bulutları beklerken ve yeşim ustaoğlu
21 replies · 469 views
Re: olmadı olmayacak da! ama sanırım Printerson'a bi cevap !
Pekiyi o zaman bir yerlerden başlayayım. Naz yapacak değilim...
N@N wrote:
çatışamayan çatışma ha! formüle uymamış değil mi Printerson !
çatışamayan dedim, çatışmayan demedim. yani formülde ısrarcı olan ben değilim yönetmen. yoksa sen bu filmde senaryo kalıplarını kıran bir tarz mı görüyorsun? mesela anlatmaya buradan başlayabilirsin.
ya da filmden ne anladığını, neden seni heyecanlandırdığını anlatırsan da bir yerlere varabileceğimizi düşünüyorum. çünkü konuya printerson'a cevap yazmışsın...
not:anlamadığımı söylediğimde bu kadar gergin bir cevap vermene de anlam veremedim. başka türlü ifade etmeni istedim, sen küstüm oynamıyorum diyorsun.
bu tartismalarda israrla isitip isitip soylemek zorunda kaldigim bir sey var:
yesim hanim cok iyi fikirlerle donanmis, hatta aydin sorumluluguna da sahip bir sahsiyet olabilir. fakat bir sosyolog ve edebiyatci olmak yerine sinema yoluyla meramini anlatiyorsa bizi ilgilendiren filmin soyledikleridir. bu noktadan bakarak yesim hanimin fikirlerini tartisabiliriz.
tartistigimiz film filmik olarak ele avuca gelen bir sey olaydi soyledigin herseyin altina imza atardim. sirf farkli diye, deginilmemis konulara el atti diye bir filmi basarili kabul etmek de yukaridaki film tarifine benzer bir elestirmenlik yontemi olmuyor mu? bir elestirmen parodisi de ben mi yazmaliyim yoksa?
öylesine...
Sevgili Martin;
senin sayende ben de bazı şeyleri ısıtıp ısıtıp tekrar sunmak zorunda kalıyorum. hani yukarıda yazdıklarımı okumayan vardır diye aşağıya tekrar alıyorum ve yeterince açık olduğu kanısındayım:
Filmi izledim ve "vay be" dedirtecek bir şey olmadığının bilincinde olarak yazıyorum. Ancak şu da var ki karadenizden gelme bir arkadaşımın "Tam bizi anlatmış" demesi ve derken ki içtenliği dahi bu filmi benim nazarımda bir kat yukarı taşır. Bunun içinde olsa kısa bir derleme yapmayı uygun buldum. (Olurda elini giyotinde tutan arkadaşlara da bi feyiz olur diye.)
Benim eleştirmen parodisi yapma durumum söz konusu değil, çünkü sinemada hatırı sayılır bir bilgi birikimine sahip olduğumu düşünmüyorum. ama bu demek değil ki Printerson gibi bir arkadaşımızın bugün medyanın avuçlarında raks eden eleştirmenler gibi konuşmasının kabullenirim. Bize onları eleştirme hakkı pek tanınmıyor sanırım. öte taraftanda böyle bağımsız bir platformda eğer varsa kulak tırmalayıcı bir şeyler bırakın ifade edebilelim...
Ve siz benim yazdıklarımı dahi tam olarak okumadığınızı bana ispat ettiğiniz halde(kendimden yaptığım alıntı sizin söylediklerinizin cevaplarını barındırıyor...) ben nasıl olurda sizinle bu konuda tartışmaya devam edebilirim... lütfen bi açıklama...:
NOt : yazının yazılma nedeni filmin kendisi değil, bizim bu yönetmenler çöplüğünde böyle bir insana yaklaşma biçimimiz...
Re: öylesine...
Filmi izledim ve "vay be" dedirtecek bir şey olmadığının bilincinde olarak yazıyorum. Ancak şu da var ki karadenizden gelme bir arkadaşımın "Tam bizi anlatmış" demesi ve derken ki içtenliği dahi bu filmi benim nazarımda bir kat yukarı taşır. Bunun içinde olsa kısa bir derleme yapmayı uygun buldum. (Olurda elini giyotinde tutan arkadaşlara da bi feyiz olur diye.)
bu cümleler onları okuyan insanlara sana ifade ettiği kadar fazla şey ifade etmeyebilir. bu noktada daha açık olarak tartışmayı sürdürebiliriz bence.
yeşim ustaoğlu'nun sahip olduğu duyarlılığı ve tarihe bir not düşme isteğini takdir etmekle beraber, bir filmi dikkate değer kılan şeyin onu yapan kişinin sosyal duyarlılığından ve niyetinden daha fazlası olduğu görüşündeyim. printerson'un isyanı, tarih boyunca muhalif olan insanların her zaman sistemin öngördüğünden daha yaratıcı işler çıkarmış olmaları durumunun artık resmen eskilerde kalmış oluşudur. sistemin tekdüze yaratıcılığına bu sönük muhalif retorikle karşı çıkmak kendi bacağına kurşun sıkmaktır. muhalif sanat ve üretimin tarihi yakın zamana kadar yaratıcılığın tarihine eş iken artık bugün artık muhalefet, oyun, rüya, hayal ve yaratıcılık birbirinden çok çok uzağa düşmüş durumda. printerson'un bu kaygısını göz önüne aldığımızda yapılan işi şiddetle eleştirmek o kadarda eli giyotinle gezmek anlamına gelmiyor. bilakis arafta oldukları için kafaları kesilmiş binlerce pırıl pırıl beyne büyük haksızlık edilmiş olduğu hissi uyanıyor bende.
diğer yandan bir karadeniz aşığı ve karadenizin karmakarışık etnik yapısının bir mahsulü olarak filme çok yabancı kaldığımı, benzer bir çok hikayeyle ve pek çok kahramanla büyümeme rağmen perdedeki insanların gerçek hayattakilerin çok kötü kopyaları olduklarını söylemem gerek.
n@n;
okumadığımı nereden çıkardın?
derdini anlatamıyor, muhalif sinemada alan kapatıyor, sevimsizleştiriyor ve bu yönüyle bindiği dalı kesiyor. Ona kızıyorum... Hangi medyanın hangi avcunda raks ettiğimi ise hiç bilmiyorum. İnsanlar bir sanat eseri ürettiğinde her şeyi göze alarak üretir. Sanatçılar ve politikacılar en ağır eleştirileri göğüslemeye hazırdırlar sen o konuda rahat ol bence. Emin ol senin etrafında gözleri dolmuş karadenizliler var diye film için "iyi olmuş, çok duyarlı olmuş" demeyeceğim tabii ki. Ha ben bunu burada yazınca ne oluyor onu hiç anlamıyorum.
Üstelik ısrarla bana agresif karşılıkları sen veriyorsun dikkat ettiysen. Seni bu noktaya getiren şey benim "film çöplüğüne katkıda bulunmuş" cümlemse, onu da çöpe atıp daha net bir tartışma çıkarmanı beklerim.
bu yazdiklarimi okumadiniz paranoyasini bir kenara birakalim. bir an ben bile tereddut ettim gercekten okumadim mi diye. yok oyle bir sey.
ben de derdimi pek anlatamiyorum galba. yesim ustaoglunu sahsen tanimam ama pek cok muhabbetini duydum bilirim. butun zerafetiyle, birikimiyle, iyi niyetiyle severim kendisini. bunu daha filmi izlemeden onceki mesalarimda da belirtmistim. filmini izledim. hic begenmedim. beklentilerimin cok cok altinda vasatin altinda bir is cikmis. lakin yesim ustaoglu ile her zaman arkadas olmak isterim. muhabbetimiz olsun isterim.
sirf seninle ayni degerleri tasiyor diye dokunulmazlik zirhina da koymayiz ki filmi. cesaret gerektiren bir konu da gormedim ortada. ya da konu oyle olsa bile konun ihtiyac duydugu yaklasim cesaret degil.
lutfen universite yillarinda kendilerinden cok cektigim her seyi bilen, degisime kapali, sosyalizimden baska hic bir secenegi kabul etmeyen, sinirli ve hep ust perdeden konusan uslubu burada kullanmayalim. burada kavga etmiyoruz, devrim pesinde de degiliz. sohpet ediyoruz.
You need to log in to post a reply.