eternal sunshine of the spotless mind
53 replies · 1,528 views
guzel bir div x kopyasi var bizde. bize gelen korsan dvd'nin renkleri bi garip.
Last edited: Feb 23, 2005, 08:25 PM (1)
Martin Mystere wrote:
ben de guzel bir div x kopyasi var bizde. bize gelen korsan dvd'nin renkleri bi garip.
türkiyede ki korsan dvd kopyalar dvdscreneer dvdden direk monitörden kopyalanmış gibi.Renkler biraz koyu gibi..
film ise muhteşem süper ne diyim , ne demem lazım yada , charlie kaufman la ikinci çalışmasında Michel Gondry müthiş bişey yapmış.
Heyecanlı biriyim, sevdiğim insanları, hoşlandığım olayları, hayran kaldığım filmleri anlatırken abartırım. İçimden geldiği gibi davranırım bu durumlarda. Bi film için izlediğim en iyi film diyosam gerçekten öyle düşünüyorumdur.
Bu film acayip bişey.
Kylie'nin şu çoğaldığı klibi indirdiğimde michel gondry adını bilmiyordum. Bjork kliplerinin biçoğunu izlememe rağmen, chemical'in star guitar'ina hayran kalmama rağmen michel gondry isminden habersizdim. Sonra ismini nasıl öğrendim hatırlamıyorum. Ama bir anda sıkı bir takipçisi oldum.
Charlie Kaufman'ı da Adaptation ile tam olarak tanıdım. Being John Malkovich'i elbette izleyip hayran kalmıştım ama yazarına dair hiç bir merak oluşmamıştı içimde. Asosyalliğini, hayata tutunamayışını (ben öyle algılıyorum) ve engin zekasını Adaptation'da açık seçik gördüm.
Sonra bir gün kaufman'ın yazıp gondry'nin yönettiği, yetmezmiş gibi jim carrey'nin de başrolünü aldığı bi aşk filminin haberini aldım. İşte o an beklentim tavan yapmıştı. Bu filmin muhteşem olacağını adım gibi biliyordum. Sabırla bekledim, film sinemalara bi türlü gelmedi. DVD sini araştırdım ama screener olduğunu duydum. Benim gibi kusursuzluk takıntılı bi adam elbette ki en heyecanla beklediği filmi kusursuz bir ortamda izlemeliydi. Ama daha fazla dayanamadım bi şekilde izledim, sonra bi kez daha izledim, sonra bi kez daha. İzledikçe anladım ki her zaman beklentilerimi gerektiğinden çok yüksek tutan ben bu film için çıtayı fazlasıysa aşağıda tutmuşum.
Her ne kadar arkadaşlarım arasında izlediğim film sayısı bakımından son derece ezik kalsam da sıkı bir sinefil olduğumu düşünüyorum. Sinema bana hayatı öğretiyor, onu daha iyi anlamamı sağlıyor. Bazen acılarımı dindiriyor, bazen yanlışlarımı yüzüme çarpıyor. İyi bi filmden beklentim de tam olarak bunlar. İzlediğim bir film bana bir şey katmıyorsa, benim için bir deneyim olmuyorsa bana bişey ifade etmiyor.
Oysa bu film, tam da hayatımın en masalsı aşkını yaşadığım şu dönemde bana öyle bir koydu ki, bunu lise ikide dayak yediğim, kız arkadaşımın ikinci dal siyah kuşak tekvando hocası abisi bile becerememişti.
Kadınlar açısından durum nedir bilmiyorum. Bi erkek olarak da kendimi hemcinslerimden farklı görüyorum. Ne bileyim ilişkilere bakışım farklı, kadınlara bakışım farklı, herşeyin özünde hayata bakışım farklı.
Daha bismillah demeden "neden bana azıcık ilgi gösteren her kadına aşık oluyorum" diye bi repliğin geçtiği bi film var ortada. Ve ben bu konuda tam da artık kendimi çok yalnız hissetmeye başlamışken, benim gibi başka birinin daha olabileceği ihtimallerini tamamen silmişken, benim gibi düşünen bi karaktere sahip bi film izliyorum. Bunun üstüne daha ne diyebilirim ki.
Yetmezmiş gibi bu mesajı yazan adam daha bir ay evvel sevdiği ama kavuşamadığı kadına artık seni unutmak istiyorum demiştir, ki bu filmden sonra yaşadığı utancı artık izleyenler tahmin eder heralde.
Ama aynı filmde sonuna kadar mücadele veren, rüyasında bile herşeye direnip gerçek hayattaki gerçek aşkının kafasını karıştırabilmeyi becermiş bir karakter var ki finding neverland'in sonunda perilere inanıyorum diye bağırmamak için kendini zor tutmuş bana bu mesajı yazıp sonrasına umutla bakabilmem için ilham veriyor.
Her neyse, bi şişe bağcı kırmızının da etkisiyle daha fazla saçmalamayıp herşeyi özetlemem gerekirse bu film inanılmaz. daha iyi bi aşk filmi olabilir mi acaba diye düşünürken tek hamlede in the mood for love i devirip yerine çoktan yerleşti bile. Henüz izlediğim en iyi film diyemesem de her izleyişimde en az bir aşama yükselerek dünyadaki tüm filmlerin tepesine oturacağı konusunda da pek şüphe yok içimde.
abi sen sevdigin ve nefret ettigin seyleri daha sık anlatsana. seni dinlemenin de cok zevkli olabilecegini fark ettim.
uzun süre erteledikten sonra (aylar önce sevgilimel izlemeyi planlarken ne dense hiç adetim olmadığı halde uyuya kalmıştım)bu filmi izleme fırsatına eriştim. kafamı kıyak yapma çabaları diğer maddesel materyallerin yetersizliği ile başarısızlığa uğrarken eternal sunshine of a spotless mind aldı melankoliye sürükledi beni hiç te ihtiyacım yokken :? #*?&#?$
hele bir de özel hayatım içinde bulunan ufak tefek tümseklerin iyice yükseldiği ; çukurların ise ise iyice derinleştiği bir ortamda ben boğulurken bu filme toslamak bünyeye yaramadı.
Alexandar Pope'un dediği gibi ve ondan alıntılayan kirsten dunst ile Emre Akpınar'a da buradan saygılarımı göndererek bende alıntılıyorum bu nefis dörtlüğü
How happy is the blameless Vestal's lot! / The world forgetting, by the world forgot / Eternal sunshine of the spotless mind! / Each pray'r accepted, and each wish resign'd.
çeviremeyeğim üzgünüm:(
bide nerede bu lacuna gösterebilecek olan var mı acaba?
You need to log in to post a reply.