sinema tarihinin en iyi SAHNELERİ
35 replies · 958 views
Re: Bisiklet Hırsızları
N@N wrote:
"Bir film bu kadarmı hayatın içinden olur" dedirten film(ama neticede film değil mi)... Bu filmin En son sahnesi... Adam bisikleti çalar,yakalanır, afedilir ve çocuğu koluna sarılmış bir şekile karanlığa doğru ilerlerler. Filmde dramatize etmemek için üzerinde özenle durulmuş olmasına karşın; adam biraz ilerledikten sonra omuzuna çarpan arabanın adamın şoke durumunu vurgulaması ve çocuğun sendelemelerinin insanı öldüren etkisini unutamam... unutmayacam ;)
Ladri di biciclette (1948) bu filmin ismini yazmamışsın ama bisiklet hırsızları vittrio babanın en ünlü ve en iyi filmi lise 1 de izlemiştim sanırım. harikaydı gerçekten. yılmaz güneyin en fazla etkilendiği yönetmendir derler ilk dönemlerinde benzerlikler vardır.
yılmaz'ın umut filmi ve bu film aynı ruha sahiptirler. ikisininde sonu koparır götürür.
dönüş yok'un final sahnesinde monica belluci'nin çimlerin üzerinde bir kaç saat sonra başına gelceklerden habersiz bir şekilde kitap okuduğu sahne gerçekten harika beethoven 7. senfonisi ve gaspar noe' nin yukarıya çıkıp dönen kamerası da sahnenin ayrı bir teknik lezzeti ........
aşk zamanın kamboçyadaki final sahnesi gerçek bir şaheser
In the name of father'da Geronimo hapishanede ölür,tüm mahkumlar "geronimo öldüüü" diye bağırarak parmaklıklardan aşağıya doğru yaktıkları kağıt vs. parçacıklarını aşağıya doğru bırakırlar,gecenin zifiri karanlığında görsel olarak hoş bir sahnedir, dramatik açıdan da taş olsanız ağlatır.
shattimento wrote:
In the name of father'da Geronimo hapishanede ölür,tüm mahkumlar "geronimo öldüüü" diye bağırarak parmaklıklardan aşağıya doğru yaktıkları kağıt vs. parçacıklarını aşağıya doğru bırakırlar,gecenin zifiri karanlığında görsel olarak hoş bir sahnedir, dramatik açıdan da taş olsanız ağlatır.
bak,yine yaramı deştin...
Taxi Driver deyince akla hemen "You Talking To Me?" kısmı gelir, ama asıl baba sahne Robert De Niro ile Peter Boyle arasındaki konuşma sahnesidir.
Sahnedeki konuşmalar (her iki babanın da metod aktörü olması nedeniyle) neredeyse tamamen doğaçlama olarak oluşmuştur. Senaryoda sanhe çok daha kısadır ancak filmde Boyle Wiz karakterine kendini öyle kaptırmıştır ki senaryodakinden neredeyse bağımsız olarak Travis'e akıl verir. Burada rol yapıldığına inanmak imkansız. Aynı zamanda Travis'in yalnızlığını, ayrı oluşunu en iyi anlatan sahne de budur: Ne o Wiz'e derdini anlatabilir, ne de Wiz ona yardımcı olabilir. Yakın çevresi tarafından bile anlaşılamayan Travis gerçeklikle ipi tamamen koparır ve "spiral merdivenden" aşağı doğru koşmaya başlar...
Sinema tarihi demeyeyim de benim en sevdiklerimi yazayim. Nitekim o kadar yetkin degilim...
Braveheart: Wallace savasi baslatmadan, çapulcu askerlerine döner. "Ya evinizde her gece uyurken öleceksiniz, ya da burada onurunuzla bir kere öleceksiniz".
Ihtiras rüzgarlari: Brad Pitt, hatunu görmeye gelir. Abisiyle evlidir hatun. Giderken elini sapkasina atar, bir bakis firlatir ve arkasini döner. Oyunculuk dersi gibidir.
Masumiyet: Jon Irenicus bir tiyatro sahnesi olarak kabul ettigi için sevmez ama, Haluk Bilginer'in sarip, hikayesini anlattigi sahne. Nedir o nedirrrr?
En iyi arkadasim evleniyor: julia roberts'in en iyi arkadasiyla köprünün altindan geçtigi sahne. "o an bir kere gelir ve geçer"... köprünün altinda zaman neredeyse durma noktasina gelir ve müthis bir yönetmenlik becerisi olarak kabul ediyorum.
Karayip Korsanlari: Kaptan Jack Sparrow'la tanistigimiz sahne. küçük tekneye koca gemi muamelesi yapar. Tekne batarken de arkasina bakmadan iskeleye çikar. anlatilmaz izlenir.
Hababam Sinifi Tatilde: Saban kizlarin çadirinda casusluk yapar. ama çadira mikrofon yerlestirilmistir. Saban cadirdan çiktiginda bütün hababami karsisinda görür. O yüz ifadesidir.
Ayni film... Müfettis kazanda sabani bulur. Aralarina geçen diyalog tam anlamiyla tüluatin sinemaya uyarlanmasi olayidir. Yarar geçirir. Bir krizden girilir digerinden çikilir. Ertem Egilmez rahmetle anilir.
hababamdan bir sahne de benim aklima geldi. hababam tunel kazarak okuldan kacacaktir. kazdiklari tunel mahmut hoca'nin odasina cikar. tunelden en son cikan saban mahmut hoca'yi karsisinda gorunce: "aa mahmut hoca! mahmut hoca da okuldan kacmis.."
masumiyet'te bekir'in (haluk bilginer) sarhos olup sinir krizi gecirdigi sekans da inanilmazdir. merdivenlerden yalpalayarak cikarken ona "abi yardim edeyim" diyen yusuf'a (guven kirac) dili dolanarak soyledigi "abinin amina koyim..." cok icten ve cok guzeldi. akabinde odada ugur'a (derya alabora) "orrrrosspuuu!!" diye bagirarak yasadiklari kriz ve hatta katarsis inanilmaz etkileyiciydi.
yilmaz guney'in yol filminde de cok sayida unutulmaz sahneler vardi. mesela yillar sonra karsilastiklari karisiyla trenin tuvaletinde is tutmaya calisirken ahaliye yakalanmalari ve sonrasinda yasananlar unutulmaz sahnelerdi. "bazi seyler vardir anlatilmaz" repligi cok guzeldi o sahnede.
filmin sanirim diyarbakirda gecen sahnesinde bir cerceve vardi ki 80 darbesi sonrasi "disaridaki" degisimi tek karede anlatiyordu.. bir gazete bayisinin onunde posterler var. kenan evren posteri, yaninda daha yeni kadina donumus bulent ersoy'un posteri. "kökten" degisimin basladiginin en guzel isaretleriydi onlar.
bizim aile filminin cok ozel bir yeri vardir bende. ozellikle minur ozkul'un bence turk sinema tarihinin en iyi tiradlarindan birini oynadigi sahne nasil unurulur? hem oyunculugun olaganustu sade ve guclu olmasindan hem de tiradin sasilasi lezzetinden dolayi...
tam metni eksi sozlukte buldum.. buyrun tekrar tekrar okuyun..
***yaşar usta-saim beyi görecektim.
sekreter-randevunuz var mi?
yaşar usta-yok.ama yaşar usta derseniz beni kabul eder.çok önemli.
sekreter-hiç sanmıyorum ama bir sorayım.(telefonda) saim bey, yaşar usta diye biri sizinle görüşmek istiyor.peki efendim.(yaşar usta'ya) sizi bekliyorlar, buyrun.
(içeri girer)
saim bey-söyle ne istiyorsun?
yaşar usta-bak beyim, sana iki çift lafım var.koskoca adamsın.paran var, pulun var, herşeyin var.binlerce kişi çalışıyor emrinde.yakışır mı sana ekmekle oynamak.yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak.ama nasıl yakışmaz.sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saaddeti çok gören.anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor.ama ben boşuna konuşuyorum.sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.hıh.sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim bey.sen mi büyüksün.hayır ben büyüğüm, ben, yaşar usta.sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç.gözümde pul kadar bile değerin yok.ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiç birşey yapamayacaksın.yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi.çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız.bizler birbirimizi seviyoruz.biz bir aileyiz.biz güzel bir aileyiz.bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun.dokunma artık aileme.dokunma çocuklarıma.dokunma oğluma.dokunma gelinime.eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemis olan ben, yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni.anlıyor musun.vururum ve dönüp arkama bakmam bile.(çıkar) ***
gecen gün bi kanalda yine izledim we yazmak istiyorum.NAMUSLU:)
belli başlı filmlerden sonra cok hoş duygular bırakan harika bir turk filmi,şener şen in hastenede yattiği sahne,soyulduktan hemen sonra kendi çaliştiği işyerinde yaşadıkları falan filan.her sahne güzel diyorum ben:)
finito.
Martin Mystere wrote:
bizim aile filminin cok ozel bir yeri vardir bende. ozellikle minur ozkul'un bence turk sinema tarihinin en iyi tiradlarindan birini oynadigi sahne nasil unurulur? hem oyunculugun olaganustu sade ve guclu olmasindan hem de tiradin sasilasi lezzetinden dolayi...
biraz önce sahneyi okuyunca yine tüylerim diken diken oldu...
münir özkul çok büyük oyuncuydu...
of bunu yazmayı nasıl unutmusum. tabii ki blade runner'in finali.
*Roy Batty: I've seen things you people wouldn't believe. Attack ships on fire off the shoulder of Orion. I watched C-beams glitter in the dark near the Tannhauser gate. All those moments will be lost in time, like tears in rain. Time to die.
Deckard: I don't know why he saved my life; maybe in those last moments he loved life more than he had ever before. Not just his life; anybody's life. My life.*
You need to log in to post a reply.