TÜRK FİLMLERİNİ GERÇEKÇİ BULUYOR MUSUNUZ?
20 replies · 182 views
TÜRK FİLMLERİNİ GERÇEKÇİ BULUYOR MUSUNUZ?
Herkese merhaba,
Yapmam gereken bir ödevle ilgili yardımınıza ihtiyacım var. Son 5 sene içinde yapılmış ve “tarihi bir dönemi” bir nebze olsun yansıttığı iddiasındaki Türk filmlerinde (Eylül Fırtınası,Salkım Hanımın Taneleri, Ağır Roman, İstanbul Kanatlarımın Altında vs.) sorun olarak gördüğünüz şeyler nedir? Örneğin senaristik sorunlar taşıdığını mı, dönemlerinin kodlarını yanlış kullandığını mı, oyunculuğun başarısız olduğunu mu? Ya da tüm bunların (ya da bir kısmının) hangi özelliklerini başarılı buluyorsunuz?
Verdiğiniz cevaplar ödevimi oluşturacak...
Teşekkür ediyorum
eylül fırtınası ve salkım hanım sevdiğim filmlerdir.
Hiç gerçekçilikleri üzerine düşünmedim, düşünmek de pek istemiyorum. Eylül Frıtınası daha çok insana bakan bir film. 12 Eylül durumları da zaten kimsenin bilmediği şeyler değil, Eylül Fırtınası Allah'ın bildiğini kuldan saklamıyor.
Salkım hanımda da karakter portrelerinin iyi çizildiğini düşünüyorum. İstikrarlı iyiler ve istikrarlı kötüler var. Karakterlerin bu durumu "sarsıcı derecede şaşırtıcılıktan uzak".
istanbul kanatlarimin altinda filminin en temel tartismasi tarihi kisiliklerin filme yansitilis bicimine dairdi. nacizane fikrim sudur:
filmle ilgili tartismalarda tartismanin ekseni yanlis duruyordu. tarihsel bir kisiligi, donemi, olayi vs. yonetmenin istedigi gibi yorumlama ve kurgulama hakkina yonetmen sahiptir. zaten bir yonuyle tarih de bir kurgu degil midir? ancak burada onemli olan ornegin 4. murat'in "gercekte" escinsel olup olmadigi degil, filmdeki escinsel 4. murat'in filmin ic tutarliligi icerisinde nereye oturdugu olacaktir. maalesef istanbul kanatlarimin altinda filminde 4. murat karakterinin escinsel olmasi spekulasyon yaratma sevdasindan baska bir sey olmama olarak gozukuyor. karaterimizi kusatan dunyaya ve olaylara dogrudan ve anlatimi etkileyen bir katkisi yok.
Martin Mystere wrote:
istanbul kanatlarimin altinda filminin en temel tartismasi tarihi kisiliklerin filme yansitilis bicimine dairdi. nacizane fikrim sudur:filmle ilgili tartismalarda tartismanin ekseni yanlis duruyordu. tarihsel bir kisiligi, donemi, olayi vs. yonetmenin istedigi gibi yorumlama ve kurgulama hakkina yonetmen sahiptir. zaten bir yonuyle tarih de bir kurgu degil midir? ancak burada onemli olan ornegin 4. murat'in "gercekte" escinsel olup olmadigi degil, filmdeki escinsel 4. murat'in filmin ic tutarliligi icerisinde nereye oturdugu olacaktir. maalesef istanbul kanatlarimin altinda filminde 4. murat karakterinin escinsel olmasi spekulasyon yaratma sevdasindan baska bir sey olmama olarak gozukuyor. karaterimizi kusatan dunyaya ve olaylara dogrudan ve anlatimi etkileyen bir katkisi yok.
ben de tam bunları yazacaktım aşağı yukarı...
Martin'in dediklerine katılıyorum...
Re: TÜRK FİLMLERİNİ GERÇEKÇİ BULUYOR MUSUNUZ?
hecate wrote:
Verdiğiniz cevaplar ödevimi oluşturacak...
dipnot verecek misin peki? merak ettim. :-)
sevgili printerson arkadaşımın dediği gibi ben de salkım hanım'In taneleri filmini başarılı bulurum. özellikle hülya avşar'ın oyunculuğunu takdir ederim ve ayrıca seneler önce filmi, printerson arkadaşımla birlikte seyretmiştim ve bu aynı zamanda arkadaşlığımızın başladığı günlerdi, hatta ilk defa birlikte biryerlere gidişimizdi onunla.
ahhh ne günlerdi. nostalji için özürler..
aa biz senle tanışıyorduk yani... way be sen osun demek? :)
salkım hanımın taneleri filminden hiç hazzetmem. karakterleri de hiç ama hiç gerçekçi bulmam. gri karakter yok bilakis siyah - beyaz vardı. zafer algöz'ün canlandırdığı şahıs bi noktadan sonra kötüyüm ben kötü bişeyler yapmalıyım durumuna geliyordu, geldi. tarihsel bilgi sorunundansa bahsetmiycem bile.
türk sinemasında gerçecilik diyince akla yeni sinemacılar geliyor.. serdar akar olsun zeki demirkubu olsun gerçekçi işler yapmaya çalıştılar.. özellikle 3. sayfa türkiyenin en önemli realitelerinden biri olan namus kavga ve cinayetlerine ışık tutar gibi oluyor.. başarılı .. nuri bilge ceylanın sineması da gerçekçi sayılabilir.. zatı muhterem şahıs oyunculara kendiniz olun gerçekçi olun demeyi iyi biliyor..
dip not :))
hangi sitelere bu soruyu sorduğumu ve hangi nick name altında ne cevap verildiğini yazıyorum direkt olarak.. bu yüzden aklınızda "acabalar" kalmasın.. ama kimi sitelerde son derece yaygın bir argo kullanımı ile karşılaştım.. o cümleleri yazamayacağım için argo içermeyen cümlelerden seçki yapacağım.. burada forumda sorun yok.. en işe düzeyli cevapları buradan aldım.. teşekkür ederim.. [belki bir dergide de yayımlanır (sinema dergisi yazarıyım çünkü...), ortaya çıkaracağım yazının kalitesine bağlı.]
diğer bir yandan burada ve diğer sitelerden topladığım forum cevaplarının yanı sıra hangi gazetede hangi yazarlar ne yorum yapmış bunları yazarak başlıyorum yazıya belirleyim istedim...
tekrar tekrar teşekkürler....
gökçe ispi
gecenlerde ali hakan, mehmet acar ve serdar akar'in bir soylesinde bulunmustum. soylesinin sonlarina dogru bir eleman serdar akari adeta suclarcasina deli yurek filmini ornek gostererek "filmlerinizde neden toplumun sorunlarina egilmiyorsunuz. neden gercekci meselelerle ilgilenmiyorsunuz" mealinde bir soru yoneltti. serdar akar soruyu cok anlamsiz buldugundan sadece gecistirdi. ancak su cevabi veremedim o an simdi vereyim:
"gercekci" ve "duyarli" olmak maalesef yillardir bizde politikanin alanina bulasarak ve yapilabiliyormus gibi algilaniyor. oysa serdar akar sinemasi hem sectigi karakterler hem hikayeler hem de uslup olarak yasamdan beslenen bir sinemadir ve bu da onu son derece "gercekci" yapiyor. gercekci yapmakla kalmiyor, durusut ve samimi de kiliyor. bu da onemsenmeyecek bir durum degildir. sorunun icerisinde serdar akar yotu ama yine de sinemamizin ve gerceklikle iliskisi anlaminda bir bag oldugunu dusunerek yazdim.
agir roman filmini de batililarin istanbul ve turkiye yaklasimindaki sig oryantalizmin istanbulun kentsoylusunun roman kulturune (ve hatta varoslara) uygulanmasi gibi gelmistir bana. karakterler sapir sapir dokuluyordu filmde. izleyeli cok olmustu filmi o yuzden uzun uzun ornekleyemiyorum simdi. sadece filmin ben de yarattigi hissiyata dair yazabildim.
dopey wrote:
türk sinemasında gerçecilik diyince akla yeni sinemacılar geliyor.. serdar akar olsun zeki demirkubu olsun gerçekçi işler yapmaya çalıştılar..
dopeycim cok karistirilan bir seye yeri gelmisken mudahale edeyim dedim. "yeni sinemacilar" serdar akarlarin film sirketinin adidir. (eskiden varolan bir sirketi devralmislardi. bu sirket araciligi ile lalelide bir azize veserdar akar filmleri cekildi diye biliyorum. fakat bizde son donem yonetmenlerin ortak sifati ve yeni bir akimin adi gibi algilandi (haksizlik da sayilmaz hani) ancak dedigim gibi o sadece sirketin adi.
Bir şirket isminin günümüzde ve gelecekte bir akım olarak anılacak olması enteresan...
Öncelikle yeri gelmişken belirteyim..
Kudret Sabancı'ya müthiş kırgınım...
Laleli'de Bir Azize filminin ardından(her ne kadar benim memleketimde geçse de)Zerda dizisini yönetmesi beni yaraladı..
Halbuki Azize'de kendine ait bir üslubun sinyallerini vemişti..Kimse yanlış anlamasın dizi yönetmesini küçümsemiyorum...
benim tek sıkıntım bu olayı kariyerindeki bir düşüş olarak algılamamdır..
sinemada gerçekçilik olarak algıladığımız akarlar,zaimler bir tarafa sinan çetinlere altıoklara nasıl bir isim takmak gerekiyor..
yeni palavracılar veyahut yeni beceriksizler mi diyelim?
serdar akar daha once "ask meydan savasi"ni, en son da trt'de yayimlanan kocum benimi yonetti. bunlar benim hatirladiklarim. ayrica su siralar da yeni bir proje uzerinde calistiklarini biliyorum. surekli film uretiminin olmadigi ve neredeyse bu yonetmenlerinin tamaminin kendi filmlerinin yapimcisi oldugunu dusunursek neyle para kazanmalarini bekliyoruz. dizi isi tamamen ticari bir eylemdir..
sevgili Martin,
ben de önceki mesajımda bu durumu kınamadığımı veya küçümsemediğimi belirtmiştim.benim asıl anlatmak istediğim nokta başka...
bir televizyon dizisinde olsa dahi kendi ismini hissettirebilmek...
ben dizi yaparsam böyle yaparım diyebilmek bence önemli olan..
ben bunu göremiyorum...
You need to log in to post a reply.