Exorcist - The Begining
17 replies · 623 views
Exorcist - The Begining
bildiimiz "Exorcist"in baslangicini anlatan devam filmi..internet sitesinde agustos 20'de gosterime girecegi yaziyor ama buralara ne zaman gelir bilemem...
ahanda size resmi internet adresi..trailer'İ guzel ama ii seyler beklemeli miyiz orasi muamma..
cliffhanger,driven bir de yanılmıyorsam die hard 2 nin yönetmeni renny harlin var yönetmen koltuğunda...saydığım ilk iki film de beni mutlu kılmayan bende yönetmeni hakkında şüpheler uyanmasına vesile olan filmler...fakat geçmişte elm street:dream child başarısı göz önüne alınırsa film hakkındaki kanaatim "kararsızlık"ta kalıyor...
az önce de fragmanı izledim oldukça garipleşti şimdi mesele..ben her zaman bu tür fragmanlara karşıyım..film hakkında hiçbir bilgi vermeyen hiçbirşey göstermeyip ucundan gösterir gibi fragmanlaran yani...
en iyisi bekleyelim ve görelim...
aslında filmin hikayesi baya bi ilginç tam hollywood'luk...
filmi yönetmesi için başta John Frankenheimer'la anlaşılıyor. fakat o ölünce
Paul Schrader filmi çekiyo, kurguluyo ve stüdyo patronlarına özel bi gösterim yapılıyo. fakat patronlar filmin stüdyonun istediği gibi olmadığını, tam bir korku filmi yerine daha çok psikolojik bir gerilim olduğunu savunarak onu işten atıyorlar ve ek sahneler çekmesi ve filmi yeniden kurgulaması için renny harlin'i işin başına geçiriyolar...
o da ek sahneler çekerek ve filmi yeniden kurgulayarak sadece %15 - 20'sini çektiği bi filmde yönetmen olarak afişlerde yer alıyo...
Web sitesini beğendim,5 sekansı izleyip ''experience'' ı tatmak falan(tabi yalan).Güzel düşünülmüş.Trailer'da beklediğim gibiydi,ucundan kıyısından bikaç ipucu edinmeye çalıştım ama beklemek zorundayız sanırım.
Açıkçası ben seri filmlerinden pek hazetmem,ama Exorcist 'i yapsınlar sorun değil.''Rosemary's Baby'' 'e dokunmasınlar da.
Exorcist the beginning de ne anlatılır ki? Şeytan insana secde etmeyerek allaha karşı çıktı :) Ben böyle bir senaryo bekliyorum ...
Gitmezseniz kaçırcağınız tek şey;hiçbirşey olur.
Bu belki filme karşı fazla sert oldu ama düşündüm düşündüm filmi izlememenin kötü bir tarafını bulamadım birtürlü.
Film herşeyin başlangıcını falan anlatmıyor.Aynı tantana yine.''Lucifer'' kardeşimize tüm dünyanın aşikar olduğu bir dönemde seyrediyor yine film.Nerden geldiğine,neden geldiğine,ne istediğine dair tüm sorular incile uygun bir şekilde pek güzel cevaplanmış..da..ee kardeşim biz nasıl başladığını merak ediyoduk herşeyin,aynı zırvalığı sırf para keselim mantığıyla izletmek olmaz ki.Tamam arada bir şeytanın dünyaya ilk adım attığı günlerden güzel flashback'ler var,buna lafım yok,ama beklenen,beklememiz söylenilen bu muydu? ıhhhhh..''Exorcist'' ' le arasında belirgin bir köprü de kurmuyor;biz ''Exorcist''te olup biteni bildiğimiz için mantık yürütüyoruz o kadar.
Oyuncu yönetimini ve ışık kullanımı başarısız.Bazı sekanslarda ışık o kadar kötü kullanılmış ki slow-motion sahneler daha çok stop-motion gibi gözüküyor(araştırdım stop-motion kullanılmamış),ve kimi arkaplanlar hareketl olmasına rağmen fotoğraf gibi gözüküyor falan da filan da derken bir de bakıyorsunuz 1973'den beri makyajda hiçbir ilerleme kaydedilememiş hissi uyandıran bir surat çıkıyor karşınıza.
Filmin iyi diyebileceğim tek yanı filmin şeytanla bağdaştırdığı bir kaç öğe(ya da olay desek daha doğru).Bu öğeler de şeytanın barındırdığı kimi karakteristik özelliklere uygun olarak bağdaştırılmış.(Kötülük,ihanet,yalan vs.)Başka da birşeyini beğenmedim,ayrıca müzikler berbat,''Exorcist'' ' in o inanılmaz tema müziği bile yok.
Tavsiye etmiyorum.
ben de tam tersine tavsiye ediyorum...
karşımızdaki eserin etkileyicilğinden değil,oyunculukları üst seviyede olduğu içind eğil.peder merrin in allahsız kitapsız dönemini görmek için değil...
yıllar evvel ilk kez beni yatağımda yalnız yatmama engel olmuş bir filmin ruhunu şad etmek için...otuzuncu yıl özel gösteriminde kahkahayla gülen embesil jenerasyonun validelerine selam göndermek için...
bir şey daha söyleyeyim mi...ben son otuz dakika koltuğumda gerim gerim gerildim...ilk ekzorse(bu terimi de ben salladım) hale gelmiş halle karşılaştığım anda geçmişe gittim tüylerim diken diken oldu...gerisi de laf-ı güzaf benim için...
sermest wrote:
embesil jenerasyonun validelerine selam göndermek için...
Konu ile alakasız ama bu lafı çok sevdim sermest,izninle bir iki yerde kullanacağım
sermest wrote:
ruhunu şad etmek için...otuzuncu yıl özel gösteriminde kahkahayla gülen embesil jenerasyonun validelerine selam göndermek için...
çok güzel. her dönemin genç izleyicisi az çok embesil, sadece katsayı (imbecility) yükseliyo zamanla. son yıllarda 70lerin mühim korku filmlerinin yeni çevrimlerle veya en azından dvd manevralarıyla tekrar diriltilmesi sözkonusu, bir düzine örnek sayılabilir. neden bu eskiye dönüş trendi derseniz; korku sineması, periyodik olarak kendi temellerinin olsa olsa modifiye edilerek tekrarlanmasından ibarettir zaten, kafa yormayın diye kestirme bir cevapla savuşturmak elimde sizi.
ama bir de bu son retro akımın sonuçlarına bakmak gerek. hollywood tür sineması hedef kitlesine göre yaşlıcayız artık. ayrıca zaten vücudum genç ama kafam yaşlı gibi geliyor. 'olgunluk', yani 'olumlu' anlamda değil asla, sevmem zaten olgun kelimesini. hayır, çünkü yeniyetmeler o kadar embesil ki biz bile bu yaşta demode hissetmeye başlıyoruz. o zaman demodeysek pek iyi durumdayız demektir.
evet, ilk exorcist filmi de kültürlü, zevk sahibi bir seyirci hedeflemiş değildi. hatta şuna benzer bir beyanı vardı friedkin'in: "seyirciye istediğini verdim. ne var ne yoksa üzerlerine fırlattım. çünkü film seyircisi sinemaya kitap okuma gibi bir tecrübe için gelmez. onlar kitap bile okumaz zaten." buna rağmen the beginning'i gördükten sonra ilk film çok erdemliymiş diyorsunuz. ilk texas chainsaw massacre filmiyle geçen senenin amerikan gençliğince pek tutulan rezil çevrimini karşılaştırınca, ilk filmin değeri daha da belirginleşiyor. çevrimin prodüktörü jerry bruckheimer da genç embesil kitleye istediğini verdiği için film iş yaptı. yani bir yerde dendiği gibi, "hayatları buna bağlı olsa bile 30 yıllık bir filmi asla seyretmeyecek" bir genç potansiyelini nakte çevirmek için, embesilleşen beğenileri karşılayacak embesil çevrimler yapmalısınız eğer iyi iş adamıysanız. 'demode' paul schrader'ı kovup yerine hip olmakta sorun yaşamayacak hollywood veledi harlin'i almak yerindedir. hatta paul w.s.anderson'ı alsınlardı.
ilk exorcist anlatım sorunları olan ama yeterince efektif ve tasvip etmeseniz de kendi ideolojisi içinde tutarlı bir metni olan bir film. john boorman'ın 2. bölümü birçok açıdan daha iyi bir film. bu 4. çöplük. bir de rip-off'ları var ilkinin, italyan yapımlarından bazıları ilginç. ama en çok m. erksan rip-offu ilginçtir. bu filmin asıl komik yanı dinsel tutarsızlıkları. friedkin'in filmi esas alınmış erksan tarafından, metnin bazı kısımları, zemzem suyu vs... şeklinde islama uyarlanmış. ama bazı yerler de doğuya uyarlanmamış veya bu yolda fena çuvallanmış. yani dini açıdan karman çorman, orjinalinin aksine tutarsız bir metin ortaya çıkmış. örnekler buraya sığıcak gibi değil. ve bazı diyaloglar da çok komiktir. en komiği hastanede geçer. annesi kızı türk hekimlerine emanet eder, kızı muayene etmeye çalışana, şeytan bizim türk kızın ağzından beddua eder: "allah belanızı versin!"
Last edited: Mar 01, 2005, 03:38 PM (2)
öncelikle ellerine sağlık costanza...
bir de yeni dönem korku sinemasının kendini tekrar etme işlemine çok girmesi sonucu beyazperdede "iyi" korku filmi görmez olduk.benim bünyem de korku-gerilim türüne büyük sevgi ve ilgi duyduğu için beklentilerimi en aza indirme yöntemini seçtim..böylece filmde yer alan iyi kotarılmış küçük bir sahne bile beni yeterince memnun etmeye yetiyor...
Çoğumuzun -korku/gerilim 'dinozorları'- hissiyatını dillendirdiniz. Gerçi yeni yapımlara yönelik beklentileri en aza indirmemiz bir seçimden ziyade ister istemez gelişiyor gibi.
Son dönem yapımların en olumsuz yönelimlerinin başında atmosferik değil de refleksif iş görmeye çalışan kolaycı ürünler yaratılması var. Yani the others gibi istisnalar dışında ani ses efektleri gibi şeylerle koltuktan sıçratmaya çalışan yapımlar hakim konumda. Mesela bu forumda, 2 resim arasındaki farkı bulun diye bir link verilmişti ya; ordaki ucuz numara, hollywood korku sinemasının gidişatının bu açıdan özeti değil mi? Gerilim, korku duygusu yaratılamayınca artık höö diye sağdan soldan çıkmaya dönüştü korku.
Diğer fena yönelim CGI. Yani bu da bilgisayarcı yeniyetmelerin hemen sahiplendiği bir şey, şahsen ise yemişim CGI'ı afedersiniz. El emeği göz nuru f/xlerimi geri istiyorum.
Korku sinemasının eski ürünlere sarılması olayına dönersek, bu aslında 2 türlü olduğu için açmak gerek. Birincisi, önce yazdığım gibi, bu janr zaten hep geçmişine dönerek varolur. Hatta korku sinemasının çoğunun dracula ve frankenstein prototiplerine dayandığı öne sürülebilir. Korku türünün temelinde ölüm düşüncesi var. 2 ölüm şeklinden, Dracula hastalık gibi içsel, usulca gelen; Frankenstein ise ani ölüm korkumuzu temsil eder. Bütün yaratıklar, sapıklar vs... bu 2sinin çeşitlemesidir. Devam filmleri hadisesinin ekseriyetle korku türünde olması da zaten bu türün kendi trüklerini diğer türlerden daha çok tekrarlayarak varolduğunu gösterir.
İkinci ve şahsen olumsuz gördüğüm geri dönüş trendiyse, self-reflexive kavramıyla alakalı ve korku türü için dışsal bir yönelim. Çünkü bu, sinemada 90lardan itibaren yoğunlaşan bir durum ve korku janrına sirayet etmesi çok doğaldı. Scream ve peşi sıra gelen filmler korku türüyle değil sinemanın genel gidişatıyla ilgili kısacası. Siz ne düşünürsünüz bu gidişatla ilgili bilmem ama ben sinemanın öldüğü düşüncesine katılıyorum. Sinema kusursuzlaştıkça, kendi geçmişine narsistik bakışını - sadece sinefil yönetmenlerle değil, oluşan sinema kültürü sayesinde- ürünlerine yansıttığı ölçüde saflığını kaybetmiştir. Bu doğal bir gelişim de olsa, birinin de yazdığı gibi, korku türünün yaşadığı tıkanıklığı - artık korku sinemasında içerik olarak yapılacak bir yenilik kaldı mı? yenilikler sadece biçimden ibaret - kendi kendini böyle mitleştirerek mi aşabilir? Scream dışında, bu tür kendiyle ilgili yorum yapan korku filmleri trendinden beğendiğiniz oldu mu mesela?
You need to log in to post a reply.