LOST
30 replies · 426 views
Tughan wrote:
Bu arada Locke ile ilgili komik bir not. Locke'u canlandıran oyuncu Terry O'Quinn, "Lost'da ki canavar neye benziyor" sorusuna "ucunda kamera olan bir çubuğa" diye cevap vermiş hehehe. :D
Hahahahhahaaaa ne adi herifmiş :)
Bu bölümde artık zenci baba oğul'u görürüz derken yine Jack'in hayatına dikiz atıldı. Ethan acayip bir manevrayla kızla hobbit'i kaçırdı ve Jack kurtarmasaydı herhalde hobbiton'da arakadaşlarına kavuşacaktı. Hayır adam hayata döndü ama bir garipleşti, haşin havalara girdi.
Locke'la ukala kızın kardeşi acaba ne buldular o kutuda? Hadi bakalım yine merak yine merak. Ayrıca bu salak Ethan ve saz arkadaşlar kızın çocuğunu niye istiyorlar??
Yalnız şişman adam bir kilo bile vermedi daha, sinir oluyorum.
Evet hayatlar tekrarı devam ediyor, bu sefer kızınkine baktık tekrar (ama kızın hayatında Jack'inkine nazaran çok daha fazla gizem var, o yüzden iyi oldu).
Hamile kızcağızın akibeti belli olamadı.
Şişman adam halen kilo vermedi.
Hobbit yine aynı hobbit.
Neyseki bu bölümde Sawyer baya göründü, adam tam göz ziyafeti yahu.
Kesinlikle Kate ile Sawyer'da acayip chemistry var, onları daha sık bir arada görmek istiyoruz!!
Locke'a gelince şimdi onlar Fransızca bilen hatunun abisi/kardeşiyle birşeyler karıştırıyorlar ve bence bundan sonraki bölümde o çıkacak ortaya. Locke'ta daha bir sürü malzeme var, öyle kolay harcamazlar onu.
Şimdi bunlar bir tane kutu gibi bir şey buldular ya, işte onunla birlikte bir sonraki bölümde olaylar ivme kazanacak bence.
Ya iyi ki varsın Tughan yaaa, yoksa Taxi Driver'ın aynadaki "you talkin' to me?" hali gibi hissediyordum kendimi :)
Aslına bakarsan çok ilginç, bencede en duygusal hikayelerden biri Japon çiftin hikayesiydi. Hani kadın kocasını havaalanında terk etmeyi planladığı sırada adamın gülümseyip çiçek gösterdiği sahne. :)
Abi boş zamanlarında John Woo filmlerinde oynuyor ayrıca heheh. :)
Bence de Koreli çiftin hikayesi çok dokunaklıydı. Tek ağladığım bölümdür.
Bu arada hatun'un İngilizce bildiğini zenci babadan başka kimse bilmiyor ya, Kate'le Jack konuşurken kadın onları duydu. Bu konu daha sonra gündeme gelebilecek bir detay gibi geldi bana.
Asıl Kore'li Hatun bence süper bir aktris, kendisi benim izlediğim ilk Kore filminde (Shiri) başroldeydi ve ondan beridir severim hatunu. Keşke daha çok rolleri olsaymış zira adam da gayet taş.
Bu bölüm şimdiye kadar izlediklerimin içerisinde en iyisiydi. İnsanı acayip geren sahneler vardı ve sorulacak sorular epey arttı. Ya bunlar bu olayı nasıl bağlayacaklar çok merak ediyorum.
Her ne kadar canım Sawyer'ım sadece birkaç saniye görünsede Kore'li taş abimiz göz zevki olayını kurtardı.
Locke amca gizemine gizem katıyor, acaba o kapağın altında ne var ve hamile kız ne yapıyor gibi soruların yanıtlarını herhalde yakında alırız diye umuyorum.
Bu arada ishal falan da olmasına rağmen şişko halen bir gram bile veremedi, bu nasıl oluyor?
Japon ile şişko'nun sahneleri çok komikti. :)
Bu arada, Boon'un eski görüntülerinde, kız kardeşi için karakola gittiği sahnede Sawyer'ı içeri alıyorlardı gördün mü? Heheh ite-kaka götürüyorlardı.
Locke, bu adam o yaratıkla tek karşılaşan kişi biliyorsun. Bence ona bir özellik verildi. Sanki adayla bir oldu. Yani adayla bütünleşti. Pusula olmadan yönünü buluyor. Yağmurun ne zaman yağacağını saniyesi saniyesine tahmin ediyor.
Bence dizi bir yere bağlanmak derdinde değil. Böyle gizem sürüp gidecek. :D
Tughan wrote:
Bu arada, Boon'un eski görüntülerinde, kız kardeşi için karakola gittiği sahnede Sawyer'ı içeri alıyorlardı gördün mü? Heheh ite-kaka götürüyorlardı
Ayıb ettin, tabii ki! Zaten yukarıda ettiğim birkaç saniye lafıyla o anı kastetmiştim.
Bence adada bir yaratık yok (Fransız kadının "there are no monsters" lafına dayanarak) ama ne bileyim ya virüs, yada insanlara halisünasyon gördüren bir etken var (kimyasal bir ilaç gibi mesela)
Ben örneğin insanların gördükleri o kutup ayısınında bir halüsinasyon olduğunu düşünüyorum (hani bir sonraki bölümden alıntılar gösterirken çizgi romanda beyaz ayı vardı) tabi bu görüşüm kardeşim tarafından "hiç olası değil" şeklinde yorumlandı ama ben yine de burada kayıtlara geçsin diyorum. Ya toplu halüsinasyon diye bir şey olamaz mı?
Olabilir tabii. Hatta oldu bile, Locke'un Boon'un ensesine sürdüğü karışım neydi mesela? Belkide onun hammaddesidir. Halüsinasyona yol açan bir yaprak, bitki vs olabilir. Çünkü genelde hep sık ağaçlık alana girince garip şeyler görülüyor.
You need to log in to post a reply.