istanbulfilm festivali
41 replies · 924 views
ben 23 nisan'da kör kuyuya bilet bulamadım ama kapıdan alıcam heralde,karpuz kabuğundan gemiler yapmak'a gideceğim ve o gün bi filme daha rezervasyonum vardı ama emin diilim.
25 'inde american splendor,kanka ve gozu var.
24'ünde de heralde baba ve oğul vardı.
Bu arada ben masalcıları gördüm,yaani !!! çok sevmedim ama bazı sahneleri çok komikti,hikaye pek hoşuma gitmedi.Görsel açıdan pek sorun yoktu ama ööle ,
tabi bi de uygun bi vaktimde uzuuun uuuzuuun iki düşünce arasındaki sessizlik konusunda konuşmak istiyorum.
hurreyyyy! çok sevindirdiniz bak şimdi beni...tamam arkadaşınız gelmezse o bilet rezerve edildi.
karpuz kabuğundan gemiler yapmak
Filmi seyretme şerefine nail oldum.Salon full doluydu yer kalmadı,iskemlelerde bile seyredenler vardı.
Film harikaydı eklenecek başka bir kelime yok.
Ancak Ahmet Uluçay'ın durumu pek de iç açıcı değildi.Sanırım bir geçirdiği rahaztsızlık onu kötü etkilemiş.
İnşallah sağlığı düzelir ve devamını getirebilir.
ataraksiyant wrote:
en iyi türk filmi ödülünü ahmet uluçay kazandı karpuz kabuğundan gemiler yapmakla biz arkadaşlarla biz almışız gibi sevindik adamın ne zorluklarla film yaptığını bilince daha anlamlı oluyor ödül zaten o da ödülünü alırken "sırf sinema çekebilmek için yoksul bir hayat yaşattığım eşim için alıyorum bu ödülü, büyük yönetmen odur" dedi.
en iyi yönetmen zeki abimiz
altın lale de tsai ming-liang'ın elveda sinemasına gitti yani bütün tercihler bizzat sinemayı konu alan filmlerden yanaydı ve ne güzeldi devamı gelir inşallahbu arada festivalden sonra sinemalarda nicotina, wilbur ölmek istiyor, şeytana karşı'yı izleyebileceğiz günaydın gece ise zaten girdi gösterime ve hararetle tavsiye ediyorum filmi.
bu hafta izlediim tüm filmleri yazıcam ama önce Karpuz kabuğundan Gemiler Yapmak hakkında konuşmak istiyorum.
Ödülü aldığına sevindim çünkü zaten arkadaşımla filmi izlediğimizde umarız alır uluısal yarışmayı demiştik.
bu kadar güzel böyle yüzünüzde kocaman bir gülümsemeyle izlediğiniz,azmin ve birşeyi çok sevmenin bir şeyi yapmayı çok istemenin ne demek olduğunu gösteren bir film.
Filmi izlediğimiz ortam açısından da bu festivalde ilk defa festivalin yaşayan bir festival olduğunu hissettim. Ahmet Uluçay ve ekibi(ya da ona destek veren arkadaşları diyelim),Nuri Bilge Ceylan,Ezel Akay,Serra Yılmaz,Necati Sönmez vs. birçok eleştirmen yada bir şekilde yüzünü bildiğim sektör çalışanları ve geçmiş festivallerden simaları tanıdık gelen birçok insan ....
Ben bi ara aşka gelip-ellerim patlayana dek alkışlayarak- " Ellerinize sağlık.Hepinizi çok seviyorum,iyi ki varsınız,iyi ki (siz bilmeseniz de ) yaşamımdasınız..." demek istedim.demedim.Arkadaşıma dedim.o da güldü. Sanırım"recisör" olamıcak:))
walla benim izlediğim festivaller açısından özellkikle geçen senekiyle kıyaslandığında kat kat üstün ve son 5 yıldaki festivallerle kıyaslandığında(tabi yine izlediğim filmler ve kendi beğenilerim doğrultusunda) en iyi festivaldi diyebilirim...
sırasız izlediğim en iyi beş film...
lucas belvaux'un üçlemesi
kahve ve sigara
dünyanın en hüzünlü müziği
aşık kadınlar
büyük tıkınma
bu arada yeşim ustaoğlu ve ahmet uluçay'ın filmleri gösterime girecek mi acaba?
Ahmet Uluçay'ın filminin gösterime girmesi festivallerdeki performansına bağlıydı. İstfest'den yüzünün akıyla çıktı ve Toronto Film Festivaline davet edildi. Cannes Film festivaline başvurulmuş. İki İhtimal var; ya Cannes dan sonra (kabul edilirse) ya da mayıs-haziran-temmuz aylarından birinde gösterime girecek.
karpuz kabuğundan gemiler yapmak , önce uluçay'ın hastalığı ve parasızlığına ardından ifr'nin vefasızlığına takıldı. en son sorduğumda festivalden iyi performans alırsa gösterime girer, yoksa yurtdışına göndereceğiz önümüzdeki sezon girer vizyona diyorlardı. ve neredesin firuzeye abanmalarından ötürü uluçayın filmi altın portakala katılamamıştı adı yazılmasına rağmen. bunların üzerine, ödül alınca adamcaazın yanında sahneye fırlamaları kadar abes bir şey düşünemiyorum. oysa aldığı ödülü bile onların eline teslim ettikten sonra elini kolunu sallaya sallaya indi. işte has adam, işte harbi yönetmen dedirtti bir kez daha
bu arada filmlerden ben de bahsetmek istilyorum vizyona girmesini şiddetle umduğum bir film profesyonel dusan kovacevic (umarım yanlış yazmadım) yugoslavya'nın son 10 yılki dağılma-kendine gelme sürecini, özgürlük yanlısı bir profesör ve onu 10 yıl boyunca takip eden komünist sivil polis üzerinden mizahi bir üslupla anlatan çok güzel bir filmdi.
Öğleden sonra beşte ve Kanlı Altın , tam da Derek Malcolm'un dediği gibi, İran'ın tamamen dışarıya yönelik yapmaya başladığı için çuvalladığı filmlerdendi. Buna karşılık Behram Beyzai'nin Küçük Gariban Başu'su, iletişim üzerine mükemmel bir filmdi. Kendisi festivale, belirttiği tarihten çok geç gelmiş Ödül gecesi görebildiğim iki dakikada, hayranlıkla filme bayıldığımı söyleyebildim o kadar oysa uzun uzun konuşmak isterdim.
bir ilginç film, tulse luper'in çantalarıydı. dogville kıvamında başlayan film, daha sonra açıldı ve hatta iyice açıldı :) bir üçlemenin ilk bölümü olan film, (konusunu anlatmıyorum) fransızca altyazısı, senaryo yazıları, çerçevenin 15'e bölümü, anlatıcının üç değişik vesikalık görüntüsü eşliğinde ilerleyişi ve elbette konusu bakımından takibi güç bir filmdi biraz yorucu açıkçası ama üzerinde kafa yorulduğu belli iyi bir filmdi.
ken russell amcanın son filmini gördüm, el kamerasıyla, fantazi dünyasında esip gürlediği film, dr caligariden kopmuş gelmişti (akıl hastanesinin başhekiminin adı calahari)
aklıma gelmiyo şimdi başka, insan nedir ki yi göreniniz var mı?
You need to log in to post a reply.