türk filmlerinde korku filmi neden yapılmıyor?
16 replies · 198 views
türk filmlerinde korku filmi neden yapılmıyor?
aslında korku filmlerinde basit bir mantık var. bütün insanları bir alana toplarsın ve elinden geldiği kadar korkutmaya çalışırsın,ama türk insanını korkutmak kolaydır.örneğin:hepinizin kulaktan duyma 'cin hikayeleri' sen bu hikayeleri kullanırsan baya bir başarı elede edelirsin tabi teknolojiyi kullanmak zorundasın bana göre...
korku filmi de yapmak zordur.korkutayım derken güldürebilirsinde :|
topic ve altındaki mesajın içeriği arasındaki bağı anlayamadım. başlık açıp soruya mı cevap veriyorsun, ortaya bir tartışma mı atıyorsun, bunu göremiyorum ama kısa ve öz olarak kendi cevabımı vereyim: ticari kaygılar.
korku filmi yapmak için genelde yüksek bütçeler gerekir. yerli yapım korku filmlerini pazarlaması zordur. her zaman gerçekleştirilebilecek daha karlı bir proje bulunur. bu yüzden kimse korku filmi yapmaya yeltenmez.
Re: türk filmlerinde korku filmi neden yapılmıyor?
doors wrote:
aslında korku filmlerinde basit bir mantık var. bütün insanları bir alana toplarsın ve elinden geldiği kadar korkutmaya çalışırsın,ama türk insanını korkutmak kolaydır.örneğin:hepinizin kulaktan duyma 'cin hikayeleri' sen bu hikayeleri kullanırsan baya bir başarı elede edelirsin tabi teknolojiyi kullanmak zorundasın bana göre...
korku filmi de yapmak zordur.korkutayım derken güldürebilirsinde :|
Korku filminin az cekilmesi bir cok acidan tartisilabilir bir konu da turk halkinin kolay kortulabilecegi tezi biraz havada kalmis. nihayetinde korku da kulturel kokleriyle aciklanabilecek bir konu. kulturun kendi ekolojisinden bagimsiz dusunulemez. Batinin cadilari nasil ki buralarda pek urkunc gelmeyen bir seyse buralarin cinleri de belki bati kulturunde sadece sevimli kucuk yaratiklar olarak algilanabilir. sonucta korku turu kollektif bilinc altini (otesini) kullanmaya calisir.
ana haber bültenlerinde,gazetelerde her türlü şiddet ve vahşet haberine tanık olan,çocukluğunda annesi veya ninesi tarafından korkutucu "dunganga" ninnileriyle uyutulan,her arkadaş ortamında en aşağı yirmi kez anlatılan cin,şeytan(şehir efsaneleri)öykülerini kanına ve beynine zerk eden,ölümü büyük bir yas olarak görüp ölünün ardından kırk gün kırk gece dayanılmaz acılar çeken bir toplumun korkacağı şeyler kendi kültüründen artık çıkamaz.o yüzdendir ki hristiyan miti kaynaklı öyküler yurdum insanını alır götürür korku mahzenlerine...
bu konuda ünsal oskay'in "Popüler Kültür Açısından Çağdaş Fantazya Bilim-Kurgu ve Korku Sineması " kitabini okumanizi tavsiye ederim.
korku filmlerini iki türlü yapabilirseniz
bütçenin çok da fazla olmasını gerektirmeyen sağlam senaryolu psikolojik korku filmleri : YARATICILIK ister
klişelerin bol olduğu ve korku amaçlı efektlerin bol kullanıldığı korku filmleri : YÜKSEK BÜTÇE ve DÜZGÜN EFEKT ister
Biz Türkler malesef ne yaratıcıyız ne de düzgün efektlere harcayacak paramız ya da düzgün efekt yaratacak imkan ve altyapımız var
Düzgün bir hayalet efekti bile yapamıyoruz (bkz. Maruf), cin olayına girilse sonuç felaket olur.
Sermest'in çıkış noktasını kültürel bağlamda doğru buluyorum.
Ticari bağlamda da mortradamusun teşhisi gayet yerinde...
Bunun dışında ben de bir kaç kelime edeyim. Bizim film eliyle korkmamız da biraz zor görünüyor. Çünkü bütün ilişkilerimiz korku ve gerilim üzerine kurulu. İnsanlar sürekli birbirine kuşkuyla yaklaşıyor. Bu kuşku öyle felsefi bir kuşku değil, herhangi bir polis devletinde yaşanabilecek kuşku... Ancak herbirimiz birbirimizin polisiyiz, kurumsal bir durum değil. Şimdi bizim adam akıllı korkabilmemiz için, ters durumların bizler için şaşırtıcı şeyler olması lazım. Ama günlük yaşamda bile her an bir korku filmine senaryo olabilecek şeyler yaşama olasılığımız yüksek olduğundan her filme korkamıyoruz.
Burada da aşırı yetenek ve maliyet gerekiyor ki adam gibi korku filmi çıksın. Mortradamus ve vingin söylemlerinin bir kokteylini yapmak gerekiyor. Biz zeki ve akıllı değil kurnaz insanlarız (aynı genç bir hocamızın da dediği gibi)... Kurnazlıkla sanat eseri olmaz, yetenekle olur.
Böyle dağınık bir yazı yazdığım için özür dilerim...
Not: Martin'in önerdiği kitap da süpper bir kitaptır...
sen cekiyorsun galiba... hadi insallah... begenmezsem sinefil tayfasi torpili yapmam haberin olsun...
Merhaba,
Korku filmi yapmak için çok fazla paraya ihtiyaç duyulduğunu düşünmüyorum. Belki çoğunuz katılmazsınız ama Blair Cadısı buna en iyi örnek. 35 bin dolarlık yapım 15 bin dolarlık tanıtım toplam 50 bin dolara tamamlanan bu film, hafta sonunda 56 bin dolarlık bir salon hasılatı getirmişti.
Önemli olan kafayı kullanabilmek, yapılan işin arkasında sonuna kadar durabilmek ve ürünü iyi pazarlamak.
Zamanında bu ülkedede fantastik-korku türünde filmler yapılmış. Yani yapılamaz diye bir durum söz konusu değil. Hatta geçen aylarda bir TV kanalında görmüştüm; ciddi anlamda korku filmi çeken bir ekip vardı. Belki projeyi bırakmışlardır belkide devam ediyorlardır. Açıkçası kim olduklarını hatırlamıyorum.
Biz Türkler malesef ne yaratıcıyız... lafına katılamadığımı belirtmek isterim. Bu ülkede çok sayıda yaratıcı zeka var ama bu zekanın ortaya çıkma şansı her zaman mümkün olmuyor.
Gerçi Türk filmi pek izlemem ama çekilen filmlerin çoğunun kamera arkasında yaratıcı zekalar mevcut. Eğer o yaratıcı zekalar olmasaydı Fantastik Türk filmleride olmazdı diye düşünüyorum. Ayrıca ilk Batman filminin Türkler tarafından yapılmış olmasıda Türklerin ne kadar yaratıcı olduğunu gösterir. :)
Türk insanında en sevmediğim yan ise aşırı derecede olan aşağılık kompleksi. Bundan kurtulunduğu vakit işler yoluna girecektir ve yaratıcı zekalar daha bir ön plana çıkacaktır.
Türkiye dışındaki ülkelerde tabiki adam gibi korku filmi yapılıyor. Yapılan kaç filmi seyrediyoruz? Bu ülkeye gelen filmlerin birçoğu kötü diye tüm dünyada çekilen korku filmlerininde tamamı kötüdür diye bir kanıya varmak bence yanlış.
Ayrıca işin komediye varacağını düşünmekde çok yanlış. Böyle bir düşünce yaygınlaşırsa tabiki yapılacak her filmde ciddiyetsiz bir yapıya bürünür. Yapılanları beğenmiyorsanız daha iyisini yapın, yapalım derim.
Korku filmlerini beğenmeyen kaç kişi o beğenmediği filmden daha iyi bir film çekmek için kolları sıvadı veya en azından bir senaryo oda olmadı ufacık bir hikaye hazırladı? Eğer böyle çalışmaları olan arkadaşlar varsa seslerini daha yüksek çıkartsın. Elimden geldiğince her türlü desteği vermeye hazırım.
Bir müjde de ben vereyim; Önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde bir arkadaşım tarafından bir korku filmi çekilecek. Filmin senaryosu %50 oranında hazır. Hikaye, İstanbul' da geçiyor. Başka bilgi veremiyorum kusura bakmayın.
türkiyede yetişen genç yönetmenler ve senaristler geneldeki bu eksikliği kendi içlerindede hissetmiş olacaklarki artık korku filmi çalışmalarına dahada ağırlık veriliyor tabi bu gençlerin ellerinde imkanları yok olanlarda zaten çekiyor işte buyrun
http://www.boo-the-movie.8m.com/
Kadir Köymenin yazıp,yönettiği ve oynadığı bir filmin internet sitesinden gerekli bilgiyi alabilirsiniz hatta adresinizi verip filmi isterseniz 10 gün içinde evinize teslim ediyorlar hemde ücretsiz(valla ben sitenin yalancısıyım bende adresi verdim bekliyorum)
www.kameraarkası.org danda araştıra bilirsiniz
Korku, polisiye vb. türlere yaklaşımın biraz daha değişik olması gerektiğini düşünüyorum. Demonaz'ın yazdıklarının büyük bölümüne (bakış açısı nedeniyle) katılmıyorum.
Yaratıcılıktan ne anlıyoruz başta? (bu konu da bir süre diğer sanatlarda konuşulur gibi olmuştu) Türk insanı yaratıcıdır ya da değildir. Ben ve bir kaç arkadaşım yaratıcı mesela... Kalkıp beraber 10 tane "yaratıcı" film yapsak, Türk Sineması'nda yaratıcılık üst düzeydedir öyleyse Türk insanı yaratıcıdır diyecek değiliz.
Burada yaratıcılıktan çok düşünme biçimimizi algılamak gerekiyor. Kurnazlıkla aklı, yaratıcılığı, espiritüelliği çok fena karıştırıyoruz. Yaratıcılık yoğun bilgi birkimini ister ve bu bilgileri farklı noktalardan biraraya getirebilme becerisidir. Burda farklılığın altını çiziyorum.
Şimdi bizlere gelelim. Zaten şaşırcabilecek çok fazla bir şeyimiz yok. Okuyan, araştıran, "çok bilen" bir toplum da değiliz. Eee... Ne korku sineması? Bu şartlarda kendine korku sineması üretmesi çok zor olan bir kültürel iklim, yüksek standartarda korku sinemasını nasıl başaracak?
Bu işin bir kısmı... İkinci olarak da; Türk Sineması'nın korku filmi yapma gereksinimi var mı? Gelenek tartışmasından yola çıkarak, bizim mayamızda böyle bir şey var mı? Altı kabak üstü şişhane tabiri, Türk korku Sineması'na bence culk sesi çıkarak oturuyor.
Son not olarak da "beğenmiyorsan sen yap" söylemine bir iki şey söyleyeceğim. İzlediği filmi beğenmeyen her sinema izleyicisi, filmi beğenmediği için gidip daha iyisini yapmazsa filmi kötüleyemez mi yani?
Ne alaka? Herkes sinemacı olmak zorunda değil. İzlersin beğenmezsin, "olmamış" dersin. Anlatmak istediğin bir şey yoktur ama anlatılan hoşuna gitmemiştir. Yapılan her kötü şeyin daha iyisinin yapılması için bir kamçı işlevi görmesine de gerek olduğunu sanmıyorum.
You need to log in to post a reply.