Kitaptan filme kağıttan perdeye...
23 replies · 544 views
Human Stain'in filmine gitmedim zira kitap filme aktarılabilecek bir kitap değil anlatım itibariyle bence.
Kitap harikaydı tabi ama o ayrı.
nereye cektin ben anlamadim sermest kardes ?
uyarlanmaz kitap yoktur ama muhtemelen iyi sonuç vermicek olanlar vardır tabii. yoksa teknik olarak hepsi mümkün. hiç olmadıysa birinin yaptığı gibi alırım kamerayı bi elime, zoomlarım kitaba, diğer elimle de sayfaları çeviririm ara sıra. imkansız diye bişi yoktur zaten.
kıstas olarak gruplandırmak gerekirse, evvela misal "catcher in the rye" tarzında, pek olay örgüsü çıkarılamıcak, karakterin yorumlarından oluşan kitapları uyarlamak mantıklı değil. gerçi birisi bunun eskiden bi filminin çevrildiğini duyduğunu söylemişti ama ben imdbde aradım taradım bulamadım. ama onun yerine "catch her in the eye" diye bişi buldum. eheh.
neyse, bir de görsel olarak zor olanlar var, lord of the rings gibi ama holivuddaki teknik gelişmelerle böyle bir kıstasın yokolduğu söylenebilir.
bilinç akışı, cut up gibi değişik anlatım yolları kullananlar asıl zorlu olanlar ki bunları ancak yine farklı anlatım diline sahip yönetmenler uyarlayabilir. son dönemde bu tür uyarlamaların altından en iyi cronenberg'in kalktığını söyleyebilirim. crash nispeten daha uyarlanabilir bir kitaptı ama naked lunch'dan iyi bir film çıkmışsa o zaman uyarlanamıcak kitap da çok kalmıyor. şampiyonların kahvaltısı örneğinde de farklı bi anlatım diliyle değişik bir kitabın daha uyarlanabiliceğini gördüm. yine de bence en uyarlanamıcak olanlar james joyce eserleri olabilir.
mesela amerikan sapığı hem catcher in the rye tarzında 1. şahıs düşüncelerine dayalı olduğu için hem bilinç akışı tarzında olduğu için hem de daha önemlisi neyin gerçekten olup olmadığı açık olmadığı için hem de aşırı şiddet ve pornografiden ötürü uyarlamaya pek gelicek bir roman değil. sonuçta da başarısızlık oldu zaten.
bence karamazoff kardeşler sinemaya uyarlanması zor bir kitaptır. zira kitabın içinde okuması ızdıraba dönüşen ama okunmadığı taktirde ipin ucunun kaçırılacağı pek çok yer var. ben ki pek sabırlı biriyimdir bi yerden sonra pes edip bıraktım kitabı.
bazı gibson ve lem romanları da uyarlandığı zaman olmayacağı hissi veriyo bana.
bi de feminist bir takım ablaların yazdığı postendüstriyel zemin üzerine yayılmış ne idüğü belirsiz bi takım metinler var. onlardan hiç bişey olmaz. bir ihtimal rocco' nun bireysel çabasıyla bişeyler olur.
Haydaaaa, bak bende tam tersi etki yaptı Karamazov Kardeşler - en sevdiğim Dostoyevski romanıdır.
Bahsettiğin bunalma hissinin aynısını ben Suç ve Ceza'da yaşadım. Ama ben yılmadım iki cildide bitirdim.
nikolay gayriloviç çernişevski nasıl yapmalı eserinin baş kısmında yaklaşık yirmi sayfalık bölümde sinemaya istemeden bir ipucu veriyor.bakın böyle birşey yapsanız kıyamet kopar müthiş olur türünde bir hazine var orada..kitabı okumuş olanlar anlayacaktır diyeceğimi...
bu uyarlama meselesine gelirsek,ne kadar farkındasınız bilmiyorum ama örneğin kuzey amerikada gösterime giren her beş filmden dördü uyarlama...ciddi anlamda özgün senaryo eksikliği var ve bu gün geçtikçe artan bir ivme gösteriyor...
yani yaratıcılığın ortaya çıkması için illa da edebiyat sinemaya yönelik bu verici fonksiyonunu yitirmek zorunda mı?biz perdede "farklı" birşeyler görmek için yağmur duasına mı çıkmalıyız?
çağdaş ve klasik edebiyatı tırnak içinde ayırıyorum bu noktada...
...ayrıca insanların dizilerdeki gibi konuşmaya başladıkları gerçeğide var.Aslında bütün herkes aynı tonda,aynı şeyleri konuşuyor sanki..Şu anda sanırım deprem oldu..Bu da bütün bu insanların ne kadar hayal kurabildiklerini gösteriyor..gerçekler mi hayaller mi?.Eğer ki hayatı kitaplarda okuduğun gibi algılarsan,dayanakların altı sanki boş kalıyor.bence sinema ve edebiyat ilişkisinde sinema;gerçekleriyle bu boşlukları dolduruyor..bazen bunu romantizme,bazende politikayla yapıyor..
You need to log in to post a reply.