masumiyet ve zeki demirkubuz sinemasi
24 replies · 418 views
masumiyet ve zeki demirkubuz sinemasi
dun gece yillar sonra masumiyet'i bir kez daha izledim forum tayfasindan bir iki arkadasla birliklte (dopey, pumkin, exister). Yeniden cok buyuk bir haz aldim bu filmden. bence 80 sonrasi sinemamizin ve hatta turk sinema tarihinin en onemli filmlerinden birisi. dun gece film sonrasinda pek fazla konusmadik arkadaslarla. burada hep birlikte konusumak daha guzel olur hem.
zeki demirkubuz'un sinemasi sinemasi uzerine bir yerlerde "yilamz guney sinemasinin estetize edilmis hali" yakistirmasinin yapildigini hatirladim. ilk duydugumda bu yakistirmanin biraz abarti oldugunu dusunmustum. fakat sanirim cok da haksiz degil her kim soylediyse. tartismanin zeki demirkubuz yilmaz guney sinemasi tartismasiyla tikanmasini istemem ama baslangic icin elde bulunnmasinda fayda olabilecek bir gorus diye yazayim dedim.
Bence yanyana bile gelmez bu iki isim... Bir kere Demirkubuz'un derdi insanın kendisi. Güney'in derdi tasası çok daha fazla... Walla ben Demirkubuz'u izlerken kendisinin bakış açısını görüyorum, hayatı anlama çabasını görüyorum. Yılmaz Güney de kendisiyle beraber çok daha fazlası var...
Demirkubuz kesinlikle çok daha hoş geliyor. İkisi de rahatsız eden yönetmenler ama Demirkubuz bana mozhistçe bir zevk veriyor.
printerson wrote:
Bence yanyana bile gelmez bu iki isim... Bir kere Demirkubuz'un derdi insanın kendisi. Güney'in derdi tasası çok daha fazla... Walla ben Demirkubuz'u izlerken kendisinin bakış açısını görüyorum, hayatı anlama çabasını görüyorum. Yılmaz Güney de kendisiyle beraber çok daha fazlası var...Demirkubuz kesinlikle çok daha hoş geliyor. İkisi de rahatsız eden yönetmenler ama Demirkubuz bana mozhistçe bir zevk veriyor.
Valla benden cok yasiyacaksin printer keza Demirkubuz cok daha apolitik bir sinema yapıyor. Bir de erkek filmi yapıyo adam, ezikliklerimiz ve saplantılarımız uzerine gidiyo..
Severim zekiyi ama Yazgı'nın sonundaki monolog cok uzun sıkıcı ve yanlıstı. Her ne kadar sahsı muhterem cok savunsa da keske olmasaydı bir yerdi diye dusunuyorum. Bilmem Metateori ne der?
insana toplumdan bakmak...
topluma insandan bakmak....
her halukarda insani anlamaya calismak. cok ayri seyler midir bunlar? sanmiyorum...
Martin Mystere wrote:
insana toplumdan bakmak...
topluma insandan bakmak....
her halukarda insani anlamaya calismak. cok ayri seyler midir bunlar? sanmiyorum...
yani ne diyeyim eline klavyene sağlık martin...
eveeet...
yarışmacımız martin mystere ikinci kez yahtzee yapıyor...
tebrikler..
bir haftada ikinci en iyi tespit(tabii kendime ait bir görüş)
bir de filmin sonundaki söz de birşeyleri özetliyor gibiydi...
"hep denedin
hep yenildin
olsun...
gene dene
gene yenil.."
daha iyi yenil.
Martin Mystere wrote:
insana toplumdan bakmak...
topluma insandan bakmak....
her halukarda insani anlamaya calismak. cok ayri seyler midir bunlar? sanmiyorum...
Bu söylediklerini politik bir bakış açısıyla yapmak, varoluşçu bir bakış açısıyla yapmak... Baya farklı...
Akıl Oyunları adlı film de toplum insan ilişkisini anlamaya çalışıyordu örneğin. O zaman Yılmaz Güney Sineması'nın estetize edilmiş hali diyelim mi?
printerson wrote:
Bu söylediklerini politik bir bakış açısıyla yapmak, varoluşçu bir bakış açısıyla yapmak... Baya farklı...Akıl Oyunları adlı film de toplum insan ilişkisini anlamaya çalışıyordu örneğin. O zaman Yılmaz Güney Sineması'nın estetize edilmiş hali diyelim mi?
katılmadan edemedim.
teveccühlerinize layık olmaya çalışıyorum
gene dene gene yenil daha iyi yenilin kendisi için bir düstur olduğunu söylemiş zeki demirkubuz...
bunun dışında demirkubuz en sevdiği filmler arasında güney filmi saymamıştı ama kimbilir ayırd etmeden hepsini sevdiği için söylemeye gerek duymamış olabilir yalnız, "kendi halinde insanların bile seyrettikten sonra militanlaştığı" ifade edilen (bir sinema yazarı tarafından) arkadaş filmini çok beğenmediğini de dile getirmiş demirkubuz
bence de aralarında insan ve toplum gibi büyük bir eksen farklılığı var, ya da insanla toplam nasıl ayrılır ki derseniz bir anlatım farklılığı, meseleye insanın da toplumun da sıkıntısı aynı yerden kaynaklanıyor diye yaklaşıyorsanız, o zaman bu aynı yere güneyin parmağıyla göstererek, zekinin ise o yere giden yola ipuçları bırakarak işaret ettiğini söylemek doğru olur diye düşünüyorum.
ama benim gibi toplumcu ve mesajcı görüntülerden hazzetmeyenlerdenseniz, iletilen aynı mesaj bile olsa, zeki demirkubuz kanalıyla almayı tercih edebilirseniz.
bu mesajı hangi başlığa yazacağımı bilemedim. dün gece nihayet c blok'u izledim. böylece demirkubuz'un bekleme odası dışındaki tüm filmlerini izlemiş oldum. şimdi son filmi dışında hepsini izlediğime göre demirkubuz hakkında bi kaç şey yazma cesaretinde bulunabilirim.
öncelikle biraz tepki görecek olsam da ben demirkubuz'un yönetmeyip sadece yazmasını tercih ederim. adam harika şeyler yazıyor ama her filminin ardından keske daha iyi çekilseymiş diye düşünüyorum. senaryo harika, oyunculuk harika, atmosfer senaryoya çok uygun falan ama daha temiz/estetik/stilize görüntüler, iyi ışık ve renkler ve daha özgün kamera kullanımı istiyorum ben filmlerinde. bunları belki olanaksızlıktan yapmıyor, belki elinden bu kadarı geliyor, belki de sadece yapmak istemiyor. nedeni hakkında bir fikrim yok. Bu demirkubuz'u begenmediğim anlamına gelmemeli, ama bir demirkubuz öyküsünü demirkubuz'un kendinden yerine nuri bilge'den ya da ne bileyim görsel açıdan daha güçlü herhangi bir yönetmenden izlemeyi tercih ederim.
ayrıca ilk izlediğim filmi c blok olsaydı diğerlerini izlemem de oldukça zor olurdu bunu da söylemeliyim. izlerken sıkıldığımı söyleyemesem de genel olarak pek ahım şahım bişey bulamadım filmde. 90'ların başlarında onlarcası çekilen çoğumuzun entel filmi olarak tabir ettiği filmlerden çok farklı gelmedi aslında. neyse bu ayrı bir tartışma konusu olacak sanırım, uzatmak isteyen yoksa c blok hakkında daha fazla yazmıyorum.
özetle bir senarist olarak demirkubuz'u çok beğenmekle birlikte bir yönetmen olarak çok tuttuğumu söyleyemeyeceğim. çünkü benim sinemadan asıl istediğim öykünün bir belgesel gibi yalın bir gerçekçilikle anlatılması değil estetik ve şık görüntülerle süslenmesidir. adının yılmaz güney'le birlikte anılması konusunda da şöyle bir şey diyebilirim. hiç bir demirubuz filminde yol'daki gibi umut'taki gibi sürü'deki gibi harika görüntüler / çerçeveler göremedim, ordakiler gibi müzik duyamadım.
You need to log in to post a reply.