Uğur Yücel
30 replies · 596 views
Uğur Yücel
Uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyordu. Alacakaranlık dizisindeki Tahir Kemal karakteriyle çok parladığını düşünüyorum. Gelecek yıllarda bir Don Corleone karakteri gibi aklımda yer edecek. Adam muhteşem bir iş çıkarmış. Üstelik karakol sahnelerinin diyaloglarını da kendisi yazıyormuş. Bu adam büyük bir cevher diyor ve sözü diğerlerine bırakıyorum.
dizi ve ozellikle ugur yucel hakkindaki buyuk ovguler sonucu ben de izledim sonunda. ugur yucel bu ulkeye bir gomlek ustun bir oyunculuk sergiliyo gercekten. ben dizinin diyaloglarini da cok begendim. alisik oldugumuz dizi diyaloglari yerine gunluk hayatimizda kullandigimiz o dogal o siradan sozcuklerden olusuyor ve siveler de cok basarili. bu da cok iyi bir oyunculukla birlesince izlediginiz seyin bir dizi oldugunu unutturuyor, soluksuz bir seyre kapiliyorsunuz. imirzalioglu da miroglu'ndan daha oturakli ve daha gercek bir karakter olmus. tavsiye ederim.
gerçekten geçen gün diziyi izlerken bu adam ne kadar da gerçek diye düşündüm ( kenan imrzalıoğlunu hırpaladığı bir sahnede -ve de özür dileyişinde) yani böyle bir karakter ancak bu şekilde davranırdı.Sanki kapıdan çıksa yanıma gelse ürküp şööle bir toparlanacakmışım gibi geliyor.
Görüyoruz birçok dizide /taşrada geçen/ yahu bu adam bööle konuşmazki, bu kelimeyi neden kullansın ki diye düşünüyorum.Bu karakteri sağlam oluşturmamak ve onu karşında görememekle ilgili bir durum...Dizide şööle bir düşünüyorumda bu sorun pek yok...
İlk üç... yerleri değişebilir ama isimler değişmez...
şener şen, haluk bilginer, uğur yücel...
ne yazık ki el üstünde tutulmuyorlar... pörtlek bolluğundan bu adamlara sıra geç geliyor ama işi yaptılar mı da kimsenin sesi soluğu kalmıyor.
helal olsun uğur yücele... yine mükemmel...
dün evde izledik. yine muhteşemdi. Türkan'ı uykusundan uyandırırken o ne karizmaydı öyle. Çok iyi oynuyor. üstelik bu adam oyunculuğu da o kadar seven biri değil. işin mutfağına kendini daha yakın hisseden bir adam için acayip bir performans
aziz ahmet dizisini hatirlarsiniz. bir zamanlar atv'de oynamisti yanilmiyorsam. aysegul aldinc'le birlikte.. dizilerin mantar gibi olmadigi o donemlerde gercekten cok keyif alarak izlerdim. oradaki oyunculugu ile belki de senaryo yazarinin bile yazarken hayal edemedigi zenginlikte bir karakter yaratmisti ugur yucel...
her seyi herkesi yargilamadan evvel kendi kosullarinda degerlendirmek lazim.ugur yucel kendi uzun metraj filmini sanirim tamamladi. bir roportajinda da cok onemli seyler soylemisti kendi uretim surecine dair. iyi isler yapmak istiyor ama bazen o iyi isleri yapacak olanaklari teget gecebiliyor insan. cesitli sebeplerle....
ilk filmiyle sinema tarihinin en iyi islerinden birini (yurttas kane) yapan orson welles soyle demisti omrunun sonlarinda "hayatimin ucte birini is yaparak, ucte ikisini de ahmaklara laf anlatarak gecirdim".. ugur yucelin sohpetlerinde soylediklerini okudugumda aklima dogrudan dogruya bu soz gelmisti benim. keske kendisiyle konusup bu soruyu ona sorsaydik. belki bir ara bu sitede o da olur.
uğur yücel'in filmi daha doğrusu iki filmlik procesinin adı yazı-tura. bir askerlik hikayesi olan film kenan imirzalioğlu ile olgun şimşek'in aralarındaki çarpıcı ilişkiyi yansıtıyor. hikaye ilk filmde k.imarzalioğlu'nun diğerinde ise o.şimşek'in anlatıcılığı ile aktaralıyor. tamami dicital kamera ile çekilmiş olan filmin revizyon montajı bitmek üzere. cannes'a yetiştirmeye çalşıyorlarmış. şimdilik bu kadar...
2 sene evvelki istanbul film festivalinde cumartesi günü yoğun bir film izleme maratonundan sonra(geceyarısı matinesine gidip sabah 5 te eve varmıştık) 1 2 saatlik uykudan sonra pazar sabah 10 matinesi için atlas sinemasına, vittorio de sica nın umberto d. filmine biletimiz vardı. ving le beraber parasız pulsuz bir şekilde film başlamadan 10 dakika önce kapıdaydık.
gidenler bilirler safahathane diye bir mekan vardır sinemanın giriş kapısında bir baktık uğur yücel gayet genç ve klas bir bayanla kahve içiyorlar (aralarındaki ilişkinin mahiyetini bilemiyeceğim) ama uğur yücelin sabahın o saatinde italyan gerçekçilerinin en babalarından olan de sica bABANIN 1960 yapımı filmine girmek için gelmesi kendisinde sinefil ruhunun bulunduğunun göstergesidir.
Dizinin başlayıp yavaş yavaş seyirciyle buluşup reyting açısından dikkat çekmeye başladıktan sonra kendisiyle ''Radikal'' gazetesinde yapılan bir röportajda artık oyunculuk yapmak istemediğini kendini tamamiyle yönetmenliğe vermek istediğini ama kendi filmini çekmesi için bir yerlerden para bulması gerektiğini söylüyor ''Alacakaranlık''ın da bir anlamda kaynak sağlamak için yaptığını belirtiyordu. Fakat aynı röportajın ilerleyen kısımlarında ise dizinin planlaladıklarından çok daha pahalıya çıktığını bu yüzden de film olayının aksayabileceğini belirtiyordu.
kizabilirsiniz belki ama ben bu diziyi film izler gibi izliyorum... çok begeniyorum ve ugur yücelin göründügü sahnelerde söyle bir yerimden hopluyorum. hiç bu kadar kaptirarak dizi izlememistim.
You need to log in to post a reply.