Kitaptan filme kağıttan perdeye...
23 replies · 544 views
Kitaptan filme kağıttan perdeye...
The Lord Of the Rings,Harry Potter,Fight Club,Shawshank Redemption,Solaris vs. ve daha yüzlerce kitap uyarlaması..Kitaplardan uyarlanan en iyi filmler,en kötü filmler?Kitapların beyazperdeye aktarılması doğru mudur,yanlış mıdır? Okuyucuya mı hitap etmek,izleyiciye mi hitap etmek gerekir?
Kitaptan filme olayı sakat iş..Bunu tartışabiliris diye düşündüm.
aslında çok gerilerde kalmış böyle bir başlığımız var. ama aylar yıllar geride kaldığı için pek de rağbet görmediğini söyleyebilirim.
hmm topici açmadan önce bi bakmıştım ama görmemişim demekki
bence bu topic daa farkli..diğer topic "en sevdiğiniz sinema uyarlamaları"ydı ve fekat bu topic; bizce en iyi olan veya ne kadar boktan olduğunu düşündüğümüz kitap uyarlamalarını tartışacaımız bi topic'tir..devam etsin derim ben..
mesela "A Clockwork Orange" şahane bi uyarlmadır bence...zati "Efendi Kubrick" kötü bişii yapmış mıdır ki....
burton'in çektiği depp'in oynadığı bir dark elf - homeland hayal edince yaşasın uyarlamalar diye çığlık atasım geliyor...
Hem okuyup hem izlemiş olduklarım içinden
En güzelleri:
Godfather I&II - The Shining ve Clockwork Orange bence en iyi uyarlamalardı. Hoş Kubrick'in kitapların sonunu değiştirme gibi bir saplantısı olsada o filmleri izlerken bende aynı kitapları okurkenki hisleri uyandırdı. Lemosh'a aynen katılıyorum yani.
Yukaridakiler dışında kitap uyarlamalarına fazla rağbet etmeme rağmen (belki sinefil forumunda biraz ayıp kaçacak ama ben kitabı filme tercih ederim zorunlu kalsam) bence en kötü kitap uyarlamaları:
Chocolate (ay yani bir kitap bu kadar mı kendisinden saptırılır, yamultulur, bozulur yuh diyorum başka birşey demiyorum)
Harry Potter and the Philosopher's Stone - yazık yazık yazık, keşke en baştan Cuaron abimize verselerdi bu işi
Kendi başlarına iyi olup kitap ile kıyaslanırsa zayıf kalanlar
Battle Royale
Lord of the Rings filmleri
Çalıkuşu (Türkan Şoray'ın oynadığı)
Ring
Valla hemen ilk seferde aklıma bunlar geldi - düşündükçe eminim daha çıkar
Burada bahsi geçenler hakkında fikirlerim
Fight Club ve Fahrenheit 451 benim çok sevdiğim iki filmdir ama kitaplarını okumadım
1984 - harika bir kitap, zayıf bir film (berbat diyemem ama hatırlanır birşey değildi, kitabın aksine)
Wizard of Oz'un kitabını okumadım ama filmi benim için inanılmaz sıkıcıdır - küçüklükten beri
Eliza benneth 'a çoğu açıdan katılıyorum. Kanımca en iyi uyarlamalardan bazıları;
A clockwork Orange:Sinemada izlediğim ilk filmdi,filmi o kadar çok sevmiştim ki yaklaşık 20 defa izledikten sonra kitabını okumayı akıl edebilmiştim.Kitabı okuduktan sonra filmi birçok kez daha izledim ama böylece obsesif kompulsif Kubrick nevrozu oldum çıktım.
Fight Club:Bu film başarısını sadece hikayeye (yani kitabındaki orjinal hikayeye) değil,aynı zamanda harika senaryo uyarlamasına borçlu.Kitabın tasvir gücü yüksek olduğu için,tekrar kağıda aktarılması filmin senarist tine göre çok da zor olmamış,ama gerek oyuncu seçimi,gerek kurgusuyla takdire şayan çalışmalardan bence.
The Shining : Kitabı kadar büyüleyici.
One Flew Over Cuckoo's Nest : Filmin aksine kitapta olaylar Şef'in etrafında dönüyordu,ve aslında çok da iyi bi kitap sayılmazdı kanımca ama fakat filme uyarlanışı oldukça akıllıcaydı.Sadece Nicholson 'ın performansı bile bu filmi iyi yapıyor.
Şöyle bi düşününce sanırım kitaptan uyarlanan kötü filmler,iyilerden daha fazla.O yüzden buarada hepsini tek tek yazmak yerine,kitap uyarlamalarıyla ilgili en büyük dilemma yı yazmak istiyorum.
Sinema'nın oldu olası edebiyattan beslendiğini düşünüyorum,onlar birbirleri içine girmiş iki halka gibi.Ama bir kitap filme aktarılırken,kitapla birebir özellikleri taşıması gerekir mi bunda kararsızım.Gerçekten severek okuduğumuz bir kitap düşünün,onu sevmemizin temel nedeni sadece hikayenin akıcılığı yada güzelliği yada kitabın tasvir gücü değil aynı zamanda o kitabın ''ruhsal'' anlamda içine girmemiz.Bir kitabı yaratan yazardır ama onu canlandıran okuyucudur.Hayalgücümüzle kitabı baştan yaratırız.Bir kitapta geçen karakterler,mekanlar,olaylar önümüze sunulmuştur;fakat yazar istediği kadar tarif kullansın,biz onları kafamızda istediğimiz gibi canlandırırız.Ve bu tamamen bireysel bi durumdur,herkes farklı hayal eder,farklı canlandırır.
Peki kitap filme uyarlanırsa noolur?Biz böylece o kitabı aslında sadece senaristin ya da yönetmenin hayalgücünden izlemezmiyiz?
Tabi bu iddiayı çürütebilecek filmler var.Ama bu konu üstünde düşünmeme yol açan film LOTR. Bence en tartışmalı uyarlamalardan birisi.LOTR yazarının yarattığı büyülüyeci dünya,görselliğe döküldüğünde ne eksildi,ne tamamlandı?iyi mi oldu kötü mü.Peter Jackson,filmin hem kitabı okuyanlara hem de okumayanlara hitap ettiğini söylediğinde farkettim ki kitabı okumayanlar filmi daha çok beğenmiş gözüküyordu.
Gerçekten iyi bir kitap beyazperdeye yansıdığında başarılı olma ihtimalinin fazla olduğunu düşünmüyorum. .Belki de kitaplar uyarlanmamalı,sadece esinilmeli..?...
Clockwork Orange...
Kahramanımızın plakçıda tanıştığı iki kızla şey ettikleri sinema tarihinin en hızlı yatak sahnesi..Ya kitaptada biraz daha uzundu ve ayrıntılıydı,ama Kubrick üstad bu tip vakalara o yıllarda biraz az ehemmiyet vermiş olmalı ki sahneyi hızlandırarak kahramanımızın aslında kötülük tohumları atmış olduğunu orada pek hissettiremedi..Eyes WS ise yılların deneyimiyle olsa gerek,filminde bu sefer iyi erkek tipinde bir T.Cruıse yarattı...
michael cane in oynadığı bi deniz altında 20000 fersah vardır ki aman aman. nemo nun nautilus'ta yaşayan bi kızı olur mu ya, naptınız siz.
fight club un yazarinin yeni cevrilmis bir kitabi daha var ki (gorunmez canavarlar).. arkasinda yazdigi gibi gercekten fight club bunun yaninda fayton gezintisi gibi kaliyor
valla filmini de bekliyorum sabirsizlikla
Aklıma yenilerden Human Stain geldi.İlk başta oyuncu seçimi yanlış zaten.Nicole Kidman'ın oynadığı karakter kitapta tamamen apayrı tasvir edilmişti,sadece fiziksel açıdan değil tabi.Kitaptaki başarılı dramatize filmde ancak yüzeysel bi şekilde seyrediyordu.İyi bi hikaye,düz fakat yine de farklı denilebilecek bir kurgu,güçlü tasvir,güncel ve kitapta bahsi geçen toplum ve kültür durumu çerçevesinde tartışmaya yer veren,yani düşündüren,kanımca iyi bir kitabı böyle bir uyarlamayla izlemek can sıkıcı.
görünmez canavarların filmi çekilse bile izleyebileceğimi sanmıyorum. hatta izleyebilecek çok az kişi olduğuna inanıyorum. shannon mcfarland'ın yüzüne çok benzer bir yüz görmüştüm yıllar önce netteki bi fotoğrafta. çenesi parçalanmış bi adam vardı, dili boğazının biraz üstünden aşağı sakıyodu. hatta palahniuk shannon'ın yüzünü anlatırken aynı bu adamın yüzünü anlatıyordu. kitabı yazarken bu fotoğraftan esinlendiğine inanıyorum. bakamamıştım, rüyalarıma girmişti.
You need to log in to post a reply.