lars von trier'in oyunları(düşünceleri)
19 replies · 550 views
lars von trier'in oyunları(düşünceleri)
nedense türkiyede kimi sinema yazarlarının lars von trier'e çok garip bakış açıları var alt yazı dergisinin aralık sayısını okuyanlar bunu görücekler engin ertan çok garip bir şey diyor:"lars von trier çok zeki biri bir çocuk ve sinemayıda bir zeka oyuncağı olarak görüyor"bu oyuncak kısmı bana çok garip geldi ben şu ana kadar lars von trier'in hiç bir filminde ve söyleşisinde ben sinemayı bir zeka oyunu olarak görüyürum dediğini hatırlamıyorum hadi öyle gördüğünü varsayalım bundan size ne, o adamın düşünce anlayışı sonuçta adamın filmleri birer şaheser ve bana kalırsa şu ana kadarki hiç bir lars von tirier filminde havadan sudan bir konu yoktu hepside insan olmayı yada insanın hayattaki duruş tarzına çok farklı eleştiriler getiren filmlerdi ve bana göre lars von trier gerçek bir sinema entellektüeli ve banallaşan ve giderek sıkmaya başlayan sinema dünyasına yeni fikirler getirerek bir bakıma kendi alt türünü oluşturuyor
son olarak bir yazarın yıldız tablosundaki yıldızı
bir zamanlar meksikada:***
dogville :**
yoruma açık daha ne diyim biri sadece bir kameranın nasıl kullanıldığını görmek için çekilmiş bir film diğeride sinemanın tüm normları yıkılarak yapılmış bir film ......
iyi de sevgili sinemanyakçım, sinemayı bir zeka oyuncağı olarak görüyor ifadesine niye bozuldun ki? gerçi yazının tamamını okumadım, aşağılayıcı bir ifade mi vardı bilmiyorum ama bana gayet olumlu bir değerlendirme gibi geldi yani şunu anlıyorum bu cümleden ben: trier, hiçbir engele kısıtlamaya takılmadan aklına gelen bütün fikirleri sinemada deniyor ve bu yüzden orijinal ve başarılı bir insan evladıdır.
?
Sinemanyak'ın yazısında katılmadığım 1-2 nokta var.
Birincisi R. Rodriguez'in filmini sadece yeni çıkan bir kamerayı denemek için çektiğini hiç zannetmiyorum ve bu konuda da herhangi birşey okuduğumu-seyrettiğimi hatırlamıyorum eğer varsa ve haber verirsen sevinirim.
İkinci nokta L.v.Trier'in filminin ''Sinemanın Tüm Normları Yıkılarak Yaratılmış bir Film'' yargısını biraz daha açıklayabilirsen yazında anlatmaya çalıştığın fikrin daha açık olabileceğini düşünüyorum.
Ayrıca yazarın ''Bir Zamanlar Meksika'da'' yı daha fazla beğenme hakkı yok mu?Sanırım burdan yine sinema yazarının nasıl olması gerektiğine dair bir tartışma ortaya çıkabilir.(Yönetim uyuma yazarına sahip çık!)
sermestçim, senin yazdığın yazının değil, alıntıladığın yazının, ki alıntın üzerine kouşuyoruz zira sen de ondan bahis açmışsın, yazının tümü desen gidip paşa paşa okuyup donanıp gelmez miyim :) ama kısmet olmamıştı okuyamamıştık, aşağılama abicim hemen okuyoz :)
solas demişki : Sinemanyak'ın yazısında katılmadığım 1-2 nokta var.
Birincisi R. Rodriguez'in filmini sadece yeni çıkan bir kamerayı denemek için çektiğini hiç zannetmiyorum ve bu konuda da herhangi birşey okuduğumu-seyrettiğimi hatırlamıyorum eğer varsa ve haber verirsen sevinirim.
eğer altyazı dergisinin aralık sayısını bir yerden bulursan oku orda rodriguez in filmi neden çektiği açık bir şekilde yazıyor sayfa numarasını tam hatırlamıyorum ama derginin ayın filmleri bölümünde olduğunu biliyorum ...lars von triere gelirsek sinemanın tüm normlarını yıkmak demek bir nevi sinemanın tüm alışılmış hilelerini ve kilişelerini yıkmak anlamında kullandım robert rodriguez sinemasına diyecek bir şeyim yok onun sinemasını beğenirim el mariachi ve karanlıktan şafağa benim çok keyif aldığım filmler diğer filmleride onun sinema anlayışını çok iyi yansıtan eğlencilik filmler fakat bana göre "bir zamanlar meksikada" onun en kötü filmi tamamen sineklten yağ çıkarma mantığı ile yapılmış ne "karanlıktan şafağa"gibi aklıl dolu bir senaryosu var nede "desparado"daki gibi heyecanlı aksiyon iki arada bir derede kalmış bir film
Sevgili Sinemanyak,
Söylediğin yazıyı okudum ama ben o yazıda R. Rodriguez'in ''Bir Zamanlar Meksida'' yı Sony'nin yeni kamerasını denemek için çektiğine dair kendi ağzından alıntılanmış bir bölüm göremedim sadece yazıyı yazan E.K( SN. ENİS KÖSTEPEN olabilir mi acaba-bilen varsa söylesin) böyle bir yorum yapmış bence. Senin film hakkında söylediğin ''tamamiyle sinekten yağ çıkarma mantığı ile yapılmış'' yorumuna her ne kadar çok açık bulmasamda anladığım kadarıyla katılmıyorum. Film hakkında bence üzerinde düşünülmesi gereken noktalar olduğunu ve bunların neler olduğuna dair yorumumu ''http://www.sinefil.org/forum/viewtopic.php?t=746'' adresinde bulabilirsin.
L.v.Trier ile açıklamanda söylediğin ''sinemanın tüm alışılmış hileleri ve klişeleri'' nitelemesi bana çok genel bir niteleme geldi.Bu çok alışılmış klişelerden biri mesela filmlerin 35 mm'lik kameralarla çekilmesi
ise Rodriguez de sinemanın bilindik klişelerini yıkmış mı olmaktadır?
Yok eğer bahsettiğin Trier ve arkadaşlarının ortaya koyduğu ''dogma'' akımı çerçevesinde yapılanlar ise senin de iyi bildiğini sandığım bu akım dışı filmlerini ''sinemanın tüm alışılmış hileleri ve klişelerine uygun filmler olarak mı nitelemek gerekecektir????
lars von trier in bu kdr özgün fikirler bulmasına sebep olarak bulduğum tek şey çok zeki bir adam olması..
bir hafta önce " karanlıkta dans " ı izledim ve bir kez daha hayran oldum.
zaten dogville beni her açıdan gayet memnun etmişti..
kısaca sinemayı zeka oyuncağı olarak görmesine şaşmıyorum :)
lars
lars von trierin sinema anlayışını okuduğunuzda(bir yerde 60lardan sonra sinema yok oldu bunun için bizde dogma akımını başlattık diyor)yani bu yazıda anlayacağımız gibi bu adam artık sinemanın kendini tekrarından bıkmış aslında ben her ne kadar tekrar ettiğini düşünmesemde sonuçta onun fikri ben de saygı duyarım,onun için bu kadar benci ve ilginç filmler yapıyor yani bu adamın amacı sinema yapmak ve ben sonuna kadar destekliyorum sinemanyağın görüşünede katılıyorum bir zamanlar meksikada gibi onca film varken vede nerdeyse eşi benzeri daha çekilmemiş bir dogville'i kıyaslamak ve bu filmden aşağı görmek hakikaten böyle bir filme saygısızlık.aslında benim burda demek istediğim kardeşim dogville'in notunu yükseltin böyle olmuyor demek değil benim umurumda olan şey bu filme saygı duyulmasıdır. ayrıca filmde eşek kestieşekler kovalasın seni lars gibi tabirleride aşalım artık..........
Saygı duyulması gerek. Sinemada yeni birşeyler yapan ve sinemayı geliştiren filmler yapan bir adamı ciddiye almak gerek. Sürekli özgün fikirlerle karşımıza gelen ve sinema adına son yıllarda bize büyük şaşkınlıklar yaratan ender isimlerden biri. Sonuçta her filmiyle sinemanın her yönünü tartışıyor yeni fikirler sunuyor.Eşek meselesini tasvip etmesemde normal karşılıyorum. (Hangi filmi anımsayamadım bu arada)Hayvan öldürülen bir çok film var , en babasından Yol filmi var.
Ayrıca filmlerini izlemek , ne yapmak istediğini anlamak için (bu kadar yeni fikrine rağmen) çok üst düzeyde bir entellektüel altyapıya da gerek yok. Sinemanın herşeyiyle oynayanların başında görülen Greenaway'in aksine...
Re: lars
eneserköse wrote:
ayrıca filmde eşek kestieşekler kovalasın seni lars gibi tabirleride aşalım artık..........
şimdi burdan dağlar gibi polemik çıkartır platondan girer deleuze-guattari' den çıkar seni de o dağların eteğinde bırakırım ömrü billah aşamazsın. ama bünye yorgun yeni bir polemik için hazır değilim.
aşalım haa... vay beee.
sevgili "rai" şimdi sen bu forumun "server"ı sın değilmi.......evet "server"isin onun için bi üstünlüğün var ..aslında yok ama sen öyle zannediyorsun...boş yere hava atmaya gerek yok burda eşek geyiği yapıp ardından buna sakince bir tepki gösteren kişiye kabaca mail yazmaya hakkın yok ...o adam demezmi sen kimsin kardeşim ....bunları göz önüne al lütfen ....insanları anlanmaya çalış bu forumu boş geyik muhabettlerine çevirme ,başlığa uygun şeyler yaz ,kemdini bil lütfen unutmaki sen muhteşem filmler çeviren bir yönetmen değilsin sadece bir sitenin cevap yazıcısısın OK?.........
yaa siz ne diyosunuz yaa. eşşek konusu geyik falan değil. son çevirdiği filmin bir sahnesinde senaryo icabı bir eşşek öldürüldüğü için filmin başrol oyuncusu seti terketti. yapımcı firma eşşek zaten ölecekti diye durumu kıvırtmaya çalışsa da kimse yemedi bunu. amerikayı yerden yere vurmak için çektiği bu filmin bu sahnesini amerika da çeksin bakalım yiyosa. entel dantel diye hoşgörüp saygı duyacak değilim kendisine. ayrıca bu işin altından sanat ve etik gibi harika bir konuyu konuşmak varken söylediklerimi geyik muhabbeti oarak anlayan bünyelerinize acil şifalar diliyorum.
trier' i bu yaptığı için eleştirmek, hatta kendisine alelade bir üslupla bok atmak için muhteşem filmler çeken bir yönetmen değil insan olmanın yeterli olduğu kanaatindeyim. bunun aksini söyleyenlere hodri meydan diyorum.
böylesine önemli bir konudaki insani, vicdani, ahlaki ve sonuna kadar haklı tepkime "aşalım bunları" diye saçma sapan tepki veren adama, bunu "aşmak" diye birşey olamayacağını, onun aştığını zannettiği tartışmanın doğru okunduğu takdirde nerelere gittiğini. bunu görmeyen bir bünyenin ise "aşmak" konusunda gerçekte "işkembe-i kübra" dan "attığını" söyledim sinirli bir üslupla da olsa.
"rütbe" muhabbetine ise hiç cevap vermiyorum boşa sallamışsın. ama isterseniz densizliği iyice alarak bu konuları takrir yötemiyle işleyeceğimiz bir "classroom" topici açiim. rütbemize yakışır icraatlar yapayım.
yine de tartışmanın gidişatını bozmamak için kişisel cevaplarınızı özel mesaj olarak yollarsanız sevinirim.
You need to log in to post a reply.