Skip to content

bulutları beklerken ve yeşim ustaoğlu

21 replies · 469 views

DO
dopey
Joined: Jul 03, 2002
914 posts
Jan 09, 2005, 12:16 PM#16818

bulutları beklerken ve yeşim ustaoğlu

ving sayesinde sağlsun. galaya teşrif etme fırsatı bulduk.

yeşim ustaoğlu tüm antipatisyle yine emekteydi. filmini geçemiş filmlerine oranla kötü buldum. güzel bir konu bulunmuş. (zorunlu göçe tabi tutulmuş bir rum kızının ablasının ölümünden sonra geçmişiyle yüzleşmesi)

muhteşem görüntüler var. insan bazı zamanlar bir jacques annaud filmi izlediğini düşünüyor.

filmin dili problemli bazı önmeli noktalar karanlıkta kalıyor bi de son olarak her türk filmin değişmez problemi ses . üstüne bide hiç alışamadığım karadeniz lehçesi binince filmi 4te 1 ini anlamadım duyamadım.
daha iyi olmalıdı. daha memnun etmeliydi bizi y. ustaoğlu. hele diğer filmler bu kadar kötüyken, ümitlerimizi tamamıyla bu filme bağlamışken...

WH
whatdreamsmaycome
Joined: Dec 07, 2004
52 posts
Jan 09, 2005, 07:29 PM#16828

ya bence de daha iyi olabilirdi...bir de film sonuna kadar cok yavas gidiyo, zank diye bitiyo..

yesim ustaoglu'nu tanima firsati bulmus hatta kendisiyle kahvalti etmis biri olarak aslinda iyi biri oldugunu soyleyebilirim ya ama evet biraz soguk gibi duruyor disaridan.. ama sevimli biri , seviyorum ben kendisini..

AT
ataraksiyant
Joined: Jul 05, 2003
224 posts
Jan 10, 2005, 09:07 AM#16850

o muhteşem görüntüler sorun da olabiliyo, yani ben çoğu kez aman ne iyi karadeniz belgeseli seyretmeye gelmişiz de haberimiz yok diye düşünmüştüm geçen sene festivalde izlerken ancak geçenlerde film hakkında konuştuğumuzda bunların açıklamasını yaptı ve üç yılını oralarda geçirdiğinden bahsetti eh tabii etkilenir insan ister istemez yine de bu seyirciyi bağlamaz tabii ama biraz daha anayabildim kendisini en azından ayrıca katılıyorum kimi fotoğraflarında dövecekmiş gibi baksa da çok tatlı bir kadın

DO
dopey
Joined: Jul 03, 2002
914 posts
Jan 10, 2005, 11:19 AM#16862

anladık ki dışarıdan soğuk içeriden sıcak bir kadınmış yeşim ustaoğlu

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Jan 10, 2005, 11:40 AM#16865

bir iki temel fıkrası, güzel manzara, çatışamayan bir çatışma...

benim o kadar sabrım yok, ben o bulutları bekleyemeyeceğim...

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Jan 11, 2005, 03:43 PM#16913

gecen teve8'de yesim ustaogluyla yapilan bir ropartaji izledim. cok takdir ettigim sinemacilarimizdandir kendisi. cok bilgili ve kendisini sadece isine odaklamis insanlardan. bir sanatcinin dunya gorusu olmasi cok guzel bir sey. fakat sinema dili olarak da kendisini aramasi ve biraz daha estetize etmesi gerektigini dusunuyorum naçizene (sadece cerceve ici estetik degildir kastettigim). her seye ragmen turk sinemasindaki ender iyi yonetmenlerdendir benim icin. kredisi surecektir bunca cercop arasinda olmamizdan dolayi.

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Jan 14, 2005, 08:09 AM#16951

bence kendisi son filmiyle bunca çerçöp yığınına katkıda bulunmuştur.

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 04, 2005, 09:44 AM#17618

desem sinemasında bugünden (04/02/2005) itibaren gösterime girdi (önceki programda değişiklik yapılmış). ancak izleyebileceğim.

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 08, 2005, 07:37 AM#17728

ben de filmi izledikten sonra genel görüşe katılıyorum. daha iyi bir şey bekliyordum. karşıma çıkna film beklentimin oldukça altında kaldı. çekimlerin çoğu gereksiz derecede uzundu. ustaoğlu fotoğraf çekmekten film çekmeye vakit bulamamış. böyle olunca film de gevşek dokulu olmuş. benim hoşuma giden şey filmin başındaki belgesel görüntülerin filme kattığı anlamla, filmin sonunda ayshe'nin (nedenböyle yazılmışsa bu isim) kardeşine bir fotoğrafı göstermesi arasındaki paralellikti. onun dışında, insanlara hala karpuz kabuğundan gemiler yapmak'ı öneriyorum. 2004'ün en iyi türkiye yapımı filmiydi.

BI
birsinemasever
Joined: Dec 04, 2004
8 posts
Mar 09, 2005, 10:17 PM#18851

Hayatta ilk kez bir filme verdiğm paraya acıdım.Çok sıkıcı , kötü bir film.

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Mar 10, 2005, 02:36 AM#18855

amator oyuncu kullanmanin tehlikesinin nelere yol acabilecegini gostermesi acisindan da cok onemli. nur bilge ceylan bu oyunculuk bicimini kendi formu icerisinde cok iyi yedirebiliyor. fakat bu filmde hikaye anlatirken bir tek anakarakteri oynayan oyunci elle tutulabilir performans gosterebiliyor.

film neye odaklanmasi gerektigi konusunda da cok kafasi karisik gibiydi. filmin temelde ne yapmaya calistigini anlamadim. goruntulere yuklemek istedigi her anlami aciklamaya calismasi da onu cok didaktik yapiyor zaman zaman.. bu da filmle sicak bir iliskinin kurulmasina engel oluyor.

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Mar 10, 2005, 01:26 PM#18862

ya ben manzara seyretmek zorunda mıyım?

oh ya ne kadar kolay bu ülkede entellektüel olmak!!! şöyle hırçın bir deniz manzarasına içli içli bakan, kırışık br yüz koy, arkasına "biz zamanında çok çektik" diye laf yapan yenik bir sol hikayesi, ne oldu sanat oldu, ne oldu entellektüel oldu...

hadi ordan ya... bunlar yüzünden olacak adamlar da olamıyor...

N@
N@N
Joined: Feb 16, 2004
135 posts
Apr 06, 2005, 07:02 PM#19411

olmadı olmayacak da! ama sanırım Printerson'a bi cevap !

printerson wrote:
ya ben manzara seyretmek zorunda mıyım?

oh ya ne kadar kolay bu ülkede entellektüel olmak!!! şöyle hırçın bir deniz manzarasına içli içli bakan, kırışık br yüz koy, arkasına "biz zamanında çok çektik" diye laf yapan yenik bir sol hikayesi, ne oldu sanat oldu, ne oldu entellektüel oldu...

hadi ordan ya... bunlar yüzünden olacak adamlar da olamıyor...

çatışamayan çatışma ha! formüle uymamış değil mi Printerson !

Çalıyorum yazdıklarını.. hani kitaplarda böyle bir cümle verirlerde "falanca kelimenin yerine filanca kelimeyi koyunca bizim istediğimiz şey çıkıyor" misali...

ya ben manzara **dahi olamayacak görüntüleri **seyretmek zorunda mıyım?

oh ya ne kadar kolay bu ülkede sinemacı olmak!!!
alın size sinemanın altyapısından (paf takımından) estantaneler...
tarifi şöyle..:
önce marjinal bir hikaye bulacaksın... (bilimum içerisinde bir birinin ağzına kusmaya varacak zuhuratlar görülecek.)
birincisinden bulamıyorsan bakkala ekmek almak için yürürken ansızın aklına düşüveren tüyden tozdan bir fikri V1 kanalına atacak ve overlay değerini %65 yapacaksın. Arkası fazlaca karanlık görünmesin diyede uydurma bir "hikaye"yi de ana video kanallarında birine koyarsın ve oldukça güzel bir plastik sanatlar gösterisi sunan "bu şeyi" izlememizi istersin.
ikincisi sarmadıysa V1 kanalını sabit kalması koşuluyla bir "aşk hikayesi" anlatırsın.
Fazlaca uzatmadan değişmez koşulu söyleyeyim: içerisinde "Dünya görüşü" denen şeyi anımsatacak hiç bir olgu olmayacak. falan filan...

Filmi izledim ve "vay be" dedirtecek bir şey olmadığının bilincinde olarak yazıyorum. Ancak şu da var ki karadenizden gelme bir arkadaşımın "Tam bizi anlatmış" demesi ve derken ki içtenliği dahi bu filmi benim nazarımda bir kat yukarı taşır. Bunun içinde olsa kısa bir derleme yapmayı uygun buldum. (Olurda elini giyotinde tutan arkadaşlara da bi feyiz olur diye.)

Atilla Dorsay - ki kendileri türkiye'nin "aydın" tipolojisini de önümüze seren bir yaklaşım sergiler- film hakkında şöyle diyor. "Tarihin hemen hiç bilinmeyen bu acılı dönemini deşmek, Türkiye'ye ne kazandıracak? Tarihin yazdığı, dünya kamuoyunun bildiği olaylara daha nesnel biçimde yaklaşalım, kabul. Ama hiç bilinmeyenleri, bir tarihçinin değil, bir sinemacının böylesine kurcalamasının alemi var mı? "
Sevgili Dorsay ikinci cümlesiyle Güneşe yolculuk filmine atıfta bulunuyor anlaşılan. "Tamam" diyor "Yeşim" hadi birincisine bulaştın sana bir şey demedik -hatta sevdik, takdir ettik(Nede olsa kürt kimliğine kayıtsız kalmak bir aydının yapmaması gereken bir davranış.)- çünkü dünya kamuoyu bu olaydan haberdar. Peki neden henüz kimsenin haberdar olmadığı bir konuya dokunuyorsun ki ! Bu bir sır !
"Belke bi onlarda 25-30 yıl savaşsınlar, onlarında bi filmi olacak elbette !" dercesine...
Öte yandan Yeşim'e kulak verelim :
" Geçmişin yarattığı sıkıntıların, ayrılıkların bizdeki ve ondan sonraki kuşaklardaki yarası ne olabilir, yada buna dayalı bir sırrı ve toplum olarak vicdani sorumluluğu taşımak nasıl olabilir diye bakmak istedim. Ve dikkat ederseniz filmin yapısını hep bugünde tuttum" der.

" Hep birlikte, toptan sır saklamaya çalıştık zaten, doğal olanı görmek istemediğimiz için " der.

"Olgunlaşma önemlidir, sanatta sadece önemli değildir, aynı zamanda zordur.Benimki açılımları olan, katmanları olan, gerçeklerden beslenen, yoğunluğu olan, ama bütün bunları sadelikle yapmaya özen gösteren bir sinema anlayışı... Karekterlerin öne çıkması önemli benim için. Ve eleştirellik tabi... Kalıcılık ve derinlik... Bu yolculuğun sonu yok. Yapa yapa öğreniyorsunuz. Bu belgeselci tavrı, bu hayatın içinde konumlanma anlayışı, sanırım hiç bırakmayacak peşimi. "

"Bu sistem içinde ve bu topraklarda benim hazmedilmem biraz daha zor görünüyor."

son olarak da "Ben bize ait olanı yerel özellikleriyle anlatmayı çok seviyorum. hiç kimseye o çocuğun konuştuğu şekli değiştirtemezsiniz, başka türlü de davrandırtamazsınız. Neyse o dur."

Sevgili Martin

cok bilgili ve kendisini sadece isine odaklamis insanlardan. bir sanatcinin dunya gorusu olmasi cok guzel bir sey.

cümlenle beni bayağı bi şaşırtın.

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Apr 06, 2005, 07:35 PM#19412

niye sasirttigini anlamadim. yesim ustaoglunun son filminin kotu olmasi onun bu yonunun olmadigi anlamina gelmiyor hala. olmamis film ama... hatta cok da kotu olmus.

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Apr 07, 2005, 07:23 AM#19416

n@n, ne yazdığını anlamadım. daha net cümlelerle ifade edersen tartışmak isterim.

You need to log in to post a reply.