla gidiyorum. Amaaaa... Kızarmış Yeşil Domateslerde bir sofra kuruluyor karrrdeşim, ben her şeyin önüne o sofrayı alıyorum. Sinemadan çıkıp öküz gibi yemek yiyorum. Hayvanlığımdan tiksinen hatun kişi bir daha benle dışarı çıkmıyor. Oruç gidiyor, din iman gidiyor, hatun gidiyor.

Yıllar geçtikten sonra o günlerden bugünlere kalan tek şeyin, bu masum göbeeemin olduğunu görüyorum...

Pumpkin King
Pumpkin King
Joined: May 19, 2002
2,100 posts
Jan 28, 2004, 03:52 PM#8111

http://www.sinefil.org/kiyidakiler/index.php?id=116
ben sizi buraya yonlendireyim hemen, hem ordaki vucovar olayi da benim basmdan gecmisti.

bir gun yine sinema andolu'da tehlikeli guzellik diye bi film izliyoruz. catherine mc cormack oynuyo (adini yanlis yazmis olabilirim, braveheart'in karisi, o rezil filme gitmemizin tek nedeni). neyse, biz filme dalmiskan arka taraflardan bir gurultu kopar, tangir tungur yuvarlanir biseyler. eyvah zeki abi yikti biyerleri derken perde kararir. bi sure karanlikta bekleriz. sonra film devam eder kaldigi yerden. ara verilince kostum tabi hemen makina dairesine. hayirdir zeki abi noldu. sorma dedi zeki abi, uyuyodum seslere uyandim bi baktim makara makinada degil ayagimin dibinde donuyo :)

KA
kafakoparan
Joined: Jan 19, 2004
119 posts
Jan 28, 2004, 09:27 PM#8114

yönetmeni hatırlamıorum ama 'çayır köpekleri'diye bi film wardı.filmde bir akşam küçük kız evinin ön çatısına çıkıp akşam kurt gibi ulumaya baslamişti.aynı filmde küçük kızın zencefilli kucuk bebekten seker mi çikolota mı ne onları satarken yapılan yuruyus sahneleride bayaga ilginçti.filmi bayaği bi içtikten sonra izledim acaba bununla mı alakalı bilmiorum.nese.fin.

Pumpkin King
Pumpkin King
Joined: May 19, 2002
2,100 posts
Jan 28, 2004, 11:36 PM#8118
  1. uluslararsi eskisehir sinema gunleri, gorevim makinist asistanligi, zeki abinin ciragiyim kisaca. hayal kahvesindeki gosterimin ardindan bisikletci (vietnam yapimi) geldi, bir iki saat sonra sinema anadolu'da gosterilecek. zeki abi ile filmi basa sariyoruz. makina son devirde, film inanilmaz bir hizla basa sariliyor. zeki abi titreyip kopmasin diye filmi bas ve isaret parmaklari arasinda tutarak dengeliyor. film zeki abinin beli kadar yukseklikte onun parmaklari arasindan akiyor. ben o hizdaki incecik filmin nasil olup da parmaklarini kesmedigini, bunun icin nasil bir deneyim nasil bir teknik gerektigini dusunurken zeki abi apar topar makinayi durduruyor. filmi karsisisindaki kucuk pencereye tutup gulumsuyor ve bana gosteriyor. iste o gordugum 35mm genisligindeki kareyi asla unutamayacagim. o hizda akan kucucuk filmin detaylarini o kadar uzaktan farkedebilmek icin gercekten asmis bir insan olmak gerekir. hayatimin en buyuk dumurlarindan birini yasamistim. baktigim karede iki adet gogus vardi :)
ST
Strier
Joined: Nov 13, 2003
165 posts
Jan 29, 2004, 07:42 AM#8125

Trier'in Dalgaları Aşmak filmindeyim. Salonda taş çatlasa 15 kişi var ve ben en arkalardayım arkamda kimse yok. Film başladı yer gösterici de benim iki-üç sıra arkama oturdu. İlerleyen dakikalarda arka taraftan gürültülü horultu sesleri gelmeye başladı.Yer gösterici abimiz ayaklarını ön koltuğa uzatmış horul horul uyumakta. Herkes dönüp bakıyor. Benden önceki dört-beş (belki daha fazla) sırada da kimse yok. Ama dönen o karanlıkta beni görüyor; uyumadığımı belirtmek için ben değilim gibisinden değişik hareketler yapıyorum tabi anlamsız anlamsız! Artık uf puf sesleri gelmeye başladı; içimden ben değilim o demek geliyor nedense! Daha sonra elimdeki Antrakt Sinema Gazetesinden bir parça kopardım. Onu iyice ağzımda geveledikten sonra yer gösterici abinin kafasına fırlattım;abi uyandı ama daha sonra yine başladı ben yine fırlattım. Ara verilmedi Allah'tan.Sonuçta film biter bitmez kaçtım. Kimseye gözükmek istemedim nedense?

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Jan 29, 2004, 11:30 AM#8136

bundan çok değil yaklaşık bir ay evvel şiddetli gribe yakalanmışım..yatağa mıhlanmış bir şekilde bir yandan ıhlamurun sıcak buharından medet umarken bir yandan da şiddetli öksürüklerimi bana unutturacak birşeyler bulma çabasındayım televizyondan...
pencereden dışarı bakıyorum..ılık bir havanın tebessümüne inat lapa lapa kar yağıyor dışarıda...
gecenin sessizliğiyle inatlaşmak adına müzik setine cd koyuyorum bir tane...ölümsüz seslerden biri,o şuh kadın,o muhteşem enstrüman uyumu... yani sarah vauhgan...broken hearted melody kulaklarımda çınlıyor...
ben bu şarkıyı defalarca dinledim ama bu sefer neden bu kadar kendimden geçmiş bir halde müziğe kapılıp gidiyorum anlayamıyorum...
işte tam o sırada melankolizmin had sfhaya ulaştığı o anda televizyonda bir kare gözlerime takılıyor...
kel mahmut o yarı açık gözleri ve gür sesiyle hababamı sorguya çekiyor...neden yaptınız söyleyin...neden haraç topluyorsunuz?...
sınıftan çıt çıkmıyor herkes suskun başlar öne eğik...kel mahmut beni bile utandırıyor...gidip sarah'nın sesine bir dem ara verme ihtiyacı duyuyorum...
aynı anda içeriye müdür giriyor..yanında dayak yemiş bir öğrenci...sert bir ifadeyle gürlüyor oracıkta:
mahmut bey mahmut bey!duydunuz mu bunların yaptığını?öğrencileri haraca kesmeye başlamışlar...bu çocuk da itiraz edince utanmadan bir de dövmüşler...neymiş efendim arkadaşlarının okul taksidi içinmiş...
işte o anda kel mahmudun ifadesi..hani var ya işte o suskunluğun boğazda düğümlenişi...bıçak gibi bir duygu yoğunluğu keser ya ortalığı...ve o anda girer ya araya hayatın değişmez kanunu gibi melih kibarın o muhteşem müziği...içim geçiyor sırtımdan şahdamarımdan gözlerimin aralığından beni dirilten beni yaralayan bir soğuk geçiyor...
ve ben yüz kez izlemiş olduğum bir sahneye yine ama yine ağlıyorum...arkamda bıraktığım sesler beni içine çektikçe çekiyor durduramıyorum...münir özkul'un sesi sanki bir bahar akşamında istasyon caddesinde dumlupınar ilkokulunun öğretmenler odasında yankılanıyor:

'daha önce neden söylemediniz?'...

ve ben o yarı cahil...
ve ben o sineması keşmekeş dünyada garip bir izleyici...
ağlıyorum ama ağladıkça korkuyorum...

CA
caggins
Joined: Jul 27, 2003
472 posts
Jan 31, 2004, 12:39 AM#8190

Bir sinema faciası

Benimde aklımda birkaç olay var...

  1. Sevgilim ve onun 2 arkadaşıyla beraber Eskişehir çgdd de oturmuş içiyoruz ve bir süre sonra gaza gelip o gün vizyona giren panic room'u izlemeye karar verip sevgilimin o iki arkadaşını da zorla afm de filme götürüyoruz... ve o kadar içmişiz ki artık film başlamadan önce fragmanlarda bağıra bağıra altyazıları seslendirdik, önümüzde oturana ''lütfen önünüzdekine söylermisiniz onun önündekinin biraz eğilmesini söylesin göremiyoruz'' deyip 4 sıra öndekinin eğilmesini sağladıktan sonra film başlıyor biz de David Fincher yazısını görünce alkışı patlatıyoruz tabii daha sonra gülmekten ve sarhoşluk yüzünden filmden birşey anlamayınca o iki arkadaşı ''ki onlar birbirleriyle yeni tanışıyorlar'' sinemada bırakıp çıkıp eve gidiyoruz.. daha sonra 4 sıra öndeki eğilenin bir arkadaşım olduğunu öğreniyorum..

Devam edecek...****

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Feb 02, 2004, 01:21 PM#8220

kusura bakma da sinemada en kil oldugum insan modelini canlandirmissiniz. iyiki o gun ben de salonda degilmisim. yoksa buyuk bir dostluk sinefil araciligi ile degil saglam bir kapisma sonrasinda baslayabilirdi. :-)

CA
caggins
Joined: Jul 27, 2003
472 posts
Feb 03, 2004, 04:12 PM#8224

daha bekle yakında yeni bir faciayla dönüyorum bu daha bir şey değil diyeyim sana... hatta onda yoji de var...

ST
Strier
Joined: Nov 13, 2003
165 posts
Feb 05, 2004, 09:36 AM#8252

okul Sinemasında makinistlik yaptığım günler. Salkım Hanımın Taneleri filmini oynatacağız. Bilenler vardır filmler parça parça kutularda gelir . Film oynamadan önce o parçaları birleştiririz. Filmin kaç kutuda geldiğini tam hatırlamıyorım ama 10-13 kutu gibiydi. Filmi birleştirdik üstündeki numaralara göre ve filmi oynattık. Dikkatimi çeken şey filmin kurgusu oldu. Kronolojik bir sıra takip etmiyordu ve bir hayli karışıktı.Filmi anlayamadım daha sonra içimize bir kurt düştü.Ve hazin sonla karşılaştık bizden önceki sinemanın makinisti filmler ile kutularunu karıştırmış, beş numarayı sekize altıncı parçayı on numaralı kutuya koymuş. Ve bir kaç yanlışlık daha. Naçizane Salkım Hanımın Taneleri'ni değişik bir tatla seyrettirdik kısacası. Filmi anlayan çıkmadı; itirafta edemedik...

CA
caggins
Joined: Jul 27, 2003
472 posts
Feb 05, 2004, 03:57 PM#8278

Bu arada okuduğum en bomba faciaymış 10\10 veriyorum... Anlaşılacağı üzere bu konu başlığını **Bir sinema faciası **diye değiştirmeliyiz.

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Sep 28, 2004, 01:03 PM#15028

ekşi sözlükten bir arkadaşın, fitaş sinemasında "mummy returns" u izlerken yaşadığı bir olayı buraya yapıştırıyorum ...

var olan ve hatta olabilecek en saygısız, müşteri nedir bilmeyen, her türlü nefret ettiğim rezil sinema... ha tabii sözlükte bile hayatında sinema görmediğini anladığımız insanlar "taksimdeki en iyi sinema" diye yazıyorsa niye umursasınlar müşteri memnuniyetini, sinemayı saygıyı... netekim ben en son şu olaydan sonra değil içine girmek önünden geçerken bile ürperiyorum:

mummy returnsün ilk günü 21.30'da başlaması gereken seans için 1. salonun önünde bekleyen kalabalık 21.45'de halen boşalmamış salon önünde "imhotep imhotep" diye bağırmaya başlamıştır... saat 22'ye doğru kapılar açılır, bir salon dolusu insan bir salon dolusu insanın üzerine basmak zorunda bırakılarak salondan çıkarlar... dışarıdakiler içeri girmeye başlar, ancak ne yapmaya çalıştığını bugün bile anlayamadığım salon sorumsuzları ışıkları açmamakta inat etmekte, kağnı hızıyla insanlara yerlerini göstermektedir... salonun daha ancak yarısı oturmuşken film lönk diye başlar... oturanlar ayaktakilerden dolayı izleyememekte, ayaktakilerin zaten hiçbir şansı bulunmamaktadır...

filmin ilk 5 dakikasından sonra koca bir salondan çıkan sesi duymuş olduğundan şüphelendiğim makinist filmi kapatır... 5 dakika daha geçer, hala ışıklar kapalı, hala insanların birçoğu oturamamışken film bir daha başlar, hem de kaldığı yerden... yuhlamalar, küfürler, itirazlara rağmen sallamazlar, filmin ilk 15 dakikası piç olur... gerisini de sinirden hatırlamıyorum zaten...

EL
eloise
Joined: Sep 09, 2004
12 posts
Sep 30, 2004, 12:55 PM#15057

beni en çarpan ve tekrar tekrar izleyebileceğim 3 renk mavi'de juliet binoche' un mavi şekeri yediği sahneydi..bir diğeri de goodbye lenin'de hatunun lenin heykeli karşında havalanırken ona baktığı sahneydi...tüylerim dikildi..
(topic konusu buydu değil mi?)

You need to log in to post a reply.