Skip to content

Leni Riefenstahl

28 replies · 618 views

ER
ereninan
Joined: Oct 21, 2004
19 posts
Dec 23, 2004, 08:27 AM#16477

Leni Riefenstahl

Riefenstahl ile ilgili bir şeyler hazırlamak istiyorum yakın zamanda. Konuyla ilgili kaynak önerebilecek arkadaşlar varsa, çok sevinirim. SineMasaL dergilerinde "Faşizm ve Sinema" üzerine çıkan bir yazıyla Susan Sontag'ın Riefenstahl'ı konu alan bir yazısı ve konuyla dolaylı olarak ilgili bazı yazılar var elimde. Ancak özellikle Türkçe''de sinema kitaplarının sayısı pek fazla olmadığından gerekli kaynaklara ulaşma sorunu yaşıyorum.

Şimdiden teşekkürler.

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Jan 25, 2005, 08:47 AM#17222

ne oldu acaba bu iş. riefenstahl konusuna pek meraklıyımdır. bundan bir kaç sene önce bir kadın filmleri festivalindeki riefenstahl gösteriminin ankaranın mert çocukları tarafından anti-nazi leauge posterleri ve koku bombalarıyla basıldığını hatırlarım.

zannımca riefenstahl sinema perdesine düşen iblistir.

SO
SOLAS
Joined: Jul 09, 2002
236 posts
Jan 25, 2005, 08:59 AM#17226

bana sadece ve sadece sinema yapmak, film çekmek isteyen ve bunun için inanilmaz arzu duyup azim gösteren bir insan'mis gibi gelir hep...(bu yüzden de hep elestirilirim zaten) .Dedigim gibi bana hep farkli gelmistir yaptiklari.
Rai sanirim söyledigin olay Ankara'da ki Uçan Süpürge Kadin Filmleri Festivali'nde olmustur.Gerçi ben olaylarin o kadar oldugunu bilmiyordum. Radikal Gazetesi de o dönem de ''Nazi K.ltak'in filmleri Ankara'da'' diye haber yapmistir ve birçoklarinin gönüllerini fethetmistir.

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Jan 25, 2005, 09:06 AM#17227

konuyu biraz saptırmış olacağım belki ama sormadan edemiyorum...nazizmi savunan bir bakış açısıyla ortaya bir yapıt koymak objektif kıstaslarla değerlendirmeye alınabilir mi?

sinema sanat boyutuyla ne kadar geniş durabilir?

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Jan 25, 2005, 09:26 AM#17229

elbette ortada objektif kıstaslar olamaz. frau leni bugün bile olimpiyatlarda ya da spor müsabakalarında uygulanan pek çok yöntem, açı, ölçek vs. nin annesidir. aynı zamanda sinemaya görsel anlamda bir zenginlik kattığı inkar edilemez. ama führerinin aşkıyla, nice yiğitler yetiştirmiş bir toplumun dimağına ektiği zehirli tohumlar söz konusu olduğunda ya da 2. dünya savaşında ölen milyonlarca masum insan hatırlandığında sinemaya katmış olduğu hiç bir şey onu aklamaz. onu bu yaşam pratiğinden soyutlayıp yalnızca bir yönetmen olarak düşünmek bir sinefil'e kesinlikle yakışmayacak davranıştır.

"gegen rechts!" diyor buradan tüm st.pauli taraftarlarına saygılarımı sunuyorum.

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Jan 25, 2005, 10:04 AM#17231

reifenstahl ile ilgili bir şeyler yapacağım, ama bir türlü fırsat bulup da elimdekileri izleyemedim. triumph des willens oldukça sıkıcı bir film. onu da o nedenle (belki de modumda olmadığımdan) bitiremedim. yeni bir gazla bir hafat sonu oturup izlemeyi planlıyorum (bu arada ereninan ile darxoul aynı kişiler, demedi demeyin). elimdeki diğer dökümanları da baştan gözden geçirmek istiyorum.

böyle bir yönetmene objektif yaklaşıp yaklaşmamaya gelince: ben meselenin "estetik" noktasında düğümlendiğini düşünüyorum. riefenstahl'ın iradenin zaferi filminde kullandığı açılar aslında aynı zamanda yaşama bir bakışı ifade eder. hitler'in alttan çekimleri, kitlelerin bir birlikte bir asker gibi davranması. sığ bir aynılık. çelik bir disiplin. her şey olması gerektiği gibiydi o filmin izlediğim kısımlarında. yaşama dair hiçbir şey yoktu.

imdi, bu tekniklerin sinemaya kazandırılması önemlidir belki, ama riefenstahl'ın yaşama bakışı yanlış olduğu için bu tekniklerin kullanımı da her zaman dikkat gerektirmiştir. çünkü aynılaştırılmış kitlelerin peşinden koştuğu ve bir tanrı gibi taptığı bir lider varsayar bence bütün bu estetik anlayış. o nedenle riefenstahl'ın kendisini savunurken söylediği anlamda belgesel değildir yaptıkları (daha önceleri baş rollerinde oynadığı filmerlde bile buna benzer yorumlar getirilebilecek şeyler varmış okuduğum kadarıyla). tarihin faşizm tarafından yorumlanışıdır. leni'nin kullandığı teknikleri eğer eleştirel biçimde kullanmıyorsanız, öyle ya da böyle faşist (faşizmi oldukça geniş bir anlamda kullanıyorum burada) bakış açısından kurtulamazsınız (bununla ilgili sinemasal'ın son sayısında -sayı 10- lars von tirer sineması üzerine bir yazı vardı, trier'in kullandığı teknikleri faşizan buluyordu yorumcu).

benim şimdiye kadar geliştirdiğim düşünceler bu yönde. bu tartışmanın genişleyip derinleşmesini umuyorum. belki benim de elimdeki malzemeyi değerlendirmem için bir fırsat olur.

SO
SOLAS
Joined: Jul 09, 2002
236 posts
Jan 25, 2005, 11:00 AM#17234

Riefenstahl'in Nazilerle olan baglantisini olumlamak gibi bir düsünceye sahip degilim yalniz Riefenstahl'in kendi agzindan Nazileri destekleyici bir ifade görüp okudugumu hatirlamiyorum tabi ki insanlar yatiklarindan sorumludur ve yaptikleri onlarin düsüncelerinin yansimalridir yalniz o dönemde karsit düsünceye sahip çogu kisinin yaptigi gibi terkedip gitmek midir dogru olan? ya da terkedip gidenlerin birer kahraman olarak nitelendirilmesi geride kalanlar için tamamen bir cadi avi baslatilmasi midir dogru olan? Trier'in ''avrupa'' isimli filminde savastan sonra almanya da almanlarin gözünden yasananlara baktigi için nazi sempatizani diye suçlanmasi acaba üzerinde durulmasi, tartisilmasi gereken bir durum degil midir?
Ben, sadece hakkinda dönen onca tartismaya ve söylenenlere karsin sevdigi isi yapmaktan ömrü boyunca vazgecmeyen bu kadina azminden ve tutkusundan ötürü saygi duyuyorum...

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Jan 25, 2005, 11:37 AM#17235

işte benim de demek istediğim tam olarak buydu..yüz yaşına merdiven dayayıp da sanattan kopmayan bir insan var karşımızda..solas o kadar güzel yazmışsın ki ekleyecek bir şey kalmamış...

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Jan 25, 2005, 11:42 AM#17236

riefenstahl'ın kendi ağzından faşizmi/nazizmi olumlayan bir ifadeye ben de rastlamadım, ama bence yaptıkları her şeyi çok açık biçimde gözler önüne seriyoır. zira filmlerinden sonra çektiği nuba kabilesi fotoğraflarında dahi faşizan bir insan idealleştirmesi gözlenebilir kanımca. hatta benim kafamda bu fotoğraflar faşizmin ideal olana bakışını belirlemiştir. öte yandan riefenstahl'ın goebbels'e karşı sorumlu olmayan tek nazi sanatçısı olduğunu da eklemeliyim. leni doğrudan hitler'le dialoga geçiyordu bildiğim kadarıyla. bu da az şey değildir o zamanın tümüyle goebbels tarafından yönetilen sanat dünyasında.

bu nedenle elimizde yalnızca sinema aşkıyla yanıp tutuşan bir sanatçı yok bence. (sanat aşkıyla yanıp tutuşuyorduysa bile) faşizm propagandasının memurluğunu başarıyla yapan bir kimse olduğunu düşünüyorum riefenstahl'ın. böyle olunca, onun eylemini almanya'yı terk edenlerle karşılaştırmak doğru görünmüyor bana. o günün almanya'sında terk edenlerle orada kalanlar üzerine bugün bir şeyler söylemek de biraz sıkıntılıdır kanımca.

trier'in europa'sına gelince... bu filmde meseleyi nazilerin gözünden aktarmıyor bence trier. daha çok nazizm gibi riskli bir konu üzerine kendi kışkırtıcı düşüncelerini geliştirmeye çalışıyor gibi geldi. sanki kendi düşüncelerinin doğruluğunu bu türden uç/hassas konularda sınıyor gibi. ama bu, tabii ki, tartışmalıdır.

riefenstahl'ın özellikle son dönemde değişik kesimlerden feministlerce yüceltilmesi meselesi var bir de. aslında benim riefenstahl üzerine bir şeyler yapmak istememin nedeni de bu iade-i itibar atmosferi. çünkü, bence, yaşamının sonuna kadar triumph des willens'teki düşünceleri hiç değişmemiştir riefenstahl'ın (bu konuda solas'la aynı düşüncedeyiz, sadece ben bu düşüncenin faşizmin ta kendisi olduğunu savunuyorum, solas'ın aksine).

SO
SOLAS
Joined: Jul 09, 2002
236 posts
Jan 25, 2005, 12:14 PM#17239

Bence konuya farkli yönlerinden bakiyoruz dolayisiyla da tartisma çesitli sapmalar gösteriyor. darxoul un söylediklerinden yani ne nuba kabilesini çektigi fotgraflardan ne de hitler le direkt olarak baglanti olmasindan ben Riefenstahl'in nazi oldugu sonucunu çikaramiyorum. Dedigim gibi bu bir bakis meselesi belki de. Riefenstahl'in nabu kabilesiyle yaptigi çalismalarin pek çok benzeri yapilmis ve yapilmakta bunlarin hepsini fasiszm içinden degerlendirmek bana biraz kolaya kaçmak ve olaya önyargiyla yaklasmak gibi geliyor.
Bence Riefenstahl konusunda insanlarin temel problemi bu önyargi zaten.Bence belli bir etiket yapistirilip s1n1fland1rma tamamlandiktan sonra onun ne olduguna çok bakilmadan sadece belli bir ön kabulle üzerine gitme ve kötüleme görülmekte. Savas sonrasi dönemin en büyük problemlerinden biri bu zaten. Diger tarafin ne oldugu ne düsündügü hiç bir sekilde önemsenmeden belli bir önyargi ile yargilamalar yapildi.Özellikle Almanya'nin savas sonrasi isgal edilmesini gerçeklestirenler tarafindan o dönmede yapilanlar hal tam anlamiyla sir, o dönem farkli düsünen insanlarin basina gelenler hala sir. Tüm bunlar bana olaylara tek bir açidan bakip kolaya kaçma gibi geliyor.
Riefenstahl sinema yapmak, film çekmek istiyordu sadece ve sadece bunu istiyordu belki de ama ön planda olmasi, çektigi filmler nedeni ile aldigi ödüller nedeni ile ünlü olmasi onun nazi damgasi almasina yetti bence sorgulanmasi ve üzerine düsünülmesi gereken tekrar ediyorum budur...

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Jan 25, 2005, 12:28 PM#17241

solas'ın dönem değerlendirmesiyle ilgili kaygılarına katılıyorum. bu kaygısını gavras da amen'de dile getirmişti. o nedenle ben de o dönemle ilgili genel bir değerlendirme yapmaktan çekindim (bunu "sıkıntılı" buldum).

ne var ki, solas'ın önyargılı olduğum eleştirisi (bu doğrudan bana yapılmış bir eleştiri değil belki, ama tartışmanın ilerleyebilmesi için böyle bir ön kabulde bulunuyorum) bana biraz ağır geliyor. çünkü ben tam da riefenstahl'ın yaptıklarına bakarak bir değerlendirmeye ulaşmaya çalışıyorum. sinemasına, fotoğraflarına vs.

solas diyor ki:

Riefenstahl sinema yapmak, film çekmek istiyordu sadece ve sadece bunu istiyordu belki de ama ön planda olmasi, çektigi filmler nedeni ile aldigi ödüller nedeni ile ünlü olmasi onun nazi damgasi almasina yetti bence sorgulanmasi ve üzerine düsünülmesi gereken tekrar ediyorum budur...

bu durumda solas'ın böylesi bir değerlendirme yaptığını anlıyoruz. bir insanın ömrü boyunca sevdiği işi yapması ve bundan hiçbir koşulda vaz geçmemesi önemlidir, evet. ama bence bu yeterince derinlikli bir değerlendirme değil.

benim önerdiğim total estetik anlayışın faşizan olduğu tezinin solas'ın düşünceleriyle uyuşmaması olağan, ama bu noktada solas'ın yeni bir öneri getirmesi gerekmez mi?

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Jan 25, 2005, 12:32 PM#17242

şimdi geçmişte nazi dönemine ait kotarılmış filmlere bir göz atalım..enemy at the gates te alman nişancı küçük çocuğu asmak zorunda mıydı?,schindler's list te kafasına kurşun sıktığı yahudinin arkasından alman askeri hunharca erol taş kahkahalarını havaya savurmak zorunda mıydı?pianist te filmin sonlarında kahramanımıza iyilik eden alman subayı rus askerler tarafından esir alındığında oradan geçmekte olan yahudilere yalvarıp yakarmak zorunda mıydı?

popüler ve bilindik örnekler üzerinden bilinçli olarak gidiyorum.zamanında yaşanan soykırımı yüzümüze o kadar göstere göstere çarptılar ki yaşanan acıların gramını anlayamaz idrak edemez olduk.tıpkı zamanında yeşilçam sinemasında bir milyon kez işlenen melodram kopyaların zihinlerimizde yarattığı tahribat gibi...

Riefenstahl ürünleri değerlendirmeye alınırken kıstaslarımız ne?

ben bir sinemasever olarak almanların gözünden ikinci dünya savaşını daha fazla görmek istiyorum...tarihin en kanlı katliamalrından birine giden yolda alman toplumunun o noktaya gelişini,sosyolojik çöküntüsünü izlemek istiyorum...birinci dünya harbinden yenik ve bitap çıkmış bir ülkenin çocuklarının kırıklıklarında akan pelikülleri görmek istiyorum...

nietzsche kızkardeşini yatağa atma hevesli cinsel bir sapkın mıydı yoksa tarihin en büyük düşünürlerinden biri miydi? bence her ikisiydi...

SO
SOLAS
Joined: Jul 09, 2002
236 posts
Jan 25, 2005, 01:35 PM#17248

Bir sanatçi tabi ki yaptiklariyla degerlendirilecektir.Bundan daha dogal ve normal bir sey olamaz fakat sadece bir sanatçinin yaptiklarina bakarak degerlendirme yapmak ve onu içinde bulundugu öznel ve toplumsal kosullardan ayirarak degerlendirmek yine bence degerlendirmenin ''derinlik'' düzeyini olumsuz etkileyecektir.
Bu yüzden kabaca ve genel olarak o dönem Almanya'nin içinde bulundugu kosullar olarak nitelendirecegim çok genis bir degerlendirme ölçütü silsilesinin degerlendirmemizin derinlik kazanmasi için gerekli oldugunu düsünmekteyim.
Benim önyargi olarak nitelendirdigim seylerin basinda o dönemin ''total'' bir sekilde degerlendirilmesi gelmektedir.
* Yani hakim olan anlayisin disinda acaba baska bir görüs yok muydu?
*Bu hakim anlayisin disinda kalan görüsler ve onlarin sahipleri acaba sadece o dönem Almanya'dan kaçmayi basaranlarin görüsleri miydi?
*Yani o dönem Almanya'da kalmak Nazi olmak mi demekti?
Bu ve benzeri belki çok soru sorulabilir aslinda.Tüm bunlara cevap ararken ''derinligi'' saglamak ve o dönemin kosullarina bakma adina bence ''Amen'den önce bize katki saglayacak yapim Istvan Szabo'nun ''Taking Sides''(Taraf Tutmak) filmi olabilir.

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Jan 25, 2005, 02:12 PM#17250

kendim gitmedim ama abim nazilerin politik kalesi olan nürnberg'i karış karış gezdi. anlattıklarını size tekrarlayacak değilim ama riefenstahl sineması bu noktada tam da hizmet etmesi gereken şeye hizmet etmek üzere kurgulanmış bir sinema dili olarak benim aklıma kazınmış durumda. oradaki binaların, odaların, eşyaların üzerine sinmiş olan faşizm ne ise riefenstahl sineması da odur.

"olympia"bana göre nazilerin berlin olimpiyatlarını neye dönüştürdüğünü, belgeleyen bir yapıt olarak değerlendirilmelidir. keza olympia'yı ya da triumph des willens'i çeken gözler nuba kabilesini çekerken de aynı anlayıştan bir gram sapmamışlar, ama her nazizim suçlamasında "ama ben afrika'da siyahları da çektim noolmuş yani" deme pişkinliğinden geri kalmamışlar.

son zamanlarda feminist ortamlarda riefenstahl'e bir iade-i itibar kampanyası yürütüldüğü doğru. uçan süpürge festivalinde yapılan eylem de buna bir tepki olarak düşünülmüştü ama insanlar bu eylemle ne söylenmek istediğini hiç merak etmediler. riefenstahl bir kadındı ve güçlüydü ve işinde iyiydi. bu kimileri için yeterli ama benim için hiçbir zaman değil.

sermest'e şu noktada katılabilirim. eğer arzu ettiğin başlıklarla ve amaçlarla riefenstahl sineması izlenecek ve incelenecekse buna varım. ama riefenstahl'e bu dokunaklı çalışmalar için bir iade-i itibar söz konusu edilirse o zaman elimde anti-nazi league posterleri gözlerinde yıldırımlarla sinema kapılarında konuşlanan bir sinefil olurum.

SO
SOLAS
Joined: Jul 09, 2002
236 posts
Jan 25, 2005, 05:13 PM#17271

Riefenstahl'e sadece kadın yönetmen olarak ya da feminist sinema çerçevesinden bakmayı ben de anlamsız bulmaktayım. Ayrıca iade-i itibar derken ne kastediliyor? Giden bir itibar yok ki iade edilsin eğer burdan kasıt Riefenstahl filmlerinin daha sık gösterilmeye başlanması ve dolayısıyla daha çok konuşulmaya başlanması ise bunun duyduğum kadarı ile Riefenstahl'in kendisinden kaynaklandığını söyleyebilirim. 2-3 sene önceki Ankara ve ya Uçan süpürge Film Festivali'nde Riefenstahl sineması üzerine konuşma yapmak üzere Almanya'dan gelen akademisyenlerden birinin Riefenstahl'in bizzat kendinin filmlerinin gösterimini istemediğini söylemişti ve sırf bu yüzden o zamanlarda Riefenstahl filmlerine ulaşmak imkansız gibiydi ki ''Olympia'' ve ''İradenin Zaferi'' orjinal olarak belki de ilk defa Türkiye'de gösteriliyorlardı.
Ayrıca Olimpiyatlar bugün bile düzenleyici ülke adına en önemli propaganda malzemesidir dolayısıyla Nazilerde bunu sonuna kadar kullanmışlardır-Büyük atlet Jesse Owens Hitler'i kıç üstü oturtmuştur o ayrı ve Riefenstahl filminde bunu gördüğümde çok gülmüştüm :D -

You need to log in to post a reply.