Karşı Pencere
29 replies · 609 views
shattimento wrote:
,hani tutulan konular,bir tutam nazi soykırımı-her zaman etkiler-,bir tutam yasak aşk,bir ölçek ırkların kardeşliği,allaaam ne kadar da kozmopolitiz falan). yada ben öyle hissettim,bilemiyorum
ilk izlenimlerdir bunlar.....
sadece saf italyanların olduğu bir film olsaydı yapmacık olmazmıydı. e tarihi olaylarda da bir yapmacıklık sahtelik yok. ben hepsini uygun ve gerekli buldum. ki açılış sahnesi tüylerimi diken diken eder, filmin önemli ve güzel sahnelerinden biridir. ayrıca bana 2. dünya savaşı filmlerinden sıkılmaya başladığım şu dönemde ortalığa kurşun saçan nazileri görmeden böyle bir anlatıma şahit olamak çok iyi geldi.
Açılış sahnesinin güzelliğine bir diyeceğim yok.Ama hatırlatırım zaten o sahneyi izlerken Nazi soykırımı ile ilgili olduğunu bilmiyorduk,çooookkk sonra konu oraya bağlandı(bu arada ben bu bağlayışa bayıldım.)
Bilemiyorum çok katı düşüncelerim yok bu konuda fakat sanırım son zamanlarda bu tür filmler çok izledim,ondan da olabilir,fakat ben genel olarak farklı ülkelerden farklı ırkların aynı apartmana doldurulması suretiyle kozmopolit bir görüş açısı yakalanmaya çalışılmasından sıkıldım.Bu dekor olarak kullanılan tiplerin hiçbiri derinlemesine incelenmiyor.Bu beni rahatsız etmiş olabilir.Ben izlerken daha mantık araya girmeden önce bana verdiği toplam duygudan bahsediyorum.
Filmde yan karakterlerin biraz yüzeysel kaldığını söylemek mümkün. Hatta Emine karakteri neredeyse gereksiz gibi duruyor. Herşeye rağmen "hınzırlıktan ve hinlikten nasibini almamış Almodovar" Ferzan abimizi alkışlamak gerek. Ayrıca gerçekten neden her filmde eşcinsellik?
caggins wrote:
Strier wrote:
Ayrıca gerçekten neden her filmde eşcinsellik?bu herkesi neden bu kadar rahatsız ediyor anlamış değilim.
sorunun içinde cevap cevabın içinde soru....
neden rahatsız ediyor?
çünkü her filminde var...
Magazine mi gireceğiz burada.Hayırr hayır bu kadarını kaldıramam:)
Yönetmen tercihleriyle kendini var eder,bunu kullanmayı seviyor,belki dekor olarak hoşuna gidiyor,tabiki bunu kullanması bile bir politik görüşü gösterir, fakat açık ya da sert bir söylemi yok bu konuya dair.
Her hikayesinde olay örgüsüne yakısıyor.Şimdiye kadar hiçbirinde sırıttığını düşünmüyorum. Bu hikayede ciddi şaşırttı da değil mi? Daha çok sanatsal kaygılarla yapıyor gibi.
Birçok yönetmenin birçok filminde hatta her filminde aynı şey bir şekilde vardır. Burada Ferzan'ınki eşcinsellik olunca ''verilen tepkilerden yola çıkarak söylüyorum'' birçok kişiyi rahatsız etmiş. Ben bunu esefle karşılıyorum sayın sermest...
Ayrıca shattimento'nun yazısının altına imzamı da atarım gayet güzel açıklamış arkadaşımız durumu...
Söylenecek çok fazla söz yok, filmi gösterimdeki ilk haftasında izlemiştim. Kadiköy'de dolanırken hala gösterimde olduğu bir sinema ile karşılaştım, bu kez tek başıma izledim. Kesinlikle iki kere izlenmeye layık bir film, her dakikasından zevk aldım.
Bu arada "Artık her Özpetek ürününden sonra hikayenin alt tabanına yerleştirilen filmin sonlarına doğru izleyicinin yüzüne tokat gibi vurulmaya çalışılan eşcinsel ilişki öğesinden sıkılmaya başladım... " eleştirisine de katılmamak mümkün değil, belki de filme dair en olumsuz söylenebilecek şey bu...
Öte yandan filmin sountrack'i kesinlikle arşivlik, ah CD'si biraz daha ucuz olsa... (MP3'ünü henüz bulamadım nette :P )
ferzan özpetek'e bu filmin neden bu kadar sevildiği sorulduğunda şöyle cevap veriyor :
"herhalde film insanların duygusal bir yerine dokunuyor"geçektende bu filmi izleyen herkes hikayenin bir yerinde sanki kendini görüyor filmin bu anlamda çok kapsamlı bir öyküsü var...
"Daha iyi bir dünyada yaşamak için çaba göstermelisiniz, bunu sadece hayal etmek yetmez, bunu siz yapmalısınız ben başaramadım"
Böyle replikleri olan filmden etkilenmemek mümkün değil...
You need to log in to post a reply.