Köşe Yazarları
31 replies · 762 views
Köşe Yazarları: Yeni Türkiyenin Misyonerleri
Köşe yazarları, ülkemizin ekonomik, toplumsal ve siyasi gündeminin temel belirleyicilerinden biri kimdir , nedir misyonu nedir , köşe yazarlarıbu misyonu nasıl üstlenmiş ve bu misyonu nasıl yürütür. bu sorular insanın kafasını kurcalamaya bir başladı mı çorap söküğü gibi geliyor işin arkası.
türkiyenin yada seksen sonrası "yeni türkiye"nin şekillendirilmesinde öneli bir yeri ve misyonu olan insanlar ki benim "misyoner" tanımlamam buradan gelmekte (bir çok araştırmacı farklı sıfatlarla da nitelendirmiştir "bu güzel insanları". örneğin rıfat bali birikim deki bir makalesinde "heykeltraş" olarak bahsetmiştir zat ı muhteremlerden.
Köşe yazarı kimdir?
Rıfat Bali Tarz-ı Hayattan Life Stylea adlı kitabında köşe yazarlarından yeni aristokrat sınıf olarak bahsediyor. Yazar bu yeni sınıfı, Güneri Cıvaoğlu, Mehmet Barlas, Güngör Mengi ve Güngör Uras'la başlatıyor. Daha sonra başını Ertuğrul Özkökün çektiği Mehmet Y. Yılmaz, Bekir Coşkun, Serdar Turgut, Hıncal Uluç, Hadi Uluengin, Ayşe Arman, Mine G. Kırıkkanat, Zülfü Livaneli, Zeynep Göğüş, Prihan Mağden, Cengiz Çandar, Murat Birsel, Can Ataklı, Mehmet Altan'ın bulunduğu grupla devam ediyor.
profilini çıkarmaya çalışırsak; Dünyada ve Türkiye'de, tarihte veya bugün olup biten her şey hakkında fikir beyan edebilen bir insan, çoğu zaman aslında pek de ötesini berisini bilmediği konularda görüş belirtebilen, bize nadiren bilgi veren, kural olarak, kendi yorumunu aktaran, çoğunlukla tavır ve yaklaşım öneren bir kişidir diyebiliriz.
ayrıca köşe yazarları hakkında www.haysiyet.com dada bir bölüm mevcut hep beraber onları burada daha iyi tanıyabilir.
ayşe arman'ın delisiyim! dünyanın heryerinde abuk sabuk kadın yazıları yazan yazarlar ve bunları zevkle okuyan az gelişmiş feminen beyinler var. ancak böylesi bir özgüvenle anlamadığı konular hakkında röportajdan yoruma koşup alanının dışında kendini kanıtlama kaygısı ile saçmalayan başkaları da var mı ona emin değilim.
İmkansızlar Dedektifinin Yıldırım Türker konusundaki görüşünü sonuna kadar destekliyorum...
Murat Belge de Ali Bayramoğlu da Etyen Mahçupyan da farklı kulvarlardan yazarlık ve yorumculuk yapıyorlar.
Ancak bizim zihinsel süreçlerimiz Hıncallara, Serdar Turgutllara, AAbirlere öyle bir kilitlenmiş ki, yazarlık algımız o yöne kayıyor. Existerın tavsiye ettiği yazı bu bağlamda değerli.
Yorumculukla oturduğun yerden ahkam kesmek arasındaki farkı benden daha iyi anlatacak insanlar vardır muhakkak. Ancak ahkam kesenlerin üzerine yorumculuk etiketini yapıştırırsak, diğer bir topicte Exister'ın sözünü ettiği yüzeysellik konusu eleştirel yaklaşmak isteyen, o niyette olan insanların da yüzeylerini kaplayacaktır.
İlla ki sert çıkış yapmak gerekiyorsa tamam: Şantaj usulü yorumculuk yapıp, köşelerini ranta çeviren her kim varsa, her neredeyse hepsine lanet okuyorum...
printerson wrote:
SERMEST ÇAPAN wrote:
hasan puluru altı yıldır bir yazısını bile kaçırmadan okurum.can dündar da bir buçuk yıldır aynı şekilde devam ediyor.
Can Dündar'ın ideal kart rekalmındaki ORhan Gencebay yorumlarını hatırlıyor musun?
Hatırlıyorsan arkasında duruyoe musun?
özel mesajdan bana aktardığın kadarını buraya yazayım da belki bilmeyenler de katılırlar.yazıda can dündar anadoludan kopup gelen,halk sevgisine sahip olan Orhan gencebayı bir kredi kartı reklamına çıkmış olması sebebiyle eleştiriyor.
açıkçası hızla tüketen ve tüketmeyi de gün geçtikçe hızlandırarak "tüketen" bir toplum haline geldik.seksenli yılların hangi dolmuş şoförüne giderseniz ve gencebay ismini söylerseniz orhan baba yanıtını alırsınız.bilindiği gibi arabesk kültürü gencebay sayesinde varoştan caddelere,kırsal kesimden şehirlere şoförler tarafından getirilmiştir.seksenlerin sonuna kadar orhan gencebay ismi bu kültürün baş aktörüydü.fakat yozlaşan değerlerle beraber bugünkü seymenlerimiz,güççük emrahlarımız,ibolarımız bu kültüre hakim olmuşlardır.Orhan gencebay bir arabeskçi den önce bence kaliteli bir müzisyendir.eğer olaya bu açıdan bakarsak can dündarın esefini daha iyi anlarız.bence dündar,gencebayı o kültür mirasına ait olan tek kale olarak görüyordu.ve bu reklamla o kalenin yıkıldığını hissedebilir.buna da saygı duyarım.fakat ben aynı kanaatte değilim.örnek vermek gerekirse tuluat sanatının kanımca en önemli isimlerinden biri olan ferhan şensoy da zamanında reklamlarda oynamıştı.hatta kendisinin bu konuda bir açıklaması da vardır:
"tiyatrocu yüzünü orospu gibi kullanmalı.isteyene vereceksin yani..reklamla değer düşmez de yükselmez de..."
sonuçta anadoludan kopup gelen bağrıyanık delikanlının bugün bir reklamda oynaması ne onu düşürür ne de yükseltir.
budur...
İlk olarak şunu belirteyim... Köşe yazarları ekseninde bir Orhan Gencebay-Arabesk tartışması içine girmek üzereyiz. Moderatörler devreye girip topicin yerini değiştirebilirler ama birazdan yazacaklarımdan sonra Can Dündar'ı eleştireceğim belirteyim.
Orhan Gencebay'ı çocukluğumdan beri severek dinlerim. Hakkında bir sürü şey okudum ancak bu onun yaptığı müziğin arabesk olduğu gerçeğini değiştirmez. Belli sanatsal nesnelerle öznel ve duygusal bağlar kurarız. Bu durum bir çok zaman, bu nesnelerin bağlamını gözden kaçırmamız ya da görmezden gelmemiz sonucunu doğurabilir. Can Dündar'ın yaptığı da budur (ki; Orhan Gencebay'ı naif solculuk tiriplerinden dolayı severmiş gibi yaptığı bilinci de ben de hep olagelmiştir).
Can Dündar ucuz Türk Solu numaralarından birini çekmektedir Gencebay konusunda. İdeal Card reklamlarına çıkacak adammıydın sen Orhan Abi yaklaşımı, ezilen sınıfa sözde hedef göstermektir. Yani arabeskin yıllar önce yaptığını, Can Dündar "yazarlık sektörü" içindeki kendi konumunu pekiştirmek için yapmaktadır. Ama bu yaşadığı toplumu tanımayan Türk Solcusunun yazıları, Sermest'in sözünü ettiği dolmuşların teyplerinde çalınacak bir iletişim kanalı değildir.
Ayrıca Can Dündar değil midir ki; "Yağmurdan Önce" kitabında "Karaköy Poaçasının kokusunun yerini lahmacun kokusuna bırakması yüreğimi sızlatıyor" cümlesini kurma yoluyla CHP elitizmi yapan?
Can Dündar, Ertuğrul Özkök'ün sol kanattan bindirme yapan halidir. Ya kendi düşüncelerini özgün bir katmana oturtamamıştır ya da tribünlere oynamaktadır. Bana ikinci şık daha mantıklı geliyor. Şimdilik bu kadar.
printerson,yazılarınla ne anlatmak istediğini çok iyi anlıyorum.ama bir de şu açıdan baksan olmaz mı.allah aşkına şu ülkede siyasi fraksiyonlardan solculuğu bünyesinde kabul eden kaç yazar kaldı?ortalık liboşlardan,islamcılardan geçilmez oldu.engin ardıç gibi patron yalayıcıları,mehmet y. yılmaz gibi ertuğrul özkök çıraklığı yapanları hesaba bile katmıyorum daha.bu orjinden bakarsan yazdıkların doğrudur ama acımasızdır.çünkü kanımca dündar,bir köşe yazarından ziyade belgeselcidir.hem de iyi bir belgeselcidir.ama eğer konumuz tatlı su solcularına dönerse söyleyeceğim çok şey olur can dündar hakkında bu da bilinsin.
Belgeselciliği hakkında da ayrıyeten kılım kendisine. Doğrudan durumu belirteyim; Türkan Şoray'ı konu eden aynalar tamamen arak bir çalışmadır. Daha sonra davayı da kaybetmiştir.
Solu kimliğinde bulundurma konusunda ise bütünleşik pazarlama iletişimi okuyan arkadaşlar yorum yapsınlar...
Uzun zamandır takip ettiğim ve kendi içinde tutarlı bulduğum Ece Temelkuran'ı severim.
Can Dündar'a gelince, son zamanlarda tribünlere oynadığına katılıyorum, gün gelir ana haber bülteni de sunabilir, hazır olun...
Olm alın elinize "cumhuriyet"i(piyasanın en kralı) köşe yazarı görün..başka diyeceğim yok
anarsizofren wrote:
Olm alın elinize "cumhuriyet"i(piyasanın en kralı) köşe yazarı görün..başka diyeceğim yok
Emredersiniz haşmetmeap!
Başka bir arzunuz var mı baba?
Baba! babacığım demek burdaydın!
Heey dostum bence de piyasanın en kralı cumhuriyet!
Nickin de pek şahane hem anarşik hem sizofren olayı, bittim vallahi!
Sen de benim gibi kural tanımaz uyumsuz birisin değil mi?
Çu vahşi tavırların beni çok heyecanladırıyo!
Cumhuriyet okuyan bi anarşist?
Cumhuriyet okuyan şizofren?
Cumhuriyet?
Şizofren?
Anarşist?
Buldum Neçayev!
muhattap alınıp da cevap verilesi olmamak için neden bu kadar kasıyosun. eğer umrunda değilse neden burdasın? buradaysan neden böylesin. neyse biz seni yormayalım işinden gücünden alıkoymayalım.
Rai, sana ne diyeyim, işte klasik bir mesaj! Hay Allah senide güldürsün e mi?
meseleye sonradan gelip en başa dönmek tuhaf olacak ama ben sorulan soruyu şu açıdan değerlendiriyorum:
elbette kimseye yazma diyemezsin, yani keşke herkes haddini bilse haddi kadar oynatsa kalemini; dese ki "kardeşim ben bu işin erbabı değilim ama şöyle bir izlenim edindim" gibisinden daha itidalli laflar etse. Ama böyle olmuyor, sanki amcalara/ teyzelere köşeyle beraber ilahi bir kudret verilmiş her konuda 'fikir beyan etmek için' değil 'ahkam kesmek' için. bu işin bir yönü.
esas dikkatimi çekense, bu konuda bizim akıl-fikir yürütmelerimizden ziyade, kitleye hitap eden bu insanların/yazıların, kitleler üzerindeki etkisi. misal bugün bir gazetede (gazetenin de köşenin de kimin olduğunu hatırlayamadım şimdi) büyü filmiyle ilgili olarak yorum yapılırken; "Ece Uslu'nun şeytanla sevişmesi" diye bir ifade geçiyor. Oysa biliyoruz ki filmde ece uslu şeytanla sevişmiyor, cinlerin tecavüzüne uğruyor. Hadi bunu ben biliyorum siz biliyorsunuz ama bu yazıdan öğrenenler olacak. Belki bu noktada halka karşı sorumluluğun nerede başlayıp nerede bittiğini tartışmak gerekebilir.
You need to log in to post a reply.