Filmin yarısında salondan kaçmak
44 replies · 962 views
Ben asla salonu terketmeyen tiplerdenim,paraya acıdığımdan,emeğe saygıdan filan da değil,eğer bir filmi yarısında bırakırsam acayip bir suçluluk duygusu duyarım.Ama bir kere 12 Kasım depreminde annem tarafından zorla 'Wild Wild West'ten çıkarıldığımı hatırlıyorum.
Last edited: Sep 25, 2002, 03:52 PM (1)
Martin Mystere wrote:
delicoskun wrote:
...Ayrıca LORD OF THE RINGS filmine de nasıl 3 saat dayandığımı anlamış değilimvalla bu basligin yeri degil ama ben de o filme nasıl "dayanamadığını" anlayabilmiş değilim... ;)
beyler lord of ring in büyütülecek.. bir tarafi yok edebi olarak saygim var..
ve martin lafim sana ama terbiyesizlik olarak algilama
orta dünyayaya kadar yolun var... . : D : D : D ...........
valla bu konunun yeri diil deniyo ama söylemeden duramam. ilk olarak bence any given sunday bir oliver stone filmi olması dolayısıyla sonuna kadar kalınmayı hakeder ki bence bunun karşılığını da verir. vietnama bulaşmıyosa da :)
lord of the rings ise iddia edildiği gibi yeni star wars değil belki ama uyarlanabileceği ölçüde uyarlanmış (bi kaç detay atlanmasa ve bi takım eklemeler tatsızlık yaratmasa da olurdu ama oldukça uzun bi romanın başarılı bir uyarlaması bence) ayrıca görsellik ve hatta görkem açısından başarılı kendini izlettiren seyircisini sıkmayan bir filmdir bence. dedim ve sustum
Majere wrote:
kotu filmden iyi izleyici nasil sıkılırsa
iyi filmden de kotu izleyici sıkılır.
üff! resmen sinema tarihine geçecek bir atasözü bu...
bu sorunun genele mal edilebilecek bir cevabının olduğunu sanmıyorum.kimse kimseyi bir filmi erken terk ettiği ya da kendisinin kötü bulduğu bir filmi izleme ısrarı gösteren insanları eleştiremez gibi geliyor bana.
bir filmi erken terk ettiğim de oldu,inat edip sonuna kadar seyrettiğim de ...önemle vurgulamak istediğim şu ki;dünyanın en iyi sinema eleştirmeni ben olsaydım,ilk kez izleyeceğim bir filmi ilk önce izleyici gözüyle(hiçbir şey bilmiyorumuşcasına ve sadece eğlenmek için)izler,akabinde yorumda bulunmak için tekrar izlerdim.bu düşüncelerimde estetik kaygısı çok fazla...''ve kişi estetik özne olmak istiyorsa heyecanlarını,sıkıntılarını fazla gizlememeli;sezgisel davranmalıdır.''(her hangi bir paradigma felsefe sözlüğünde ''estetik özne'' kavramının karşılığı budur.)
sonuç olarak,bir filmi izlerken gitmem gerektiğini hissediyorsam gider,izlemem gerektiğini hissedersem izlerim...
geçenlerde sinema dergisinde uygar şirin di yanılmıyorsam bu mesele hakkında bir yazı yazmıştı...okurlara özgürlüklerini kullanıp sinema salonlarını terk etmeyi öneriyordu...
kesinlikle katılmıyorum...bir çok açıdan rahatsız verici...örneğin kralın dönüşünde yüzüğün atılmasının hemen ardından salonun yarısı söz birliği etmişçesine salondan çıkmaya başlamışalrdı..perdeye yansıyan kafalar,gürültüler,konuşmalar benim için serinin en can alıcı bölümünü izlenmez hale getirmişti...
bunun yanında en kötü filmde bile güzel bir beş saniye vardır...o beş saniyede sizi etkileyecek bir şey olabilir...hatta daha da pollyannacılık oynayalım...salondan filmi bitirip çıktığınızda kafanızda oluşturduğunuz iyi film benim için nedir kötüsü nedir kıstaslarınızı daha da belirginleştirebilrsiniz...
ben emeğe saygı dan da ziyade seyirciye saygı diyorum...filmden çıkılacaksa da antrakt dışında çıkanları allah taş etsin efendim...
sermest'e katılıyorum bu konuda. elbette bir insan evladı beğenmediği bir yemeği yemeyeceği, beğenmediği bir kitabı okumaya devam etmeyeceği gibi beğenmediği bir filmi de izlemeye devam etmek istemeyebilir. ancak sinemanın bu açıdan bir farkı, ayrılmak için tek uygun zamanın film arası olmasıdır. beğenmeyebilirsiniz, ama salt başkalarına saygı duyduğunuz için arayı beklemelisiniz.
Filmde çıkmak istenirse antrakta çıkılmasına kesinlikle katılıyorum.
Bu arada birde başka türlü bir "çıkan izleyici" var. Bunlar filmden sıkıldıkları için filan değil ama belki film hakkında hiç bir fikirleri olmadan gelenler. Örneğin benim gittiğim Irreversable seansında abartmıyorum sinemanın yarısı tecavüz sahnesinin ikinci dakikasında koşarak salonu terketti (üstelik dolu salondu) hatta kızın biri koşarken karanlıkta önündekine takılıp düşmüştü.
Birde Desperado filminde zaten salonda epi topu 11 kişi vardı, adamın kurşunu yeyip kan ve beyin parçalarının kameraya yapışmasından sonra biz herhalde 3 kişi filan izledik filmi.
Sinemadan filmi beğenmediğim için çıkmam. Her ne kadar beğenmesemde oturup izlemeye çalışırım ama
benim daha beter bir huyum var, uyuyakalıyorum. Uyuduğum filmler arasında Feeling Minnesota, City of Industry vs.var.
uyuyanların bir zararı yok bence diğer seyircilere. ama film boyunca oturup yanındakiyle konuşanlar dayanılmaz oluyorlar. en son bulutları beklerken'de başıma geldi. filmin ilk yarısında sıkıldıkları halde çıkmadılar ve bütün ters ters bakmalarıma rağmen filmin sonuna kadar da konuştular, oynaştılar, arkamda daha bilmediğim bir şeyler yaptılar. ooff of. çok sinir oldum.
çıkmadım çıkmam da.. çıkacağım filme gitmem zaten. ama diyelim gittim öyle bir filme. yine saloda kalırım. o salonda bulunmak, o koltukta oturmak bile başlıbaşına bir keyiftir. filmi yönetmenin amaçladığı şekliyle izlemeyi bıraksam bile koskoca perdede ilgimi çeklecek çok fazla ayrıntı bulurum. çok kötü bir filmse, neden kötü olduğunu düşünürüm herhalde. hiç hiç olmazsa burnumda mısır kokusu, tavana bakıp projektörden çıkan ışınları seyreder, filmin sesleri dinlerim. çıkmaya hiç gerek yok yani.
isteyen arada çıksın, buna da karışmam. ama eğer iyi olduğu bilinen bir film oynuyorsa, ben de o filmin muhteşem olduğunu düşünüyorsam ve insanlar sıkılıp çıkıyorsa buna üzülürüm sadece.
yalnız seyrek de olsa bazı tipler bu konuda sinirimi de bozmayı başarabilirler. özellikle grup olarak gelen gençlerin ara verildi mi "ne yapalım, çıkalım mı devam mı edelim" gibi bir tartışmaya girdiklerine şahit oldum birkaç kez ki hiç hoşlanmadım. sanki tvde zapping yapıyor. dayanamayıp çıkmak tamam, ama "belki başka yerde daha ilginç bir şey vardır" mantığıyla (üstelik iyi filmlere) saygı göstermeyenlere dayanamıyorum.
ya abicim nereden biliyoruz son yıllarda filmin ortasında sinema salonundan çıkan insan sayısında artış olduğunu. filmin arasında çıkmak da bir edep adap meselesidir.
bu sinema salonundan çıkmak konusunda o kadar katı değilim... artı başladığım her kitabı da bitirmem yani.
şimdi sanatçı olmanın, bir sanat eseri ortaya koymanın bir ağırlığı ve iddiası var bence. diyecek ben bu filmi yaptım, böyle böyle bir derdim vardı. zamanında bir arkadaşım şöyle demişti(sinefilde yazılarını da çok okurduk eskiden), "film karpuz gibidir, dibine vurursun tık tık ses gelir"...
ama tabii ben kendimi öyle görmüyorum, bazen kelek karpuz denk gelmeyeceğim konusunda iddialı değilim. film olsa da olmasa da sinema salonunda bakacak bir şey bulunabilir tabii ama olay "bence" amacından sapmış oluyor. filmi bırakıp gitmek, kitabı fırlatıp atmak lazım beğenmediğin zaman. bazı filmler hayata bakışımızı, insanlarla ilişkilerimizi, tavrımızı, duruşumuzu değiştirirken, bazılarının beklentilerimle oynaması beni rahatsız ediyor.
printerson wrote:
ya abicim nereden biliyoruz son yıllarda filmin ortasında sinema salonundan çıkan insan sayısında artış olduğunu. filmin arasında çıkmak da bir edep adap meselesidir.
yıllardır sinemaya giden birisiyim.gözlemlerime dayanarak böyle bir artışın olduğunu tespit ettim.
You need to log in to post a reply.