Son Samuray
15 replies · 590 views
Son Samuray
Dun aksam bu filmi izledim. gercekten cok enterasan bir film. uzerinde dusunme ihtiyaci hissettiren filmlerden.. izleyenlerle konusmak isterim filmin anlattiklarina dair. izlemeyenlere de siddetle gitmelerini soyleyeyim. sinemada izlenmesi gereken filmlerden.
Re: Son Samuray
Martin Mystere wrote:
sinemada izlenmesi gereken filmlerden.
?????
Re: Son Samuray
Pumpkin King wrote:
Martin Mystere wrote:
sinemada izlenmesi gereken filmlerden.?????
"bir ara vcd'den izlerim nasil olsa" diye dusunerek yaymayin kendinizi. hazir vizyondayken kacirmayin. guzelim dev perdeden izleyin keyifle. hatta salon da cok guzel bir salon olsun kilic seslerini iyice bir isitin..
konuşmak istediğin ortak nokta filmin görselliği,oyunculuk türünden öğeler mi?
filmi izledim ve ben de önemli olduğunu düşünüyorum.son beş dakikalık bölüme kadar sıradan bir kahramanlık öyküsü şeklinde geçen yapıt genç imparatorun ağzından dökülen birkaç cümleyle,oturduğum koltukta üstümdeki tüm keyifsizliği aldı götürdü...
tam metni hatırlayamıyorum ama içeriğinde yer alan ana noktalar şunlardı:
"biz japonya olarak yüzlerce yıllık geleneklerimizi bir kenara bıraktık.askerlerimizi yetiştirmek için amerikanları getirttik.giyim kuşamı "batılaşma" şartlarına göre düzenledik.içtiğimiz tütünü bile ithal eder olduk.çünkü hedefimiz "batı" ya yetişmekti."batı" gibi olmaktı"
varsın olsun öyküdeki kahramanlık bayağı olsun,varsın tom cruise boktan oynasın ben bu sözlere kurban olurum...
amerikan sinemasında bundan on yıl önce bağımsızların,dar imkanlarıyla seyirciye ulaştırmak istedikleri mesajları bu sefer kendi öz ticari sineması hem de benzetmelere,kıvırmalara girmeden harbi harbi yapıyor...ne diyelim?afferin...
iste bu dedigin kaptan jack sparrow basliginda yazidigim replige benziyor. "bazen korsanligin kendisi dogru yol olabilir, bazen korsan olmak gerekir." gibilerinden bir seydi. simdi hollywood satacak yeni bisey buldu, biz de aliyoruz. durustluk satiyor, harbi adamcilik oynuyor. bunda samimi mi? bilmem. ben sikayetci miyim? hayir. sadece durumun farkindayim.
Filmi izledim ve ben ne yazık ki bazı açılardan filmi o kadar da beğenmedim. Kahramanlık öykülerinde olması gereken samimiyet duygusunu bir türlü hissedemedim.
İnandırıcılık filmin başka bir sorunuydu bence. Beni özellikle son sahnedeki mantık hatası filmden uzaklaştırdı. Bu tarz filmlerde abartı olması normal bir durum. Bu yüzden o savaştan bir tek bizim yüzbaşımızın kurtulmasına bir şey demiyorum. Ama kendisini her an öldürmek isteyen adamın eline tutsak düşmüş olmasına rağmen elini kolunu sallaya sallaya -hem de bir görüşmenin ortasında- imparatorun huzuruna elinde bir katana ile çıkabilmesi beni filmden tamamiyle kopardı. Düşünsenize teknik olarak imparatorun ordusunun düşmanı -dolayısıyla imparatorun düşmanı- olan bir kişi esir elinde katana ile imparatorun karşısına çıkmasına izin veriliyor -ki filmin başlarında normal koşullarda bile imparatorun karşısına çıkmanın ne kadar zor olduğu belirtilmişti-. Yine de filmden aklımda kalan tek replik bu sahnede söylendi o ayrı konu:
-Bana hocamın nasıl öldüğünü anlat;
-Size onun nasıl yaşadığını anlatayım...
Öte yandan filme haksızlık edemeyeceğim yerler de var. Görüntü yönetmemine saygı duymamak mümkün değil. Tom Cruise da rolünün hakkını verecek yetenek ve karizmaya sahip.
bende filmi seyredip beyenenlerdenim evet bazılaerımız filmlerdeki aşırı kahramanlık gösterilerini yada batıdan gelen kurtarıcı olayını pek sevmiyor. kabulümdür fakat ben sinemaya kendimi olduğumuz durumdan farklı dünyaları keşfetmeye gidenlerdenim bu yüzden beni özellikle görüntüleriyle samuray çağında japonyaya götüren bu filmi beyendim
ayrıca çoğunun söylediğinin aksine tom cruisenin o denli kötü bir oyuncu olduğuna inanmıyorum filmdeki kahraman yardımcısı rolünde iyiydi(çünkü asıl kahraman yani son samuray katsumoto idi bence)
bir başka not olarak da beyazperde programında seyredenler için söylüyorum mehmet açar ın tüm söylediklerine katılıyorum
yani film çok iyi bir seyirlik ama filmin kendi içinde sorunları olduğunu da kabul ediyorum
son olarak hayal kırıklığı yaşadığı oscar için bence adının en iyi filmde olmaması normal bu tür filmlere oscar pek nadir verilir zaten gladyatör bir istisna tabi ki ama bu filminde ondan pek farkı yok açıkçası
good morning after supper.!!! Böyle der ingilizler. Amerikalılar için de durum böyle. Sarı ırk demek çamaşır yıkamaktan ve dalga geçilmekten başka işe de yarıyormuş vay vaaay. Yıllardır konuşulan merkez-çevre kuramı açısından da ilginç. Şunu söylemeliyim. Batı ne zaman bişey kaybetse onu doğuya yükler ve onu aramak için oraya bir sefer düzenler. Ben hollywood'un samimiyetine inanmayanlardanım. Filmin özüne baktığımda bizim tomu bir temsilci olarak değerlendirip şöyle diyorum. Bizim tom getirmiş silahı batıyı değeri oraya sonra kızılderililerden kalma vicdan azabını nasıl olur da hafifletirimin derdinde ama işinden de geri kalmıyor. Ben mi öğrettim samurayları öldüren japonlara silah kullanmayı? Şimdi filmdeki kötü karakterlere bir bakın aaa japon imparatoru güçsüz, milletin ağzına bakıyor yanında da kötü vezir aman amaaan hiç duyulmamış şey, dünyanın en eski hikayesi. Eeee yeniden değerlerine sarılmayı nasıl öğreniyor bizim imparator? tom sayesinde. Buna tereciye tere satmak derler. Adamlar zaten öyle yaşıyorlar sen iki sene bunların köyünde takıldın da samuray mı oldun be adam. Pes pes pes... Pişkinliğin bu kadarı hem git kardeşi kardeşe kırdır sonra da ben size değerlerinizi geri kazandırıyorum de. Aferim aferiiim.
Bence tarantino doğuya yaklaşırken daha bir ahlaklı davranmış. Ayrıca savaş üzerine ve kahramanlık üzerine hiçbirşey söylemiyor. Ne bir analiz ne birşey. Sonra o son sahnede japon imparatorunun söyledikleri aklıma vatan yahut silistre oyununu getirdi. Yok ya yok bu kadar yüzeysel olmaz. Sonra ben size onun nasıl öldüğünü değil nasıl yaşadığını anlatacağım hıı? vay vaaay vaay, o adam o konuştuğun adamın samurayıydı bu imparator da onlardan daha elit bir biçimde yetişmiş sen kime neyi anlatıyorsun yahu oooooo... bunlar iyice pişkinliği ele aldılar.
Burak Ata yazmis:
http://www.sinefil.org/yazilar/yazi.php?id=223
film bildiğmiz görkemli, büyük para harcanmış ama içinde ruh olmayan filmlerden değil aslında. filmi izlerken o ışığı bir görür gibi oluyorsunuz. ateş sanki bir kıvılcımlanıyor ama; hani filmleri büyük yapan anlatılası hayran olunası şeyler yok sanki filmde. kıvılcımları görüyorsunuz ama ateş harlanmadan sönüp gidiyor. kesinlikle izlenesi bir film. ama bir klasik değil.
Ben filmi bu gün izledim oldukça da beğendim. Hollywood un samimiyetine inanmıyorum ancak bu filmin samimiyetine inandım... Oldukça da zevk aldım, su gibi bir filmdi. Görsel açıdan da oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum belli ki çalışılmış, çok hoş bir atmosfer yaratılmış, kostümler harikaydı zaten, özellikle de tom'un giydiği zırha hayran kaldım. Kesinlikle sinemada izlenmeli, sinemadan çıkarken yüzümde tatmin olmuş bir ifade olduğuna eminim...
tipik abd ve holywood yağmacılığının başarılı bir örneği... nerden aklıma geldiyse bu cümle inanın oturup beş dakka düşündüm bunun üzerine oysa yukarıda da belirtildiği üzere ortalama bir sinefilin beklentilerini karşılayabilecek bir film tüm amerikan kahramanlık filmi klişelerinin gayretle kullanılmış, iyi oyunculuk, (özellilkle yardımcı roller) iyi görüntüler,
iyi müzik daha ne olsun ama bunları yazarken de aklımda ilk cümle çıkmıyor büyük ihtimalle film birden fazla seyretmiş olmamdan kaynaklanıyor ilki ne güzel ankaradaydı herhalde aşırı zaafım olan bir insanla birlikte seyretmiş olmamdan kaynaklanmış olacak ki filmden tebessümle ayrılırken başka hiç birşey düşünemedim. daha sonra diyarbakır da ikinci defa izleme fırsatım doğdu. ("Dilan Sineması" muhteşem bu arada) ve yalnızdım zihnim ve gözlewrim açıktı aklıma kurtlarla dans ve son mohikan geldi evevt holywood etnik sömürüde kendi kıtasını bitirmişti de sıra japonya ya gelmişti ve başarılı da olmuştu öyleki film abd den çok japonyada hasılat yapmıştı peki sırada kim vardı kafkaslar mı örnegin çeçenistan olabilir miydi ?
"Bana nasıl öldüğünü anlat? Hayır size nasıl yaşadığını anlatacağım"
Filmden aklımda kalan repliklerden biri sanırım bu şekildeydi. Hollywoodun dürüstlüğü üzerine yorum yapmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. İnanmak veya inanmamak noktasında değilim. Zaten biliyorum ki böyle bir çabaları yok. Ancak kabul edilmelidir ki sessue hayakawa'nın oynadığı 1915 yapımı the cheatten bu yana epey yol geldiler. Sinema dili=evrensel dil söylemi hollywoodun her zaman dayandığı veya dayanmaya çalıştığı bir söylem değil midir?
Filme gelince görsel açıdan oldukça başarılı buldum ve keyifle seyrettim. Evet hikaye biraz klişe gibi duruyor ancak güzel yanlar detaylarda gizli.Ağaçların dökülen yaprakları ve haikuya yapılan göndermeler beni tatmin etti.
kitano nun veya miikenin herhangi bir işinin zaten hollywood hırbolarından daha iyi olacağı kesindir. sonuç olarak q.t. de artık bir hollywood hırt tıdır.
son samurayın ise tek iyi tarafı ken watanabe abimizdir. ağır oyuncudur kendileri. rolünün hakkınıda vermiştir.
You need to log in to post a reply.