Skip to content

istanbulfilm festivali

41 replies · 924 views

EL
eliza bennet
Joined: Apr 05, 2004
396 posts
Apr 27, 2004, 09:52 AM#10972

Ben sadece 5 film izledim bu sene ama kesinlikle 5'te 5'ti hepsi de.

**Spring Summer Autumn Winter.... and Spring ** zaten yönetmen Kim Ki Duk en sevdiklerim biri olduğundan beğenmek üzere gittim ve umduğundan çok daha fazlası çıktı - Coast Guard filminde biraz bozulmakla beraber, bu filmle anında düzelltti kendini benim gözümde.

** Aguirre Wrath of God ** Herzog'tan sadece Cobra Verde'yi izlemiştim o da beni pek açmamıştı ama bu film için fazla söze gerek yok zaten neredeyse mükemmeldi. Tabi ben herkesin İngilizce konuşmasına taktım biraz ama ne yapalım artık o kadar da olsun dedik.

Blind Shaft Başrol oyuncularının performası ve filmin konusu keyifli bir seyre yetti.

** Last Life in the Universe** Bu film beni uçurdu, zaten Asano Tadonobu'nun hastasıyım yani kötü filmde olsa umrumda olmayacaktı ama inanılmaz güzeldi. Hani resim gibi filmler vardır ya, onlardan biriydi.

Gozu Miike yine yapacağını yapmış. Neredeyse bir şaheser. Ben tabi adam ne çekse beğeniyorum ama Lynch ve Cronenberg sevenler özellikle kaçırmasınlar.

YO
yojimbo
Private Joker
Joined: May 27, 2002
1,020 posts
Apr 27, 2004, 10:42 AM#10975

gozu çok garipti. hele japonca bilmeyen amerikali kadinla yapilan diyalog inanilmazdi.

SH
shattimento
Joined: Dec 18, 2003
311 posts
Apr 27, 2004, 11:49 AM#10989

ben de geçen hafta izlediklerim üzerinden bir geçeyim. Karpuz kabuğundan gemiler yapmak'tan bahsetmiştim.Ben bayıldım.

Kör kuyu konu çok iyiydi,zekice kotarılmış bi film.seyirciyi de sıkmadan derdini anlatabildi.

Gozu:Sadece o neydi be.... diyebiliyorum.Abi hakkaten aşmış,en iyisi değil ama izletiyor kendini.Absürddü gerçekten. (Arkadaşım biletini teyzesine vermek zorunda kaldı,kadıncaaza çok ağır geldi,bi çok yerde gözünü kapadı.Düşmana yapılmaz bu işkence :)

Amerikan Splendor: Yarı belgesel yarı kurmaca tavrı ile yaratıcı bir çalışma olmuş.Vizyona girsin uzuuun uuuzuuun tartışırız.

Kanka:Tam seyirlik bi film.İzlemesi kolay,iyi hikaye,festival için iyi bir finaldi...

ST
Strier
Joined: Nov 13, 2003
165 posts
Apr 27, 2004, 11:55 AM#10991

**1.Alexandra'nın Planı:**İlginç bir noktadan yola çıkmasına rağmen , gittikçe sıradanlaşıyordu. Evlilik ve cinsellik üstüne yeni olmayan ama ilginç şeyler söylüyordu.
**2.Wilbur Ölmek İstiyor: **Zaten gösterime girecek o zaman konuşacağızdır ama çok fazla bişey beklemeyelim.
**3.Annemler Yemeğe Geliyor: **Benim için hayalkırıklıklarından biriydi festivalin.
**4.Aquirre,Tanrının Gazabı: **Filmin anlatmak istediklerini ve yapısını(Teşekkürler Soze!) çözüp anlamama rağmen filme ısınamadım. Hatta ilk seyrettiğimde bu nasıl bir başyapıt dedim kendi kendime.
**5.Fitzcaraldo: **Ben Herzog'a çok ısınamadım, bu filmde herkes gülüyordu o da ayrı bir olay. İki Herzog filminde de azımsanamayacak insan salonu terketti.
**6.Dönüş:**Vizyona girdiği zaman ne muhteşem birşey olduğunu göreceksiniz!
**7. Büyük Tıkınma:**Hiç unutulmayacak bir film. Sersem etti herkesi.
8. Kanlı Altın: Gücünü sadeliğinden ve eleştirel bakışından alan tipik iran sineması örneklerinin iyilerinden biriydi.
**9.Lucas Belvaux'un üçlemesi : **Bir yerden bulup arşive katmak lazım,muhteşem.
**10.Twentynine Palms: **İnsanlık faciasından sonra Dumont'un toparlanışı olarak görmek istyiyorum bu filmi. Sabırla seyrettim, şok oldum. keçiboynuzu meselesi var biraz tabi..
11.Genç Tanrılar: Kuzey Avrupa'da seksin gündelik hayata ne kadar kolayca yerleştiği ve bununda iyi birşey olmadığını anlatıyordu. Yönetmenin filme hakim olmadığını filmden sonra yaptığı söyleşide çok daha net görmekle beraber yine de fena değildi.
**12.Kör Kuyu: **Kominist Çinde geçen kapitalist bir hikayenin yarattığı ironiyi sonuna kadar kullanan hoş bir filmdi ama öyle mi bitmeliydi?
**13.Yılın Adamı: **En büyük hayal kırıklıklarından biri. Film kötü değil ama okadar şişirildi ki beklentiler büyüdü ve karşılanmadı tabiki.
**14. Masalcılar :**Hoştu ama Keşke başka film görseydim.
**15. İlkbahar Yaz Sonbahar Kış ve İlkbahar: **Hayranlıkla seyredilen , huzur veren , basit ama can alıcı göndermelerle kurulan dairesel hikayesiyle mutlu eden bir meditasayon.
**16.Dünyanın En Hüzünlü Müziği: **Elleri dert görmesin bu filmi getirenlerin.Absürd diye buna derler.
**17.Kahve Sigara:**Bu kadar eğleneceğimi tahmin etmemiştim açıkcası.

İyi bir festivaldi ama yeni filmler beni hayalkırıklığına uğrattı. hemen hepsinin çıkış noktası ilginç ve şaşırtıcı ama filmler ilerledikçe sıradanlaşmaya başlıyorlar. Ustalara Saygı kuşağını ise unutmak istiyorum. Nedense tüm merakım, isteğim ve iyi niyetimle gittiğim,sevmek ve hayran olmak için hazır kıta beklediğim Herzog filmlerini sevemedim.Herzog ustayı anlayamadığım için kendisinden özür diliyorum huzurunuzda.

LY
lynch2046
Joined: Jun 01, 2002
109 posts
Apr 27, 2004, 01:58 PM#11012

bence festivalin en iyi beş filmi:
1-Baba ve oğlu
2-kahve ve sigara
3-son tren
4-dünyanın en hüzünlü müziği
5-twentynine palms
izlediğim 26 filmin içinde çok azı beni hayalkırıklığına uğrattı.ruslar çok sağlamdı."romans 2" şok edici bi deneyimdi.latin amerika sineması takip edilmesi gerektiğini kanıtladı."reconstruction"açılışıyla ve "kader"e bakış açısıyla hayranlık uyandıran bi filmdi."elveda sinema"nın gerçek zaman takıntılı yönetmeni ming liang,o kadar uzun bi "işeme" sahnesi çekmişti ki "gerçekdışı"olmaktan kurtulamamıştı.ulusal yarışmadan hiç film göremedim ve reha erdem in "insan nedir ki"sinin gösterime girmesini çok istiyorum.bir de hiç russell izleyemediim için çok hayıflandım.ist.film festivalini ilk kez takipeden biri olarak aradıımdan çok fazlasını buldum.

SH
shattimento
Joined: Dec 18, 2003
311 posts
Apr 27, 2004, 02:14 PM#11015

Festival dolayısıyla kıskandıklarımın listesini açıklıyorum,

Dönüş'ü
Kahve ve sigara'yı
Twentynine Palms'ı
Dünyanın En Hüzünlü Müziği'ni
İlkbahar yaz sonbahar kış ...ilkbahar'ı görenler

-benden çok film görenler
-christopher doyle'un söyleşisine katılanlar

bu kadar....

her festivalden sonra aynı haset durumu oluyor, göremediklerim için şimdi bir hafta üzülürüm ben yaa.ne bahtsız bi tostosum ben.

AL
albatRoz
Joined: Apr 28, 2004
1 posts
Apr 28, 2004, 08:38 AM#11055

festival filmleri

Blues belgesellerini izledim, belgesel olarak pek iyi bulamadım ama filme konuk olanlar yüzünden mutlu oldum diyebilirim, en azından avutabilirim. Hele Piano Blues, C.Eastwood yönetmen anladık ama filmde görünmesi ve hatta ekrandan çıkmamasını anlayamadım. Wim Wenders de filminde gözüktü ama kaç sahne. C.E. filmi kendine çekmiş yada torunlarına herhalde.

C.Boe'nin Halk Jürisi'nin beğendiği filmi Yeniden Sev Beni'yi de izledim, filmin içine karmaşa girince izleyiciler daha çok beğeniyor galiba. Filmi izlerken anlamaya çalışmak, aynı anda filmi izlemek stressli ama eğlenceli idi. Tekrar izleyebilirim.

Konuşmalı bir Film bence deneysel belgesel olabilir. Anlamakta zorlanıyor olabiliriz belki de. Ve hatta bir filmin nasıl **olmaması **gerektiğini anlamak için izlenmeli. Herhangi bir filmi seyrederken filmin sonunu kendi kafamda tasarlamaya çalışırım, kendi sonumu oluştururum genelde. Bu filmde sonu gelmeyecek gibiydi en iyi son filmi kesip atmak olurdu yönetmen de mecburen böyle yapmış, bir patlama ve bum! film bitti, hadi dağılın sinefil sürüsü.

Kıbrıs hakkında iki belgesel seyrettim. İlki Hangi Kıbrıs? diğeri de Pile - Beraber Ayrı Yaşamak idi. Hangi Kıbrıs? sorusuna ben de hangi belgesel sorusunu soruyorum aslında. Belgesel için ideal bir konuyu nasıl anlatamayız diye zorlamış Rüstem Batum. Çekilen görüntüleri peşpeşe dizerek belgesel çekiliyor ise niye uğraşalım ki biz de. Prodüksiyon aşamasına gereken özeni vermemişler diyorum. Pile filmini iyi ki ondan sonra seyretmişim. Konuya Rum'lar açısından bakmayı istiyordum, güzel oldu. Ayrıca Batum'un filminde Kıbrıslı Türklerden hiç duyamadığımız, sesi bize gelmeyen insanları da duymuş oldum.

Cypher filmi de konusu ve görüntüleri ile cezbetti.

Yurttaş Kane filmini sinemada seyretme şerefine de nail olduk.

Gündüz Saatleri filmi izlerken sıkıldım, açıkçası. Filmden çıktıktan sonra bu konuyu anlatmanın eğlenceli bir yolunu bulamadım. Konuyu ruhumuza işlemek için sıkılmamız, sıkışmamız, çıkış yolu bulamamamız gerekiyordu diye düşündüm.

Kahve ve Sigara makinalı tüfek gibiydi. Seri ve can alıcı. Tesla diyorum başka bi şey demiyorum.

Ara filmine gitmeye çalıştık ama olmadı, onun yerine garip bir aksiyon filmi izledik, enteresandı ne diyelim.

Bugün ve Yarın, gerçekten kim bu Ale.Chomski ve bu kadar sıran bir konuyu, bu kadar sıradan bir anlatımla film yapıp etrafta dolaşabilir? Sanırım ben de bir sorun var.

Yanan Ateş bu filme körlemesine daldım, benim önümdeki seyircilerin hepsi davetli gelmişti ve çoğu Bosna-Hersek'li idi sanırım, hepsi birbirine selam verip durdu. Filme gelirsek "Selamsız Bandosu" filmine benzettim konu olarak. Anlatmaya çalıştığı savaş dramına komedi unsuru katılınca iş biraz cıvıklaşmış.

Saygılar.

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Apr 30, 2004, 12:30 PM#11197

yılmaz erdoğan karpuz kapuğundan gemiler yapmak için seyircisiz filme ödül verdiler demiş...

Yılmaz "abi" çok ayıp ettin...

YO
yojimbo
Private Joker
Joined: May 27, 2002
1,020 posts
Apr 30, 2004, 12:40 PM#11199

bu laf dogruysa "oha" demek istiyorum. hatta dogru olduguna inanarak risk aliyor ve pesinen OHA! diyorum.

yazik.

ST
Strier
Joined: Nov 13, 2003
165 posts
Apr 30, 2004, 12:41 PM#11200

Kesinlikle doğrudur.
OHA ÇÜŞ vb..

ST
Strier
Joined: Nov 13, 2003
165 posts
Apr 30, 2004, 12:46 PM#11202

Jüri de "Vizontele Tuuba" da ciddi dramatik hatlar vardı diyerek sert bir cevap vermiş galiba.

SH
shattimento
Joined: Dec 18, 2003
311 posts
Apr 30, 2004, 01:12 PM#11205

Ya gerçekten Yılmaz Erdoğan bööle bişi demiş,biz arkadaşlarla dün akşam uzun uzun sövdük zaten,daha fazla bişi diyemiciim.
densizlik ve haddini bilmemek,ama filmi görmeden konuştuğuna da çok eminim ya,

You need to log in to post a reply.